Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Third conditional: if + past perfect, would have + üçüncü hâl; geçmişte olmayan bir durumu hayal eder.
- Sıra değişebilir: We would have gone if the bag had arrived; başta virgül, sonda virgülsüz.
- Olumsuz: hadn't, wouldn't have; sonuçta could have ya da might have da gelebilir.
- 'd + üçüncü hâl = had; 'd + have = would; konuşmada I'd've.
- Zincir: bir sonucun kendisi bir sonraki koşul olur.
- Türkçedeki "-miş olsaydı … -miş olurdu" = third conditional; "-seydi" bugüne dair bir hayalse second conditional.
Merak sorusu
Pazar gecesi Zeynep, İzmir'deki eski odasında İngilizce günlüğünü açıyor. Hafta sonunu yazarken bir zincir kuruyor: "If my suitcase had arrived on Friday, we would have visited Ephesus on Saturday. If we had gone on Saturday, we would have rested today. And if Dad hadn't walked so much, his feet wouldn't have hurt." Kalemi bırakıyor ve gülümsüyor. Hiçbiri değiştirilemez, ama düşünmesi hoş.
Zeynep'in cümleleri geçmişte olmayan bir şeyi hayal ediyordu: bavul cuma gelmedi, ama gelseydi ne olurdu? İngilizcede bu hayal third conditional ile kurulur: koşul kısmında past perfect, sonuç kısmında "would have" ile geçmiş ortaç. Bu yapıyla, "-se" ekinin dört İngilizce kutuya ayrıldığını gördüğün derste kısaca tanışmıştın. Şimdi onu bütün ayrıntılarıyla, bir zincirin halkaları gibi kullanmayı öğreneceksin.
Anlatım
Yapı: if + past perfect, would have + üçüncü hâl
Third conditional iki parçadan oluşur. Koşul kısmında "if" ve past perfect: "If my suitcase had arrived". Sonuç kısmında "would have" ile geçmiş ortaç: "we would have visited Ephesus." İki parça da geçmişe bakar ve ikisi de gerçekleşmemiş bir durumu anlatır: bavul gelmedi, Efes'e gidilmedi.
Parçaların sırası değiştirilebilir: "We would have visited Ephesus if my suitcase had arrived." Koşul başta geldiğinde araya virgül konur; sonda geldiğinde genellikle konmaz.
Olumsuz ve soru
Olumsuz bir koşul için "hadn't": "If Dad hadn't walked so much, his feet wouldn't have hurt." Sonuç kısmında olumsuzluk "wouldn't have" ile kurulur. Bir soru, geçmişte farklı bir seçimin sonucunu sorar: "What would you have done if you had missed the flight?"
Sonuç kısmında "would" yerine "could" ya da "might" da gelebilir. "Could have" bir imkânı, "might have" bir olasılığı anlatır: "If we had left earlier, we could have seen the sunset." "If I'd packed my charger, I might have slept better."
Kısaltmalar ve söyleyiş
Konuşmada iki parça da kısalır ve bu, dinlerken karışıklığa yol açabilir. "If I'd known" cümlesindeki "'d" sözcüğü "had" demektir; "I'd have come" cümlesindeki "'d" ise "would". Ayırmanın yolu arkasından gelen sözcüğe bakmaktır: "'d" arkasından üçüncü hâl geliyorsa "had", "have" geliyorsa "would".
Hızlı konuşmada "would have" iyice küçülür: "I'd've come" gibi, "aydəv" diye söylenir. Yazıda bu kısaltma pek kullanılmaz, ama kulağının bu sesi tanıması önemlidir.
Zincir: bir değişiklik, birçok sonuç
Third conditional çoğu zaman bir zincir gibi kullanılır. Bir koşulun sonucu, bir sonraki cümlenin koşulu olur: "If the bag had arrived, we would have gone on Saturday. If we had gone on Saturday, we would have rested on Sunday." Böylece geçmişteki tek bir değişikliğin ardından gelen bütün farklı olaylar zinciri anlatılır.
Türkçe köprüsü
Türkçede third conditional çoğu zaman "-seydi … -irdi" ya da daha açık biçimde "-miş olsaydı … -miş olurdu" kalıbıyla karşılanır: "Bavul cuma gelseydi, cumartesi Efes'e giderdik" ya da "Bavul cuma gelmiş olsaydı, Efes'i cumartesi gezmiş olurduk." İkinci biçim, iki dilin yapısını daha açık gösterir: "gelmiş olsaydı" past perfect'e, "gezmiş olurduk" ise "would have visited" yapısına denk düşer.
Buradaki zorluk, Türkçedeki "-seydi" ekinin hem şimdiki hayalleri hem geçmişteki hayalleri anlatabilmesidir. "Zengin olsaydım dünyayı gezerdim" çoğu zaman bugüne dair bir hayaldir ve İngilizcede second conditional olur: "If I were rich, I'd travel the world." "Bavul gelseydi Efes'e giderdik" ise geçmişte olmayan belirli bir olaydır ve third conditional olur. Hangisinin kastedildiğini zaman ifadesi ve bağlam söyler.
Türkçe konuşanların sık yaptığı bir hata, "-seydi" ekini İngilizcede "would" ile koşul kısmına taşımaktır: "If I would have known". İngilizcede koşul kısmına "would" girmez; koşulda past perfect, sonuçta "would have" bulunur.
Gerçek hayattan örnekler
Pazartesi sabahı Zeynep, babasıyla kahvaltıda günlüğündeki cümleleri paylaşıyor. Babası da kendi cümlesini kuruyor.
Babasının cümlesi olumsuz bir koşulla başladı, "hadn't worn", ve olumlu bir sonuçla bitti, "would have walked". Bu yapıda koşul ile sonuç birbirinin tersi olabilir; önemli olan, ikisinin de geçmişte olmamış bir durumu anlatmasıdır.
Öğle saatlerinde telefona Londra'dan Ryan'ın mesajı düşüyor. Hafta sonu havuzda bir şey olmuş.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "If I would have known, I would have come." ✓ "If I had known, I would have come." Koşul kısmına "would" girmez; orada past perfect kullanılır.
Hata, Türkçedeki "-seydi" ekini iki kısımda da aynı biçimde düşünmekten ve İngilizcede iki kısmı da "would have" ile kurmaktan gelir.
Üçüncü hâli yanlış seçmek de sık görülür: "If I had knew" ya da "I would have went." Past perfect ve "would have" arkasından her zaman fiilin üçüncü hâli gelir: "had known", "would have gone". Bir de "'d" kısaltmasına dikkat: "If I'd" koşul kısmında "had", sonuç kısmında "would" anlamına gelir.
Mini alıştırma
- "Erken kalksaydım, otobüsü kaçırmazdım" cümlesini third conditional ile kur.
- "If she would have called, I would have answered" cümlesini düzelt.
- "If I'd seen him, I'd have said hello" cümlesindeki iki "'d" neyin kısaltmasıdır?
- "If we had left earlier, we could have seen the sunset" cümlesini Türkçeye çevir.
- Bir zincir kur: "If I hadn't missed the train…" ile başla ve iki sonuç ekle.
Cevaplar
- If I had got up early, I wouldn't have missed the bus.
- If she had called, I would have answered.
- İlki "had", ikincisi "would".
- Daha erken çıksaydık gün batımını görebilirdik.
- Örneğin: If I hadn't missed the train, I would have arrived on time. If I had arrived on time, I wouldn't have lost the job.
Sesli tekrar görevi
Ardından bir pişmanlığı "could have" ile, bir olasılığı "might have" ile ekle: "If I had studied harder, I could have got a scholarship." Son olarak bir arkadaşına geçmişte farklı bir seçim yapsaydı ne olacağını soran bir soru sor: "What would you have done if you had lived abroad?" Kaydını dinlerken koşul kısmında "would" kullanmadığından ve üçüncü hâlleri doğru seçtiğinden emin ol.
Özet kartı
- Third conditional: if + past perfect, would have + üçüncü hâl; geçmişte olmayan bir durumu hayal eder.
- Sıra değişebilir: We would have gone if the bag had arrived; başta virgül, sonda virgülsüz.
- Olumsuz: hadn't, wouldn't have; sonuçta could have ya da might have da gelebilir.
- 'd + üçüncü hâl = had; 'd + have = would; konuşmada I'd've.
- Zincir: bir sonucun kendisi bir sonraki koşul olur.
- Türkçedeki "-miş olsaydı … -miş olurdu" = third conditional; "-seydi" bugüne dair bir hayalse second conditional.
Sonraki derse köprü
Pazartesi akşamı Zeynep, yorgunluktan kanepeye gömülüyor. Bavul cuma gelseydi bugün bu kadar yorgun olmazdı diye düşünüyor; geçmişteki bir olay, bugünkü bir durumu değiştirmiş. Babası da benzer bir şey söylüyor: İngilizceye gençken başlamış olsaydı, bugün çok daha rahat konuşuyor olurdu. Geçmiş ile şimdiyi aynı cümlede birleştiren koşul yapıları da var. Sıradaki derste mixed conditionals, yani karışık koşul cümlelerini öğreneceksin.