İçeriğe geç

Ders EN4.20 · B2 · Modül 4.4

Make a decision, do homework: kelime ortaklıkları (collocations)

1.144 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Collocation: sözcüklerin doğal birlikteliği; kuraldan çok kullanımla belirlenir.
  2. Make: üretmek, ortaya çıkarmak; make a mistake, a decision, a phone call, an effort, progress.
  3. Do: görev ve etkinlik; do homework, the shopping, the washing-up, exercise, someone a favour.
  4. Fiil ve isim: take a photo, have a shower, catch a cold, pay attention, keep a secret.
  5. Sıfat ve isim: heavy rain, strong coffee, high price, deep sleep; zarf ve sıfat: deeply sorry, highly unlikely.
  6. Türkçedeki "yapmak" = make ya da do; "fotoğraf çekmek" = take a photo; sözcükleri ortaklarıyla birlikte öğren.

Merak sorusu

Pazar akşamı mutfakta Ryan, serginin açılış gününü anlatıyor. Heyecanlı, konuşuyor da konuşuyor: "I made a lot of photos, I did a big effort to help, and after everyone left, I made the washing-up!" Sophie gülmemek için dudağını ısırıyor, sonra nazikçe düzeltiyor: "You took a lot of photos, you made a big effort, and you did the washing-up. But I love the story!" Ryan başını kaşıyor: "Make, do, take… How am I supposed to know which one?"

Ryan'ın cümlelerinde dilbilgisi hatası yoktu; zamanlar doğru, sözcük sırası doğru. Sorun, hangi sözcüğün hangi sözcükle birlikte kullanıldığıydı. İngilizcede bazı sözcükler belirli ortaklarla birlikte gelir: "take a photo", "make an effort", "do the washing-up". Bu doğal birlikteliklere kelime ortaklıkları, İngilizce adıyla "collocations" denir. Bu ortaklıklar bir mantık kuralından çok, dilin kendi alışkanlığından gelir. Türkçede de benzer ortaklıklar vardır: "fotoğraf çekmek", "karar vermek", "hata yapmak". Şimdi en sık kullanılan İngilizce ortaklıklara bakalım.

Anlatım

Make mi, do mu?

En çok karıştırılan çift "make" ile "do"dur. Genel bir eğilim olarak "make" bir şey üretmeyi, ortaya çıkarmayı anlatır: "make a cake", "make a mistake", "make a decision", "make a phone call", "make noise", "make an effort", "make friends", "make money". "Do" ise bir görevi, bir işi ya da bir etkinliği yerine getirmeyi anlatır: "do homework", "do the shopping", "do the washing-up", "do exercise", "do someone a favour", "do your best".

Bu eğilim yardımcı olur, ama her ortaklığı açıklamaz. "Make a mistake" neden "make" alır? Çünkü İngilizce böyle kullanır. Bu yüzden en güvenilir yol, ortaklıkları bütün hâlinde, birer kalıp gibi öğrenmektir.

Fiil ve isim ortaklıkları

"Make" ve "do" dışında da birçok fiil belirli isimlerle birlikte gelir: "take a photo", "take a break", "have a shower", "have a look", "catch a cold", "catch a bus", "pay attention", "keep a secret", "break a promise", "give advice". Bu ortaklıklarda fiil kendi başına düşünüldüğünde anlamı tuhaf gelebilir; bir fotoğrafı "almak" ya da dikkati "ödemek" gibi. Ama birlikte bir anlam birimi oluştururlar.

Sıfat ve isim ortaklıkları

Bazı sıfatlar belirli isimlerle doğal duyulur, eş anlamlıları ise duyulmaz. İngilizcede yağmur "heavy rain" olur, "strong rain" değil. Kahve "strong coffee" olur, "powerful coffee" değil. Fiyat "high price" olur, "expensive price" değil. Uyku "deep sleep", hata "serious mistake", yarış "close race". Bu seçimler mantıkla değil, kullanımla belirlenir.

Zarf ve sıfat ortaklıkları

Bazı zarflar da belirli sıfatlarla eşleşir ve anlamı güçlendirir: "highly unlikely", "deeply sorry", "fully aware", "bitterly disappointed", "perfectly clear". "Very" her zaman doğrudur, ama bu ortaklıklar dile doğal bir akıcılık katar: "I'm deeply sorry" "I'm very sorry" cümlesinden daha güçlü ve daha içten duyulur.

Türkçe köprüsü

Türkçenin ortaklıkları çoğu zaman İngilizceninkiyle örtüşmez. Türkçede "hata yapmak" ve "ödev yapmak" aynı fiille kurulur; İngilizcede ise "make a mistake" ama "do homework" denir. Türkçedeki "yapmak" fiili, İngilizcede iki ayrı fiile bölünür. Bu yüzden Türkçe konuşanlar "do a mistake" ya da "make homework" gibi kaymalar yapar.

Başka ortaklıklar da farklı yollardan gider. Türkçede "fotoğraf çekmek" denir; İngilizcede "take a photo", yani fotoğrafı "almak". Türkçede "karar vermek", İngilizcede "make a decision". "Duş almak" İngilizcede "have a shower" ya da "take a shower", "dikkat etmek" ise "pay attention" olur. Türkçe fiili kelime kelime çevirmek, çoğu zaman yanlış ortağı seçmek demektir.

Sıfatlarda da aynı durum var. Türkçede yağmura "şiddetli" ya da "sağanak", kahveye "sert" denir; İngilizcede ise "heavy rain" ve "strong coffee". "Sert kahve" kelime kelime "hard coffee" olurdu, ama İngilizcede kahve "strong" olur.

Gerçek hayattan örnekler

Pazartesi sabahı Maya, birlikte çalıştıkları proje için Zeynep'e yazıyor. Yeni bir müşteri toplantısı var.

Maya'nın iki cümlesinde dört ortaklık vardı: "make a decision", "do me a favour", "have a look" ve "quick look". Hepsi Türkçede başka fiillerle kurulurdu: karar vermek, iyilik yapmak, göz atmak.

Aynı gün Ryan, yüzme dersinden sonra Jess'in söylediklerini aktarıyor.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "She did two mistakes in the report." ✓ "She made two mistakes in the report." "Mistake" her zaman "make" ile kullanılır.
Doğrusu

Hata, Türkçedeki "hata yapmak" ifadesinde "yapmak" fiilinin "do" ile karşılanacağını düşünmekten gelir; oysa Türkçedeki tek bir "yapmak", İngilizcede "make" ve "do" olarak ikiye ayrılır.

Kelime kelime çeviri başka ortaklıklarda da kayma yaratır: "make a photo" yerine "take a photo"; "strong rain" yerine "heavy rain"; "give a decision" yerine "make a decision". Bir sözcüğü öğrenirken tek başına değil, en sık kullanıldığı ortaklarıyla birlikte not almak, bu kaymaları büyük ölçüde önler.

Mini alıştırma

  1. Boşluğu "make" ya da "do" ile doldur: "Could you ___ me a favour?"
  2. Boşluğu "make" ya da "do" ile doldur: "I need to ___ a phone call."
  3. "Yarın bir karar vereceğim" cümlesini İngilizceye çevir.
  4. "It was a strong rain yesterday" cümlesini düzelt.
  5. "Tatilde çok fotoğraf çektim" cümlesini İngilizceye çevir.

Cevaplar

  1. Could you do me a favour?
  2. I need to make a phone call.
  3. I'll make a decision tomorrow.
  4. There was heavy rain yesterday.
  5. I took a lot of photos on holiday.

Sesli tekrar görevi

Ardından başka fiillerle iki ortaklık ekle: "I took a photo of the sunset", "I had a long shower." Son olarak havayı ve içtiğin bir şeyi doğal sıfatlarla anlat: "There was heavy rain", "I drank strong tea." Kaydını dinlerken "mistake", "decision" ve "homework" gibi sözcüklerde doğru fiili seçtiğinden emin ol.

Özet kartı

  1. Collocation: sözcüklerin doğal birlikteliği; kuraldan çok kullanımla belirlenir.
  2. Make: üretmek, ortaya çıkarmak; make a mistake, a decision, a phone call, an effort, progress.
  3. Do: görev ve etkinlik; do homework, the shopping, the washing-up, exercise, someone a favour.
  4. Fiil ve isim: take a photo, have a shower, catch a cold, pay attention, keep a secret.
  5. Sıfat ve isim: heavy rain, strong coffee, high price, deep sleep; zarf ve sıfat: deeply sorry, highly unlikely.
  6. Türkçedeki "yapmak" = make ya da do; "fotoğraf çekmek" = take a photo; sözcükleri ortaklarıyla birlikte öğren.

Sonraki derse köprü

Salı günü Zeynep, Maya'nın hazırladığı bir raporda aynı kökten türemiş birçok sözcük fark ediyor: "happy", "unhappy", "happiness"; "use", "useful", "useless". Tek bir kökün başına ya da sonuna eklenen küçük parçalar, sözcüğün anlamını ya da türünü değiştiriyor. İngilizcede bu önekleri ve sonekleri tanımak, bilinmeyen bir sözcüğün anlamını tahmin etmenin ve kelime hazneni hızla büyütmenin en güçlü yollarından biri. Sıradaki derste önek ve soneklerle kelime türetmeyi öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: dairenin mutfağı, pazar akşamı; Ryan heyecanla anlatıyor, Sophie çay bardağıyla dinliyor.
  • İki kutu: "make" kutusuna bir pasta, bir telefon, bir karar kartı girer; "do" kutusuna bir ödev defteri, bir alışveriş çantası, bulaşık süngeri girer.
  • Yanlış eşleşme: "make a photo" kartı bir fotoğraf makinesine takılır ve "take a photo" kartına dönüşür.
  • Sıfat mıknatısları: "heavy" sözcüğü "rain" sözcüğüne yapışır, "strong" sözcüğü "coffee" sözcüğüne; "strong" sözcüğü "rain" sözcüğüne yaklaşınca itilir.
  • Seslendirme: Matilda. Ryan heyecanlı ve şaşkın, Sophie sabırlı ve güler yüzlü, Maya aceleci, Jess'in sözleri Ryan'ın sesinden aktarılır.
  • Kişiler kurgu; kahve ve telefon markasızdır.

Modül 4.4 — Kelime Gücü

Hedef: Doğal ve zengin kelime kullanır.