Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İçerik sözcükleri vurgulanır: isim, ana fiil, sıfat, zarf, not; işlev sözcükleri hafif ve kısa söylenir.
- İngilizce ritim: vurgulu heceler düzenli aralıklarla, hafif heceler aralarında sıkışır.
- Zıtlık vurgusu: düzeltilen sözcük güçlenir; No, a MEDIUM, please.
- Tonlama: bilgi cümlesi ve wh- sorusu alçalır, evet-hayır sorusu yükselir; listede son öğe alçalır.
- Soru eki: alçalan ses onay ister, yükselen ses gerçekten sorar.
- Düz ve alçak ton ilgisizlik ya da alay gibi duyulabilir; Türkçe sözcük sırasıyla, İngilizce sesle vurgular.
Merak sorusu
Perşembe öğleden sonra Ryan'ın telefonu çalıyor. Arayan, dalgıç giysisini satan şirketten bir görevli; yeni paketin adresini doğrulamak istiyor. Görevli ekrandaki kaydı okuyor: "So, just to confirm, you ordered a small?" Ryan bir an duruyor ve tek bir sözcüğe bütün gücünü veriyor: "No, a MEDIUM, please." Görevli hemen anlıyor ve özür diliyor. Görüşmenin sonunda ise Ryan'ın sesi yorgun ve düz çıkıyor: "Thanks a lot." Telefonu kapatınca Zeynep kaşlarını kaldırıyor: "Were you angry with her? You sounded sarcastic." Ryan şaşırıyor; aslında gerçekten minnettardı. Aynı sözcükler nasıl bu kadar farklı anlamlar taşıyabilir?
İngilizcede anlamı yalnızca sözcükler değil, onların nasıl söylendiği de taşır. Bir cümlede hangi sözcüğün güçlü söylendiği, yani cümle vurgusu, dinleyene neyin önemli ya da yeni olduğunu gösterir. Sesin cümle boyunca yükselip alçalması, yani tonlama, bir sorunun gerçek bir soru mu yoksa bir onay mı olduğunu, konuşanın ilgili mi yoksa sıkılmış mı olduğunu anlatır. Bu derste vurgunun ve tonlamanın temel kurallarını öğrenecek, Türkçe konuşanların en sık düştüğü tuzaklara bakacağız.
Anlatım
İçerik sözcükleri ve ritim
İngilizce bir cümlede her sözcük aynı güçte söylenmez. Anlamı taşıyan içerik sözcükleri, yani isimler, ana fiiller, sıfatlar, zarflar ve "not" gibi olumsuzluklar, vurgulanır. Dilbilgisini taşıyan işlev sözcükleri ise, yani "a", "the", "to", "of", "and", yardımcı fiiller ve zamirler, çoğu zaman hafif ve kısa söylenir. Önceki bir derste tanıdığın zayıf biçimler tam bu hafif sözcüklerdir.
Bu fark İngilizceye kendine özgü bir ritim verir. Vurgulu heceler aşağı yukarı düzenli aralıklarla gelir, aradaki hafif heceler ise sıkışır. "I ORDERED a MEDIUM" cümlesinde iki vurgulu nokta vardır; "a" sözcüğü neredeyse duyulmaz. Her heceyi eşit güçte söylemek, dinleyene robotik ve yorucu gelir.
Zıtlık vurgusu
Normalde bir cümlenin en güçlü vurgusu son içerik sözcüğüne düşer. Ama bir düzeltme ya da zıtlık yapıldığında vurgu, düzeltilen sözcüğe kayar. Ryan'ın "No, a MEDIUM, please" cümlesinde bütün ağırlık "medium" sözcüğündeydi, çünkü görevlinin yanlış bildiği tek bilgi oydu.
Aynı cümle, vurgunun yerine göre farklı soruların cevabı olur. "RYAN ordered a medium wetsuit" siparişi başka birinin değil, Ryan'ın verdiğini söyler. "Ryan ORDERED a medium wetsuit" onu mağazadan almadığını, sipariş ettiğini vurgular. "Ryan ordered a medium WETSUIT" ise sipariş edilenin başka bir şey değil, dalgıç giysisi olduğunu anlatır. Sözcükler aynı, cevap verilen soru farklı.
Tonlamanın üç temel çizgisi
Düz bir bilgi cümlesinde ve "what", "where", "why" gibi soru sözcükleriyle başlayan sorularda ses genellikle sonda alçalır: "Where do you live?" Evet ya da hayır cevabı bekleyen sorularda ise ses çoğu zaman sonda yükselir: "Do you live here?" Bir liste sayarken her öğede ses hafifçe yükselir, son öğede alçalır: "tea, coffee, or juice".
Soru eklerinde tonlama anlamı değiştirir. "It's a medium, isn't it?" cümlesinin sonunda ses alçalırsa konuşan zaten emindir ve yalnızca onay ister. Ses yükselirse gerçekten sorar, cevabı bilmiyordur. Bu iki çizgi, aynı sözcüklerle iki farklı konuşma kurar.
Tonlama ve tavır
Tonlama konuşanın tavrını da gösterir. Geniş bir ses aralığında, belirgin yükseliş ve alçalışlarla söylenen bir "Thanks a lot!" içten ve sıcak duyulur. Aynı sözcükler alçak, düz ve dar bir aralıkta söylendiğinde ise sıkılmış, hatta alaycı bir anlam kazanır. Ryan'ın başına gelen buydu: yorgunluğu, sesini düzleştirmiş ve minnettarlığını gizlemişti.
Bu yüzden özellikle teşekkür, özür ve selam gibi ilişki kuran cümlelerde sesin biraz daha canlı olması önemlidir. İngilizce konuşanlar düz bir tonlamayı çoğu zaman ilgisizlik olarak okur; oysa konuşan yalnızca yorgun ya da çekingen olabilir.
Türkçe köprüsü
Türkçede bir cümlede neyin önemli olduğu çoğu zaman sözcük sırasıyla gösterilir: vurgulanan öğe genellikle yüklemin hemen önüne gelir. "Giysiyi Ryan sipariş etti" cümlesi siparişi verenin Ryan olduğunu öne çıkarır; "Ryan giysiyi sipariş etti" ise daha tarafsızdır. İngilizcede sözcük sırası çok daha sabittir, bu yüzden aynı işi ses yapar: "RYAN ordered it."
Soru tonlamasında da bir tuzak var. Türkçede evet-hayır soruları "mı" ekiyle işaretlenir: "Burada mı oturuyorsun?" Soru eki zaten soruyu gösterdiği için Türkçe konuşanlar İngilizcede sesi yükseltmeyi unutabilir. "Do you live here" cümlesi alçalan bir sesle söylendiğinde, dinleyen bir an bunun bir soru mu yoksa bir tespit mi olduğundan emin olamaz.
İçerik ve işlev sözcükleri arasındaki güç farkı da Türkçede daha azdır. Türkçe konuşanlar İngilizcede "a", "the", "to" gibi sözcükleri tam ve açık söyleme eğilimindedir; bu da cümleye kesik kesik bir ritim verir. Hafif sözcükleri gerçekten hafif bırakmak, İngilizcenin akışını yakalamanın en hızlı yoludur.
Gerçek hayattan örnekler
Zeynep'in uyarısından sonra Ryan görevliye kısa bir e-posta göndermek yerine, bir dakika sonra şirketi yeniden arıyor ve aynı görevliye bağlanıyor.
Bu kez Ryan'ın sesi geniş bir aralıkta yükselip alçalıyor ve vurgular "thank", "really" ve "so" sözcüklerine düşüyor. Görevli gülerek cevap veriyor. Sözcükler neredeyse aynı kaldı; değişen, onları taşıyan sesti.
Akşam Sophie, Zeynep'e bir soru ekiyle ne demek istediğini gösteriyor.
Sophie'nin sesi sonda alçalıyor, çünkü cevabı zaten biliyor ve yalnızca onay istiyor. Aynı soruyu yükselen bir sesle sorsaydı, gerçekten emin olmadığını söylemiş olacaktı.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ Alçalan sesle, bir tespit gibi: "Do you like coffee." ✓ Sonda yükselen sesle: "Do you like coffee?" Evet-hayır sorularında sesin yükselmemesi, dinleyenin soruyu fark etmesini zorlaştırır.
Hata, Türkçede soruyu "mı" ekinin göstermesinden ve bu yüzden sesin soru işareti olarak kullanılmamasından gelir.
Her sözcüğü eşit güçte söylemek de bir kaymadır: "I – AM – GO-ING – TO – THE – SHOP" gibi bir cümle anlaşılır ama doğal değildir. İngilizce ritimde "I'm GOing to the SHOP" diye yalnızca iki üç nokta öne çıkar. Bir de teşekkür ve özür cümlelerini düz ve alçak bir sesle söylememeye dikkat et; Ryan'ın yaşadığı gibi, içten bir teşekkür yanlış bir tonla alaycı duyulabilir.
Mini alıştırma
- "I bought a new blue car" cümlesindeki içerik sözcüklerini yaz.
- "She didn't buy the red dress" cümlesinde, konuşanın "başka bir renk aldı" demek istediği durumda vurgu hangi sözcüğe düşer?
- "Where are you from?" sorusunun sonunda ses yükselir mi, alçalır mı?
- "You're Turkish, aren't you?" cümlesinde konuşan emin ise sonda ses ne yapar?
- Türkçede vurgu çoğu zaman hangi yolla gösterilir, İngilizcede hangi yolla?
Cevaplar
- Bought, new, blue, car.
- Red.
- Alçalır.
- Alçalır.
- Türkçede sözcük sırasıyla, vurgulanan öğe yüklemin önüne gelir; İngilizcede sesle, vurgu vurgulanan sözcüğe düşer.
Sesli tekrar görevi
Ardından üç evet-hayır sorusu ve üç "wh-" sorusu sor; birincilerde sesin sonda yükseldiğine, ikincilerde alçaldığına dikkat et. Son olarak "Thanks a lot" cümlesini iki kez söyle: bir kez düz ve alçak, bir kez geniş ve sıcak bir sesle. Kaydını dinlerken iki versiyonun ne kadar farklı tavırlar taşıdığını kulağınla doğrula.
Özet kartı
- İçerik sözcükleri vurgulanır: isim, ana fiil, sıfat, zarf, not; işlev sözcükleri hafif ve kısa söylenir.
- İngilizce ritim: vurgulu heceler düzenli aralıklarla, hafif heceler aralarında sıkışır.
- Zıtlık vurgusu: düzeltilen sözcük güçlenir; No, a MEDIUM, please.
- Tonlama: bilgi cümlesi ve wh- sorusu alçalır, evet-hayır sorusu yükselir; listede son öğe alçalır.
- Soru eki: alçalan ses onay ister, yükselen ses gerçekten sorar.
- Düz ve alçak ton ilgisizlik ya da alay gibi duyulabilir; Türkçe sözcük sırasıyla, İngilizce sesle vurgular.
Sonraki derse köprü
Pazar sabahı yeni dalgıç giysisi tam oturuyor ve Ryan, yarıştan önceki son deneme yüzmesi için sahile iniyor. Kıyıda Zeynep, Sophie, Maya ve Mrs Patel termoslarla bekliyor; yerel haber sitesinden bir muhabir de Ryan'la konuşmak için gelmiş. O sabahın sohbetlerinde bir haber cümlesi, bir altyazı hatırası, küçük bir tartışma, bir teşekkür konuşması ve bir e-posta birbirine karışıyor. Sıradaki derste bu modülde öğrendiklerini bir arada tekrar edeceksin.