Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Eksiltme: and, but, or ile bağlı cümlelerde tekrar eden özne ve yardımcı fiil düşer: I'd love to join the team and start on Monday.
- Yardımcı fiilden sonra tekrar düşer: Yes, I can; I haven't, but Maya has.
- To kalır: I'd love to, I'd like to, but I can't.
- Yerine koyma: one, ones; I think so, I hope not, I'm afraid not; If so, If not.
- Do so resmî, do that günlük; So am I, Neither did I: yardımcı fiil özneden önce.
- Türkçe özneyi düşürür, İngilizce düşürmez; "Başlayabilirim" = Yes, I can; "ben de" = So do I ya da Neither do I.
Merak sorusu
Görüşmenin akşamı Zeynep, Hannah'ya teşekkür etmek için birkaç satır karalıyor ve taslağı Sophie'ye okutuyor: "Thank you for meeting me today. I enjoyed meeting you and I enjoyed meeting the team. I would love to work on the project and I would love to work with the team. If you need more examples of my work, I can send you more examples of my work." Sophie gülümsüyor: "Every sentence says everything twice." Ertesi sabah Hannah'nın cevabı geliyor ve tam tersine, neredeyse telgraf kadar kısa: "Thanks, Zeynep. We'd love you to join us. Can you start on Monday? If so, great. If not, just tell me which day you can." Zeynep iki metni yan yana koyuyor. Hannah'nın cevabında birçok sözcük eksik, ama hiçbir şey anlaşılmaz değil. Nasıl?
Hannah'nın e-postasında iki teknik iş başındaydı. Birincisi, İngilizce adıyla "ellipsis", yani eksiltme: zaten bilinen, tekrar edecek sözcükleri hiç yazmamak. "Tell me which day you can" cümlesinde "start" yazılmamıştı, çünkü önceki cümlede vardı. İkincisi "substitution", yani yerine koyma: uzun bir parçayı kısa bir sözcükle karşılamak. "If so" iki sözcüğüyle "If you can start on Monday" cümlesinin tamamı karşılanmıştı. Bu derste İngilizcenin tekrarı önleyen bu iki yolunu, kurallarıyla ve sınırlarıyla öğreneceğiz.
Anlatım
Eksiltme: bilinen sözcüğü atlamak
İki cümle "and", "but" ya da "or" ile bağlandığında, ikinci cümlede tekrar eden özne ve yardımcı fiil atlanabilir: "I enjoyed meeting you and the team" ya da "I'd love to join the team and start on Monday." İlk cümledeki "I would love to" ikinci kez yazılmaz; okur onu zaten taşır.
Yardımcı fiilden sonra gelen tekrar da düşer. "Can you start on Monday?" sorusuna "Yes, I can" diye cevap verilir; "Yes, I can start on Monday" demek dilbilgisi olarak doğrudur, ama gereksiz uzundur. Aynı kural karşılaştırmalarda da işler: "I haven't seen the plans yet, but Maya has." Burada "has" sözcüğünden sonra "seen the plans" düşmüştür.
To ile biten eksiltme
Bir fiil "to" ile devam ediyorsa, tekrar eden eylem atlanır ama "to" kalır: "Would you like to join us for lunch?" sorusuna "I'd love to" ya da "I'd like to, but I can't" diye cevap verilir. "To" burada bir işaret gibidir; arkasında düşmüş bir fiilin olduğunu gösterir.
Bu kural Türkçe konuşanlar için bir tuzak kurar. "I'd love" diye bırakmak eksik, "I'd love to join you for lunch" diye her şeyi tekrarlamak ise ağır duyulur. Doğal cevap, ortadaki yoldur: "I'd love to."
Yerine koyma: one, so, not
Tekrar eden bir ismin yerine "one" ya da çoğulda "ones" konur: "We need a new sign, not a repainted one." "The old signs were wooden; the new ones will be metal." Bu sözcük, ismin kendisini değil, daha önce söylenmiş olan türünü karşılar.
Bir cümlenin tamamının yerine ise "so" ve "not" gelir. "Will the council approve the design? I think so" cevabında "so", "the council will approve the design" cümlesinin yerini tutar. Olumsuz cevapta "I hope not", "I'm afraid not" ya da "I don't think so" kullanılır. Hannah'nın "If so" ve "If not" ifadeleri de aynı işi yaptı: "Eğer öyleyse" ve "eğer değilse".
Do so, so do I, neither do I
Bir eylemin tamamının yerine resmî dilde "do so" gelir: "Anyone who wishes to comment on the plans may do so by Friday." Günlük konuşmada ise "do that" ya da yalnızca "do" daha yaygındır: "I'll email the council. — Please do."
Başkasına katıldığını kısaca göstermek için "so" ve "neither" başa alınır ve arkasından önce yardımcı fiil, sonra özne sıralanır: "I'm excited about Monday. — So am I." "I didn't sleep well. — Neither did I." Bu yapı, bir önceki derste gördüğün devrik yapıya benzer: yardımcı fiil özneden önce gelir.
Türkçe köprüsü
Türkçe, İngilizceden çok daha fazla sözcüğü atlayabilir, çünkü özneyi fiilin ekinden anlar: "Geldim, gördüm, başladım." İngilizcede ise özne neredeyse hiç atlanamaz; "Came, saw, started" ancak çok özel bir üslupta kullanılır. İngilizce eksiltme, özneyi değil, yardımcı fiilden sonraki tekrarı atlar. Türkçe konuşanlar bu yüzden bazen İngilizcede özneyi de düşürür, bazen de tam tersine her şeyi tekrarlar.
Kısa cevaplarda iki dil farklı çalışır. Türkçede "Pazartesi başlayabilir misin?" sorusuna "Başlayabilirim" diye, fiili tekrar ederek cevap verilir. İngilizcede ise fiil düşer, yalnızca yardımcı fiil kalır: "Yes, I can." Türkçe alışkanlıkla "Yes, I can start" demek yanlış değildir, ama biraz mekanik duyulur.
Yerine koyma kalıplarının Türkçede çok doğal karşılıkları var. "Sanırım öyle" İngilizcede "I think so", "Umarım öyle" "I hope so", "Korkarım hayır" ise "I'm afraid not" olur. "Ben de" deyişi, cümlenin olumlu ya da olumsuz olmasına göre "So do I" ya da "Neither do I" diye ikiye ayrılır; Türkçede bu ayrım "ben de" ile "ben de değil" arasındaki farka denk gelir.
Gerçek hayattan örnekler
Zeynep, Sophie'nin yardımıyla Hannah'ya cevabını yazıyor. Bu kez metin kısa ve akıcı.
Yeni metinde üç eksiltme var: "I can" sonrasında "start on Monday" tekrar edilmedi, "it" bütün başlangıcın yerini tuttu, "I will" sonrasında "bring it" düştü. Sophie okuyup onaylıyor: yarısı kadar uzun, iki katı kadar güçlü.
Akşam Ryan haberi duyunca mutfağa koşuyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "Would you like to come? — Yes, I'd love." ✓ "Would you like to come? — Yes, I'd love to." "Love", "like", "want" gibi fiillerden sonra gelen eylem atlandığında "to" kalmalıdır.
Hata, Türkçedeki "Çok isterim" cevabının tek bir fiille bitmesinden ve İngilizcede de fiilin tek başına yeteceğini sanmaktan gelir.
"So" ve "neither" yapısında yardımcı fiili yanlış seçmek de sık görülür. "I went to the meeting. — So I did" değil, "So did I" doğrudur; sıralama yardımcı fiil ve özne şeklindedir ve yardımcı fiil ilk cümlenin zamanına uyar. Bir de "I think so" yerine "I think it" demekten kaçın; cümlenin tamamını karşılayan sözcük "it" değil, "so"dur.
Mini alıştırma
- "I like the new design and I like the colours" cümlesindeki tekrarı gider.
- "Have you finished the report? — Yes, I have finished the report" cevabını kısalt.
- "Will it rain tomorrow?" sorusuna "umarım hayır" anlamında cevap ver.
- "The red chairs are old, but the blue chairs are new" cümlesinde ikinci "chairs" yerine ne gelir?
- "I can't swim very well" cümlesine "ben de" anlamında cevap ver.
Cevaplar
- I like the new design and the colours.
- Yes, I have.
- I hope not.
- The red chairs are old, but the blue ones are new.
- Neither can I.
Sesli tekrar görevi
Ardından bir arkadaşının üç cümlesine "So …" ya da "Neither …" ile katıldığını göster: biri olumlu geniş zaman, biri olumsuz geçmiş zaman, biri de "can" ile olsun. Son olarak iki eşyayı "one" ya da "ones" ile karşılaştır. Kaydını dinlerken kısa cevapların sonunda yardımcı fiili net ve vurgulu söylediğini kontrol et.
Özet kartı
- Eksiltme: and, but, or ile bağlı cümlelerde tekrar eden özne ve yardımcı fiil düşer: I'd love to join the team and start on Monday.
- Yardımcı fiilden sonra tekrar düşer: Yes, I can; I haven't, but Maya has.
- To kalır: I'd love to, I'd like to, but I can't.
- Yerine koyma: one, ones; I think so, I hope not, I'm afraid not; If so, If not.
- Do so resmî, do that günlük; So am I, Neither did I: yardımcı fiil özneden önce.
- Türkçe özneyi düşürür, İngilizce düşürmez; "Başlayabilirim" = Yes, I can; "ben de" = So do I ya da Neither do I.
Sonraki derse köprü
Pazartesi sabahı Zeynep stüdyoda ilk gününe başlıyor. Hannah ona belediyeden gelen proje belgesini veriyor ve Zeynep daha ilk sayfada tuhaf bir üsluba takılıyor: cümlelerin çoğunda kimin ne düşündüğü ya da ne beklediği söylenmiyor, bilgi kişisiz ve temkinli bir dille veriliyor. Sokakların eskiden bir pazar yeri olduğu "söyleniyor", sakinlerin değişikliği desteklediğine "inanılıyor", tabelaların yaz sonuna kadar takılması "bekleniyor". Resmî raporlar, haberler ve akademik metinler bilgiyi böyle kişisizleştiren özel edilgen yapılar kullanır. Sıradaki derste ileri edilgen yapıları öğreneceksin.