Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Borges (1899–1986, Arjantin): öykü, deneme, şiir; hiç roman yok; "Ficciones" (1944), "El Aleph" (1949); labirentler, aynalar, sonsuz kütüphaneler.
- Neruda (1904–1973, Şili): "Veinte poemas de amor y una canción desesperada" (1924), "Canto general" (1950), "Odas elementales"; Nobel 1971.
- García Márquez (1927–2014, Kolombiya): "Cien años de soledad" (1967), Macondo, Buendía ailesi; Nobel 1982.
- Büyülü gerçekçilik (realismo mágico): olağanüstü, gerçekçi bir dünyanın içinde sıradanmış gibi anlatılır.
- Boom (1960'lar–1970'ler): García Márquez, Cortázar ("Rayuela", 1963), Vargas Llosa (Nobel 2010), Carlos Fuentes.
- Öncesi: Gabriela Mistral (Nobel 1945, ilk Latin Amerikalı), Borges ve Neruda zemini hazırladı.
- Okuma yolu: Borges'e tek öyküyle ve yeniden okuyarak, Neruda'ya sesli okuyarak, García Márquez'e aile ağacıyla.
- Türkçe: "Yüzyıllık Yalnızlık" gibi yaygın çeviriler; masal geleneğiyle yakınlık, ama genellemeden kaçın.
Kanca
"Lazarillo"yu bir haftada bitiren Burak, Inés'in önerdiği gibi okyanusun öbür yakasına geçmeye karar veriyor. Masasına üç kitap koyuyor: kısa öykülerden oluşan ince bir cilt, aşk şiirlerinden oluşan küçük bir kitap ve kalın bir roman. Üçü de İspanyolca, üçü de yirminci yüzyıldan; ama ilk sayfalarını açtığında üç ayrı dünyaya girdiğini hissediyor: birinde sonsuz kütüphaneler ve aynalar, ötekinde deniz ve beden, üçüncüsünde sarı kelebeklerle dolu bir kasaba.
İspanyolcanın edebiyatı yalnızca İspanya'da yazılmaz; yirminci yüzyılda dünyanın en çok okunan İspanyolca kitaplarının önemli bir kısmı Latin Amerika'dan çıktı. Bu derste bu edebiyatın üç büyük adını, Arjantinli Jorge Luis Borges'i, Şilili Pablo Neruda'yı ve Kolombiyalı Gabriel García Márquez'i tanıyacaksın. Ardından Latin Amerika romanını dünyaya taşıyan kuşağa, "boom"a ve bu edebiyatla özdeşleşen büyülü gerçekçiliğe bakacaksın.
Anlatım
Borges: öykünün sonsuz evreni
Jorge Luis Borges (1899–1986) Buenos Aires'te doğdu ve bütün eserlerini kısa türlerde verdi: öyküler, denemeler ve şiirler. Hiç roman yazmadı; ama kısa öykülerine sonsuz evrenler sığdırdı. "Ficciones" (1944) ve "El Aleph" (1949) en tanınmış öykü kitaplarıdır.
Borges'in öykülerinde bazı imgeler sürekli geri döner: labirentler, aynalar, sonsuz kütüphaneler, zamanın ve kimliğin kaygan doğası. Öyküleri çoğu zaman bir deneme ya da bir ansiklopedi maddesi gibi başlar ve okuru gerçekle kurgunun sınırında dolaştırır. Borges, görme yetisini büyük ölçüde yitirdiği yıllarda Arjantin Ulusal Kütüphanesi'nin müdürlüğünü de üstlendi; kütüphaneyi bir evren gibi düşünen bir yazarın hayatındaki bu ayrıntı, sık sık onun öykülerinden biri gibi anılır.
Neruda: aşktan gündelik nesnelere
Pablo Neruda (1904–1973) Şilili bir şairdir; bu ad onun kullandığı takma addır. Gençlik yıllarında yayımladığı "Veinte poemas de amor y una canción desesperada" (1924), İspanyolcada en çok okunan şiir kitaplarından biri oldu. Daha sonra Amerika kıtasının tarihini, doğasını ve halklarını anlatan geniş bir şiir kitabı, "Canto general" (1950) yazdı. "Odas elementales" kitaplarında ise soğan, domates ya da bir çift çorap gibi sıradan nesnelere övgü şiirleri yazdı.
Neruda aynı zamanda diplomattı ve siyasetle iç içe bir hayat sürdü. 1971'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı. Onun şiirinde dil hem çok duyusal hem çok açıktır: aşk, beden, deniz ve toprak, okura doğrudan seslenen imgelerle anlatılır.
García Márquez: Macondo'nun dünyası
Gabriel García Márquez (1927–2014) Kolombiyalı bir romancı ve gazetecidir. En tanınmış romanı "Cien años de soledad" (1967), Buendía ailesinin birkaç kuşak boyunca hayalî bir kasaba olan Macondo'da yaşadıklarını anlatır. Romanda aile üyeleri aynı adları tekrar tekrar taşır; bu yüzden birçok okur, okurken bir soy ağacı çizmeyi yararlı bulur. Yazar 1982'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı. "Crónica de una muerte anunciada" (1981) ve "El amor en los tiempos del cólera" (1985) da en çok okunan kitapları arasındadır.
Boom: bir kuşağın dünyaya açılışı
1960'larda ve 1970'lerde bir grup Latin Amerikalı romancı, kısa sürede dünyanın dört bir yanında okunmaya başladı. Bu olaya "boom latinoamericano" denir. García Márquez'in yanında Arjantinli Julio Cortázar ("Rayuela", 1963), Perulu Mario Vargas Llosa (2010'da Nobel Edebiyat Ödülü aldı) ve Meksikalı Carlos Fuentes bu kuşağın başlıca adlarıdır. Boom'dan önce de Latin Amerika büyük yazarlar çıkarmıştı: Şilili şair Gabriela Mistral, 1945'te Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan ilk Latin Amerikalı yazardı. Borges ve Neruda da boom'dan önce tanınmış, bu kuşağın ortaya çıktığı zemini hazırlamışlardı.
Bu metinlere nasıl girilir
Borges'e tek bir öyküyle başlamak ve onu iki kez okumak iyi bir yoldur: ilk okumada olay örgüsünü, ikincide fikri izlersin. Neruda'nın aşk şiirleri kısa ve açıktır; sesli okunmaya uygundur. "Cien años de soledad" gibi uzun bir roman için ise yanında bir kâğıt tut ve aile ağacını çiz. Üç yazarın dili de C2 düzeyindeki bir okur için ulaşılabilir; zorluk kelimelerden çok, her birinin kendine özgü dünyasına alışmaktadır.
Türkçe ile karşılaştırma
Bu üç yazar Türkçede de geniş bir okur kitlesine sahiptir ve eserleri Türkçeye defalarca çevrilmiştir. García Márquez'in romanı Türkçede "Yüzyıllık Yalnızlık" adıyla tanınır; Borges'in öyküleri ve Neruda'nın şiirleri de Türkçe çevirilerle okunur. Türk okur bu yazarlara çoğu zaman çeviri aracılığıyla ulaşmıştır; C2 düzeyinde onları aslından okumak, çevirinin koruyamadığı ritmi ve kelime oyunlarını yakalamak demektir.
Büyülü gerçekçilik Türk okura yabancı gelmeyebilir. Masallarda ve halk anlatılarında olağanüstü olanın gündelik hayatın içinde, kimseyi şaşırtmadan yer alması Türkçe anlatı geleneğinde de tanıdık bir durumdur. Ama bu benzerliği bir kuralmış gibi genellemek doğru olmaz: García Márquez'in üslubu belirli bir tarihsel ve toplumsal bağlamdan, Kolombiya'nın ve Karayip kıyısının hayatından beslenir.
Nobel ödülleri de iki edebiyatı yan yana koymanın bir yoludur. Latin Amerika'dan birçok yazar bu ödülü almıştır; Türk edebiyatından ise Orhan Pamuk 2006'da Nobel Edebiyat Ödülü'nü almıştır. Bir ödül bir edebiyatın değerini tek başına ölçmez, ama hangi eserlerin dünyanın geri kalanına ulaştığı hakkında bir fikir verir.
Örnekler
Örnekler üç yazarı, büyülü gerçekçiliği, boom'u ve bir okuma önerisini gösteriyor. Okunuşlar porteño ağzını izliyor: "ll" ve "y" harfleri [sh] oluyor.
Örnek diyalog
Bir kütüphanenin okuma salonunun yanındaki küçük kafe. Inés her zamanki gibi "vos" kullanıyor; Burak'ın cümlelerinde Barselona'dan kalma [th] sesi hâlâ duyuluyor.
Inés her yazar için bir kapı gösteriyor: Borges için sabır ve yeniden okuma, Neruda için şiirin sadeliği, García Márquez için aile ağacı. Borges'in kütüphane müdürlüğü üzerine söylediği cümle de dersin bir fikrini yakalıyor: bu yazarların dünyası o kadar güçlüdür ki gerçek hayat bile bazen onların kurgusuna benzer.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışBorges'in romanlarından söz etmek
— "La mejor novela de Borges" diye bir cümle kurulur. Doğrusu: Borges öykü, deneme ve şiir yazdı; hiç roman yazmadı: "El mejor libro de cuentos de Borges" ya da "uno de sus cuentos más famosos".
Yaygın yanlışBüyülü gerçekçiliği fantastik edebiyatla karıştırmak
— Ejderhalarla dolu ayrı bir dünyada geçen bir roman "realismo mágico" diye nitelenir. Doğrusu: büyülü gerçekçilikte olağanüstü olan, gerçekçi bir dünyanın içinde ve karakterleri şaşırtmadan yer alır; ayrı bir hayal dünyası kurulmaz.
Yaygın yanlışNeruda'yı boom yazarı saymak
— Neruda'nın adı Cortázar ve Vargas Llosa ile birlikte "boom"un bir üyesi olarak anılır. Doğrusu: boom, 1960'lar ve 1970'lerdeki romancıların kuşağıdır; Neruda ondan önce tanınmış bir şairdir ve bu kuşağın zeminini hazırlayanlar arasındadır.
Mini alıştırma
Cevaplar
- Borges: Arjantin; Neruda: Şili; García Márquez: Kolombiya.
- (b): olağanüstü olay gerçekçi bir kasabada geçiyor ve kimse şaşırmıyor. (a) ayrı bir hayal dünyasında geçen fantastik bir anlatıdır.
- 1960'lar ve 1970'lerde Latin Amerika romanının dünya çapında tanınmasını sağlayan romancılar kuşağı; örneğin García Márquez, Cortázar, Vargas Llosa, Carlos Fuentes.
- Örnek cevap: "Voy a empezar con los poemas de amor de Neruda, porque son breves y claros. Después leeré un cuento de Borges dos veces."
Özet kartı
- Borges (1899–1986, Arjantin): öykü, deneme, şiir; hiç roman yok; "Ficciones" (1944), "El Aleph" (1949); labirentler, aynalar, sonsuz kütüphaneler.
- Neruda (1904–1973, Şili): "Veinte poemas de amor y una canción desesperada" (1924), "Canto general" (1950), "Odas elementales"; Nobel 1971.
- García Márquez (1927–2014, Kolombiya): "Cien años de soledad" (1967), Macondo, Buendía ailesi; Nobel 1982.
- Büyülü gerçekçilik (realismo mágico): olağanüstü, gerçekçi bir dünyanın içinde sıradanmış gibi anlatılır.
- Boom (1960'lar–1970'ler): García Márquez, Cortázar ("Rayuela", 1963), Vargas Llosa (Nobel 2010), Carlos Fuentes.
- Öncesi: Gabriela Mistral (Nobel 1945, ilk Latin Amerikalı), Borges ve Neruda zemini hazırladı.
- Okuma yolu: Borges'e tek öyküyle ve yeniden okuyarak, Neruda'ya sesli okuyarak, García Márquez'e aile ağacıyla.
- Türkçe: "Yüzyıllık Yalnızlık" gibi yaygın çeviriler; masal geleneğiyle yakınlık, ama genellemeden kaçın.
Sonraki derse köprü
Inés kitapları toplarken Burak aklına takılan bir soruyu soruyor: Cervantes Madrid'de, Borges Buenos Aires'te, García Márquez Kolombiya'da, Neruda Şili'de yazmış; binlerce kilometre ve dört yüz yıl, ama hep aynı dil. Bu dil bir okyanusu nasıl aştı, neden yirmiden fazla ülkede konuşuluyor, bu ülkeler bağımsızlıklarını kazandıktan sonra dil nasıl hem birlik hem çeşitlilik içinde kaldı? Sıradaki ders İspanyolca konuşan dünyanın tarihini ele alıyor: dilin Kastilya'dan dünyaya yayılışını, Amerika'daki dönüşümünü ve bugünkü dağılımını göreceksin.