Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Deyimde kelimeler donmuştur; yalnızca fiil kişiye ve zamana göre çekilir: me costó un ojo de la cara, metí la pata.
- Birebir karşılığı olanlar: en un abrir y cerrar de ojos, ser uña y carne, la gota que colma el vaso, tirar la toalla, más vale tarde que nunca.
- Başka imgeyle aynı fikir: costar un ojo de la cara (ateş pahası), ser pan comido (çocuk oyuncağı), dar en el clavo (tam on ikiden vurmak), meter la pata (pot kırmak), echar una mano (bir el atmak).
- Tahmin edilemeyenler: tomar el pelo (işletmek), estar en las nubes (dalgın olmak), no tener pelos en la lengua (dobra olmak), ponerse las pilas (kendine gelmek), no pegar ojo (uyuyamamak).
- Samimi ya da bölgesel deyimler resmî yazıda kullanılmaz: estar hasta las narices (İspanya, samimi).
- Türkçe deyimi kelime kelime çevirme; aynı fikrin İspanyolca kalıbını ara.
Kanca
Cumartesi akşamı Salamanca'nın Plaza Mayor'u kalabalık. Ece sınıf arkadaşlarıyla bir masanın çevresinde oturuyor ve konuşmayı takip etmeye çalışıyor. Kelimelerin hemen hepsini tanıyor, ama bazı cümleler ona hiçbir anlam ifade etmiyor. Irene yeni telefonunun ona bir göze ve bir yüze mal olduğunu anlatıyor. Javi, Pablo'nun sürekli saçını çektiğinden yakınıyor. Biri de Ece'ye dönüp aklının bulutlarda olduğunu söylüyor.
Bu cümleler dil bilgisi açısından kusursuz; sorun, anlamlarının kelimelerin toplamından çıkmaması. Her dilde olduğu gibi İspanyolcada da gündelik konuşma, kelime kelime çevrilemeyen kalıplarla doludur. Bu derste sık kullanılan deyimleri üç grupta toplayacaksın: Türkçede birebir karşılığı olanlar, aynı fikri başka bir imgeyle anlatanlar ve tahmin edilmesi neredeyse imkânsız olanlar. Deyimlerin cümle içinde nasıl çekildiğini ve hangi ortamda kullanılmadığını da göreceksin.
Anlatım
Deyim nasıl çalışır?
Bir deyimde kelimelerin sırası ve seçimi donmuştur; yalnızca fiil kişiye ve zamana göre çekilir. "Costar un ojo de la cara" (çok pahalıya mal olmak) deyimi "Me costó un ojo de la cara" ya da "Te va a costar un ojo de la cara" diye kullanılır, ama "un ojo de la nariz" ya da "dos ojos" denmez. "Meter la pata" (pot kırmak) da aynı biçimde çekilir: "Metí la pata", "No metas la pata".
Deyimlerin çoğu gündelik ve samimi konuşmaya aittir. Arkadaşlar arasında doğal duyulan bir deyim, resmî bir e-postada ya da bir iş görüşmesinde yersiz kaçabilir. Bazı deyimler de bölgeseldir: bir ülkede herkesin bildiği bir kalıp başka bir ülkede tuhaf karşılanabilir. Bu derstekiler İspanyolca konuşulan ülkelerin çoğunda anlaşılan deyimlerdir; yalnızca İspanya'ya özgü olanlar ayrıca belirtildi.
Türkçede birebir karşılığı olanlar
Bazı deyimler Türkçedekiyle neredeyse kelimesi kelimesine örtüşür ve öğrenmesi en kolay gruptur. "En un abrir y cerrar de ojos" göz açıp kapayıncaya kadar demektir. "Ser uña y carne" (tırnak ve et olmak) iki kişinin et ile tırnak gibi ayrılmaz olduğunu söyler. "La gota que colma el vaso" bardağı taşıran son damladır. "Tirar la toalla" (havlu atmak) pes etmektir. Atasözlerinde de benzerlikler vardır: "Más vale tarde que nunca" geç olsun güç olmasın, "A caballo regalado no se le mira el diente" ise hediye atın dişine bakılmaz demektir.
Aynı fikir, başka bir imge
İkinci grupta fikir aynıdır ama imge değişir. "Costar un ojo de la cara" Türkçedeki "ateş pahası"nın ya da "bir servete mal olmak"ın karşılığıdır. "Ser pan comido" (yenmiş ekmek olmak) çocuk oyuncağı demektir: "El examen fue pan comido". "Dar en el clavo" (çiviye vurmak) tam on ikiden vurmaktır. "Meter la pata" (bacağı sokmak) pot kırmak ya da çam devirmektir. "Echar una mano" (bir el atmak) ise yardım etmektir ve Türkçedeki gündelik "bir el at" sözüne çok yakındır.
Tahmin edilemeyenler
Üçüncü grup, kelimelerden anlamı çıkarmanın en zor olduğu gruptur. "Tomar el pelo" (saçı almak) birine şaka yollu yalan söylemek, onu işletmektir: "¿Me estás tomando el pelo?" (Beni işletiyor musun?). "Estar en las nubes" (bulutlarda olmak) dalgın olmaktır. "No tener pelos en la lengua" (dilinde kıl olmamak) lafını esirgememek, dobra olmaktır. "Ponerse las pilas" (pillerini takmak) kendine gelip işe sarılmaktır. "No pegar ojo" (göz yapıştırmamak) gözüne uyku girmemesidir. Gündelik İspanya konuşmasında sık duyulan "estar hasta las narices" (burun deliklerine kadar olmak) ise bir şeyden bıkıp usanmaktır; samimi bir ifadedir.
Türkçe ile karşılaştırma
Türkçe ile İspanyolcanın deyim dağarcığı, iki dilin çok farklı tarihlerine rağmen şaşırtıcı ölçüde örtüşür. Bunun bir nedeni, bazı imgelerin insan deneyiminde evrensel olmasıdır: gözün açılıp kapanma hızı, bardağın son damlayla taşması, tırnağın etten ayrılmaması. Bu tür deyimleri öğrenirken Türkçedeki karşılığını bir kanca gibi kullanabilirsin.
Asıl tehlike, bir Türkçe deyimi kelime kelime İspanyolcaya taşımaktır. "Etekleri zil çalıyor" cümlesini İspanyolcaya çevirmeye çalışan biri, dinleyeni yalnızca şaşırtır. İspanyolcada çok sevinçli birini anlatan kalıp bambaşka bir imge kullanır: "estar como unas castañuelas" (kastanyet gibi olmak). Aynı durum tersine de geçerlidir: "tomar el pelo" deyimini "saçını çekmek" diye çevirmek, Türkçe dinleyiciye bir kavga anlatıyormuş gibi gelir.
Bu yüzden deyimleri tek tek kelimelerle değil, bütün hâlinde ve bir örnek cümleyle öğrenmek gerekir. Bir deyimi ilk kez duyduğunda kendine iki soru sor: bu kalıbın Türkçede birebir karşılığı var mı, yoksa aynı fikri başka bir imgeyle mi söylüyoruz?
Örnekler
Örnekler üç grubun hepsinden geliyor. Her birinde fiilin kişiye ve zamana göre nasıl çekildiğine dikkat et.
Örnek diyalog
Plaza Mayor'da bir kafenin terası. Ece ile sınıf arkadaşı Javi konuşuyor; okunuşlarda İspanya söyleyişi gösterildi.
Sohbetin sonunda iki deyim konuşana göre çekilmiş hâliyle geçiyor: "ponerme las pilas" cümlesinde fiil ona göre çekilmiş ("me"), Javi'nin "te echo una mano" cümlesinde de deyim konuşana göre ("echo") değişmiş. Deyimin geri kalanı ise iki cümlede de donmuş hâliyle duruyor.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışTürkçe bir deyimi kelime kelime çevirmek
— "Etekleri zil çalıyor" düşüncesiyle "Sus faldas tocan campanas" denir. Dinleyen bir şey anlamaz. Doğrusu: aynı fikri taşıyan İspanyolca kalıbı kullan: "Está como unas castañuelas" ya da deyimsiz "Está muy contenta".
Yaygın yanlışDeyimin donmuş kelimelerini değiştirmek
— "Çok pahalıydı" anlamında "Me costó los dos ojos" ya da "un ojo de la nariz" denir. Doğrusu: deyimde yalnızca fiil çekilir, geri kalanı aynen kalır: "Me costó un ojo de la cara".
Yaygın yanlışSamimi bir deyimi resmî ortamda kullanmak
— Bir iş e-postasında "Estoy hasta las narices de este problema" yazılır. Deyim anlaşılır ama saygısız duyulur. Doğrusu: resmî yazıda deyimsiz bir ifade seç: "Este problema nos está causando muchas dificultades".
Mini alıştırma
Cevaplar
- Meter la pata = pot kırmak; dar en el clavo = tam isabet etmek; estar en las nubes = dalgın olmak; no pegar ojo = uyuyamamak.
- "Ayer metí la pata en la reunión." "Tus amigos siempre te toman el pelo."
- "En un abrir y cerrar de ojos." "La gota que colma el vaso." "Más vale tarde que nunca."
- Örnek cevap: "Llevo mucho tiempo esperando su respuesta y le agradecería una contestación pronto." Resmî yazıda deyim yerine açık bir istek ve "usted" kullanılır.
Özet kartı
- Deyimde kelimeler donmuştur; yalnızca fiil kişiye ve zamana göre çekilir: me costó un ojo de la cara, metí la pata.
- Birebir karşılığı olanlar: en un abrir y cerrar de ojos, ser uña y carne, la gota que colma el vaso, tirar la toalla, más vale tarde que nunca.
- Başka imgeyle aynı fikir: costar un ojo de la cara (ateş pahası), ser pan comido (çocuk oyuncağı), dar en el clavo (tam on ikiden vurmak), meter la pata (pot kırmak), echar una mano (bir el atmak).
- Tahmin edilemeyenler: tomar el pelo (işletmek), estar en las nubes (dalgın olmak), no tener pelos en la lengua (dobra olmak), ponerse las pilas (kendine gelmek), no pegar ojo (uyuyamamak).
- Samimi ya da bölgesel deyimler resmî yazıda kullanılmaz: estar hasta las narices (İspanya, samimi).
- Türkçe deyimi kelime kelime çevirme; aynı fikrin İspanyolca kalıbını ara.
Sonraki derse köprü
Sunumdan sonra Ece rahatlamış bir hâlde Javi'ye, sunumun başında ne kadar mahcup olduğunu anlatmak istiyor ve İngilizceden tanıdığı bir kelimeye güvenip onu İspanyolcalaştırıyor. Javi'nin yüzündeki şaşkınlık, kelimenin İspanyolcada bambaşka bir anlama geldiğini gösteriyor. Aynı gün mutfakta da Türkçedeki anlamını bildiği bir kelime Lucía'nın ağzında başka bir şey oluyor. Sıradaki ders sahte arkadaşları ele alıyor: İngilizce ya da Türkçe bir kelimeye benzeyen ama anlamı farklı olan İspanyolca kelimeleri ve onlara nasıl dikkat edeceğini göreceksin.