Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Pun, kelime oyunu: bir sözcüğün ya da sesin iki anlamını aynı anda kullanan espri.
- Sesle oyun: brew-tiful, lettuce celebrate, we knead you; benzer ya da aynı okunan sözcükler.
- Anlamla oyun: I lost interest; tek sözcüğün iki anlamı.
- Yapıdan doğan çift anlam: I saw the man with the telescope; yazıda sözcük sırasıyla gider.
- Tepki: groan-worthy, inilti ve gülümseme; en sıcak cevap, kendi kelime oyunun.
- Türkçe köprüsü: cinas ve tevriye; "yüz" gibi çok anlamlı sözcükler; kelime oyunları çevrilemez.
Merak sorusu
Pazartesi sabahı Zeynep işe giderken Mrs Patel'in kafesinin önünde duruyor. Kapının yanındaki kara tahtada yeni bir yazı var: "Our coffee is brew-tiful." Zeynep önce bir yazım hatası sanıyor; "beautiful" sözcüğü yanlış yazılmış olmalı. Sonra ortadaki tireyi fark ediyor ve gülümsüyor. "Brew", kahve ya da çay demlemek demek; "brew-tiful" hem "güzel" hem de "iyi demlenmiş" anlamına göz kırpıyor. Ryan arkasından geliyor, yazıyı okuyor ve abartılı bir inilti çıkarıyor: "Oh no, that's terrible." Ama yüzü gülüyor. Bu tuhaf İngiliz alışkanlığı nedir: kötü bir şakaya hem inleyip hem gülmek?
Mrs Patel'in yazısı, İngilizcede "pun" denen bir kelime oyunudur: bir sözcüğün ya da bir sesin iki farklı anlamını aynı anda kullanan bir espri. İngilizcede kelime oyunları reklamlarda, dükkân adlarında, gazete başlıklarında ve gündelik şakalarda çok yaygındır. Onları anlamak için hem iki anlamı bilmek hem de sesleri duymak gerekir; bu yüzden ikinci dil olarak İngilizce öğrenenleri en çok şaşırtan esprilerdir. Bu derste kelime oyunlarının türlerini, onları nerede göreceğini, cümle yapısından doğan çift anlamlılığı ve bu esprilere nasıl karşılık verileceğini öğreneceğiz.
Anlatım
Sesle oynamak
En yaygın kelime oyunları, birbirine benzeyen ya da aynı okunan sözcüklerle yapılır. "Brew-tiful" bir sözcüğün içine başka bir sözcüğü yerleştirir. "Lettuce celebrate" sözcüğü ise "let us celebrate" ile aynı biçimde duyulur, ama "lettuce" marul demektir; bir salata dükkânının kutlama ilanında bu şaka anlam kazanır.
Bir fırının vitrininde "We knead you" yazabilir: "knead" hamur yoğurmak demektir ve "need" ile aynı okunur. Dinleyen ya da okuyan, önce tanıdık cümleyi, "We need you", duyar, sonra ikinci anlamı fark eder. Bu küçük gecikme, esprinin kendisidir.
Anlamla oynamak
Bazı kelime oyunları, tek bir sözcüğün iki farklı anlamıyla yapılır. "I used to be a banker, but I lost interest" cümlesinde "interest" hem ilgi hem de faiz demektir. Cümle ilk bakışta sıkılan bir bankacıyı anlatır, ama ikinci anlamıyla bir finans şakasına dönüşür.
Bu tür kelime oyunlarını anlamak için sözcüğün her iki anlamını da bilmek gerekir. Bir C2 öğrencisi için bu, sözlükteki ikinci ve üçüncü anlamlara dikkat etmenin ödülüdür. Bir espriyi anlamadığında, sözcüğün başka bir anlamı olup olmadığını düşünmek çoğu zaman anahtarı verir.
Yapıdan doğan çift anlamlılık
Bazen çift anlam, sözcüklerden değil cümle yapısından doğar. "I saw the man with the telescope" cümlesi iki biçimde anlaşılabilir: teleskopla bakan ben miydim, yoksa teleskopu olan adam mı? Gazete başlıklarında bu tür istemsiz çift anlamlılıklar sık görülür ve çoğu zaman güldürür: "Police help dog bite victim" başlığında polis, köpeğin ısırdığı kişiye mi yardım etti, yoksa bir köpeğin bir kurbanı ısırmasına mı?
Bu tür çift anlamlılık, yazıda dikkat gerektirir. İş yazışmalarında istemeden iki anlamlı bir cümle kurmak, okuru şaşırtır. Cümlenin sırasını değiştirmek ya da birkaç sözcük eklemek belirsizliği giderir: "Through the telescope, I saw the man."
İnilti ve gülümseme
İngiliz kültüründe kelime oyunlarına verilen tipik tepki, bir inilti ile bir gülümsemenin karışımıdır. Ryan'ın "Oh no, that's terrible" deyişi, esprinin kötü olduğu için değil, tam da o kadar kötü olduğu için iyi olduğunu gösterir. Buna İngilizcede "groan-worthy" denir; iniltiye değer, ama sevilen bir şaka.
Kelime oyunları reklamlarda, dükkân adlarında, başlıklarda ve arkadaşlar arası şakalarda doğaldır. Resmî bir raporda ya da ciddi bir yazışmada ise çoğu zaman yersiz kaçar. Bir espriye karşılık olarak kendi kelime oyununu yapmak ise, dili iyi bildiğini gösteren en sıcak cevaptır.
Türkçe köprüsü
Türk edebiyatının da kelime oyunları için kendi terimleri vardır. Cinas, aynı yazılıp farklı anlamlar taşıyan sözcüklerle yapılan söz sanatıdır; tevriye ise bir sözcüğün hem yakın hem uzak anlamını birlikte kullanmaktır. "Yüz" sözcüğü Türkçede surat, sayı ve suda yüzmek anlamlarını taşır; bu tür sözcükler Türkçede de sayısız espriye malzeme olur. İngilizcedeki "pun", bu geleneğin gündelik ve eğlenceli bir akrabasıdır.
Kelime oyunlarının en zor yanı, neredeyse hiç çevrilememeleridir. "Brew-tiful" Türkçeye çevrildiğinde espri kaybolur, çünkü Türkçede "demlemek" ile "güzel" arasında bir ses benzerliği yoktur. Aynı biçimde, Türkçedeki bir "yüz" esprisini İngilizceye aktarmak da mümkün değildir. Kelime oyunu, her dilin kendi seslerine ve anlamlarına bağlıdır.
Yapıdan doğan çift anlamlılık Türkçede de görülür. "Yaşlı adamın köpeği" ifadesinde yaşlı olan adam mı, köpek mi? Türkçe bu belirsizliği çoğu zaman bağlamla çözer. İngilizcede de aynı ilke geçerlidir: bir cümle iki anlamlıysa, sözcüklerin sırasını değiştirmek ya da bağlamı güçlendirmek gerekir.
Gerçek hayattan örnekler
Aynı gün stüdyoda Owen, yeni tabelalar için bir kampanya başlığı öneriyor ve bir kelime oyunu kuruyor.
"Benchmark", yani bir ölçüt ya da standart, içinde "bench", yani bank sözcüğünü taşıyor. Owen'ın başlığı hem projenin bir örnek oluşturduğunu hem de sokağa konan bankları anlatıyor. Hannah bir an düşünüyor, sonra gülümseyerek başını sallıyor: bir kampanya başlığı için kelime oyunu tam yerinde.
Akşam Zeynep, Mrs Patel'e kendi kelime oyunuyla karşılık veriyor ve kara tahtaya küçük bir not ekliyor.
Zeynep'in esprisinde "a latte" ifadesi, "a lot of" ile benzer biçimde duyuluyor. Mrs Patel notu okuyunca kahkahayı basıyor ve Ryan yine inliyor: bu kez espri ondan değil, Zeynep'ten geliyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ Bir kelime oyununa: "I think there's a spelling mistake. It should be 'beautiful'." ✓ "Ha! Brew-tiful. Very clever." Kelime oyunlarını yazım hatası ya da dilbilgisi hatası sanmak, espriyi kaçırmak demektir.
Hata, sözcüğü tek anlamıyla ve yalnızca yazılı biçimiyle okumaktan, sesine ve ikinci anlamına dikkat etmemekten gelir.
Esprinin yeri de önemlidir. Resmî bir raporun başlığında ya da bir şikâyet e-postasında espri, ciddiyeti zedeler. Bir de istemeden çift anlamlı cümleler kurmaktan kaçın: "Walking down the street, the new signs looked great" cümlesi, tabelaların sokakta yürüdüğü gibi okunabilir; "Walking down the street, I thought the new signs looked great" daha açıktır.
Mini alıştırma
- "We knead you" yazan bir fırın ilanındaki kelime oyununu açıkla.
- "I used to be a banker, but I lost interest" cümlesindeki çift anlam hangi sözcükte?
- "I saw the man with the telescope" cümlesinin iki anlamını Türkçe yaz.
- Kelime oyunları hangi tür metinlerde doğaldır? İki örnek ver.
- Bir arkadaşın kötü ama sevimli bir kelime oyunu yaptığında nasıl bir tepki verirsin?
Cevaplar
- "Knead" hamur yoğurmak demektir ve "need" ile aynı okunur; "Size ihtiyacımız var" ile "Sizi yoğuruyoruz" birleşir.
- "Interest": hem ilgi hem faiz.
- Adamı teleskopla gördüm; ya da teleskopu olan adamı gördüm.
- Reklamlar, dükkân adları, gazete başlıkları, arkadaşlar arası şakalar.
- Bir inilti ve bir gülümsemeyle: "Oh no, that's terrible!" ya da kendi kelime oyununla karşılık vererek.
Sesli tekrar görevi
Ardından istemeden çift anlamlı olabilecek bir cümle kur ve onu sözcüklerin sırasını değiştirerek açık hâle getir. Son olarak bir arkadaşının kelime oyununa bir inilti ve bir gülümsemeyle, sonra da kendi esprinle karşılık ver. Kaydını dinlerken kelime oyunlarındaki iki anlamın sesle net biçimde duyulduğunu kontrol et.
Özet kartı
- Pun, kelime oyunu: bir sözcüğün ya da sesin iki anlamını aynı anda kullanan espri.
- Sesle oyun: brew-tiful, lettuce celebrate, we knead you; benzer ya da aynı okunan sözcükler.
- Anlamla oyun: I lost interest; tek sözcüğün iki anlamı.
- Yapıdan doğan çift anlam: I saw the man with the telescope; yazıda sözcük sırasıyla gider.
- Tepki: groan-worthy, inilti ve gülümseme; en sıcak cevap, kendi kelime oyunun.
- Türkçe köprüsü: cinas ve tevriye; "yüz" gibi çok anlamlı sözcükler; kelime oyunları çevrilemez.
Sonraki derse köprü
Salı günü Owen'ın genç kuzeni stüdyoyu ziyarete geliyor ve konuştukça Zeynep neredeyse hiçbir şey anlamıyor. Kuzen yorgunluğunu, parasızlığını ve bir şeye çok sevindiğini anlatıyor, ama her birini sözlükte bulamayacağı, sokakta ve arkadaşlar arasında doğmuş sözcüklerle söylüyor. Owen gülerek tercümanlık yapıyor. Her dilin resmî sözlüğün dışında yaşayan, hızla değişen ve konuşanın yaşını, bölgesini ve çevresini ele veren bir argosu vardır. Sıradaki derste argoyu ve sokak dilini öğreneceksin.