Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Hedging: iddiayı kanıtın desteklediği ölçüde güçlü, ötesinde temkinli söylemek.
- Kipler: may, might, could; fiiller: seem, appear, tend to, suggest, indicate.
- Zarflar ve kalıplar: arguably, probably, relatively, to some extent; It is likely that, It could be argued that.
- Genellemeyi sınırla: everyone yerine most, all yerine many, always yerine often; yaklaşık sayılar: about, roughly.
- Aşırıya kaçma: bir cümlede tek temkin; güçlü kanıtta clearly, shows gibi güçlendiriciler.
- Türkçe köprüsü: -ebilir, gibi görünüyor, muhtemelen, -dığı söylenebilir.
Merak sorusu
Pazartesi sabahı Zeynep, belediye için hazırladığı raporun ilk sayfasını Hannah'ya gönderiyor. Rapor hevesli ve iddialı: "Our signs will make this road much safer. Everyone will love them. The bench will solve the problem for older residents." Birkaç dakika sonra Hannah'nın notları geliyor. Üç cümlenin de altı çizilmiş, yanlarında aynı soru: "Can you prove this?" Zeynep bir an bozuluyor. Yazdıklarına gerçekten inanıyor. Ama tabelalar henüz takılmadı, kimse onları kullanmadı; herkesin onları seveceğini nereden bilebilir? Bir raporda inandığın şeyi, bilmediğin bir kesinlikle söylemeden nasıl yazarsın?
Hannah'nın istediği şey, İngilizcede "hedging" diye adlandırılan bir yazma becerisiydi: bir iddiayı, kanıtın desteklediği ölçüde güçlü ve ötesinde temkinli söylemek. Resmî raporlarda, akademik yazıda ve profesyonel toplantılarda bu beceri, yazarın hem dürüst hem de güvenilir görünmesini sağlar. Aşırı kesin bir cümle okuru kuşkulandırır; ölçülü bir cümle ise onu ikna eder. Bu derste iddiaları yumuşatmanın araçlarını, yani kipleri, "seem" türü fiilleri, temkin zarflarını, genellemeyi sınırlayan sözcükleri ve bu araçların ne zaman aşırıya kaçtığını öğreneceğiz.
Anlatım
Kipler ve temkinli fiiller
İddiayı yumuşatmanın en basit yolu, kesinlik bildiren "will" yerine olasılık bildiren bir kip kullanmaktır: "The new signs may make the street safer." "The bench could help older residents." "May", "might" ve "could" bir sonucun olası olduğunu, ama garanti edilmediğini söyler.
Bir başka yol, "seem", "appear", "tend to", "suggest" ve "indicate" gibi fiillerdir. "Residents seem to welcome the changes" cümlesi, gözlenen bir izlenimi aktarır. "Early feedback suggests that most residents are positive" ise bir sonucu, onu destekleyen kanıta bağlar. Bu fiiller, iddianın kaynağını açıkça gösterdiği için özellikle raporlarda değerlidir.
Temkin zarfları ve kalıplar
Bir iddiayı yumuşatan zarflar da sık kullanılır: "possibly", "probably", "apparently", "arguably", "generally", "relatively", "to some extent". "The street is arguably the most historic in town" cümlesinde "arguably", iddianın savunulabilir ama tartışmaya açık olduğunu gösterir. "The signs are relatively cheap to produce" ise karşılaştırmalı, ölçülü bir değerlendirme sunar.
Cümlenin başına eklenen kalıplar da aynı işi görür: "It seems that …", "It is likely that …", "It could be argued that …", "There is some evidence that …". Bu kalıplar, iddiayı yazarın kişisel görüşünden çok bir değerlendirme olarak sunar.
Genellemeyi sınırlamak
Aşırı kesinliğin en sık görüldüğü yer, "everyone", "all", "always", "never" gibi mutlak sözcüklerdir. "Everyone will love them" cümlesini tek bir memnuniyetsiz sakin çürütür. "Most residents", "many people", "in many cases", "often" gibi sınırlayıcılar ise gerçeğe daha yakındır ve itiraza daha az açıktır.
Sayılarda da benzer bir temkin vardır: "about thirty residents", "roughly half", "approximately two hundred visitors". Kesin bir sayı bilinmiyorsa, yaklaşık bir sayı vermek hem dürüst hem de profesyoneldir.
Aşırıya kaçmamak
Hedging bir denge işidir. Her cümleye üç temkin sözcüğü eklemek, yazarı kararsız ve güvensiz gösterir: "It might possibly seem that the signs could perhaps be somewhat useful." Bu cümle hiçbir şey söylemiyor. Kanıt güçlü olduğunda yazar net konuşmalıdır: "The survey clearly shows that residents want benches."
Buradaki "clearly" bir güçlendiricidir; İngilizcede "booster" denir ve "hedge" ile dengede kullanılır. İyi bir rapor, kanıtın güçlü olduğu yerde "clearly" ve "shows", zayıf olduğu yerde "may" ve "suggests" der. Temkin, belirsizliğin ölçüsü kadar olmalıdır.
Türkçe köprüsü
Türkçede de iddiayı yumuşatmanın zengin araçları vardır: "-ebilir" eki, "gibi görünüyor", "muhtemelen", "büyük ölçüde", "denebilir". "Tabelalar sokağı daha güvenli hâle getirebilir" cümlesi, İngilizcedeki "The signs may make the street safer" cümlesiyle birebir örtüşür. Türkçe konuşanlar bu yüzden hedging kavramına yabancı değildir.
Türkçenin ilginç bir aracı daha var: "-dır" eki. "Yorulmuştur" demek, bir kesinliği değil, bir tahmini anlatabilir: "Muhtemelen yorulmuştur." Akademik Türkçede ise "-dığı söylenebilir", "-diği düşünülmektedir" gibi kalıplar sık kullanılır; bunlar İngilizcedeki "It could be argued that" ve "It is thought that" kalıplarının yakın akrabalarıdır.
Fark, İngilizce raporlarda bu temkinin daha sistematik ve daha beklenen olmasıdır. Türkçe bir gazete yazısında "Herkes bu tabelaları sevecek" gibi coşkulu bir cümle doğal karşılanabilir. İngilizce resmî bir raporda ise aynı cümle, okura yazarın kanıtla değil heyecanla konuştuğunu düşündürür.
Gerçek hayattan örnekler
Zeynep, Hannah'nın notlarını dikkate alarak ilk paragrafı yeniden yazıyor.
Yeni paragrafta "will" sözcükleri "are likely to" ve "may" oldu, "everyone" sözcüğü "most people" oldu ve bir karşı görüş, "a few residents", dürüstçe eklendi. İddialar kaybolmadı; yalnızca kanıtın boyuna göre biçildi. Hannah'nın cevabı tek satır: "Much better. Now I believe you."
Akşam Ryan, Zeynep'in yeni raporundan birkaç cümle dinliyor ve gülüyor.
Zeynep de gülüyor: Ryan'ın şakası, temkinin de aşırıya kaçabileceğini hatırlatıyor. Raporun asıl gücü, her cümlede tek ve yerinde bir temkin sözcüğü kullanmasında.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "Everyone will use the new benches every day." ✓ "Many residents are likely to use the new benches regularly." İlk cümle iki mutlak ifade, "everyone" ve "every day", taşıyor ve tek bir karşı örnekle çürüyor.
İkinci cümle ise gözleme ve olasılığa dayanıyor. Hata, bir tahmini bir olgu gibi sunmaktan ve heyecanı kanıtın yerine koymaktan gelir.
Aşırı temkin de bir hatadır: "It may perhaps possibly be the case that the signs might help." Aynı cümlede birden fazla temkin sözcüğü kullanmak, cümleyi anlamsızlaştırır. Bir de "arguably" sözcüğünü "kesinlikle" anlamında kullanmaktan kaçın; "arguably" bir iddianın savunulabilir olduğunu, ama tartışmaya açık kaldığını söyler.
Mini alıştırma
- "The new park will reduce traffic" cümlesini bir kiple yumuşat.
- "All students hate exams" cümlesindeki genellemeyi sınırla.
- "Residents like the changes" cümlesini "seem" ile yeniden yaz.
- "The café is the best in town" cümlesini "arguably" ile yumuşat.
- "It might possibly perhaps rain" cümlesini tek bir temkin sözcüğüyle yeniden yaz.
Cevaplar
- The new park may reduce traffic. ya da The new park could reduce traffic.
- Many students dislike exams. ya da Most students dislike exams.
- Residents seem to like the changes.
- The café is arguably the best in town.
- It might rain.
Sesli tekrar görevi
Ardından aynı üç cümleyi bir rapordaymış gibi yeniden kur: birinde bir kip, birinde "seem" ya da "suggest", birinde de "most" ya da "many" gibi bir sınırlayıcı kullan. Son olarak kanıtın güçlü olduğu bir noktayı "clearly" ile net biçimde söyle. Kaydını dinlerken her cümlede yalnızca bir temkin sözcüğü kullandığını ve sesinin kararsız değil, ölçülü duyulduğunu kontrol et.
Özet kartı
- Hedging: iddiayı kanıtın desteklediği ölçüde güçlü, ötesinde temkinli söylemek.
- Kipler: may, might, could; fiiller: seem, appear, tend to, suggest, indicate.
- Zarflar ve kalıplar: arguably, probably, relatively, to some extent; It is likely that, It could be argued that.
- Genellemeyi sınırla: everyone yerine most, all yerine many, always yerine often; yaklaşık sayılar: about, roughly.
- Aşırıya kaçma: bir cümlede tek temkin; güçlü kanıtta clearly, shows gibi güçlendiriciler.
- Türkçe köprüsü: -ebilir, gibi görünüyor, muhtemelen, -dığı söylenebilir.
Sonraki derse köprü
Raporu okuyan Mr Evans kısa bir cevap yazıyor ve raporun oldukça iyi olduğunu söylüyor. Zeynep sevinçle Sophie'ye gösteriyor, ama Sophie gülümseyip bir soru soruyor: Mr Evans'ın kullandığı sözcük gerçekten bir övgü mü, yoksa İngilizlerin ünlü ölçülülüğüyle söylenmiş kibar bir "idare eder" mi? "Quite", "rather", "fairly" ve "pretty" gibi küçük sözcükler, bir sıfatın gücünü artırabilir de, azaltabilir de; hangisi olduğunu çoğu zaman bağlam ve ses tonu belirler. Sıradaki derste anlama nüans ve vurgu katmayı öğreneceksin.