İçeriğe geç

Ders EN6.4 · C2 · Modül 6.1

Argo ve sokak dili (slang)

1.250 kelime · yaklaşık 6 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Slang, argo: resmî sözlüğün kenarındaki, gündelik ve samimi sözcükler; bölgeye, kuşağa, çevreye göre değişir.
  2. İngiliz argosu: knackered, skint, gutted, chuffed, gobsmacked, quid, cheers, mate, a cuppa, the loo.
  3. Amerikan argosu: broke, bummed, awesome, bucks, dude.
  4. Gençlik dili hızla değişir: low-key, sus, vibe; bağlamdan anla, kimin kullandığına dikkat et.
  5. Güvenli kullanım: tanımadığında sor, ölçülü kullan, resmî yazıda kaçın, emin olmadığın sözcüğü kullanma.
  6. Türkçe köprüsü: leş gibi yorgun, cepte beş kuruş yok; cringe, flex, vibe gibi İngilizce argo Türkçeye de geçti.

Merak sorusu

Salı öğleden sonra stüdyonun kapısı açılıyor ve Owen'ın on yedi yaşındaki kuzeni Alfie içeri giriyor. Okuldan çıkmış, çantası omzunda, Owen'ı öğle yemeğine götürmeye gelmiş. Zeynep'le tanışınca selamlaşıyor ve bir çırpıda günlük bir özet geçiyor: "I'm absolutely knackered, mate. Had a mock exam, totally gutted with my score. And I'm skint till Friday, so Owen's buying lunch." Owen gülüyor. Zeynep ise cümlelerin yarısını anlamadı. "Knackered", "gutted", "skint": bu sözcüklerin hiçbiri ders kitaplarında yoktu. İngilizcede kaç yıl çalışan biri, bir gencin üç cümlesini neden anlayamaz?

Alfie'nin sözcükleri argoydu, İngilizce adıyla "slang": resmî sözlüğün kenarında yaşayan, gündelik ve samimi konuşmaya ait, çoğu zaman bir bölgeye, bir kuşağa ya da bir çevreye özgü sözcükler. Argo, konuşanın kim olduğu hakkında çok şey söyler: yaşını, nereli olduğunu, kimlerle zaman geçirdiğini. C2 düzeyinde amaç, argoyu anlamak, hangi ortamda doğal olduğunu bilmek ve kendi konuşmanda ne zaman kullanıp ne zaman kaçınacağını ayırt edebilmektir. Bu derste yaygın İngiliz ve Amerikan argosunu, hızla değişen gençlik dilini ve argoyla güvenle başa çıkmanın yollarını öğreneceğiz.

Anlatım

Yaygın İngiliz argosu

İngiltere'de her yaştan insanın gündelik konuşmada kullandığı bazı argo sözcükler vardır. "Knackered" çok yorgun, bitkin demektir: "I'm knackered after that walk." "Skint" beş parasız olmaktır: "I'm skint until payday." "Gutted" çok hayal kırıklığına uğramış, "chuffed" ise çok memnun, sevinçli demektir: "She was chuffed with her results."

Bir şeye çok şaşırmayı anlatan "gobsmacked", sterlin yerine kullanılan "quid", teşekkür yerine kullanılan "cheers" ve arkadaş anlamındaki "mate" de çok yaygındır. "A cuppa" bir fincan çay, "the loo" ise tuvalettir. Bu sözcükler kaba değildir; samimi ve rahat bir havası vardır, ama resmî yazıda kullanılmaz.

Amerikan argosu

Amerikan İngilizcesinin de kendi günlük argosu vardır. "Broke" parasız, "bummed" üzgün ve hayal kırıklığına uğramış, "awesome" harika demektir. "Buck" doların, "dude" ise erkek arkadaşa ya da birine samimi bir hitabın argo karşılığıdır. Ryan'ın konuşmasında bu sözcükler sık sık duyulur: "Dude, that's awesome. I'm totally broke, though."

İngiliz ve Amerikan argosu çoğu zaman aynı duyguyu farklı sözcüklerle anlatır. İngilizlerin "skint" dediğine Amerikalılar "broke", "gutted" dediğine "bummed" der. Bir öğrenci için ikisini de tanımak, farklı aksanlardan konuşanları anlamayı kolaylaştırır.

Gençlik dili ve hız

Gençlerin argosu, dilin en hızlı değişen katmanıdır. Bir yıl çok yaygın olan bir sözcük, birkaç yıl sonra eskimiş ya da gülünç duyulabilir. Sosyal medyanın etkisiyle bazı gençlik sözcükleri İngilizce konuşulan her yere hızla yayılır: "low-key" biraz ya da gizlice, "sus" şüpheli, "vibe" bir ortamın havası anlamında kullanılır.

Bu sözcükleri bir sözlükten ezberlemek pek işe yaramaz, çünkü öğrendiğinde çoktan değişmiş olabilirler. Daha verimli olan, onları duyduğun bağlamda anlamak ve kimin kullandığına dikkat etmektir. Bir gencin ağzında doğal duyulan bir sözcük, bir iş toplantısında yetişkin bir konuşmacının ağzında tuhaf duyulabilir.

Argoyla güvenle başa çıkmak

Tanımadığın bir argo sözcükle karşılaştığında en doğal yol, anlamını bağlamdan tahmin etmek ya da doğrudan sormaktır: "Sorry, what does 'skint' mean?" Anadili İngilizce olan biri bu soruyu genellikle memnuniyetle cevaplar; argo, açıklamayı seven bir dildir.

Kendi konuşmanda argoyu ölçülü kullanmak gerekir. Birkaç yaygın ve güvenli sözcük, "cheers", "mate", "knackered", konuşmanı doğal ve sıcak yapabilir. Ama argoyu yanlış ortamda ya da çok sık kullanmak, yapay ya da saygısız duyulabilir. Bazı argo sözcükler ise kaba ya da kırıcıdır; emin olmadığın bir sözcüğü kullanmamak her zaman güvenli seçimdir.

Türkçe köprüsü

Türkçe konuşanlar argoyu çok iyi tanır, çünkü Türkçe de zengin bir argoya sahiptir. "Yorgunluktan leş gibiyim", "Cepte beş kuruş yok", "Kafayı yedim" gibi ifadeler, İngilizcedeki "knackered", "skint" ve "gobsmacked" gibi sözcüklerin Türkçe akrabalarıdır. İki dilde de argo, resmî dilin söyleyemediği bir samimiyeti ve rengi taşır.

Türkçedeki gençlik dili de İngilizce gençlik dili gibi hızla değişir. Birkaç yıl önce yaygın olan sözcükler eskir, yerine yenileri gelir. İlginç olan, Türk gençlerinin bazı İngilizce argo sözcükleri doğrudan Türkçeye taşımasıdır: "cringe", "flex", "vibe" gibi sözcükler, bugün Türkçe konuşmalarda da sık duyulur. Bu da iki dilin argosunun ne kadar iç içe geçebildiğini gösterir.

Kullanım kuralları da iki dilde benzerdir. Türkçede bir iş görüşmesinde "Leş gibiyim" demek ne kadar yersizse, İngilizce bir iş toplantısında "I'm knackered" demek de o kadar yersizdir. Argo, arkadaşlar arasında, rahat ortamlarda yaşar; resmî ortamlarda ise sade ve standart dile yerini bırakır.

Gerçek hayattan örnekler

Owen, Zeynep'in şaşkın yüzünü görünce Alfie'nin cümlelerini gülerek tercüme ediyor.

Owen'ın açıklaması, argonun en güzel yanlarından birini gösteriyor: anadili İngilizce olanlar onu açıklamaktan hoşlanır. Son cümledeki "As usual" ise, önceki derste gördüğün türden ironik bir şaka. Alfie de kendini savunuyor ve Zeynep'e dönüp yardım istiyor.

Zeynep gülüyor ve ilk argo cümlesini deniyor: "Well, I'm not skint, so I'll get the coffees." Alfie şaşkınlıkla kaşlarını kaldırıyor: "Nice one! You sound proper British now."

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ Bir iş e-postasında: "Sorry for the late reply, I've been totally knackered this week." ✓ "Sorry for the late reply, it has been a very busy week." "Knackered" gibi argo sözcükler arkadaşlar arasında doğaldır, ama resmî ya da profesyonel bir yazışmada yersiz ve özensiz duyulur.
Doğrusu

Hata, günlük konuşmada sık duyulan sözcüklerin her ortama uygun olduğunu sanmaktan gelir.

Argoyu aşırı kullanmak da bir kaymadır. Her cümleye bir argo sözcük eklemeye çalışan bir öğrenci, doğal değil, yapay ve biraz komik duyulur. Bir de anlamından emin olmadığın bir argo sözcüğü kullanmaktan kaçın; bazı sözcükler bir bölgede masum, başka bir bölgede kaba ya da kırıcı olabilir. Emin değilsen, standart bir sözcük her zaman güvenlidir.

Mini alıştırma

  1. "Knackered", "skint" ve "chuffed" sözcüklerinin Türkçe anlamlarını yaz.
  2. "Gutted" sözcüğünün Amerikan argosundaki yakın karşılığı nedir?
  3. Tanımadığın bir argo sözcüğün anlamını nasıl sorarsın?
  4. "I'm totally broke" cümlesini resmî bir e-postaya uygun biçimde yeniden yaz.
  5. Gençlik argosunu bir sözlükten ezberlemek neden pek işe yaramaz?

Cevaplar

  1. Çok yorgun, beş parasız, çok memnun.
  2. Bummed.
  3. Sorry, what does … mean? ya da What do you mean by …?
  4. I am currently unable to afford it. ya da My budget is limited at the moment.
  5. Çünkü gençlik argosu çok hızlı değişir; öğrendiğinde eskimiş olabilir.

Sesli tekrar görevi

Ardından aynı haftayı bir iş toplantısında anlatır gibi, hiç argo kullanmadan yeniden söyle: "It was a very tiring week, and I was disappointed about …". Son olarak tanımadığın bir argo sözcüğün anlamını soran bir cümle kur. Kayıtta şuna kulak ver: samimi anlatım ile toplantı anlatımı birbirinden net ayrılıyor mu, argo yalnızca ilkinde mi kalıyor?

Özet kartı

  1. Slang, argo: resmî sözlüğün kenarındaki, gündelik ve samimi sözcükler; bölgeye, kuşağa, çevreye göre değişir.
  2. İngiliz argosu: knackered, skint, gutted, chuffed, gobsmacked, quid, cheers, mate, a cuppa, the loo.
  3. Amerikan argosu: broke, bummed, awesome, bucks, dude.
  4. Gençlik dili hızla değişir: low-key, sus, vibe; bağlamdan anla, kimin kullandığına dikkat et.
  5. Güvenli kullanım: tanımadığında sor, ölçülü kullan, resmî yazıda kaçın, emin olmadığın sözcüğü kullanma.
  6. Türkçe köprüsü: leş gibi yorgun, cepte beş kuruş yok; cringe, flex, vibe gibi İngilizce argo Türkçeye de geçti.

Sonraki derse köprü

Cuma akşamı Mrs Patel'in kafesinde bir bilgi yarışması düzenleniyor ve Zeynep, Ryan ve Sophie ile aynı masada oturuyor. Sorular bir türlü basit gelmiyor: birinde eski bir şarkının dizesine, birinde bir tarihî olaya, birinde herkesin bildiği bir hikâyeye gönderme var. Masadaki herkes gülüyor, ama Zeynep yalnızca sözcükleri anlıyor, göndermeleri değil. Bir dili gerçekten bilmek, o dili konuşanların ortak belleğini de tanımak demektir. Sıradaki derste kültürel göndermeleri öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: salı öğleden sonra, stüdyonun kapısı açılıyor; okul çantalı Alfie içeri giriyor. Konuştukça sözcükleri havada renkli balonlar gibi uçuşuyor: "knackered", "gutted", "skint".
  • Çeviri gözlüğü: Owen tercüme ettikçe her balonun altında Türkçe bir anlam belirir: çok yorgun, hayal kırıklığı, beş parasız.
  • İki kıyı: bir yanda İngiliz argosu, öbür yanda Amerikan argosu; "skint" ile "broke", "gutted" ile "bummed" aynı duyguyu taşıyan iki köprü üzerinde buluşur.
  • Takvim: gençlik sözcüklerinin bir takvimin sayfalarında belirip hızla solması; yeni sayfalarda yeni sözcükler.
  • Seslendirme Matilda'nın. Alfie hızlı ve enerjik, Owen şakacı ve sabırlı, Zeynep önce şaşkın sonra cesur. Argo sözcükler doğal bir İngiliz tınısıyla söylenir.
  • Karakterler kurgusaldır; okul ve stüdyonun adı geçmez.

Modül 6.1 — Dilin İncelikleri

Hedef: Mizahı, ironiyi ve kültürel göndermeleri anlar.