Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kültürel gönderme, allusion: ortak belleğe kısa bir ifadeyle gönderme yapmak.
- Efsaneden: a Trojan horse, Achilles' heel, open Pandora's box.
- Tarihten: cross the Rubicon, meet your Waterloo, Keep calm and carry on, the Blitz spirit.
- Şarkı ve film göndermeleri sonsuzdur ve kuşağa göre değişir; ezberlenmez, fark edilir.
- Tanımadığında sor: Is that a reference to something? Göndermeyi hikâyesiyle birlikte not et.
- Türkçe köprüsü: Truva atı, Aşil topuğu, Pandora'nın kutusu ortak; Nasreddin Hoca göndermeleri Türkçeye özgü.
Merak sorusu
Haftanın son akşamı kafe, bilgi yarışması için tıklım tıklım. Masalarda kâğıtlar, kalemler ve takım adları var; Zeynep, Ryan ve Sophie aynı masada. Yarışmayı sunan Frank ilk soruyu okuyor: "Which famous horse wasn't a horse at all, but a hiding place?" Sophie hemen yazıyor. Ryan bir sonraki soruda gülüyor, Sophie ise bir başka soruda. Zeynep sözcüklerin hepsini anlıyor, ama soruların yarısında masadakilerin neden güldüğünü kaçırıyor. Bir sorunun cevabı eski bir savaşa, ötekinin cevabı bir efsaneye dayanıyor. Bir dili bütün sözcükleriyle bilen biri, o dilin şakalarını neden hâlâ kaçırabilir?
Her dil, onu konuşanların ortak belleğini taşır: efsaneler, dinî ve edebî hikâyeler, tarihî olaylar, herkesin bildiği şarkılar ve sahneler. Konuşanlar bu belleğe sık sık kısa bir ifadeyle gönderme yapar; bu tür göndermelere İngilizcede "cultural references" ya da "allusions" denir. Sözcükleri bilmek, bu göndermeleri anlamaya yetmez; göndermenin arkasındaki hikâyeyi de bilmek gerekir. Bu derste İngilizcede en sık karşılaşılan gönderme türlerini, günlük dile yerleşmiş bazı kalıpları ve tanımadığın bir göndermeyle karşılaştığında ne yapacağını öğreneceğiz.
Anlatım
Efsane ve mitolojiden gelen göndermeler
İngilizcede bazı çok yaygın ifadeler, Antik Yunan efsanelerinden gelir. "A Trojan horse", Truva savaşındaki tahta atı hatırlatır ve içeriden zarar veren, masum görünen bir şeyi anlatır: "The free app was a Trojan horse for advertising." "Achilles' heel", efsanevi kahramanın tek zayıf noktası olan topuğuna gönderme yapar ve birinin en zayıf yanını anlatır: "Public speaking is my Achilles' heel."
"To open Pandora's box", açılınca her türlü derdi dünyaya salan efsanevi kutuyu hatırlatır ve öngörülemeyen sorunlar başlatmak demektir. Bu ifadeler o kadar yaygındır ki, gazete başlıklarında, iş toplantılarında ve gündelik konuşmada sürekli duyulur.
Tarihten gelen göndermeler
Tarihî olaylar da günlük dile kalıcı ifadeler bırakmıştır. "To cross the Rubicon", Jül Sezar'ın bir nehri geçerek geri dönüşü olmayan bir karar vermesine gönderme yapar ve artık geri dönülemeyecek bir adım atmak demektir. "To meet your Waterloo", 1815'teki ünlü savaşı hatırlatır ve kesin bir yenilgiye uğramak anlamına gelir.
İngiltere'de İkinci Dünya Savaşı döneminden kalan bazı göndermeler de sık kullanılır. "Keep calm and carry on", savaş yıllarında hazırlanmış bir afişteki cümledir ve zor zamanlarda sakin kalmayı anlatan bir kalıba dönüşmüştür. "The Blitz spirit" ise bombardıman altındaki Londra'nın dayanışma ruhuna gönderme yapar ve zorluklar karşısında birlikte direnmeyi anlatır.
Şarkılar ve filmler: ortak bir sahne
İngilizce konuşanlar, çok bilinen şarkıların dizelerini ve sevilen filmlerin repliklerini de gündelik konuşmada anıştırır. Biri zor bir durumda ünlü bir filmin repliğini tekrar eder ve masadaki herkes güler; biri bir şarkının bir dizesini söyler ve arkadaşları hemen devamını getirir. Bu göndermeler kuşaktan kuşağa ve ülkeden ülkeye değişir; bir Amerikalının hemen tanıdığı bir replik, bir İngiliz için tamamen yabancı olabilir.
Bu tür göndermeleri bir listeden ezberlemek mümkün değildir, çünkü sayıları sonsuzdur ve sürekli değişirler. Daha verimli olan, onları fark etmeyi öğrenmektir: bir cümle tuhaf bir tonla, tırnak içindeymiş gibi söyleniyorsa ve herkes gülüyorsa, büyük olasılıkla bir göndermedir.
Tanımadığın bir göndermeyle karşılaşınca
Bir göndermeyi anlamadığında bunu belli etmek utanılacak bir şey değildir; anadili İngilizce olanlar bile her göndermeyi bilmez. En doğal yol, merakla sormaktır: "Is that a reference to something?" ya da "I think I missed the joke. What's that from?" Çoğu insan, sevdiği bir göndermeyi açıklamaktan memnun olur.
Göndermeleri zamanla biriktirmek, dili derinlemesine öğrenmenin bir parçasıdır. Yeni bir gönderme öğrendiğinde, onu bir defterde arkasındaki kısa hikâyeyle birlikte not etmek, bir sonraki karşılaşmada hemen tanımanı sağlar.
Türkçe köprüsü
Efsaneden gelen göndermelerin çoğu Türkçede de aynen kullanılır. "Truva atı", "Aşil topuğu" ve "Pandora'nın kutusu", Türkçe konuşanların da gazetelerde ve konuşmalarda sık duyduğu ifadelerdir. Bu yüzden Türkçe konuşan bir öğrenci, İngilizce göndermelerin bir kısmını zaten tanır; bu, iki dilin ortak bir Avrupa ve Akdeniz belleğini paylaştığını gösterir.
Her dilin ise kendine özgü göndermeleri vardır. Türkçede Nasreddin Hoca fıkralarına yapılan göndermeler, "Kazan doğurdu" ya da "Parayı veren düdüğü çalar" gibi, bir Türk dinleyici için hemen anlaşılır, ama bir İngiliz için tamamen yabancıdır. Aynı biçimde, "Keep calm and carry on" ya da "the Blitz spirit" gibi göndermeler de bir Türk için ilk duyuşta hiçbir şey ifade etmeyebilir.
Bu yüzden kültürel göndermeler, bir dili öğrenirken en son ve en yavaş gelen katmandır. Onları öğrenmek, yalnızca sözcükleri değil, bir kültürün hikâyelerini, tarihini ve ortak deneyimlerini de öğrenmek demektir. Tıpkı bir yabancının Türkçedeki "Kazan doğurdu" göndermesini öğrenmesi için Nasreddin Hoca'yı tanıması gerektiği gibi.
Gerçek hayattan örnekler
Yarışmanın ortasında Frank, tarihle ilgili bir soru okuyor ve Zeynep bu kez cevabı biliyor.
Zeynep kâğıda "the Rubicon" yazıyor ve masadakiler şaşkınlıkla bakıyor. Sophie gülümsüyor: bu göndermeyi okulda öğrenmişti, ama Zeynep onu bir iş toplantısında duymuş ve not etmişti. Bir göndermeyi bir kez anlamak, onu bir sonraki karşılaşmada tanımaya yetiyor.
Yarışmanın sonunda takımları üçüncü oluyor. Ryan gülerek sonucu yorumluyor ve kendi göndermesini yapıyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ Anlamadığın bir göndermeye sessizce gülüp geçmek ve sonra yanlış bir cevap vermek.
✓ "Sorry, I think I missed the reference. What's that from?" Anlamadığın bir göndermeyi anlamış gibi yapmak, konuşmanın ilerleyen kısmında seni zor durumda bırakabilir. Hata, bir göndermeyi bilmemenin bir eksiklik ya da utanç olduğunu sanmaktan gelir; oysa merakla sormak, sıcak bir sohbet başlatır.
Göndermeleri yanlış kullanmak da bir kaymadır. "Achilles' heel" birinin zayıf noktasıdır, en güçlü yanı değil; "to meet your Waterloo" bir yenilgidir, bir zafer değil. Bir göndermeyi yalnızca sözcükleriyle ezberleyip hikâyesini bilmeden kullanmak, anlamı tersine çevirebilir. Bir de bir kültüre özgü göndermeyi, onu bilmeyen birine açıklama yapmadan kullanmaktan kaçın.
Mini alıştırma
- "Trojan horse" ifadesi neyi anlatır?
- "Public speaking is my Achilles' heel" cümlesini Türkçeye çevir.
- "To cross the Rubicon" ne demektir?
- Tanımadığın bir göndermeyle karşılaştığında nasıl sorarsın?
- "Keep calm and carry on" kalıbı nereden gelir ve ne anlatır?
Cevaplar
- İçeriden zarar veren, masum görünen bir şeyi.
- Topluluk önünde konuşmak benim en zayıf noktam.
- Geri dönüşü olmayan bir karar vermek ya da adım atmak.
- Is that a reference to something? ya da I think I missed the reference. What's that from?
- İkinci Dünya Savaşı yıllarında hazırlanmış bir İngiliz afişinden gelir; zor zamanlarda sakin kalmayı anlatır.
Sesli tekrar görevi
Ardından bir arkadaşının sana bir gönderme yaptığını ve senin onu anlamadığını hayal et; merakla soran bir cümle kur. Son olarak Türkçeden sevdiğin bir göndermeyi, örneğin bir Nasreddin Hoca fıkrasını, bir İngilizce konuşana İngilizce olarak kısaca açıkla. Kaydını dinlerken göndermelerin anlamını doğru yansıttığını kontrol et.
Özet kartı
- Kültürel gönderme, allusion: ortak belleğe kısa bir ifadeyle gönderme yapmak.
- Efsaneden: a Trojan horse, Achilles' heel, open Pandora's box.
- Tarihten: cross the Rubicon, meet your Waterloo, Keep calm and carry on, the Blitz spirit.
- Şarkı ve film göndermeleri sonsuzdur ve kuşağa göre değişir; ezberlenmez, fark edilir.
- Tanımadığında sor: Is that a reference to something? Göndermeyi hikâyesiyle birlikte not et.
- Türkçe köprüsü: Truva atı, Aşil topuğu, Pandora'nın kutusu ortak; Nasreddin Hoca göndermeleri Türkçeye özgü.
Sonraki derse köprü
Ertesi hafta Mr Wright seksen yaşına giriyor ve Mrs Patel'in kafesinde küçük bir kutlama düzenleniyor. Konuşmalarda ince bir ironi, birkaç kelime oyunu, Alfie'nin argo tebrikleri, eski bir öyküden alıntılanmış bir imge ve bol bol kültürel gönderme var. Zeynep bu kez hepsini anlıyor ve üstelik kendisi de bir konuşma yapacak. Sıradaki derste bu modülün tekrarını yapacaksın.