Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İleri zamanlar: will be doing, will have done; must have, should have; was going to.
- İleri koşullar: If I had …, I would have …; mixed: If I hadn't …, I wouldn't be …; I wish, It's time we …
- Metin kurma: although, despite, however; so that, due to; virgüllü sıfat cümleleri; participle clauses; vurgulu do.
- Kelime gücü: collocations, önek ve sonek, deyimler, karıştırılan sözcükler, sahte arkadaşlar, eş anlamlılar.
- Gerçek hayat: haber dili, iki İngilizce, altyazı, tartışma, sunum, deneme, resmî e-posta, vurgu ve tonlama.
- B2 projesi: beş paragraflık bir deneme ve anahtar sözcük kartıyla beş dakikalık bir konuşma.
Merak sorusu
Yirmi haziran akşamı toplum merkezinin salonu, bahar sergisindeki eski tabelalarla hâlâ süslü. Ön sırada Ryan oturuyor; boynunda geçen pazar bitirdiği yüzmenin madalyası asılı. Yanında Sophie, Maya, Mrs Patel ve bu kez gülümseyen Mr Collins var. Alan kısa listedeki yazarları tek tek sahneye çağırıyor ve her birinden denemesini beş dakikada anlatmasını istiyor. Sıra Zeynep'e geliyor. Elinde yalnızca birkaç anahtar sözcüğün yazılı olduğu bir kart var. Bu kasabaya ilk geldiğinde "Can I have a coffee, please?" demekte zorlanan biri, şimdi bir salon dolusu insana sokakların kimin için olduğunu anlatacak.
Bu ders, B2 düzeyinin büyük tekrarı ve aynı zamanda seviyenin projesidir: sahnede beş dakika konuşmak ve bunun temelindeki denemeyi yazmak. Zeynep'in konuşmasını bölüm bölüm izleyecek ve her bölümde bu seviyenin hangi araçlarının kullanıldığına bakacağız: zamanlar ve koşullar, metnin dokusu, sözcük seçimi ve gündelik iletişim. Dersin sonunda aynı projeyi kendi konunla yapacaksın.
Anlatım
Açılış ve yol haritası
Zeynep konuşmasına bir sahneyle başlıyor ve hemen yol haritasını veriyor: "Every morning this spring, a grandfather pushed a pushchair down our high street and had to walk in the road. My talk has three parts: what went wrong, what we changed, and what our streets could look like in the future." Açılışta somut bir sahne, bir soru ve üç bölümlük bir plan var; dinleyici nereye gidildiğini ilk yarım dakikada biliyor.
Geçmişe bakış: çıkarım, pişmanlık ve koşul
Birinci bölümde Zeynep baharı anlatıyor ve geçmişe dair çıkarım ile pişmanlık yapılarını kullanıyor: "Mrs Patel must have been nervous when the council's letter arrived. Looking back, we should have talked to our neighbours much earlier." Ardından bölümün en güçlü cümlesi geliyor, bir third conditional: "If Mr Collins hadn't spoken up at that meeting, we would never have found a solution."
Hemen arkasından kendi hikâyesine dönüyor ve iki zamanı karıştıran bir koşul kuruyor: "And if I hadn't moved to this town, I wouldn't be standing here tonight." Geçmişteki bir koşul, bugünkü bir sonuca bağlandı. Salonda hafif bir kıpırdanma oluyor; Mr Collins adının anılmasından utanmış ama memnun.
Değişim: metin kurma araçları
İkinci bölümde Zeynep çözümü anlatırken cümlelerini bağlama araçlarıyla örüyor: "Although many of us need cars, the pavement is for all of us. The tables were moved to one side so that pushchairs and wheelchairs could pass." Karşıtlık "although" ile, amaç farklı bir özneyle "so that" ile kuruldu. Ardından iki insanı virgüllerle tanıtıyor: "Mrs Patel, whose grandparents opened the shop, and Mr Collins, who painted the white line with her, now drink tea at the same table."
Bir participle clause ve vurgulu bir "do" bölümü kapatıyor: "Standing on that line every morning, you can see the difference. We do need cars, but we need people more." Tek bir paragrafta zıtlık, amaç, sıfat cümlesi, kısaltılmış bir yan cümle ve vurgu, konuşmayı sade ama sıkı tutuyor.
Gelecek: ileri zamanlar ve dilekler
Üçüncü bölüm geleceğe bakıyor: "This time next year, I hope we'll be walking down quieter streets. By then, the council will have painted lines on three more pavements." Future continuous bir anın içindeki durumu, future perfect ise o ana kadar tamamlanmış bir işi anlattı. Zeynep bir dilekle devam ediyor: "I wish more streets had benches. It's time we asked children what they want from a street."
Kapanış ve kelime seçimi
Kapanışta yol haritasını tersinden yürüyor ve güçlü sözcükler seçiyor: "To sum up, one small problem brought a whole street together. Your support has made a real difference, and this spring has been unforgettable for me. Thank you for listening." "Make a difference" ortaklığı, türetilmiş "unforgettable" ve tekrar yerine seçilmiş sözcükler, son cümleleri akılda kalıcı yapıyor. Teşekkürünü düz değil, sıcak ve canlı bir tonla söylüyor.
Türkçe köprüsü
Zeynep'in konuşmasındaki en zor cümleler, Türkçede tek bir ekle kurulan yapıların İngilizcede birkaç sözcüğe yayıldığı cümlelerdi. "Mr Collins söz almasaydı, bir çözüm bulamazdık" cümlesindeki "-saydı" ve "-mazdık", İngilizcede "hadn't spoken up" ve "would never have found" olarak açıldı. "Buraya taşınmasaydım, bu akşam burada olmazdım" cümlesinde ise İngilizce, geçmişteki koşulu ve bugünkü sonucu iki farklı biçimle ayırmak zorunda kaldı.
Sıfat cümlelerinde de Türkçenin düzeni tersine döndü. "Dükkânı büyükannesiyle büyükbabasının açtığı Mrs Patel" Türkçede ismin önüne gelen bir bilgiyle kurulur; İngilizcede bu bilgi ismin arkasına, virgüllerin arasına taşındı: "Mrs Patel, whose grandparents opened the shop". Bu dönüşüm, seviye boyunca en çok alıştırma isteyen becerilerden biriydi.
Konuşmanın düzeni ise Türkçe bir konuşma alışkanlığından çok farklı değildi. Türkçede de "Konuşmamda üç konuya değineceğim" diye başlanır ve "Sonuç olarak" diye bitirilir. Fark, İngilizcede bu levhaların daha bol ve daha belirgin kullanılması ve açılıştaki uzun hitabın yerini kısa bir sahnenin almasıydı.
Gerçek hayattan örnekler
Konuşma bitince salon alkışlıyor. Alan mikrofonu alıyor ve sonuçları okuyor.
Zeynep birinci olmadı, ama salondan çıkarken yüzündeki gülümseme bir ödülden daha büyük. Ryan madalyasını çıkarıp şakayla onun boynuna asıyor. Sophie, konuşmanın tamamını telefonuyla videoya çekmişti ve hemen Zeynep'in ailesine gönderiyor.
Gece Zeynep'in telefonuna İzmir'den, babasından kısa bir İngilizce mesaj geliyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "If Mr Collins didn't speak up, we would never find a solution." ✓ "If Mr Collins hadn't spoken up, we would never have found a solution." Geçmişte olmuş ve değiştirilemeyecek bir durumu anlatırken üçüncü tip koşul gerekir: "had" ile üçüncü hâl ve "would have" ile üçüncü hâl.
Hata, Türkçedeki "-saydı" ekinin hem şimdiki hem geçmiş koşullar için kullanılabilmesinden gelir.
Seviyenin öbür tuzakları da bir konuşmada kolayca ortaya çıkar. "Despite many of us need cars" yerine "Although many of us need cars"; "Mrs Patel who opened the café" yerine virgüllü "Mrs Patel, who opened the café,"; "It's time we ask" yerine "It's time we asked"; "Every donation does a difference" yerine "makes a difference". Konuşmayı kâğıttan okumak ise hepsinden daha sinsi bir kaymadır, çünkü dilbilgisi doğru olsa bile dinleyiciyle bağ kopar.
Mini alıştırma
- "Onu daha önce arasaydım, sorunu çözerdik" cümlesini third conditional ile çevir.
- "O otobüsü kaçırmasaydım, şimdi burada olmazdım" cümlesini mixed conditional ile çevir.
- İki cümleyi virgüllü bir sıfat cümlesiyle birleştir: "Alan edits the newsletter. He organised the competition."
- "Gelecek yıl bu zamanlar yeni bir işte çalışıyor olacağım" cümlesini future continuous ile kur.
- Beş dakikalık bir konuşma için üç bölümlü bir yol haritası cümlesi yaz.
Cevaplar
- If I had called him earlier, we would have solved the problem.
- If I hadn't missed that bus, I wouldn't be here now.
- Alan, who edits the newsletter, organised the competition.
- This time next year, I'll be working in a new job.
- My talk has three parts: the problem, the solution, and the future.
Sesli tekrar görevi
Ardından aynı konuyu beş dakikalık bir konuşmaya çevir ve yalnızca anahtar sözcüklerin olduğu bir kartla, sesli olarak sun. Konuşmanda en az bir third conditional, bir mixed conditional, bir virgüllü sıfat cümlesi, bir future perfect cümlesi ve bir teslim kalıbı kullan. Kaydını dinlerken yol levhalarının net duyulduğunu, vurguların önemli sözcüklere düştüğünü ve kapanıştaki teşekkürün sıcak olduğunu kontrol et.
Özet kartı
- İleri zamanlar: will be doing, will have done; must have, should have; was going to.
- İleri koşullar: If I had …, I would have …; mixed: If I hadn't …, I wouldn't be …; I wish, It's time we …
- Metin kurma: although, despite, however; so that, due to; virgüllü sıfat cümleleri; participle clauses; vurgulu do.
- Kelime gücü: collocations, önek ve sonek, deyimler, karıştırılan sözcükler, sahte arkadaşlar, eş anlamlılar.
- Gerçek hayat: haber dili, iki İngilizce, altyazı, tartışma, sunum, deneme, resmî e-posta, vurgu ve tonlama.
- B2 projesi: beş paragraflık bir deneme ve anahtar sözcük kartıyla beş dakikalık bir konuşma.
Sonraki derse köprü
Tören bittikten sonra Alan, Zeynep'in yanına gelip elini sıkıyor ve alışılmadık bir sözcük düzeniyle bir cümle kuruyor: özneden önce "never" geliyor, ardından yardımcı fiil, en sonda özne. Zeynep cümleyi anlıyor, ama bu düzeni daha önce hiç kullanmamış; kulağına hem resmî hem de çok etkileyici geliyor. İngilizcede bazı cümleler, vurgu ve etki için sözcük sırasını bilerek tersine çevirir. B2 düzeyi burada tamamlanıyor ve yeni bir seviye, C1 başlıyor. Sıradaki derste devrik cümleleri öğreneceksin.