İçeriğe geç

Ders EN4.3 · B2 · Modül 4.1

Must have, can't have: geçmişe dair çıkarım

1.143 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Şimdiye dair çıkarım: must be, can't be; The bags must be out.
  2. Geçmişe dair güçlü tahmin: must have + V3; It must have stayed in London.
  3. İmkânsız: can't have / couldn't have + V3; It can't have gone to the wrong plane.
  4. Olası: might / may / could have + V3; Someone might have taken it.
  5. Edilgen ile: must have been left, can't have been stolen.
  6. Türkçedeki "-miş olmalı / olamaz / olabilir" = must have / can't have / might have; "mustn't have" değil.

Merak sorusu

İzmir havalimanında bagaj bandı yavaşlıyor, sonra duruyor. Bantta tek bir valiz kalmadı ve Zeynep'in turuncu bavulu ortada yok. Margaret da yanında, kendi valizini çoktan almış. Zeynep telefonla havayolunun İngilizce yardım hattını arıyor ve düşüncelerini sesli sıralıyor: "It must have stayed in London. The flight was completely full. It can't have gone to the wrong plane, I watched them put the tag on it." Margaret araya giriyor: "Or someone might have taken it by mistake. Orange suitcases are very popular!"

Kimse bavula ne olduğunu kesin olarak bilmiyor. Ama herkes eldeki ipuçlarından bir sonuç çıkarıyor. Zeynep bir olasılığa neredeyse emin: "must have stayed". Başka bir olasılığı imkânsız buluyor: "can't have gone". Margaret ise üçüncü bir ihtimali açık bırakıyor: "might have taken". İngilizce bu tahminleri üç parçayla dile getirir: bir yardımcı fiil, "have" ve geçmiş ortaç. Türkçede ise aynı iş "-miş olmalı", "-miş olamaz", "-miş olabilir" ile yapılır.

Anlatım

Önce şimdi: must be, can't be

Geçmişe geçmeden önce bugüne bakalım. Şu an için bir çıkarım yaparken "must be" ve "can't be" kullanılır: "The belt has stopped. All the bags must be out." "That can't be my suitcase, mine is orange." "Must" burada bir zorunluluk değil, güçlü bir tahmindir: eldeki ipuçlarına göre neredeyse eminim.

Geçmiş: must have + üçüncü hâl

Görmediğin ama neredeyse emin olduğun bir geçmiş olay için "must have" ile geçmiş ortaç yan yana gelir: "It must have stayed in London." "You must have been tired after the flight." Konuşan kişi olayı görmedi, ama ipuçları onu neredeyse kesin bir sonuca götürüyor. Konuşmada "must have" çoğu zaman kısalır: "must've" diye yazılır ve "mastəv" gibi söylenir. Hızlı konuşmada "have" neredeyse duyulmaz; kulağın asıl tutunacağı yer, arkadan gelen "stayed", "been" gibi biçimlerdir.

İmkânsız: can't have, couldn't have

Bir şeyin geçmişte olmasının imkânsız olduğunu düşünüyorsan "can't have" ya da "couldn't have" kullanılır: "It can't have gone to the wrong plane." "She couldn't have seen us, she was asleep." Burada konuşan kişi bir ihtimali tamamen dışarıda bırakıyor. Dikkat: "must have" ifadesinin olumsuzu "mustn't have" değildir. Çıkarımda olumsuz güçlü tahmin için her zaman "can't have" ya da "couldn't have" seçilir.

Olası: might have, may have, could have

Emin olmadığın, ama mümkün gördüğün bir geçmiş olay için "might have", "may have" ya da "could have" kullanılır: "Someone might have taken it by mistake." "It may have been sent to Istanbul." "The tag could have fallen off." Olumsuz bir olasılık için "might not have" ve "may not have" seçilir: "They might not have loaded it at all." Bu fiiller bir ölçek oluşturur. En üstte "must have": neredeyse eminim. Ortada "might, may, could have": mümkün. En altta "can't have": imkânsız.

Türkçe köprüsü

Türkçe bu yapıların neredeyse hepsini birebir karşılar. "Londra'da kalmış olmalı" → "It must have stayed in London." "Yanlış uçağa gitmiş olamaz" → "It can't have gone to the wrong plane." "Biri yanlışlıkla almış olabilir" → "Someone might have taken it by mistake." "-miş" eki geçmişi, "olmalı", "olamaz", "olabilir" sözcükleri de kesinlik derecesini gösterir.

İngilizcede aynı iş bölümü var: "have + üçüncü hâl" geçmişi, "must", "can't", "might" kesinlik derecesini taşır. Türkçede sıra sondan başa, İngilizcede baştan sona kurulur: Türkçe önce olayı, sonra tahmini söyler; İngilizce önce tahmini, sonra olayı.

Tuzak, olumsuz güçlü tahminde saklı. Türkçede "olmalı" kalıbının olumsuzu olarak "olmamalı" akla gelir ve İngilizceye "mustn't have" diye taşınır. Oysa "-miş olamaz" anlamı İngilizcede "can't have" ile verilir: "It mustn't have been stolen" değil, "It can't have been stolen."

Gerçek hayattan örnekler

Yirmi dakika sonra havayolu görevlisi geri arıyor. Zeynep konuşmayı babasına Türkçe anlatıyor, ama görevlinin sözleri İngilizce.

Görevlinin cümlesinde bir çıkarım ve bir gerekçe vardı: "must have been left" sonucu, "because it was never scanned" ise ipucunu verdi. Burada "must have" edilgen yapıyla birleşti: "must have been left".

Akşam Zeynep, Sophie'ye durumu anlatan bir mesaj yazıyor.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "It mustn't have been stolen." ✓ "It can't have been stolen." Geçmişe dair olumsuz güçlü bir tahmin için "can't have" ya da "couldn't have" kullanılır.
Doğrusu

Hata, Türkçedeki "olmalı" kalıbının olumsuzunu kelime kelime "mustn't" diye taşımaktan gelir; oysa Türkçedeki anlam "çalınmış olamaz"dır.

Yapının ikinci parçasını karıştırmak da sık görülür: "It must have went" ya da "It must had gone." Doğrusu her zaman "must have" ve geçmiş ortaçtır: "It must have gone." Aynı kural "can't have", "might have" ve "could have" için de geçerlidir.

Mini alıştırma

  1. "Evden çıkmış olmalı, ışıkları kapalı" cümlesini İngilizceye çevir.
  2. "She mustn't have heard the phone" cümlesini "duymuş olamaz" anlamında düzelt.
  3. "Kapıyı açık bırakmış olabilirim" cümlesini "might" ile kur.
  4. "He must have forgot" cümlesindeki hatayı bul.
  5. Kesinlik ölçeğini sırala: might have, can't have, must have.

Cevaplar

  1. She must have gone out. The lights are off.
  2. She can't have heard the phone.
  3. I might have left the door open.
  4. Üçüncü hâl gerekir: He must have forgotten.
  5. Must have en güçlü tahmin, might have olasılık, can't have imkânsızlık.

Sesli tekrar görevi

Ardından bir arkadaşının yüzüne ya da durumuna bakıp iki çıkarım yap: "You must have had a long day." "You can't have slept much." Kaydını dinlerken "must have" sonrasında fiilin üçüncü hâlini kullandığından ve olumsuz güçlü tahminde "mustn't" yerine "can't" dediğinden emin ol.

Özet kartı

  1. Şimdiye dair çıkarım: must be, can't be; The bags must be out.
  2. Geçmişe dair güçlü tahmin: must have + V3; It must have stayed in London.
  3. İmkânsız: can't have / couldn't have + V3; It can't have gone to the wrong plane.
  4. Olası: might / may / could have + V3; Someone might have taken it.
  5. Edilgen ile: must have been left, can't have been stolen.
  6. Türkçedeki "-miş olmalı / olamaz / olabilir" = must have / can't have / might have; "mustn't have" değil.

Sonraki derse köprü

O gece Zeynep, annesinin verdiği pijamayla yatarken kendine kızıyor. Şarj aletini, gözlüğünü ve diş fırçasını el çantasına koymalıydı; üstelik bunu yapabilirdi de, çantada yer vardı. Bu kez geçmişe dair bir tahmin değil, bir pişmanlık ve bir öz eleştiri söz konusu: yapılması gerekip yapılmayan ve yapılabilecekken yapılmayan şeyler. Sıradaki derste "should have" ve "could have" ile pişmanlık ve eleştiri anlatmayı öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: İzmir havalimanında duran bir bagaj bandı; bantta tek bir valiz yok. Zeynep telefonla konuşuyor, Margaret elinde kendi valiziyle yanında.
  • Dedektif panosu: Zeynep'in tahminleri bir panoya ipuçlarıyla bağlanır: "full flight" ipucu "must have stayed" kartına, "tag" ipucu "can't have gone" kartına bağlanır.
  • Kesinlik termometresi: en üstte "must have", ortada "might / may / could have", en altta "can't have"; her tahmin termometrede bir yere yerleşir.
  • Türkçe ayna: "kalmış olmalı" ile "must have stayed" iki ayna gibi karşılıklı durur; Türkçede kesinlik sonda, İngilizcede başta parlar.
  • Seslendirmede Matilda. Zeynep endişeli sonra rahatlamış, Margaret şakacı, havayolu görevlisi profesyonel ve sakin.
  • Kişiler ve havayolu kurgu; valiz ve telefon markasızdır.

Modül 4.1 — İleri Zaman Kullanımı

Hedef: Geleceği ve geçmişi ince ayrıntılarla anlatır.