Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Türkçe altyazı anlamı verir ama kulağı az çalıştırır; ağır içerikte ilk izleyiş için uygundur.
- İngilizce altyazı sesi yazıyla eşler; B2 için çoğu zaman en verimli seçenek.
- Altyazısız izleme gerçek dinlemedir; bütünü anlamayı öğretir.
- Sahne çalışması: altyazısız, İngilizce altyazılı, ifadeleri yaz, shadowing, yeniden altyazısız.
- Altyazı konuşmayı kısaltabilir; SDH altyazı konuşmaya daha yakındır ve sesleri de yazar.
- Gündelik konuşmalı içerik seç, aynı sahneyi tekrar izle; ifadeyi cümlesiyle öğren.
Merak sorusu
Pazartesi akşamı Zeynep, küçük bir ofiste geçen İngiliz yapımı bir komedi dizisinin yeni bölümünü açıyor. Kumanda elinde, parmağı her zamanki gibi Türkçe altyazıya gidiyor. Sophie kanepenin öbür ucundan gülümsüyor: "You've been here for months. Try it in English!" Zeynep itiraz ediyor: Türkçe altyazıyla şakaların hepsini anlıyor. Sophie'nin cevabı kısa: "Are you learning English, or just reading Turkish?" Zeynep bir an duraksıyor. Bir saatlik bölüm boyunca kulağı mı çalışıyordu, yoksa yalnızca gözü mü?
Dizi ve film izlemek, gerçek konuşma hızını, gündelik ifadeleri ve farklı aksanları duymanın en keyifli yollarından biridir. Ama ekranın önünde geçen her saat aynı ölçüde öğretmez. Hangi altyazıyı seçtiğin, ne zaman durdurduğun ve bir sahneyle ne yaptığın, izlemeyi eğlenceden bir çalışmaya dönüştürür. Bu derste üç altyazı seçeneğini karşılaştıracak, bir sahneyi adım adım çalışmanın yolunu kuracak ve izleyeceğin içeriği nasıl seçeceğine bakacağız.
Anlatım
Üç seçenek, üç farklı iş
Türkçe altyazı anlamı hızla verir, ama dikkatin çoğu okumaya gider. Kulak İngilizceyi duyar, fakat beyin anlamı Türkçe metinden alır. Bu seçenek, konusu ağır ya da dili çok zor bir içeriği ilk kez izlerken işe yarar; dili çalışmak için ise en zayıf seçenektir.
İngilizce altyazı, duyduğun sesi yazıyla eşleştirir. Hızlı bir konuşmada birbirine kaynayan sözcükleri ekranda ayrı ayrı görürsün: "Whaddaya want?" diye duyduğun şeyin "What do you want?" olduğunu fark edersin. B2 düzeyindeki bir öğrenci için çoğu zaman en verimli seçenek budur. Altyazısız izlemek ise gerçek dinlemedir; kulağın tek başına çalışır ve her sözcüğü yakalamadan bütünü anlamayı öğrenir.
Bir sahneyi çalışmak: beş adım
Bir bölümün tamamını çalışmak yerine iki üç dakikalık tek bir sahne seç. Önce sahneyi altyazısız izle ve ne anladığını birkaç sözcükle not et. Sonra aynı sahneyi İngilizce altyazıyla izle ve kaçırdığın yerleri gör. Üçüncü adımda işine yarayacak ifadeleri, tek sözcük olarak değil, cümlenin tamamıyla bir deftere yaz.
Dördüncü adımda sahneyi cümle cümle durdur ve oyuncunun hemen ardından aynı cümleyi aynı ritimle tekrarla. Bu tekniğe İngilizcede "shadowing", yani gölge gibi takip etmek denir. Son adımda sahneyi yeniden altyazısız izle. İlk izleyişte bulanık olan cümlelerin artık netleştiğini fark edeceksin.
Altyazı ile ses her zaman aynı değildir
Altyazılar konuşmanın birebir dökümü değildir. Ekranda okunabilmesi için çoğu zaman kısaltılır: tekrarlar, duraksamalar, "well", "you know" gibi dolgu sözcükleri atlanabilir. Bu yüzden duyduğun ile okuduğun arasında küçük farklar görürsen şaşırma; kulağına güven.
Birçok platformda iki tür İngilizce altyazı bulunur. Sıradan altyazı yalnızca konuşmayı verir. İşitme engelliler için hazırlanan altyazı ise, İngilizce kısaltmasıyla "SDH", konuşmaya daha yakındır ve sesleri de yazar: bir kapının çarpması, bir telefonun çalması, arka plandaki bir kahkaha. Dil çalışırken bu ikinci türü seçmek, sahnenin bütün sesleriyle ilgilenmeni sağlar.
Doğru içeriği seçmek
Her dizi aynı ölçüde öğretmez. Gündelik hayatta geçen, bol konuşmalı yapımlar, örneğin bir aile, bir ofis ya da bir grup arkadaş üstüne kurulu diziler, en çok işe yarayan ifadeleri sunar. Ağır teknik terimlerle dolu ya da tarihî bir dönemde geçen yapımlar ise dinlemeyi zorlaştırır ve günlük konuşmaya az şey taşır.
Tekrar da önemli bir araçtır. Aynı bölümü iki kez izlemek, yeni bir bölüme geçmekten çoğu zaman daha verimlidir; ikinci izleyişte hikâyeyi bildiğin için dikkatin dile kalır. Türkçesini daha önce izlediğin bir yapımı İngilizce izlemek de iyi bir başlangıçtır.
Türkçe köprüsü
Türkçe altyazı yalnızca çeviri yapmaz, aynı zamanda uyarlar. Bir karakter pencereden bakıp "It's raining cats and dogs" dediğinde, iyi bir çevirmen ekrana "Bardaktan boşanırcasına yağıyor" yazar. Türkçe okur için bu doğru bir seçimdir, ama öğrenci için bir kayıp: İngilizce deyim duyulur, ama gözden kaçar. Türkçe altyazıyla izlerken öğrenebileceğin deyimlerin çoğu, böylece çevirinin arkasında saklanır.
Alışkanlık da bir rol oynar. Türkiye'de yabancı yapımlar çoğu zaman Türkçe altyazıyla ya da dublajla izlenir ve göz, ekranın altındaki satırı otomatik olarak arar. İngilizce altyazıya geçtiğin ilk günlerde yorulman doğaldır; birkaç bölüm sonra göz yeni düzene alışır.
Bir de ritim farkı var. Türkçe ile İngilizce cümleler aynı anlamı farklı uzunluklarda söyler, bu yüzden Türkçe altyazı oyuncunun ağzından çıkan sözcüklerle her zaman aynı anda görünmez. İngilizce altyazıda ise yazı ile ses çoğu zaman aynı anda akar ve bu eşzamanlılık, sesi yazıya bağlamayı kolaylaştırır.
Gerçek hayattan örnekler
Zeynep o akşam dizinin yalnızca bir sahnesini beş adımla çalışıyor. Defterine üç cümle yazıyor:
Üç cümlenin hiçbiri tek başına yeni bir dilbilgisi yapısı değil, ama üçü de gündelik hayatta sürekli kullanılan hazır kalıplar. "Don't get me wrong" bir eleştiriden önce kırıcı olmamak için, "pick you up" birini arabayla almak için, "grab a coffee" ise hızlıca bir kahve almak için söylenir. Türkçe altyazıyla izlerken bu kalıpların üçü de çevirinin içinde kaybolmuştu.
Ertesi gün Sophie, Zeynep'e kısa bir mesaj gönderiyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ Bir bölümü baştan sona Türkçe altyazıyla izleyip "Bugün iki saat İngilizce çalıştım" demek.
✓ İki üç dakikalık bir sahneyi İngilizce altyazıyla ve tekrar ederek çalışmak, ardından bölümün geri kalanını keyfine göre izlemek. Pasif izleme de dinleme alışkanlığı kazandırır, ama bir sahneyle etkin biçimde uğraşmanın yerini tutmaz. Hata, izlemek ile çalışmak arasındaki farkı gözden kaçırmaktan gelir.
Tersi bir aşırılık da var: her cümlede durdurup bilmediğin her sözcüğü sözlükte aramak. Bu, hem hikâyenin keyfini kaçırır hem de bütünü anlama becerisini geliştirmez. Bir sahnede en çok üç dört ifadeyi seç, gerisini bırak. Bir de altyazıda gördüğün "gonna" ve "wanna" gibi konuşma biçimlerini resmî yazıya taşıma; e-postada "going to" ve "want to" yazılır.
Mini alıştırma
- Türkçe, İngilizce ve altyazısız izlemenin her birinin en güçlü yanını birer cümleyle yaz.
- Bir sahneyi çalışmanın beş adımını sırayla say.
- "Shadowing" tekniği ne demektir?
- "SDH" altyazı sıradan altyazıdan nasıl ayrılır?
- Defterine "grab" mı yazarsın, "grab a coffee on the way" mı? Neden?
Cevaplar
- Türkçe altyazı anlamı hızla verir; İngilizce altyazı sesi yazıyla eşler; altyazısız izleme gerçek dinlemeyi çalıştırır.
- Altyazısız izle, İngilizce altyazıyla izle, ifadeleri cümleleriyle yaz, durdurup tekrar et, yeniden altyazısız izle.
- Oyuncunun cümlesini hemen ardından aynı ritimle tekrarlamak.
- Konuşmaya daha yakındır ve kapı, telefon, kahkaha gibi sesleri de yazar.
- "Grab a coffee on the way", çünkü ifade cümlenin içinde nasıl kullanıldığıyla birlikte öğrenilir.
Sesli tekrar görevi
Ardından sahneyi cümle cümle durdur ve her repliği oyuncunun hemen ardından, aynı hız ve tonlamayla tekrarla. Sonunda defterine yazdığın üç ifadeyi kendi hayatından birer cümlede kullan. Kaydını dinlerken ritmin oyuncununkine yaklaştığını ve birbirine kaynayan sözcükleri doğal biçimde bağladığını kontrol et.
Özet kartı
- Türkçe altyazı anlamı verir ama kulağı az çalıştırır; ağır içerikte ilk izleyiş için uygundur.
- İngilizce altyazı sesi yazıyla eşler; B2 için çoğu zaman en verimli seçenek.
- Altyazısız izleme gerçek dinlemedir; bütünü anlamayı öğretir.
- Sahne çalışması: altyazısız, İngilizce altyazılı, ifadeleri yaz, shadowing, yeniden altyazısız.
- Altyazı konuşmayı kısaltabilir; SDH altyazı konuşmaya daha yakındır ve sesleri de yazar.
- Gündelik konuşmalı içerik seç, aynı sahneyi tekrar izle; ifadeyi cümlesiyle öğren.
Sonraki derse köprü
Salı günü toplum merkezinden bir e-posta geliyor: belediye, kaldırıma taşan masalar yüzünden Mrs Patel'in kafesine bir uyarı göndermiş ve perşembe akşamı mahalle sakinleriyle bir toplantı yapacak. Mrs Patel masalarını korumak istiyor, ama bazı komşular kaldırımın yayalara ait olduğunu düşünüyor. Zeynep ile Ryan, Mrs Patel'e toplantıda söyleyeceklerini hazırlamada yardım etmeye karar veriyor. Bir fikri savunmak, karşı görüşü kabul edip yanıtlamak ve dinleyeni ikna etmek, kendine özgü ifadeler ve bir düzen ister. Sıradaki derste tartışmayı ve ikna etmeyi öğreneceksin.