İçeriğe geç

Ders EN5.11 · C1 · Modül 5.2

Dolaylı anlatım ve kibarlık

1.455 kelime · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 10 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kötü haber: I'm afraid …, Unfortunately …; sade haber, kişisiz yapı, bir sonraki adım.
  2. Kırmadan itiraz: That's an interesting idea, I see where you're coming from; ardından I wonder, though, …, I'm not sure that would …
  3. Olumsuz sorularla öneri: Wouldn't it be better to …? Couldn't we …?
  4. İsteği yumuşatmak: I was hoping …, just, a bit, when you have a moment; geri çevirmek: I'd love to, but …
  5. Dolaylı sözleri okumak: With respect …, I'll bear that in mind, It's not quite what we had in mind.
  6. Türkçe köprüsü: acaba, rica etsem, mümkünse; "Bir düşüneyim" gibi kibar retler iki dilde de var.

Merak sorusu

Salı sabahı stüdyoya kötü bir telefon geliyor: metal atölyesi, bir makinesi bozulduğu için tabelaları üç hafta geç teslim edebilecek. Hannah toplantı masasına ekibi topluyor. Genç tasarımcı Owen hemen bir çözüm öneriyor: "Easy. We switch to plastic signs. They're faster and cheaper." Zeynep'in içi burkuluyor: sakinlere geri dönüştürülmüş metal sözü verilmişti ve plastik birkaç kışta solar. Ama Owen hevesli ve iyi niyetli; onu herkesin önünde kırmak istemiyor. Üstelik birazdan Mr Evans'a gecikmeyi bildirmesi gerekiyor. Bir öneriye kırmadan nasıl hayır denir, kötü bir haber nasıl paniğe yol açmadan verilir?

İngilizce, özellikle İngiliz iş kültüründe, hassas konuşmaları dolaylı ve yumuşatılmış bir dille yürütür. Doğrudan "No" ya da "That's a bad idea" demek yerine, çekinceler, sorular ve kibar kalıplar kullanılır. Önceki bir seviyede kibar ricaları öğrenmiştin: "Could you …?", "Would you mind …?", "I was wondering if …". Bu derste bir adım ileri gidiyoruz: kötü haberi yumuşatmayı, bir öneriye kırmadan itiraz etmeyi, bir isteği geri çevirmeyi ve en önemlisi, başkalarının dolaylı sözlerinin arkasındaki asıl anlamı okumayı öğreneceğiz.

Anlatım

Kötü haberi yumuşatmak

Kötü bir haber, bir yumuşatıcıyla başlar: "I'm afraid …", "Unfortunately …", "I'm sorry to say that …". Ardından haber sade ve açık biçimde verilir, abartılmadan ve saklanmadan: "I'm afraid there will be a short delay with the signs." "Short" ve "slight" gibi sıfatlar, durumu gerçekten küçükse, haberi ölçülü tutar.

Edilgen ve kişisiz yapılar da suçlamayı yumuşatır. "The workshop broke their machine" yerine "There has been a problem with the workshop's equipment" demek, olayı bir kişiye yüklemeden anlatır. Haberi bir çözümle ya da bir sonraki adımla bitirmek ise okuru rahatlatır: "We are working on a new schedule and will update you by Friday."

Bir öneriye kırmadan itiraz etmek

Birinin önerisine doğrudan "No" demek yerine, önce onun değerini kabul eden bir cümle kurulur: "That's an interesting idea", "I can see why that would be faster", "I see where you're coming from". Ardından çekince bir soru ya da yumuşatılmış bir cümleyle getirilir: "I wonder, though, whether plastic would last through the winter." "I'm not sure that would work for the residents."

Olumsuz sorular da bir öneriyi yumuşakça sunmanın yoludur: "Wouldn't it be better to wait three weeks?", "Couldn't we ask another workshop?" Bu sorular bir alternatifi dayatmaz, masaya koyar. Karşındaki kişi, fikrinin reddedildiğini değil, tartışmanın genişlediğini hisseder.

İsteği yumuşatmak ve geri çevirmek

Bir isteği yumuşatmak için geçmiş zaman ve sürekli yapılar mesafe yaratır: "I was hoping we could …", "I wanted to ask whether …". "Just", "a bit", "if you get a chance", "when you have a moment" gibi küçük ifadeler de isteğin ağırlığını azaltır: "Could you just have a quick look at this when you have a moment?"

Bir isteği geri çevirmek de aynı özenle yapılır. "I'd love to, but …", "That might be a bit difficult this week", "I'm not sure I'll be able to" gibi cümleler, doğrudan "No" demeden bir sınır çizer. Genellikle bir alternatifle biter: "…, but I could do it on Monday."

Dolaylı sözleri okumak

Dolaylı dilin öbür yüzü, onu doğru anlamaktır. "That's an interesting idea" bazen gerçekten ilgiyi, bazen de nazik bir reddi anlatır. "With respect, …" ile başlayan bir cümle çoğu zaman güçlü bir itirazdır. "I'll bear that in mind" ise çoğu zaman "düşüneceğim, ama büyük olasılıkla yapmayacağım" demektir.

"Perhaps we could revisit this later" cümlesi bir konuyu kibarca kapatmak için, "It's not quite what we had in mind" ise bir işin beğenilmediğini söylemek için kullanılır. Bu cümleleri kelimesi kelimesine almak, konuşanın asıl mesajını kaçırmak demektir; önceki derste gördüğün ölçülü söylem burada da iş başındadır.

Türkçe köprüsü

Türkçenin de zengin bir kibarlık dili vardır: "acaba", "rica etsem", "mümkünse", "müsaitseniz", "zahmet olmazsa". "Acaba bir bakabilir misiniz?" cümlesi, İngilizcedeki "I was wondering if you could have a look" cümlesiyle aynı yumuşaklığı taşır. Türkçedeki "-sanız" ve "-sem" ekleri de İngilizcedeki "could" ve "would" gibi mesafe yaratır.

İtiraz etmede ise iki kültür farklılaşabilir. Türkçede yakın iş arkadaşları arasında "Bence olmaz, plastik dayanmaz" gibi doğrudan bir itiraz, çoğu zaman samimiyetin işareti olarak doğal karşılanır. İngiliz iş kültüründe ise aynı doğrudanlık, özellikle toplantılarda ve yeni tanışılan kişilerle, sert ya da kaba bulunabilir. Türkçe konuşanlar bu yüzden İngilizcede itirazlarını bir teslim cümlesiyle ve bir soruyla yumuşatmayı bilinçli olarak eklemelidir.

Dolaylı sözleri okumak da her iki dilde bir beceridir. Türkçedeki "Bir düşüneyim" nasıl çoğu zaman kibar bir "hayır" olabiliyorsa, İngilizcedeki "I'll bear that in mind" de benzer bir iş görür. Farkı yakalamak için ses tonuna, bağlama ve konuşanın alışkanlıklarına bakmak gerekir.

Gerçek hayattan örnekler

Toplantıdan sonra Zeynep, Mr Evans'a gecikmeyi bildiren e-postayı yazıyor.

E-posta, kötü haberi bir yumuşatıcıyla başlattı, suçu kişisiz bir yapıyla anlattı, Owen'ın önerisini adını anmadan ve kibarca geri çevirdi ve bir sonraki adımla bitti. Mr Evans'ın cevabı kısa: "Thank you for letting me know so promptly. Better late and right."

Toplantıdan sonra Owen, Zeynep'in masasına uğruyor.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "No, that's a bad idea. Plastic is terrible." ✓ "That's an interesting idea. I'm just not sure plastic would last as long as metal." Doğrudan ve kesin bir red, özellikle bir toplantıda, önerinin sahibini kırar ve tartışmayı kapatır.
Doğrusu

Hata, Türkçede samimiyetin işareti sayılabilen doğrudanlığı, İngilizce bir iş ortamına aynen taşımaktan gelir.

Aşırı dolaylılık da bir sorundur. "I was just wondering if it might perhaps be possible to maybe consider a slightly different approach" gibi bir cümle, mesajı bulanıklaştırır ve karşındakini ne istediğini tahmin etmeye zorlar. Kibarlık, açıklığın yerini değil, onun tonunu değiştirmelidir. Bir de "That's an interesting idea" cümlesini her zaman onay sanmaktan kaçın; ardından bir "but" ya da "I wonder" geliyorsa, asıl mesaj oradadır.

Mini alıştırma

  1. "The delivery will be late" haberini bir yumuşatıcıyla başlat.
  2. "Your idea won't work" cümlesini kırmadan yeniden yaz.
  3. "Let's ask another workshop" önerisini olumsuz bir soruyla kur.
  4. "No, I can't help this week" cümlesini kibarca geri çeviren bir cümleye dönüştür ve bir alternatif ekle.
  5. Bir İngiliz meslektaş "I'll bear that in mind" dediğinde, genellikle ne demek ister?

Cevaplar

  1. I'm afraid the delivery will be a little late.
  2. That's an interesting idea, but I'm not sure it would work in this case.
  3. Couldn't we ask another workshop?
  4. I'd love to help, but this week might be a bit difficult. I could do it on Monday, though.
  5. Genellikle "düşüneceğim" der, ama büyük olasılıkla o öneriyi uygulamayacaktır.

Sesli tekrar görevi

İkincisinde bir arkadaşının ya da iş arkadaşının önerisine kırmadan itiraz et: önce "That's an interesting idea" ya da "I can see why …" ile değerini kabul et, sonra "I wonder, though, …" ile çekinceni söyle. Üçüncüsünde bir isteği geri çevir ve bir alternatif sun: "I'd love to, but …". Kaydını dinlerken tonunun sıcak kaldığını ve mesajının kibarlığın arkasında kaybolmadığını kontrol et.

Özet kartı

  1. Kötü haber: I'm afraid …, Unfortunately …; sade haber, kişisiz yapı, bir sonraki adım.
  2. Kırmadan itiraz: That's an interesting idea, I see where you're coming from; ardından I wonder, though, …, I'm not sure that would …
  3. Olumsuz sorularla öneri: Wouldn't it be better to …? Couldn't we …?
  4. İsteği yumuşatmak: I was hoping …, just, a bit, when you have a moment; geri çevirmek: I'd love to, but …
  5. Dolaylı sözleri okumak: With respect …, I'll bear that in mind, It's not quite what we had in mind.
  6. Türkçe köprüsü: acaba, rica etsem, mümkünse; "Bir düşüneyim" gibi kibar retler iki dilde de var.

Sonraki derse köprü

Eylül başında, üç haftalık gecikmenin ardından yeni tabelalar nihayet sokağa takılıyor. Kısa bir açılış töreni düzenleniyor: Mr Evans bir konuşma yapıyor, sakinler sorular soruyor, yerel haber sitesinden bir muhabir notlar alıyor ve Zeynep hem resmî konuklarla hem de eski dostlarıyla konuşuyor. O sabahki konuşmalarda temkinli iddialar, ince nüanslar, düzeyden düzeye geçişler ve kibar dolaylılık iç içe geçiyor. Sıradaki ders, üslup ve ton üzerine çalıştığın her şeyi o sabahın içinde bir arada gözden geçirecek.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: salı sabahı, stüdyonun toplantı masası; Hannah telefonu yeni kapatmış, masada bir takvim ve üç hafta ileriye çizilmiş bir ok.
  • Yastık: "I'm afraid" sözcükleri bir yastık gibi kötü haberin altına yerleşir; haber sert bir zemine değil, yumuşak bir yüzeye düşer.
  • İki yol: Owen'ın önerisine iki cevap çizilir; biri kapıyı çarparak kapanan "No, that's a bad idea", öbürü kapıyı aralık bırakan "That's an interesting idea. I wonder, though, …".
  • Çeviri gözlüğü: "I'll bear that in mind" cümlesinin üstüne bir gözlük konunca altında asıl anlam belirir: "Probably not."
  • Seslendirme Matilda'nın. Owen hevesli ve iyi niyetli, Zeynep dikkatli ve sıcak, Hannah sakin, Mr Evans ölçülü.
  • Kişiler, atölye ve e-postalar kurgu; kurumlar adsız bırakılmıştır.

Modül 5.2 — Üslup ve Ton

Hedef: Duruma göre dilini ayarlar.