Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Subjunctive: fiilin yalın, çekimsiz hâli; tekil özneden sonra da -s yok, be fiili be kalır.
- Fiillerden sonra: suggest, recommend, propose, insist, demand, request, require + that + özne + yalın fiil.
- Sıfatlardan sonra: It is essential, vital, crucial, important, necessary + that + özne + yalın fiil.
- Olumsuz: not + yalın fiil, do yok: that the lines not be painted.
- İngiliz İngilizcesinde should seçeneği: recommend that she should take; suggest you to değil, suggest that you ya da suggest -ing.
- Kalıplar: If I were you, So be it, Be that as it may, Come what may; Türkçe "-masını", "-sam" köprüleri.
Merak sorusu
Cuma öğleden sonra belediyede projeden sorumlu görevli Mr Evans'tan stüdyoya bir e-posta geliyor. Hannah e-postayı büyük ekrana yansıtıyor ve ekibe okuyor: "We recommend that each sign be made of recycled metal. It is essential that every sign be readable by people with low vision. We also suggest that Zeynep attend the residents' meeting next Thursday." Zeynep son cümlede adını görünce önce sevinçle gülümsüyor, sonra kaşlarını çatıyor. "Zeynep attend" mi? "Attends" olması gerekmez miydi? Hemen üstündeki cümlelerde de tekil bir özneden sonra "is" değil, yalın bir "be" duruyor. Bu, bir yazım hatası mı, yoksa İngilizcenin bilinçli bir seçimi mi?
Mr Evans'ın e-postasında hiçbir hata yoktu. Öneri, rica, ısrar ya da zorunluluk anlatan belirli fiillerin ve sıfatların ardından İngilizce, fiilin çekimsiz, yalın hâlini kullanır. Özne tekil olsa da fiil "-s" almaz, "be" fiili "is" ya da "are" olmaz. Bu biçime İngilizcede "subjunctive" denir. Oldukça resmî bir tonu vardır ve özellikle resmî yazışmalarda, raporlarda ve kurallar yazılırken karşına çıkar. Bu derste subjunctive biçimini hangi sözcüklerden sonra kullanacağını, olumsuzunu, İngiliz İngilizcesindeki "should" seçeneğini ve kalıplaşmış birkaç ifadeyi öğreneceğiz.
Anlatım
Öneri ve talep fiillerinden sonra
Subjunctive en sık şu fiillerden sonra gelir: "suggest", "recommend", "propose", "insist", "demand", "request", "require" ve resmî anlamıyla "ask". Kalıp şöyledir: fiil + "that" + özne + yalın fiil. "We recommend that each sign be made of recycled metal." "They suggest that Zeynep attend the meeting." "The residents insisted that the old sign stay on the wall."
Buradaki mantık şudur: cümle bir olguyu değil, olması istenen bir şeyi anlatır. Zeynep toplantıya henüz katılmadı; katılması öneriliyor. Bu yüzden fiil zaman ya da kişi eki almaz. Zaman değişse de biçim aynı kalır: "They suggested that she attend" cümlesinde bile "attended" değil, "attend" kullanılır.
Zorunluluk bildiren sıfatlardan sonra
Aynı yapı "It is" + bir sıfat + "that" kalıbında da kullanılır. Bu sıfatlar genellikle önem ya da zorunluluk bildirir: "essential", "vital", "crucial", "important", "necessary", "imperative". "It is essential that every sign be readable by people with low vision." "It is important that the residents be consulted before any work begins."
Bu kalıplar, bir kuralın ya da bir koşulun ne kadar önemli olduğunu vurgulamak için resmî metinlerde çok kullanılır. Günlük konuşmada ise aynı fikir çoğu zaman daha sade bir yapıyla söylenir: "Every sign needs to be easy to read."
Olumsuz biçim ve should seçeneği
Subjunctive'in olumsuzu, yalın fiilin önüne yalnızca "not" koyarak kurulur; "do" yardımcı fiili kullanılmaz: "We request that the lines not be painted before the residents' meeting." "He insisted that she not pay for the coffee." "Doesn't" ya da "don't" burada yanlış olur.
İngiliz İngilizcesinde bu yapının yerine sık sık "should" kullanılır: "We recommend that each sign should be made of recycled metal." Anlam aynıdır, ton biraz daha yumuşaktır. Amerikan İngilizcesinde ise subjunctive daha yaygındır ve resmî yazıda neredeyse kuraldır. Günlük İngiliz konuşmasında bazen düz bir çekimli fiil de duyulur, "I suggest that he contacts the council", ama resmî yazıda yalın biçim ya da "should" daha güvenlidir.
Kalıplaşmış ifadeler
Subjunctive, İngilizcede birkaç kalıplaşmış ifadede de yaşar. En bilineni, koşul cümlelerindeki "were": "If I were you, I would accept the offer." Özne tekil olsa da "was" değil "were" kullanmak, özellikle yazıda ve öğüt verirken standarttır.
Bunun dışında birkaç eski kalıp günümüzde de kullanılır: "So be it" bir sonucu kabullenmeyi, "Be that as it may" bir itirazı kabul edip konuya devam etmeyi, "Come what may" ne olursa olsun kararlı olmayı anlatır. Bu ifadeler kalıp olarak öğrenilir; sözcükleri değiştirilmez.
Türkçe köprüsü
Türkçe bu yapıyı çok doğal biçimde kurar, çünkü öneri ve zorunluluk bildiren cümlelerde fiil zaten zamansız bir isim biçimine girer: "Her tabelanın geri dönüştürülmüş metalden yapılmasını öneriyoruz." Buradaki "-masını" eki, tıpkı İngilizce subjunctive gibi, zaman bildirmez; olan bir şeyi değil, olması istenen bir şeyi anlatır. "Sakinlere danışılması şart" cümlesi de "It is essential that residents be consulted" yapısıyla birebir örtüşür.
Türkçe konuşanlar için zorluk, anlamda değil biçimdedir. Türkçede özne-fiil uyumu zaten "-masını" ekinde kaybolduğu için sorun yaşanmaz. İngilizcede ise öğrenciler yıllarca "he" ve "she" sonrasında fiile "-s" eklemeyi öğrendikleri için, bu ekin burada bilerek düşürüldüğünü görmek şaşırtıcıdır. "She attend" diye yazmak, alışkanlığa ters düşer.
"If I were you" kalıbının da Türkçede tanıdık bir karşılığı var: "Senin yerinde olsam". Türkçedeki "-sam" eki gerçek olmayan bir durumu kurar; İngilizcede aynı işi "were" yapar. Türkçede kimse "Senin yerinde oldum" demediği gibi, İngilizce resmî yazıda da "If I was you" yerine "If I were you" tercih edilir.
Gerçek hayattan örnekler
Hannah, Mr Evans'a stüdyo adına bir cevap yazıyor. Gelen e-postanın resmî tonunu kendi cevabında da korumaya özen gösteriyor.
Hannah'nın cevabında iki subjunctive vardı: "that the signs be" ve olumsuz "that the final designs not be printed". Son cümlede ise artık bir öneri değil, bir olgu anlatıldığı için normal bir gelecek zaman kullanıldı: "Zeynep will attend." Biçim, cümlenin olması istenen bir şeyi mi, yoksa olacak bir şeyi mi anlattığına göre değişti.
Akşam Zeynep, Ryan'a perşembe günkü toplantıyı anlatıyor. Ryan dinledikten sonra ona kısa bir öğüt veriyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "We suggest that she attends the meeting." ✓ "We suggest that she attend the meeting." Öneri bildiren "suggest", "recommend", "insist" gibi fiillerden sonra, resmî yazıda fiil yalın hâlde kalır ve "-s" almaz.
Hata, tekil üçüncü şahıs fiiline her zaman "-s" ekleme alışkanlığından ve bu cümlenin bir olgu değil bir istek anlattığını gözden kaçırmaktan gelir.
Olumsuz biçimde "do" kullanmak da sık görülür: "We recommend that the lines don't be painted" yanlıştır; doğrusu "We recommend that the lines not be painted." Bir de "suggest" fiilini Türkçedeki gibi bir mastarla kurmaktan kaçın: "I suggest you to call him" değil, "I suggest that you call him" ya da "I suggest calling him."
Mini alıştırma
- "Mr Evans önerdi: Hannah tasarımları pazartesiye kadar göndersin" cümlesini "suggested that" ile çevir.
- "It is important that he ___ on time" cümlesini "be" fiiliyle tamamla.
- "We request that the doors don't open before nine" cümlesini düzelt.
- Aynı öneriyi İngiliz İngilizcesinde sık kullanılan "should" ile kur: "They recommend that she take a break."
- "Senin yerinde olsam, teklifi kabul ederdim" cümlesini İngilizceye çevir.
Cevaplar
- Mr Evans suggested that Hannah send the designs by Monday.
- It is important that he be on time.
- We request that the doors not open before nine.
- They recommend that she should take a break.
- If I were you, I would accept the offer.
Sesli tekrar görevi
Ardından aynı üç öneriyi bir arkadaşına günlük bir dille söyle: "You should …", "It's really important to …". Son olarak zor bir karar vermek üzere olan birine "If I were you, …" ile bir öğüt ver. Kaydını dinlerken resmî cümlelerde tekil öznelerden sonra fiile "-s" eklemediğini dikkatle kontrol et.
Özet kartı
- Subjunctive: fiilin yalın, çekimsiz hâli; tekil özneden sonra da -s yok, be fiili be kalır.
- Fiillerden sonra: suggest, recommend, propose, insist, demand, request, require + that + özne + yalın fiil.
- Sıfatlardan sonra: It is essential, vital, crucial, important, necessary + that + özne + yalın fiil.
- Olumsuz: not + yalın fiil, do yok: that the lines not be painted.
- İngiliz İngilizcesinde should seçeneği: recommend that she should take; suggest you to değil, suggest that you ya da suggest -ing.
- Kalıplar: If I were you, So be it, Be that as it may, Come what may; Türkçe "-masını", "-sam" köprüleri.
Sonraki derse köprü
Sakinler toplantısından önce Hannah, Zeynep'ten sokağın başına konacak bir bilgi panosunun metnini yazmasını istiyor. Zeynep'in ilk cümlesi şöyle başlıyor: "The history of this street is the history of the trade." Hannah metni okuyunca iki "the" sözcüğünün altını çiziyor ve birini silip ötekini bırakıyor. Tarih, ticaret, hayat, doğa gibi soyut ya da genel isimlerde "the" kullanıp kullanmamak, anlamı sessizce değiştirir ve Türkçe konuşanlar için C1 düzeyinde bile en zorlu ayrımlardan biridir. Sıradaki derste artikellerin ileri kullanımını, soyut ve genel isimlerle birlikte öğreneceksin.