İçeriğe geç

Ders EN4.22 · B2 · Modül 4.4

Günlük hayatın deyimleri

1.159 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Deyim: sözcüklerin toplamından farklı anlam taşıyan kalıp; bütün hâlinde öğrenilir, sözcükleri değiştirilmez.
  2. Zaman: call it a day, once in a blue moon, hit the sack.
  3. Para: cost an arm and a leg, won't break the bank.
  4. İnsanlar ve konuşma: break the ice, spill the beans, beat around the bush, in the same boat.
  5. Deyimler samimi dile aittir; resmî yazıda sade karşılıklar tercih edilir.
  6. Bazıları Türkçeyle örtüşür: buzları kırmak, aynı gemide, baklayı ağzından çıkarmak; çoğu ise farklı imgelerle kurulur: çocuk oyuncağı, kırk yılda bir.

Merak sorusu

Salı akşamı Sophie eve yorgun ama gülerek giriyor. Çantasını bırakıp mutfağa geliyor: "What a day! This morning Maya said the new project was a piece of cake. Then the client called and wanted everything changed by Friday. In the end, we just called it a day at seven." Zeynep kaşlarını kaldırıyor: "A piece of cake? Did you eat cake at the meeting?" Sophie kahkahayı basıyor.

Sophie'nin cümlelerinde iki deyim vardı: "a piece of cake" ve "call it a day". İkisinin de anlamı, içindeki sözcüklerden çıkarılamaz. "A piece of cake" bir pasta dilimi değil, çok kolay bir iştir. "Call it a day" bir günü adlandırmak değil, çalışmayı bırakıp o günü bitirmektir. İngilizcede bu tür kalıplara "idiom", yani deyim denir. Türkçede de sayısız deyim vardır: "çocuk oyuncağı", "bugünlük bu kadar". Şimdi günlük hayatta en sık duyulan İngilizce deyimlerden bazılarını tanıyalım.

Anlatım

Deyim nedir?

Bir deyim, parçalarının anlamlarını toplayarak çözülemeyen, kalıplaşmış bir ifadedir. "It's a piece of cake" cümlesini sözcük sözcük çevirirsen "bu bir parça pasta" olur; oysa anlamı "bu çok kolay"dır. Bu yüzden deyimler bir sözlükteki sözcükler gibi değil, birer kalıp olarak, bütün hâlinde öğrenilir.

Deyimler kalıplaşmıştır: sözcükleri değiştirilemez. "A slice of cake" ya da "a piece of pie" dersen, anlam kaybolur ya da tuhaf duyulur. Deyimin gücü, tam da bu değişmezliğinden gelir.

Zaman ve günlük düzen

Günlük hayatta en sık duyulan deyimlerin bir kısmı zamanla ilgilidir. "Call it a day" çalışmayı o gün için bitirmektir: "It's late, let's call it a day." "Once in a blue moon" çok seyrek demektir: "I only eat fast food once in a blue moon." "Hit the sack" yatmaya gitmektir: "I'm exhausted, I'm going to hit the sack."

Para ve fiyat

Parayla ilgili deyimler de çok yaygındır. "Cost an arm and a leg" çok pahalı olmaktır: "That new phone costs an arm and a leg." Anlamı "bir kolu ve bir bacağı" ödemek gibi, dudak uçuklatan bir fiyat. "Break the bank" de benzer bir anlam taşır, ama çoğu zaman olumsuz cümlede kullanılır: "A coffee won't break the bank."

İnsanlar ve konuşma

Sosyal ilişkilerle ilgili deyimler de sık duyulur. "Break the ice" yeni tanışılan bir ortamda ilk sessizliği bozmaktır: "A joke is a good way to break the ice." "Spill the beans" bir sırrı açık etmektir: "Who spilled the beans about the party?" "Beat around the bush" lafı dolandırmaktır: "Stop beating around the bush and tell me the truth." "In the same boat" aynı zor durumda olmaktır: "We're all in the same boat."

Deyimleri nasıl kullanmalı?

Deyimler günlük ve samimi konuşmanın bir parçasıdır; resmî yazılarda, örneğin bir iş başvurusunda, çoğu zaman yer almaz. Onları doğal kullanmanın yolu, önce dinlerken ve okurken fark etmek, sonra uygun bir anda bir iki tanesini denemektir. Her cümleye bir deyim sıkıştırmak ise yapay ve komik duyulur.

Türkçe köprüsü

Bazı İngilizce deyimlerin Türkçede şaşırtıcı derecede benzer karşılıkları vardır. "Break the ice" Türkçede de "buzları eritmek" ya da "buzları kırmak" olur. "In the same boat" Türkçede "aynı gemideyiz" demektir. "Spill the beans" İngilizcede fasulyeyi dökmek, Türkçede ise "baklayı ağzından çıkarmak"tır; iki dilde de sır bir baklagille ortaya çıkar.

Çoğu deyim ise iki dilde tamamen farklı imgelerle kurulur. "A piece of cake" Türkçede "çocuk oyuncağı" ya da "çantada keklik", "once in a blue moon" Türkçede "kırk yılda bir", "cost an arm and a leg" ise "bir servete mal olmak" olur. "Beat around the bush" çalıyı dövmek değil, Türkçedeki "lafı dolandırmak"tır.

Bu yüzden bir Türkçe deyimi kelime kelime İngilizceye çevirmek çoğu zaman anlamsız sonuçlar verir. "Kırk yılda bir" İngilizcede "once in forty years" olmaz; İngiliz bir dinleyici bu sayıyı gerçek sanabilir. Doğrusu, İngilizcedeki karşılık deyimi bulmak ya da anlamı sade bir sözcükle vermektir: "very rarely".

Gerçek hayattan örnekler

Aynı akşam Zeynep, Sophie'nin günü hakkında Ryan'a kısa bir özet geçiyor.

Zeynep'in kısa özetinde iki deyim vardı: "in the same boat" ve "costs an arm and a leg". İkisi de uzun açıklamalar yerine, dinleyene durumu hemen canlı biçimde anlattı.

Ryan gülüyor ve kendi haberini veriyor.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "It's a slice of cake." ✓ "It's a piece of cake." Deyimler kalıplaşmıştır; içlerindeki sözcükler değiştirilemez.
Doğrusu

Hata, deyimin anlamını hatırlayıp sözcüklerini tam hatırlamamaktan gelir. "Slice" ile "piece" anlam olarak yakındır, ama deyimde yalnızca "piece" kullanılır.

Türkçe deyimleri kelime kelime çevirmek de sık görülen bir kaymadır: "His shoe was thrown onto the roof" gibi bir cümle, Türkçedeki "pabucu dama atılmak" deyiminin anlamını taşımaz ve İngiliz dinleyiciyi şaşırtır. Bir de resmî bir e-postada deyim kullanmamaya dikkat et: "Your offer costs an arm and a leg" yerine "Your offer is above our budget" daha uygundur.

Mini alıştırma

  1. "Çok kolay" anlamına gelen İngilizce deyim hangisidir?
  2. "Kırk yılda bir sinemaya giderim" cümlesini İngilizce bir deyimle çevir.
  3. "Stop beating the bush" cümlesini düzelt.
  4. "Buzları kırmak" deyiminin İngilizce karşılığı nedir?
  5. "Your proposal costs an arm and a leg" cümlesini resmî bir e-postaya uygun hâle getir.

Cevaplar

  1. A piece of cake.
  2. I go to the cinema once in a blue moon.
  3. Stop beating around the bush.
  4. Break the ice.
  5. Your proposal is above our budget. ya da Your proposal is too expensive for us.

Sesli tekrar görevi

Ardından yeni tanıştığın biriyle konuşmayı nasıl başlattığını "break the ice" ile anlat. Son olarak bir akşamı "Let's call it a day" ile bitirdiğin bir anı söyle. Kaydını dinlerken deyimlerin sözcüklerini değiştirmediğinden ve onları samimi bir tonla kullandığından emin ol. Her deyimi Türkçedeki karşılığıyla da bir kez eşleştir.

Özet kartı

  1. Deyim: sözcüklerin toplamından farklı anlam taşıyan kalıp; bütün hâlinde öğrenilir, sözcükleri değiştirilmez.
  2. Zaman: call it a day, once in a blue moon, hit the sack.
  3. Para: cost an arm and a leg, won't break the bank.
  4. İnsanlar ve konuşma: break the ice, spill the beans, beat around the bush, in the same boat.
  5. Deyimler samimi dile aittir; resmî yazıda sade karşılıklar tercih edilir.
  6. Bazıları Türkçeyle örtüşür: buzları kırmak, aynı gemide, baklayı ağzından çıkarmak; çoğu ise farklı imgelerle kurulur: çocuk oyuncağı, kırk yılda bir.

Sonraki derse köprü

Ertesi gün Ryan'ın haberi bütün evi sarıyor: yardım yüzmesine kaydolmuş ve sevinçten havalara uçuyor. Sophie ise işte Maya'yı övüyor; Maya her zaman her işin başında, hiçbir ayrıntıyı kaçırmıyor. Duyguları ve iş hayatını anlatan deyimler, İngilizce konuşmanın en canlı ve en renkli parçalarındandır. Sıradaki derste duyguların ve işin deyimlerini öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: dairenin mutfağı, salı akşamı; Sophie çantasını bırakıp gülerek anlatıyor, Zeynep şaşkın. Zeynep'in kafasının üstünde bir pasta dilimi düşünce balonu belirir.
  • Gerçek ve deyim: "a piece of cake" kartında önce bir pasta dilimi, sonra bir onay işareti ve "easy" yazısı belirir.
  • Mavi ay: "once in a blue moon" dendiğinde gökyüzünde nadiren beliren mavi bir ay çizilir; yanında Türkçe "kırk yılda bir" kartı.
  • Ortak imgeler: "break the ice" ve "buzları kırmak" kartları aynı buz kütlesinin iki yanında durur; "spill the beans" ve "baklayı ağzından çıkarmak" kartlarında dökülen taneler.
  • Ses: Matilda. Sophie yorgun ama neşeli, Zeynep meraklı ve şaşkın, Ryan heyecanlı.
  • Kişiler kurgu; telefon ve yazıcı markasızdır.

Modül 4.4 — Kelime Gücü

Hedef: Doğal ve zengin kelime kullanır.