İçeriğe geç

Ders EN4.23 · B2 · Modül 4.4

Duyguların ve işin deyimleri

1.171 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Mutluluk ve üzüntü: over the moon, on cloud nine; down in the dumps.
  2. Heyecan ve kaygı: butterflies in my stomach, get cold feet; sabrın taşması: the last straw.
  3. İşi başlatmak ve süreç: get the ball rolling, back to square one, up in the air.
  4. Çalışma biçimleri: on the ball, think outside the box, burn the midnight oil, cut corners.
  5. Deyimin tonu bağlama uymalı; ciddi ve resmî durumlarda sade ifade tercih edilir.
  6. Türkçeyle ortak imgeler: midemde kelebekler, havada kalmak; farklı imgeler: son damla / last straw, başa dönmek / back to square one.

Merak sorusu

Çarşamba sabahı kahvaltıda Ryan yerinde duramıyor. Yardım yüzmesine kaydı onaylanmış, telefonunda bir e-posta var. "I'm over the moon!" diye bağırıyor. "But to be honest, I've also got butterflies in my stomach." Sophie gülümsüyor, sonra kendi işinden söz ediyor: "Well, at work we're back to square one. The client changed their mind again. Luckily, Maya is always on the ball. She'll get the ball rolling again." Zeynep kahvesini içerken bu cümleleri bir yapboz gibi çözmeye çalışıyor.

Ryan'ın ve Sophie'nin cümlelerinde, bir önceki konudaki gibi, parçalarından tahmin edilemeyen kalıplar vardı. Ama bu kez deyimler iki belirli alandan geliyordu. Ryan'ınkiler duyguları anlatıyordu: büyük bir sevinç, bir heyecan ve biraz kaygı. Sophie'ninkiler ise iş hayatını: başa dönmek, dikkatli ve hazır olmak, bir işi başlatmak. Duygular ve iş, İngilizcede deyimlerin en yoğun kullanıldığı iki alandır. Şimdi bu iki alanın en sık duyulan deyimlerini tanıyalım.

Anlatım

Mutluluk ve üzüntü

Büyük bir sevinci anlatmak için "over the moon" ya da "on cloud nine" kullanılır: "Ryan is over the moon about the swim." İkisi de mutluluğu gökyüzüne yerleştirir. Tersine, keyifsiz ve üzgün olmak için "down in the dumps" denir: "She's been a bit down in the dumps since her holiday ended." Bir sevinç ya da üzüntü haberini paylaşırken bu deyimler günlük konuşmada çok doğal duyulur. Yine de ciddi bir üzüntüden söz ederken "down in the dumps" gibi hafif tonlu bir deyim uygun düşmeyebilir; bu deyim geçici, küçük bir keyifsizliği anlatır.

Heyecan, kaygı ve öfke

"Butterflies in my stomach" önemli bir olay öncesindeki heyecanlı kaygıyı anlatır: bir sınav, bir yarış, bir sunum. "Get cold feet" ise son anda korkup vazgeçmektir: "He got cold feet and didn't go to the interview." "The last straw" bir dizi olumsuzluğun sonunda sabrı taşıran son olaydır: "The broken printer was the last straw!" Bu üç deyim de bir olayın insanda bıraktığı izi anlatır.

İş hayatı: başlamak ve ilerlemek

İş hayatının deyimleri çoğu zaman bir süreci anlatır. "Get the ball rolling" bir işi başlatmaktır: "Let's get the ball rolling with a short meeting." "Back to square one" her şeyin başa dönmesidir: "The client rejected the design, so we're back to square one." "Up in the air" bir kararın henüz verilmediğini anlatır: "The date of the launch is still up in the air." Üçü de bir işin hangi aşamada olduğunu söyler.

İş hayatı: çalışma biçimleri

Bir çalışanı övmek için "on the ball" kullanılır: her şeyin farkında, hazır ve hızlı biri. "Think outside the box" alışılmışın dışında düşünmektir. "Burn the midnight oil" gece geç saatlere kadar çalışmaktır: "We burned the midnight oil to finish the report." Olumsuz bir deyim olarak "cut corners" bir işi özensizce, kestirmeden yapmaktır: "Don't cut corners on safety." İlk üçü övgü, sonuncusu ise uyarı taşır.

Türkçe köprüsü

Duygu deyimlerinde Türkçe ile İngilizce bazen aynı imgeye uzanır. "Butterflies in my stomach" Türkçede de "midemde kelebekler uçuşuyor" diye söylenir. "Over the moon" ise Türkçede "havalara uçmak" ya da "ağzı kulaklarında olmak" gibi farklı ama benzer bir yükselişle karşılanır. İki dilde de mutluluk yukarıya, gökyüzüne doğru çıkar.

"The last straw" ve Türkçedeki "bardağı taşıran son damla" aynı düşünceyi farklı nesnelerle anlatır: İngilizcede bir saman çöpü, Türkçede bir su damlası. İkisinde de küçük bir şey, zaten dolu olan bir sabrı taşırır. "Up in the air" ise Türkçedeki "havada kalmak" ifadesine çok yakındır: karar verilmemiş, belirsiz bir durum.

İş deyimlerinde farklar daha belirgindir. "Back to square one" Türkçede "başa dönmek" ya da "sıfırdan başlamak" olur; "burn the midnight oil" ise "sabahlara kadar çalışmak". "Cut corners" Türkçede "işi baştan savma yapmak" anlamına gelir. Bu deyimlerin kelime kelime çevirisi, İngilizcede anlamsız ya da komik sonuçlar verir.

Gerçek hayattan örnekler

Öğlen Sophie, Zeynep'e işten bir mesaj yazıyor. Gün sandığından daha zorlu geçiyor.

Sophie'nin kısa mesajında üç deyim vardı: "the last straw" bir sabrın taşmasını, "burn the midnight oil" uzun bir çalışma gecesini, "up in the air" ise belirsiz bir kararı anlattı.

Akşam Zeynep, Ryan'a moral veriyor. Ryan'ın heyecanı kaygıya dönüşmek üzere.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "I'm over the sky!" ✓ "I'm over the moon!" Deyimler kalıplaşmıştır; "moon" sözcüğü "sky" ile değiştirilemez.
Doğrusu

Hata, deyimin anlamını hatırlayıp imgesini karıştırmaktan gelir. Aynı şekilde "the last drop" değil, "the last straw" denir; Türkçedeki "son damla" imgesini İngilizceye taşımak, deyimi tanınmaz hâle getirir.

Deyimleri yanlış bağlamda kullanmak da bir kaymadır. "Down in the dumps" hafif bir keyifsizliği anlatır; ciddi bir kaybı anlatırken kullanılırsa soğuk ya da saygısız duyulabilir. Bir iş toplantısında "burn the midnight oil" doğal olabilir, ama çok resmî bir raporda "we worked late" daha uygundur.

Mini alıştırma

  1. "Sevinçten havalara uçuyorum" anlamına gelen iki İngilizce deyim yaz.
  2. "It was the last drop" cümlesini düzelt.
  3. "Müşteri planı reddetti, sıfırdan başlıyoruz" cümlesini bir deyimle çevir.
  4. "On the ball" nasıl bir çalışanı anlatır?
  5. "Toplantının tarihi hâlâ belli değil" cümlesini "up in the air" ile kur.

Cevaplar

  1. Over the moon ve on cloud nine.
  2. It was the last straw.
  3. The client rejected the plan, so we're back to square one.
  4. Dikkatli, her şeyin farkında, hızlı ve hazır bir çalışanı.
  5. The date of the meeting is still up in the air.

Sesli tekrar görevi

Ardından iş ya da okul hayatından bir süreci üç deyimle anlat: bir projeye nasıl başladığını "get the ball rolling" ile, bir aksiliği "back to square one" ile, geç saate kadar çalıştığın bir geceyi "burn the midnight oil" ile. Son olarak bir arkadaşını ya da iş arkadaşını "on the ball" ile öv. Dinlerken kalıpların eksiksiz olduğunu ve her birinin tonunun duruma uyduğunu kontrol et.

Özet kartı

  1. Mutluluk ve üzüntü: over the moon, on cloud nine; down in the dumps.
  2. Heyecan ve kaygı: butterflies in my stomach, get cold feet; sabrın taşması: the last straw.
  3. İşi başlatmak ve süreç: get the ball rolling, back to square one, up in the air.
  4. Çalışma biçimleri: on the ball, think outside the box, burn the midnight oil, cut corners.
  5. Deyimin tonu bağlama uymalı; ciddi ve resmî durumlarda sade ifade tercih edilir.
  6. Türkçeyle ortak imgeler: midemde kelebekler, havada kalmak; farklı imgeler: son damla / last straw, başa dönmek / back to square one.

Sonraki derse köprü

Perşembe günü Zeynep, Ryan'ın yardım yüzmesi için bir tanıtım metni yazıyor ve bir cümlede takılıyor: "The cold water can affect… effect… your breathing." İki sözcük neredeyse aynı yazılıyor ve aynı okunuyor, ama biri fiil, öbürü isim. İngilizcede buna benzer, sesçe ya da biçimce birbirine yakın ve sık karıştırılan sözcük çiftleri var. Sıradaki derste "affect" ile "effect" başta olmak üzere karıştırılan kelimeleri öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: çarşamba sabahı kahvaltı masası; Ryan telefonunu havaya kaldırmış, yüzünde kocaman bir gülümseme. Başının üstünde küçük bir ay belirir ve Ryan onun üstüne zıplar.
  • Kelebekler: "butterflies in my stomach" dendiğinde Ryan'ın karnından renkli kelebekler havalanır.
  • Başa dönüş: Sophie'nin sözleriyle bir oyun tahtasında bir piyon birinci kareye geri döner; "back to square one" yazısı.
  • Son saman: bir devenin sırtındaki yüke tek bir saman çöpü eklenir ve yük devrilir; yanında Türkçe "son damla" ile dolup taşan bir bardak.
  • Anlatımın Türkçesini Matilda seslendirir. Ryan coşkulu ve biraz gergin, Sophie yorgun ama kararlı, Zeynep destekleyici.
  • Karakterler ve iş yeri hayal ürünü; cihazlar markasızdır.

Modül 4.4 — Kelime Gücü

Hedef: Doğal ve zengin kelime kullanır.