İçeriğe geç

Ders EN4.5 · B2 · Modül 4.1

Was going to: gerçekleşmeyen planlar

1.202 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Was / were going to + yalın fiil: gerçekleşmeyen plan; We were going to visit Ephesus, but…
  2. Geçmişteki tahmin: The forecast said it was going to rain, but it was sunny.
  3. Was about to + yalın fiil: son anda duran iş; Dad was just about to start the car.
  4. Was supposed to + yalın fiil: sistemin ya da başkasının beklentisi; The bag was supposed to arrive this morning.
  5. Geçmiş bilgisi "was" üzerinde; going to arkasından hep yalın fiil.
  6. Türkçedeki "-ecekti" = was going to, "-mek üzereydi" = was about to.

Merak sorusu

Cumartesi öğlen. Zeynep'in annesi piknik sepetini hazırlamış, babası arabanın anahtarını almış, kapının önündeler. Tam o sırada Zeynep'in telefonu çalıyor: havayolu, bavulun geldiğini ve bizzat teslim alınması gerektiğini söylüyor. Zeynep bir yandan ayakkabılarını değiştirirken Sophie'ye sesli mesaj bırakıyor: "We were going to visit Ephesus this afternoon, but the airline called. Dad was just about to start the car! So now we're going to the airport instead."

Zeynep'in cümlesi geçmişte yapılmış bir plandan söz ediyordu: Efes'e gideceklerdi. Ama plan gerçekleşmedi. İngilizcede bu anlam, "going to" yapısının geçmiş hâliyle, yani "was going to" ya da "were going to" ile anlatılır. Babasının "tam çalıştırmak üzere olduğu" araba ise son anda duran bir işi gösteriyordu: "was about to". Türkçede bu iki anlamın karşılığı çok tanıdık: "gidecektik", "tam çalıştırmak üzereydi". Şimdi gerçekleşmeyen planları anlatmanın yollarına bakalım.

Anlatım

Yapı: was / were going to + yalın fiil

Geçmişteki bir planı anlatmak için "was going to" ya da "were going to" ve fiilin yalın hâli kullanılır: "I was going to call you." "We were going to visit Ephesus." Olumsuzda "wasn't going to": "I wasn't going to tell anyone." Soruda "was" başa geçer: "Were you going to say something?" Bu yapı çoğu zaman "but" ile devam eder ve planın neden gerçekleşmediğini açıklar: "We were going to visit Ephesus, but the airline called." "But" olmasa bile, "was going to" genellikle dinleyene planın gerçekleşmediğini sezdirir.

Planın ötesi: geçmişteki tahminler

"Was going to" yalnızca planları değil, geçmişte yapılan tahminleri de anlatır: "The forecast said it was going to rain, but it was sunny all day." "I thought the exam was going to be difficult, but it was easy." Burada da geçmişte beklenen bir şey gerçekleşmemiştir. Bazen tahmin gerçekleşir; o zaman cümle bir sürprizi değil, bir sonucu anlatır: "I knew it was going to be a long day." Anlamı bağlam belirler, ama "but" geldiğinde beklentinin boşa çıktığı hemen anlaşılır.

Son an: was about to

Bir işin başlamak üzereyken durduğunu anlatmak için "was about to" ve fiilin yalın hâli kullanılır: "Dad was just about to start the car." "I was about to leave when the phone rang." Buradaki "just" anın ne kadar yakın olduğunu vurgular: "tam da". "Was going to" daha genel bir plandır; plan saatler, günler, hatta aylar öncesine uzanabilir. "Was about to" ise saniyeler ya da dakikalar önceki bir anı gösterir. İkisi birlikte de kullanılabilir: "We were going to visit Ephesus, and Dad was just about to start the car."

Beklenti: was supposed to

Bir düzenlemeye, bir kurala ya da başkasının beklentisine bağlı bir planı anlatırken "was supposed to" da kullanılır: "The suitcase was supposed to arrive this morning." Burada plan konuşanın değil, bir sistemin ya da başka birinin planıdır ve gerçekleşmemiştir.

Türkçe köprüsü

Türkçede "was going to" yapısının karşılığı "-ecekti" ekidir: "Efes'e gidecektik" → "We were going to visit Ephesus." "Seni arayacaktım" → "I was going to call you." "-ecek" geleceği, "-ti" geçmişi gösterir; İngilizcede de "going to" geleceği, "was" geçmişi taşır. İki dil bu noktada neredeyse aynı mantıkla çalışır.

"Was about to" yapısının karşılığı "-mek üzereydi" kalıbıdır: "Tam çıkmak üzereydim" → "I was about to leave." Türkçede aynı anlam "Tam çıkıyordum ki telefon çaldı" diye de söylenebilir. İngilizcede bu ikinci biçim "I was leaving when the phone rang" olur ve past continuous ile kurulur; ama "was about to" ile işin henüz başlamadığı daha net anlaşılır.

Tuzak, "-ecekti" ekini İngilizcede "would" ile karşılamaya çalışmaktır: "We would visit Ephesus, but…" Bu cümle bir koşulu ya da geçmişteki bir alışkanlığı çağrıştırır. Gerçekleşmeyen bir planı en doğal biçimde "were going to" anlatır.

Gerçek hayattan örnekler

Havalimanında, bavulu teslim ederken görevli özür diliyor. Resmî ama sıcak bir dille konuşuyor.

Görevlinin iki cümlesinde iki farklı gerçekleşmeyen plan vardı: "was supposed to arrive" bir sistemin beklentisini, "were going to deliver" ise havayolunun kendi planını anlattı. İkisi de "but" ile boşa çıktı.

Akşam Sophie cevap veriyor. Onun günü de beklediği gibi gitmemiş.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "I was going to called you." ✓ "I was going to call you." "Going to" arkasından fiilin yalın hâli gelir; geçmiş zaman "was" üzerinde taşınır.
Doğrusu

Hata, cümlenin geçmişte olduğunu fiile de yansıtmaya çalışmaktan gelir; oysa geçmiş bilgisi zaten "was" sözcüğündedir.

"Was going to" ile "went to" yapılarını karıştırmak da sık görülür. "I went to call you" cümlesi seni aramak için bir yere gittiğimi anlatır; "I was going to call you" ise seni arayacaktım ama aramadım demektir. Tek bir sözcüğün farkı, cümleyi gerçekleşmiş bir eylemden gerçekleşmemiş bir plana çevirir.

Mini alıştırma

  1. "Sana bir hediye alacaktım, ama unuttum" cümlesini İngilizceye çevir.
  2. "I was going to visited my aunt" cümlesini düzelt.
  3. "Tam uyumak üzereydim ki kapı çaldı" cümlesini "was about to" ile kur.
  4. "It was going to rain, but it didn't" cümlesi bir plan mı, bir tahmin mi anlatıyor?
  5. "The train was supposed to leave at nine" cümlesini Türkçeye çevir.

Cevaplar

  1. I was going to buy you a present, but I forgot.
  2. I was going to visit my aunt.
  3. I was about to go to sleep when someone knocked on the door.
  4. Bir tahmin: yağmur yağması bekleniyordu, ama yağmadı.
  5. Trenin saat dokuzda kalkması gerekiyordu.

Sesli tekrar görevi

Özet kartı

  1. Was / were going to + yalın fiil: gerçekleşmeyen plan; We were going to visit Ephesus, but…
  2. Geçmişteki tahmin: The forecast said it was going to rain, but it was sunny.
  3. Was about to + yalın fiil: son anda duran iş; Dad was just about to start the car.
  4. Was supposed to + yalın fiil: sistemin ya da başkasının beklentisi; The bag was supposed to arrive this morning.
  5. Geçmiş bilgisi "was" üzerinde; going to arkasından hep yalın fiil.
  6. Türkçedeki "-ecekti" = was going to, "-mek üzereydi" = was about to.

Sonraki derse köprü

Pazar sabahı nihayet Efes yolundalar. Zeynep yolda annesine ve babasına İngilizce pratik olsun diye günün planını anlatıyor, sonra akşam Sophie'ye uzun bir mesaj yazıyor: öğlen saatlerinde nerede olacaklarını, akşama kadar neleri görmüş olacaklarını, bavulun başına ne gelmiş olabileceğini, keşke daha önce neleri yapmış olsaydı ve bozulan cumartesi planını. Bu modülde öğrendiğin bütün zaman yapıları tek bir günün içinde buluşacak. Sıradaki tekrar dersinde hepsini bir arada kullanacaksın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: İzmir'de bir evin kapısı; anne elinde piknik sepetiyle, baba arabanın anahtarıyla bekliyor. Zeynep'in telefonu çalıyor ve ekranda bir yol haritasında "Ephesus" yazısı soluklaşıp siliniyor.
  • Planın izi: geçmişte çizilmiş kesikli bir ok Efes'e doğru uzanıyor, ama ortada bir engel belirince ok duruyor; üstünde "were going to" yazısı.
  • Son an: babanın eli kontak anahtarının üzerinde donuyor; ekranda "was about to" yazısı ve saniyeleri gösteren küçük bir saat.
  • Beklenti: havalimanında bir sistem ekranında "expected: morning" yazısı, yanında "arrived: afternoon" kırmızıyla.
  • Türkçe anlatımda ses Matilda. Zeynep sabırlı ama hayal kırıklığına uğramış, havalimanı görevlisi özür dileyen ve nazik, Sophie sıcak ve yorgun.
  • Aile, görevli ve havayolu hayal ürünü; araba ve piknik sepeti markasızdır.

Modül 4.1 — İleri Zaman Kullanımı

Hedef: Geleceği ve geçmişi ince ayrıntılarla anlatır.