İçeriğe geç

Ders EN6.1 · C2 · Modül 6.1

Edebi dil ve anlatım teknikleri

1.348 kelime · yaklaşık 6 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Simile, benzetme: like ya da as ile açık karşılaştırma: groaned like a tired animal.
  2. Metaphor, eğretileme: doğrudan başka bir şey olarak sunmak: a river of umbrellas; personification, kişileştirme: the street woke.
  3. Imagery, imgelem: bütün duyulara seslenen somut ayrıntılar; genel sıfat yerine özgül ayrıntı.
  4. Show, don't tell: duyguyu adıyla değil, hareket ve ayrıntıyla göstermek.
  5. Anlatıcı ve zaman: birinci ve üçüncü şahıs, serbest dolaylı anlatım; past perfect ile geçmişe dönüş.
  6. Türkçe köprüsü: teşbih, istiare, teşhis; betimleme ve sezdirme.

Merak sorusu

Cuma akşamı Zeynep, Mr Wright'ın hediye ettiği eski öykü kitabını açıyor. Kapağı solmuş, sayfaları sararmış, kenarlarında kurşun kalemle alınmış notlar var. İlk öykü şöyle başlıyor: "The street woke slowly, its shutters yawning open one by one. Somewhere a kettle sighed. Mrs Hale stood at her window, holding a letter she had read twice and would not read again." Zeynep cümleleri tekrar tekrar okuyor. Her sözcüğü biliyor, ama bir sokak nasıl uyanır, bir çaydanlık nasıl iç çeker? Ve yazar, Mrs Hale'in üzgün olduğunu hiç söylemediği hâlde, Zeynep bunu nasıl hemen anladı?

Edebi dil, sözcükleri yalnızca bilgi vermek için değil, okurda bir imge, bir duygu ve bir deneyim uyandırmak için kullanır. Bir yazar bir cansıza insan özelliği verir, bir şeyi başka bir şeye benzetir, duyguyu adıyla söylemek yerine bir hareketle gösterir. C2 düzeyinde amaç, bu teknikleri fark etmek, bir metnin nasıl işlediğini çözümlemek ve kendi yazında da onları ölçülü biçimde kullanabilmektir. Bu derste imgelemin temel araçlarını, anlatıcının bakış açısını, göstermek ile söylemek arasındaki farkı ve zamanın bir anlatıda nasıl kullanıldığını öğreneceğiz.

Anlatım

Benzetme, eğretileme ve kişileştirme

Edebi dilin en tanıdık aracı benzetmedir, İngilizcede "simile": iki şey "like" ya da "as" ile açıkça karşılaştırılır: "The old bus groaned like a tired animal." Eğretileme, İngilizcede "metaphor", aynı karşılaştırmayı bağlaç olmadan, bir şeyi doğrudan başka bir şey olarak sunarak yapar: "The high street was a river of umbrellas."

Kişileştirme, İngilizcede "personification", cansız bir şeye insan özelliği verir: "The street woke slowly", "a kettle sighed". Sokak gerçekten uyanmaz, çaydanlık gerçekten iç çekmez; ama bu fiiller, sahneye bir hayat ve bir duygu katar. Okur bir sabahın ağır ağır başladığını, bir evin sessizliğini hisseder.

İmgelem: duyulara seslenmek

İyi bir betimleme yalnızca görmeye değil, bütün duyulara seslenir; buna imgelem, İngilizcede "imagery" denir. "The café smelled of cinnamon and wet coats" cümlesi hem koku hem de bir yağmur günü duygusu taşır. "The floorboards creaked under her careful steps" ise bir ses ve bir tedirginlik anlatır.

Somut ve beklenmedik bir ayrıntı, genel bir sıfattan çok daha güçlüdür. "The room was cold" yerine "She could see her breath in the kitchen" demek, okurun odanın soğuğunu kendi teninde hissetmesini sağlar. Edebi yazıda ayrıntı, duygunun taşıyıcısıdır.

Göstermek, söylememek

Yazarlık derslerinde sık tekrarlanan bir ilke vardır: "Show, don't tell." Bir duyguyu adıyla söylemek yerine, onu bir hareket, bir ayrıntı ya da bir sessizlik üzerinden göstermek. "Mrs Hale was sad" bir söyleme cümlesidir. "Mrs Hale stood at her window, holding a letter she had read twice and would not read again" ise aynı üzüntüyü gösterir, ama okura bırakır.

Göstermek, okuru anlamın ortağı yapar. Okur, mektubun kötü bir haber taşıdığını, Mrs Hale'in onu bir daha okumaya dayanamayacağını kendisi çıkarır. Bu küçük çıkarım, bir cümleyi okurun belleğinde kalıcı yapar.

Anlatıcı ve zaman

Her öykünün bir anlatıcısı ve bir bakış açısı vardır. Birinci tekil şahıs anlatıcı, "I", okuru bir karakterin iç dünyasına yakınlaştırır. Üçüncü tekil şahıs anlatıcı, "she", "he", ya bir karakterin gözünden bakar ya da her şeyi bilen bir ses gibi yukarıdan konuşur. İleri bir teknik olan serbest dolaylı anlatımda, anlatıcının sesi ile karakterin düşüncesi kaynaşır: "Was it really too late? Surely not. Not yet."

Zaman da bir anlatım aracıdır. Çoğu öykü görülen geçmiş zamanla, yani "past simple" ile anlatılır; bir anı ya da geçmişe dönüş ise "past perfect" ile açılır: "She had met him once, years before, on a train." Şimdiki zamanla anlatılan bir öykü ise olayları okurun gözünün önünde, anında yaşıyormuş gibi bir yakınlık yaratır.

Türkçe köprüsü

Türk edebiyatının da bu araçlar için kendi adları vardır: benzetme ya da teşbih, eğretileme ya da istiare, kişileştirme ya da teşhis. "Aslan gibi adam" bir benzetme, cesur bir adam kastedilerek söylenen "Aslan geldi" ise bir eğretilemedir. İngilizcedeki "simile", "metaphor" ve "personification" bu kavramlarla birebir örtüşür. Türkçe edebiyatla büyüyen bir okur, bu teknikleri İngilizce bir metinde de hemen tanır.

Göstermek ile söylemek arasındaki fark da Türkçe öykücülükte tanıdıktır. Bir yazar "Çok yalnızdı" demek yerine, bir karakterin akşam yemeğini tek başına, iki tabak koyarak hazırladığını anlatabilir. İngilizcedeki "show, don't tell" ilkesi, Türkçe edebiyat derslerinde de "betimleme" ve "sezdirme" kavramlarıyla öğretilir.

Serbest dolaylı anlatım Türkçede de kullanılır, ama dilbilgisi farklı çalışır. Türkçede karakterin düşüncesi çoğu zaman "-mış" ekiyle ya da bir iç ses gibi dolaysız verilir: "Geç mi kalmıştı? Hayır, daha değil." İngilizcede aynı etki, geçmiş zaman ve soru cümleleriyle, anlatıcının sesi hiç kesilmeden kurulur.

Gerçek hayattan örnekler

Zeynep öyküyü bitirince bir deneme yapmaya karar veriyor: kendi sokağını, öğrendiği tekniklerle kısa bir paragrafta anlatmak. İlk taslağı düz ve bilgi dolu. Sonra yeniden yazıyor.

Zeynep'in paragrafında kişileştirme var: bank bekliyor ve adımları tanıyor, sokak nefes veriyor. Mr Wright'ın yaşı ve alışkanlıkları ise bir sıfatla değil, adımlarının ritmiyle gösteriliyor. Paragraf, bir bilgi değil, bir sahne sunuyor.

Ertesi sabah Zeynep paragrafı Mr Wright'a okuyor. Mr Wright bir süre sessiz kalıyor, sonra gözlüklerini çıkarıp siliyor.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "The street was very, very beautiful and very peaceful and I felt very happy." ✓ "Sunlight rested on the rooftops, and for once the street was quiet enough to hear the birds." İlk cümle duyguyu genel sıfatlarla ve "very" tekrarlarıyla söylüyor; ikincisi aynı huzuru somut bir ayrıntıyla gösteriyor.
Doğrusu

Hata, edebi etkinin güçlü sıfatlarla ya da abartıyla yaratılacağını sanmaktan gelir.

Aşırı süsleme de bir kaymadır. Her cümleye bir eğretileme, her isme iki sıfat eklemek, metni yorucu ve yapay hâle getirir. İyi edebi yazı, imgelerini seçerek kullanır; bir paragrafta tek ve yerinde bir imge, beş zayıf imgeden daha etkilidir. Bir de eğretilemeleri karıştırmaktan kaçın: "The river of umbrellas exploded into a forest of voices" okuru şaşırtır ve imgeleri birbirine düşürür.

Mini alıştırma

  1. "The wind howled like a hungry wolf" cümlesi hangi tekniğe örnektir?
  2. "Time is a thief" cümlesi hangi tekniğe örnektir?
  3. "She was nervous" cümlesini göstererek yeniden yaz.
  4. "The old house watched the children leave" cümlesinde hangi teknik kullanılmış?
  5. Bir geçmişe dönüşü başlatmak için hangi zaman kullanılır? Bir örnek cümle kur.

Cevaplar

  1. Benzetme, yani simile.
  2. Eğretileme, yani metaphor.
  3. She kept checking her phone and twisting the ring on her finger. ya da Her hands would not stay still.
  4. Kişileştirme, yani personification.
  5. Past perfect: She had lived in that house as a child.

Sesli tekrar görevi

Ardından o yerde bulunan birinin bir duygusunu, duygunun adını hiç söylemeden, yalnızca bir hareketle ya da bir ayrıntıyla göster. Son olarak aynı sahneye bir geçmişe dönüş cümlesi ekle: "She had …". Kaydını dinlerken imgelerinin birbirine karışmadığını ve paragrafın aşırı süslü değil, sade ama canlı duyulduğunu kontrol et.

Özet kartı

  1. Simile, benzetme: like ya da as ile açık karşılaştırma: groaned like a tired animal.
  2. Metaphor, eğretileme: doğrudan başka bir şey olarak sunmak: a river of umbrellas; personification, kişileştirme: the street woke.
  3. Imagery, imgelem: bütün duyulara seslenen somut ayrıntılar; genel sıfat yerine özgül ayrıntı.
  4. Show, don't tell: duyguyu adıyla değil, hareket ve ayrıntıyla göstermek.
  5. Anlatıcı ve zaman: birinci ve üçüncü şahıs, serbest dolaylı anlatım; past perfect ile geçmişe dönüş.
  6. Türkçe köprüsü: teşbih, istiare, teşhis; betimleme ve sezdirme.

Sonraki derse köprü

Ertesi gün Zeynep kitabı Mr Wright'a iade ederken öyküleri ne kadar sevdiğini söylüyor. Mr Wright ciddi bir yüzle cevap veriyor: kitabın berbat olduğunu ve onu yalnızca on bir kez okuduğunu. Zeynep bir an şaşırıyor, sonra Mr Wright'ın gözlerindeki pırıltıyı görüyor. İngilizler çoğu zaman söylediklerinin tam tersini kastederek, yüzleri gülmeden şaka yapar. Bu ince mizah, anadili İngilizce olmayanlar için en zor çözülen dil katmanlarından biridir. Sıradaki derste İngiliz mizahını, ironiyi ve alayı öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: cuma akşamı, loş bir oda; Zeynep'in elinde kapağı solmuş eski bir kitap. Sayfadaki cümleler canlanıyor: sokaktaki kepenkler esneyerek açılıyor, bir çaydanlıktan iç çeker gibi buhar yükseliyor.
  • Üç araç: bir benzetme, bir eğretileme ve bir kişileştirme üç ayrı kartta belirir; her birinin altında küçük bir çizim.
  • Göster ve söyle: ekran ikiye bölünür; bir yanda "She was sad" yazısı, öbür yanda pencerede bir kadın ve elinde katlanmış bir mektup.
  • Bank: Zeynep'in paragrafında bank, Mr Wright yaklaşırken sanki başını kaldırır; sokak onun oturmasıyla hafifçe nefes verir.
  • Seslendirme Matilda'nın; öykü cümleleri yavaş ve şiirsel bir tonla okunur. Zeynep meraklı ve büyülenmiş, Mr Wright duygulu ve esprili.
  • Öykü, Mrs Hale ve bütün alıntılar ders için yazılmış kurgulardır; gerçek bir esere ya da yazara gönderme yoktur.

Modül 6.1 — Dilin İncelikleri

Hedef: Mizahı, ironiyi ve kültürel göndermeleri anlar.