İçeriğe geç

1.1 · Seviye 1 · Zemin

Koçluğun tanımları

ICF, EMCC ve akademik tanımları karşılaştırıp ortak üç öğeyi bulur

Koçluk Akademisi — M01, Koçluğun Doğası · 1.632 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.

Görüşmeden bir an

Salı öğle arası, Nehir'in çalıştığı lojistik firmasının mutfağı. İnsan kaynakları biriminden çalışma arkadaşı Banu, Nehir'in masasında gördüğü bir kitabı soruyor. Kapağında "koçluk" yazıyor.

Banu: Sen de mi koç oluyorsun? Herkes koç oldu. Tam olarak ne yapıyorsunuz, onu bir anlat bakalım.
Nehir: Koçluk, danışanla, onu kişisel ve mesleki potansiyelini en üst düzeye çıkarmaya esinlendiren düşündürücü ve yaratıcı bir süreçte ortaklık kurmaktır.
Banu: Ezberlemişsin. Peki benim anlayacağım dilde?
Nehir: Şey... Biri gelir, bir konuyu konuşmak ister, ben de sorular sorarım.
Banu: Ben de çalışanlarla konuşurken soru soruyorum. Ben de koç muyum?

Nehir'in iki cevabı da yanlış değildi. Birincisi bir meslek kuruluşunun cümlesiydi; doğruydu ama Banu'ya bir şey söylemiyordu. İkincisi sadeydi ama 0.2'de gördüğümüz gibi soru sormak koçluğu ayırt etmiyordu. Akşam Feride Hanım'a durumu anlattığında aldığı cevap kısa oldu: "Üç tanım bul, yan yana koyma, üst üste koy. Üçünde de olan neyse, onu Banu'ya anlat." Bu ders o alıştırmayı yapıyor.

Kavram

Koçluğun kelime kökü bile yolculuk anlatır. "Koç" kelimesi Macaristan'ın kuzeyindeki Kocs kasabasının adından geliyor; orada yapılan at arabaları Avrupa'ya bu adla yayılmıştı. Bir kişiyi bulunduğu yerden gitmek istediği yere taşıyan araç fikri, kelimenin sonraki bütün kullanımlarına sinmiş durumda.

Bugün üç tür kaynak koçluğu tanımlıyor. Birincisi meslek kuruluşları. Uluslararası Koçluk Federasyonu'nun tanımını 0.2'de gördük: danışanla, onun potansiyelini en üst düzeye çıkarmaya esinlendiren, düşündürücü ve yaratıcı bir süreçte ortaklık kurmak. Avrupa kökenli meslek kuruluşu EMCC ise farklı bir yol tutuyor: kendi etik kurallarında koçluğu ayrıca tanımlamak yerine koçluğu, mentorluğu ve süpervizyonu tek bir meslek çatısı altında topluyor. İkincisi akademisyenler. Elaine Cox, Tatiana Bachkirova ve David Clutterbuck'ın el kitabındaki tanım şöyle: koçluk, danışanın ve olası başka paydaşların yararına, istenen ve kalıcı bir değişimi desteklemek için yapılandırılmış, odaklı bir etkileşim ile uygun strateji, araç ve tekniklerin kullanıldığı bir insan gelişimi sürecidir. Üçüncüsü uygulamanın kendisi, yani koçların her gün kendi tanıtım metinlerinde yaptığı tarifler.

Tanımları üst üste koyunca üç öğe ortak çıkıyor. Birincisi bir ilişki: ortaklık, etkileşim, bir başkasıyla birlikte yürünen bir süreç. İkincisi bir yapı: süreç odaklıdır, başı, sonu ve bir amacı vardır. Üçüncüsü bir yön: danışanın gelişimi, değişimi, potansiyeli. Akademik tanım bir şey daha ekliyor: değişim yalnızca danışanın değil, "olası başka paydaşların" da yararına olabilir. Bu küçük ek, 0.5'te konuştuğumuz sponsoru tanımın içine alıyor.

Tanımlar bir konuda da ayrışıyor: koçun ne kadar yön göstereceği.

Perde arkası

El kitabının girişi, koçluğun bu kaymasını açıkça anlatıyor. İlk koçluk biçimlerinde koç bir görevi gösterir, danışandan aynısını yapmasını ister, performansını gözler ve kendi deneyimine dayanarak geri bildirim verirdi. Yazarlar bu biçimin öğretimle çok ortak yanı olduğunu söylüyor. Öğretimden ayrıldığı nokta, görevin koç tarafından verilip dışarıdan gözlenmesinden, danışanın kendi deneyini yönetip kendi gözlemini yapmasına geçişti.

Aynı giriş, tanımlar hakkında dürüst bir tespitte bulunuyor. Koçluk kitapları neredeyse her zaman bir tanımla başlıyor ve bu tanımlar koçluğu insanların tam potansiyeline ulaşmasına yardım eden bir strateji olarak tarif ediyor. Ama yazarlara göre bu tanımlar, koçluğu en yakın komşularından, mentorluktan, psikolojik danışmanlıktan ve danışmanlıktan ayırmaya yetmiyor; çünkü o yardım biçimleri de aynı iddiaları taşıyor.

İkinci kaynak bir etik metni ve tanım açısından öğretici bir boşluk taşıyor.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Gerçek koçluk hiçbir zaman yön göstermez."
Doğrusu

Koçluk yönlendirici bir kökten geliyor ve bugün de yelpazenin her yerinde koçluk yapılıyor. Bir sporcunun tekniğini düzelten koç ile bir yöneticinin kendi kararını bulmasına eşlik eden koç farklı noktalarda duruyor. Bu akademi yönlendirici olmayan uca yakın bir duruş öğretiyor, ama bunu bir saflık ölçütüne çevirmiyor; ileride bilgi vermenin ve izin istemenin yolunu da işleyeceğiz.

Yaygın yanlış"Bir meslek kuruluşunun tanımı, koçluğun ne olduğunu kesin olarak belirler."
Doğrusu

Meslek kuruluşlarının tanımları kendi üyelerinin ne yaptığını tarif eder ve birbirinden farklıdır; biri koçluğu ayrı tanımlarken öteki mentorlukla birlikte ele alıyor. Akademik tanımlar da bir kesinlik iddiasında değil. Bir tanımı ezberlemek yerine tanımların ortak öğelerini ve ayrıştıkları yeri bilmek daha kullanışlıdır.

İki sürüm

Ertesi gün aynı mutfak. Banu sorusunu tekrarlıyor ve Nehir bu kez iki farklı biçimde cevap verebilir.

Zayıf sürüm

Banu: Hadi, benim anlayacağım dilde anlat. Koçluk ne?
Nehir: Danışanın potansiyelini maksimize eden, düşündürücü, yaratıcı, yapılandırılmış bir gelişim ortaklığı.
Banu: Yine kitap konuştun.
Nehir: Ama tanım bu.

Güçlü sürüm

Banu: Hadi, benim anlayacağım dilde anlat. Koçluk ne?
Nehir: Üç şeyi var. Biri bir konuyla gelir ve o konu onundur. Birkaç kez, belli bir düzende konuşuruz. Amaç onun bir şeyi değiştirmesi ya da öğrenmesi, benim ona akıl vermem değil.
Banu: Ben çalışanlarla konuşurken de soru soruyorum ama.
Nehir: Sen şirket adına konuşuyorsun, konuyu çoğu zaman sen getiriyorsun. Bu kötü değil, sadece başka bir iş.
Banu: Yani fark sorularda değil, kimin konusu olduğunda.

Zayıf sürümde Nehir tanımların kelimelerini karıştırıp yeni bir ezber cümlesi kuruyor. Cümlenin her parçası bir kaynaktan geliyor, ama Banu'ya hiçbir şey göstermiyor; "ama tanım bu" cevabı da konuşmayı kapatıyor. Güçlü sürümde Nehir tanımın kelimelerini değil öğelerini kullanıyor: konunun kime ait olduğu, bir düzenin olması ve değişimin danışanda gerçekleşmesi. Banu'nun itirazına da, 0.2'deki gündem sahipliği ölçütüyle, Banu'nun işini küçümsemeden cevap veriyor. Son replikte Banu ölçütü kendi kelimeleriyle söylüyor; anlatmanın işe yaradığının en iyi işareti, karşındakinin onu kendi cümlesiyle geri vermesi.

Sınır notu

Tanımların ortak üç öğesi bir koçluk görüşmesini tanımaya yardım eder, ama koçluğu her komşusundan ayırmaya yetmez. İyi bir psikolojik danışmanlık görüşmesi de bir ilişki, bir yapı ve bir değişim yönü taşır. Koçluğun alanında mı? Bu sorunun cevabını tanımlar vermiyor; onu terapiyle olan ilk çizgiyi işleyen 1.4'te ve ruh sağlığı sınırının ayrıntılandığı Seviye 5'te arayacağız.

Akademik tanımdaki "olası başka paydaşlar" ifadesi de bir dikkat noktası. Bir kurumun ya da ailenin yararı danışanın yararıyla örtüşebilir, ama her zaman örtüşmez. Kimin gündemi sorusu, tanım bir paydaşı içine aldığında daha da önemli hâle gelir: paydaşın yararı danışanın gündeminin önüne geçerse yapılan şey koçluktan uzaklaşır.

Pratik

Günlük sorusu

Kendi iki cümlelik tanımında en zor yazdığın kelime hangisiydi ve neden?

Kapanış

  1. Koçluğun tek bir kabul görmüş tanımı yoktur; meslek kuruluşları ve akademisyenler farklı yollar tutar, hatta EMCC koçluğu ayrıca tanımlamak yerine mentorlukla aynı çatı altında toplar.
  2. Tanımların ortak üç öğesi bir ilişki, bir yapı ve danışanda gerçekleşen bir değişimdir; akademik tanım buna olası başka paydaşların yararını da ekler.
  3. Tanımlar koçluğu mentorluk, psikolojik danışmanlık ve danışmanlıktan ayırmaya yetmez; o ayrım için başka ölçütler gerekir.

Beş soru

  1. Bir arkadaşın "koçluk, potansiyelini maksimize etmektir" diyor. Bu cümlede tanımların ortak üç öğesinden hangisi var, hangileri eksik?
  2. EMCC'nin etik kurallarında koçluğu ayrıca tanımlamaması ne anlama geliyor?
  3. Akademik tanımdaki "olası başka paydaşların yararına" ifadesi, bir şirketin ücretini ödediği bir koçlukta hangi soruyu doğurur?
  4. Bir antrenör bir tenisçinin servisini izliyor, hatayı gösteriyor ve doğrusunu yaptırıyor. Bu, yönlendirici yelpazenin neresinde duruyor ve koçluk sayılır mı?
  5. Cox, Bachkirova ve Clutterbuck'a göre tanımlar neden koçluğu komşularından ayırmaya yetmiyor?

Yanıtlar

  1. Yön öğesi var: potansiyel, yani bir gelişim. İlişki ve yapı eksik; cümle kimin, kimle, nasıl bir düzen içinde çalıştığını söylemiyor. Böyle bir cümle bir motivasyon kitabını da, bir spor salonunu da tarif edebilir.
  2. EMCC koçluğu ve mentorluğu ayrı mesleklerden çok aynı ailenin üyeleri olarak görüyor ve işin tamamına "mesleki iş" diyor. Bu, meslek kuruluşlarının bile tanım konusunda farklı yollar tuttuğunu gösteriyor; tek bir tanımı mutlak saymanın neden yanıltıcı olduğunu da.
  3. Kimin gündemi sorusunu. Şirketin yararı ile danışanın yararı örtüşebilir ama her zaman örtüşmez; hedefi kimin koyduğu ve hangi bilginin şirkete gideceği baştan konuşulmazsa paydaşın yararı danışanın gündeminin önüne geçebilir.
  4. Yönlendirici uca yakın duruyor: görevi koç veriyor, gözlemi ve geri bildirimi koç yapıyor. Koçluğun tarihsel kökü tam da bu biçim; el kitabının girişi de onu öğretime çok benzeyen bir koçluk olarak tarif ediyor. Bu akademinin öğrettiği yönlendirici olmayan duruştan uzak, ama bu onu koçluk dışı yapmaz; yalnızca yelpazenin başka bir noktasıdır.
  5. Çünkü tanımlar koçluğu insanların potansiyeline ulaşmasına yardım eden bir strateji olarak tarif ediyor ve mentorluk, psikolojik danışmanlık ve danışmanlık da aynı iddiayı taşıyor. Ayırt edici ölçütü amaçta aramak yetmiyor.

Sonraki derse köprü

Tanımlar koçluğun ne olduğunu söylemeye çalışıyor; meslek kuruluşları ise bir adım ötesine geçip iyi bir koçun neyi yapabildiğini tarif ediyor. 1.2'de bu yetkinlik çerçevelerini yan yana koyacağız: Uluslararası Koçluk Federasyonu'nun 2025'te güncellediği temel yetkinlikleri ve EMCC'nin yetkinlik kategorilerini. Bu dersteki ilişki, yapı ve yön öğelerinin o listelerde hangi becerilere dönüştüğünü ve iki çerçevenin nerede ayrıştığını göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.