Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Müzik türleri: flamenco (Endülüs), tango (Río de la Plata), cumbia (Kolombiya), ranchera (Meksika), son (Küba), salsa (Karayip kökleri, New York).
- Şarkı: la letra, la estrofa, el estribillo, el verso, la melodía, el ritmo.
- Şarkıyla çalışma: dinle → yaz → resmî sözlerle karşılaştır → nakaratı birlikte söyle; kısaltmaları yazıya taşıma.
- Resmi betimlemek: en primer plano, al fondo, a la izquierda / derecha, en el centro; la luz entra por…, predominan los colores…
- Türler ve teknik: retrato, autorretrato, paisaje, bodegón, mural; óleo sobre lienzo, acuarela.
- Yorum: el cuadro transmite…, parece que…, lo que más me llama la atención…
- Film ve dizi: el argumento, está ambientada en, el guion, la dirección, el reparto, la fotografía, el montaje, la banda sonora; sin desvelar el final.
- Eleştiri yazısı (reseña): tanıtım → değerlendirme → öneri; film bağlamında "argumento" = olay örgüsü, mesaj için "el mensaje".
Kanca
San Telmo'nun meydanında tango yapan çift durunca kalabalık alkışlıyor. Burak şarkının her kelimesini anlamaya çalışmış ama yalnızca tekrarlanan bölümü yakalayabilmiş. Birkaç adım ötedeki küçük galeride genç bir ressamın tuvalleri asılı; Inés bir resmin önünde durup Burak'a soruyor: "Bu resimde ne görüyorsun? İspanyolca anlat." Burak "Bir kadın var, bir pencere var" diyor ve duruyor. Kapının yanındaki afişte ise atölyenin bu hafta kuracağı sinema kulübünün duyurusu var: herkes izlediği bir filmi ya da diziyi iki dakikada anlatacak.
Müzik, resim ve sinema, bir dilin en canlı yüzüdür; ama bunları konuşmak da ayrı bir kelime dağarcığı ve ayrı kalıplar ister. Dizi ve filmleri dil öğrenmek için nasıl izleyeceğini daha önce gördün. Bu derste bir kat ileri gideceksin: müzik türlerini ve bir şarkının yapısını anlatmayı, bir resmi betimlemeyi ve yorumlamayı, bir filmi ya da diziyi sonunu açık etmeden eleştirmeyi ve bütün bunları İspanyolcanı ilerletmek için bir yönteme dönüştürmeyi öğreneceksin.
Anlatım
Müziğin dili
İspanyolca konuşulan dünyanın müziği bölgeden bölgeye değişir ve her türün kendi kökü vardır. Flamenco (flamenko) İspanya'nın güneyinde, Endülüs'te gelişmiştir. Tango, Río de la Plata kıyısında, Buenos Aires ve Montevideo çevresinde doğmuştur. Cumbia Kolombiya'dan, ranchera Meksika'dan, son ise Küba'dan gelir. Salsa, Karayip kökenli ritimlerin New York'taki Latin Amerikalı topluluklar arasında yeniden biçimlenmesiyle ortaya çıkmıştır.
Bir şarkıyı anlatmak için birkaç temel kelime yeter: "la letra" (şarkı sözü), "la estrofa" (kıta), "el estribillo" (nakarat), "el verso" (dize), "la melodía" (ezgi), "el ritmo" (ritim). "El estribillo se repite después de cada estrofa" (Nakarat her kıtadan sonra tekrarlanır) cümlesi, bir şarkının iskeletini tek cümlede anlatır.
Şarkıyla çalışma yöntemi
Şarkılar kelime ve söyleyiş öğrenmek için güçlü bir araçtır, ama sözleri dikkatle okunmalıdır. Önce şarkıyı bir kez yalnızca dinle; sonra duyduğun kadarını yazmaya çalış ve sözlerin yayıncının ya da sanatçının resmî kaynağındaki metniyle karşılaştır. Şarkılarda konuşma dilinin kısaltmaları ("pa'" gibi), şiirsel devrik sıralar ve bölgesel kelimeler sık görülür; bunları not al, ama resmî yazıya taşıma. Son olarak nakaratı sanatçıyla birlikte söyle: bu, daha önce gördüğün gölgeleme yönteminin şarkıdaki karşılığıdır.
Bir resmi betimlemek
Bir resmi anlatırken önce ne görüldüğü, sonra ne anlatıldığı söylenir. Betimleme mekânın katmanlarıyla kurulur: "En primer plano aparece…" (Ön planda … görünüyor), "Al fondo se ve…" (Arka planda … görülüyor), "A la izquierda / a la derecha…" (Solda / sağda…), "En el centro…" (Ortada…). Işık ve renk için: "La luz entra por la ventana" (Işık pencereden giriyor), "Predominan los colores cálidos / fríos" (Sıcak / soğuk renkler ağır basıyor).
Resmin türünü bilmek de betimlemeyi kolaylaştırır: "un retrato" (portre), "un autorretrato" (otoportre), "un paisaje" (manzara), "un bodegón" (natürmort), "un mural" (duvar resmi). Tekniği için "óleo sobre lienzo" (tuval üzerine yağlıboya) ya da "acuarela" (suluboya) denir. İspanyolca konuşulan dünyanın sanat tarihi bu türlerin hepsinde güçlüdür: Meksikalı ressam Frida Kahlo sayısız otoportresiyle, Meksika'nın duvar resmi hareketi (muralismo) ise kamu binalarının duvarlarına yapılmış büyük resimleriyle tanınır.
Betimlemeden sonra yorum gelir: "El cuadro transmite…" (Tablo … duygusunu veriyor), "Parece que el pintor quiere…" (Ressam … istiyor gibi), "Lo que más me llama la atención es…" (Beni en çok etkileyen …). Önceki derslerde gördüğün söz sanatı çözümlemesi burada da geçerlidir: önce ne var, sonra ne işe yarıyor.
Bir filmi ya da diziyi eleştirmek
Bir film ya da dizi hakkında konuşmanın kendi dili vardır. Konu "El argumento" (olay örgüsü) ya da "La historia trata de…" (… hakkında) ile, mekân ve zaman "Está ambientada en…" (… geçiyor) ile anlatılır. Yapımın öğeleri için "el guion" (senaryo), "la dirección" (yönetmenlik), "el reparto" (oyuncu kadrosu), "la interpretación" (oyunculuk), "la fotografía" (görüntü yönetimi), "el montaje" (kurgu) ve "la banda sonora" (film müziği) kullanılır.
İyi bir eleştiri sonu açık etmez: "Te cuento de qué trata sin desvelar el final" (Sonunu açık etmeden ne anlattığını söyleyeyim). İspanya'da gündelik dilde bunun için "destripar" (sonunu söylemek) fiili de duyulur. Değerlendirme dengeli kurulur: "Lo mejor es…, aunque…" (En iyisi …, gerçi …), "Se la recomiendo a quien le guste…" (… seven herkese öneririm).
Türkçe ile karşılaştırma
Sanatın dili iki dilde de büyük ölçüde ortak bir Avrupa sözlüğünden beslenir. Türkçedeki "natürmort", "portre", "otoportre", "tuval" gibi kelimeler Fransızca kökenlidir; İspanyolcadaki "bodegón", "retrato", "autorretrato", "lienzo" ise başka kelimelerdir ama aynı kavramları taşır. Müzikte Türkçedeki "nakarat", İspanyolcadaki "estribillo"nun; "kıta" da "estrofa"nın karşılığıdır.
Sinema dilinde ise dikkat gerektiren iki anlamlı bir kelime vardır: "argumento". Bir tartışmada bu kelime Türkçedeki "argüman" gibi gerekçe demektir; ama bir film ya da roman söz konusu olduğunda olay örgüsü anlamına gelir. Bu yüzden bir film konuşmasında "El argumento es sencillo" cümlesi "Olay örgüsü basit" demektir; filmin savunduğu fikirden söz etmek için ise "el mensaje" (mesaj) ya da "lo que plantea la película" (filmin ortaya koyduğu) denir.
Türkçede "senaryo", "oyuncu kadrosu", "kurgu" ve "film müziği" olarak bilinen kavramlar İspanyolcada "guion", "reparto", "montaje" ve "banda sonora" ile karşılanır. Bir eleştiri yazısının yapısı ise iki dilde neredeyse aynıdır: kısa tanıtım, değerlendirme ve öneri.
Örnekler
Örnekler müziğin, resmin ve sinemanın dilinden cümleler veriyor. Okunuşlarda Buenos Aires'in [sh] sesi ve seseo kullanıldı.
Örnek diyalog
San Telmo'daki küçük galeri. Inés, Burak'ı bir tuvalin önünde durduruyor; aralarında her zamanki "vos", Burak'ın ağzında hâlâ Barselona'nın [th] sesi.
Inés, Burak'a her alanda aynı sırayı öğretiyor: önce betimle, sonra yorumla. Tabloda ön plandan arka plana, ışıktan renge; şarkıda yapıdan (kıta, nakarat) söze; filmde konudan değerlendirmeye ve öneriye. Sinema kulübü için verdiği dört adımlık plan da bir reseña'nın iskeletidir.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışFilmdeki "argumento"yu savunulan fikir sanmak
— Bir filmin mesajını övmek isteyen biri "El argumento de la película es muy profundo" der; dinleyen bunu olay örgüsü hakkında bir yorum olarak anlar. Doğrusu: film ve romanda "argumento" olay örgüsüdür; filmin savunduğu fikir için "el mensaje de la película" ya da "lo que plantea la película" de.
Yaygın yanlışBetimleme ile yorumu karıştırmak
— Bir resmi anlatmaya "Este cuadro es muy triste" diye başlanır ve neyin görüldüğü hiç söylenmez. Doğrusu: önce betimle ("En primer plano aparece…", "Al fondo se ve…"), sonra yorumla ("El cuadro transmite…").
Yaygın yanlışŞarkı dilini yazıya taşımak
— Şarkılardan öğrenilen "pa'" ya da devrik şiirsel sıralar bir e-postada ya da ödevde kullanılır. Doğrusu: şarkılardaki kısaltmaları ve şiirsel yapıları tanı, not al; ama resmî yazıda tam biçimi ve olağan sırayı kullan.
Mini alıştırma
Cevaplar
- Flamenco: Endülüs (İspanya); tango: Río de la Plata; cumbia: Kolombiya.
- Örnek cevap: "En primer plano hay un anciano leyendo un periódico. Al fondo se ve una plaza con árboles. La luz de la tarde entra desde la izquierda. Predominan los colores cálidos: amarillos y naranjas."
- Örnek cevap: "El argumento es sencillo: dos hermanos vuelven a su pueblo después de muchos años."
- Örnek cevap: "La historia trata de una familia que abre un pequeño restaurante. Lo mejor es la interpretación de los actores, aunque el ritmo es un poco lento en la mitad. Se la recomiendo a quien le gusten las historias tranquilas."
Özet kartı
- Müzik türleri: flamenco (Endülüs), tango (Río de la Plata), cumbia (Kolombiya), ranchera (Meksika), son (Küba), salsa (Karayip kökleri, New York).
- Şarkı: la letra, la estrofa, el estribillo, el verso, la melodía, el ritmo.
- Şarkıyla çalışma: dinle → yaz → resmî sözlerle karşılaştır → nakaratı birlikte söyle; kısaltmaları yazıya taşıma.
- Resmi betimlemek: en primer plano, al fondo, a la izquierda / derecha, en el centro; la luz entra por…, predominan los colores…
- Türler ve teknik: retrato, autorretrato, paisaje, bodegón, mural; óleo sobre lienzo, acuarela.
- Yorum: el cuadro transmite…, parece que…, lo que más me llama la atención…
- Film ve dizi: el argumento, está ambientada en, el guion, la dirección, el reparto, la fotografía, el montaje, la banda sonora; sin desvelar el final.
- Eleştiri yazısı (reseña): tanıtım → değerlendirme → öneri; film bağlamında "argumento" = olay örgüsü, mesaj için "el mensaje".
Sonraki derse köprü
O akşam Burak'ın telefonuna Barselona'dan bir mesaj geliyor. Laia yazmış: iki yıl önce B2, geçen yıl C1 deneme sınavını birlikte yapmışlardı; Burak'ın Buenos Aires'teki görevi de bitmek üzereymiş. "Döndüğünde," diye yazıyor, "son bir sınav yapalım mı? Bu kez formun başlığında 'Maestría' yazacak." Sıradaki ders C2 final sınavı ve sertifika: C2 seviyesinde gördüğün her şeyi bir arada sınayacak, kendini son kez ölçecek ve dil öğrenmenin bu noktadan sonra nasıl süreceğini göreceksin.