Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Vurgulu do: do / does / did + yalın fiil; I do like it, It does look calm, I did send them.
- Bir şüpheye ya da suçlamaya cevap: But I did send them!
- Karşıtlık: I don't like green, but I do like blue.
- Kibar ısrar: Do sit down, Do have a biscuit.
- Başka yardımcı fiil varsa vurgu ona düşer: I am listening!
- Türkçede ses tonu ve "gerçekten, valla, ama"; İngilizcede vurgulu bir yardımcı fiil.
Merak sorusu
Cuma sabahı toplum merkezinin küçük odasında masanın üstünde üç afiş taslağı duruyor: biri turuncu, biri yeşil, biri koyu mavi. Helen mavi olana kuşkuyla bakıyor: "I'm not sure about the blue one. It looks a bit cold." Maya hemen karşı çıkıyor, sesini biraz yükselterek: "Oh, but I do like it! It does look calm, and the spring flowers really stand out against the blue." Helen gülümsüyor, bir daha bakıyor ve başını sallıyor.
Maya'nın cümlesinde tuhaf bir şey vardı: olumlu bir cümlede "do" sözcüğü. Normalde "I like it" demek yeterdi. Ama Maya, Helen'in şüphesine karşı fikrini güçlü biçimde savunmak istedi; bu yüzden "I do like it" dedi ve "do" sözcüğünü vurguyla söyledi. İngilizcede olumlu bir cümleye eklenen bu "do", bir fikri güçlendirir, bir şüpheyi giderir ya da bir karşıtlığı öne çıkarır. Türkçede bu işi çoğu zaman ses tonu, "gerçekten", "valla" ya da "ama" gibi sözcükler görür. Şimdi vurgulu "do" yapısını tanıyalım.
Anlatım
Yapı: do / does / did + yalın fiil
Vurgulu cümlede, normalde yardımcı fiil gerektirmeyen olumlu bir cümleye "do", "does" ya da "did" eklenir ve arkasından fiilin yalın hâli gelir: "I do like it." "It does look calm." "I did send the files." Zaman ve kişi bilgisi yardımcı fiile geçer; ana fiil yalın kalır: "She does love the sea", "She does loves" değil. Ek, yalnızca yardımcı fiilin üzerinde kalır.
Konuşmada bu "do" her zaman vurguyla, biraz daha yüksek ve daha uzun söylenir. Vurgusuz söylenirse cümle tuhaf duyulur; yapının bütün anlamı bu vurgudadır.
Bir şüpheye ya da suçlamaya cevap
Vurgulu "do" en sık, birinin söylediği ya da düşündüğü bir şeyi düzeltmek için kullanılır. Helen dosyaları almadığını söylediğinde Zeynep cevap veriyor: "But I did send them! I sent them on Wednesday." Anlam şudur: gönderdiğimden şüphe etme, gerçekten gönderdim.
Aynı işi başka yardımcı fiiller de görür; bu kez vurgu doğrudan onlara düşer: "I am listening!" "She has finished." "We can do it." Olumlu cümlede zaten bir yardımcı fiil varsa, "do" eklenmez; o yardımcı fiil vurgulanır. Kural basit: vurguyu taşıyacak bir yardımcı fiil her zaman bulunur.
Karşıtlık: bunu değil, ama onu
Vurgulu "do" bir karşıtlığı keskinleştirmek için de kullanılır: "I don't like green, but I do like blue." "Maya doesn't drink coffee, but she does drink a lot of tea." İlk yarıdaki olumsuzluk, ikinci yarıdaki olumlu "do" ile dengelenir. İki yarı birbirinin aynası gibi durur.
Kibar ısrar: Do sit down
Emir cümlelerinin başına "do" eklemek, bir daveti ya da bir ikramı daha sıcak ve daha ısrarlı yapar: "Do sit down." "Do have a biscuit." "Do come again!" Bu kullanım biraz resmî ve biraz eski moda bir sıcaklık taşır; özellikle yaşlı İngilizlerin konuşmasında sık duyulur. Mrs Patel bu kullanımın ustasıdır.
Türkçe köprüsü
Türkçede vurgu çoğu zaman ses tonuyla ve vurgulu bir sözcükle kurulur: "Gerçekten beğendim!", "Valla gönderdim!", "Ama gönderdim!" Bazen fiil tekrar edilir: "Beğendim, beğendim!" İngilizcede ise olumlu bir cümleye bir yardımcı fiil eklenir ve vurgu ona yüklenir: "I do like it!", "I did send them!" Yani vurgu, cümleye eklenen bir sözcükle görünür hâle gelir.
Türkçedeki "-dir" eki de bazen bir kesinlik vurgusu taşır: "Gönderdim, eminim; gitmiştir." İngilizcede bu kesinlik de çoğu zaman "did" ile verilir: "I did send it." Vurgunun yerini İngilizcede yardımcı fiil, Türkçede ses tonu ve eklenen sözcükler belirler.
Türkçe konuşanlar vurgulu cümle kurarken bazen "really" sözcüğüne yaslanır: "I really sent them!" Bu cümle doğrudur, ama bir suçlamaya ya da şüpheye karşı çıkarken "I did send them!" çok daha doğal ve daha güçlü duyulur. "Really" bir sıfat gibi yumuşak kalır, "did" ise itiraz gibi keskindir.
Gerçek hayattan örnekler
Toplantı sürerken Mrs Patel kapıdan başını uzatıyor, elinde bir tabak bisküvi var. Her zamanki gibi hem ikram ediyor hem iltifat ediyor.
Mrs Patel'in üç cümlesinde vurgulu "do" üç farklı iş gördü. "Do have a biscuit" sıcak bir ikram, "I did read your article" okuduğunu vurgulayan bir teyit, "I do hope" ise içten bir dilekti.
Toplantının sonunda Helen kararını veriyor. Maya'nın savunması işe yaramış.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "She does likes the blue poster." ✓ "She does like the blue poster." Vurgulu "do" ile birlikte zaman ve kişi bilgisi yardımcı fiile geçer; ana fiil yalın kalır.
Hata, "she" öznesi için "-s" ekini hem "does" hem "likes" üzerinde tutmaktan gelir. Aynı kural geçmiş zaman için de geçerlidir: "I did sent" değil, "I did send".
Zaten yardımcı fiili olan bir cümleye "do" eklemek de bir kaymadır: "I do am listening." Burada vurgu doğrudan var olan yardımcı fiile düşer: "I am listening!" Bir de yazıda sürekli vurgulu "do" kullanmaktan kaçın; bu yapı gücünü seyrek kullanıldığında gösterir. Her cümlede vurgu, hiçbir cümlede vurgu olmaması demektir.
Mini alıştırma
- "I like your haircut" cümlesini vurgulu hâle getir.
- "Gerçekten aradım seni, telefonun kapalıydı!" cümlesini "did" ile çevir.
- "He does knows the answer" cümlesini düzelt.
- "Kahveyi sevmem ama çayı gerçekten severim" cümlesini vurgulu "do" ile çevir.
- Bir misafire sıcak bir ısrarla "Oturun lütfen" demek için ne dersin?
Cevaplar
- I do like your haircut!
- I did call you! Your phone was off.
- He does know the answer.
- I don't like coffee, but I do like tea.
- Do sit down, please.
Sesli tekrar görevi
Ardından iki karşıtlık cümlesi kur: "I don't eat meat, but I do eat fish." Son olarak evine gelen bir misafire iki sıcak ikram cümlesi söyle: "Do come in!", "Do have some tea." Kaydını dinlerken yardımcı fiilden sonra ana fiili yalın bıraktığından ve vurguyu "do" sözcüğüne yüklediğinden emin ol. Aynı cümleleri bir de vurgusuz söyle ve farkı dinle.
Özet kartı
- Vurgulu do: do / does / did + yalın fiil; I do like it, It does look calm, I did send them.
- Bir şüpheye ya da suçlamaya cevap: But I did send them!
- Karşıtlık: I don't like green, but I do like blue.
- Kibar ısrar: Do sit down, Do have a biscuit.
- Başka yardımcı fiil varsa vurgu ona düşer: I am listening!
- Türkçede ses tonu ve "gerçekten, valla, ama"; İngilizcede vurgulu bir yardımcı fiil.
Sonraki derse köprü
Toplantıdan çıkarken Helen, Zeynep'ten bir iş daha istiyor: bahar sergisi için dağıtılacak broşürde üç dört paragraflık bir tanıtım yazısı. Kısa bir bülten notundan farklı olarak bu kez birkaç paragrafın birbirine düzgün bağlanması, okurun metnin içinde kaybolmadan ilerlemesi gerekiyor. İngilizcede iyi bir metnin, paragrafların sırasından cümleler arasındaki köprülere kadar belli bir yapısı var. Sıradaki derste paragraf yapısını ve metin akışını öğreneceksin.