Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Second conditional: if + geçmiş zaman, would + yalın fiil: If I had a bigger kitchen, I'd bake bread.
- Geçmiş zaman burada zamanı değil, gerçek dışılığı gösterir; anlam şimdi ya da gelecek.
- If I were you, I'd… tavsiye kalıbı; "were" bütün kişilerde kullanılabilir.
- Sonuçta could ve might de olur; soru: What would you do if…?
- First conditional gerçek olasılık, second conditional hayal ya da düşük ihtimal.
- Türkçedeki "-sa … -rdı" = second conditional; "would" koşul kısmına girmez, "-saydı" duygusu şimdiki hayali geçmişe taşımamalı.
Merak sorusu
Pazar akşamı Sophie ile Zeynep dairenin küçük balkonunda oturuyor. Sophie bir oyun öneriyor: "OK, one question each. What would you do if you didn't have to work?" Zeynep hiç düşünmeden cevap veriyor: "If I didn't have to work, I would live by the sea again. I'd swim every morning and draw all afternoon." Sophie gülümsüyor: "If I were you, I'd move back to İzmir!" Zeynep başını iki yana sallıyor: "No, I'd miss you too much."
Bu konuşmadaki cümlelerin hiçbiri gerçek bir plan değildi. Zeynep çalışmak zorunda; deniz kenarında da yaşamıyor. Cümleler, şu anki gerçeğin tam tersini hayal ediyor. İngilizce bu hayali durumları "second conditional" ile anlatır. Tuhaf görünen bir kuralı var: koşul kısmında geçmiş zaman kullanılır, ama anlam geçmiş değil, şimdi ya da gelecektir. Türkçede aynı işi "-sa … -rdı" kalıbı görür: "Çalışmak zorunda olmasam deniz kenarında yaşardım." Bu ders hayal kurmanın dilbilgisini anlatıyor.
Anlatım
Yapı: if + geçmiş zaman, would + yalın fiil
Second conditional'da koşul kısmı geçmiş zamanda, sonuç kısmı "would" ile kurulur: "If I didn't have to work, I would live by the sea." Geçmiş zaman burada zamanı değil, gerçeklikten uzaklığı gösterir. Konuşan kişi durumun şu an gerçek olmadığını ya da olma ihtimalinin çok düşük olduğunu söyler.
Konuşmada "would" sözcüğü genellikle "'d" biçimine iner: "I'd swim every morning", "She'd be very happy". Olumsuzu "wouldn't" olur: "I wouldn't work on Sundays."
If I were you: tavsiye kalıbı
"Be" fiili second conditional'da bütün kişilerde "were" olabilir: "If I were rich", "If she were here". Günlük konuşmada "If I was…" da sık duyulur, ama yazıda ve özellikle bir kalıpta "were" tercih edilir: "If I were you, I'd…" senin yerinde olsam…
Bu kalıp İngilizcede kibar ve doğrudan bir tavsiye vermenin en yaygın yollarından biridir: "If I were you, I'd take the job." "If I were you, I wouldn't worry."
Sonuçta could ve might
Sonuç kısmında "would" yerine "could" ve "might" de gelebilir. "Could" bir imkânı anlatır: "If I had more time, I could learn the piano" daha çok vaktim olsa piyano öğrenebilirdim. "Might" bir ihtimali anlatır: "If you asked him nicely, he might say yes" ona nazikçe sorsan evet diyebilir.
Soru kurmak için "would" özneden önce gelir: "What would you do if you had a free year?" boş bir yılın olsa ne yapardın?
First mü, second mı?
İkisi arasındaki fark, konuşanın olasılığı nasıl gördüğündedir. "If I find a job in Paris, I'll move there" Paris'te iş bulursam oraya taşınacağım: bu gerçek bir olasılıktır, belki iş arıyorsun. "If I lived in Paris, I'd go to a museum every week" Paris'te yaşasam her hafta bir müzeye giderdim: bu bir hayaldir, Paris'te yaşamıyorsun ve yakında taşınmayı da düşünmüyorsun.
Türkçe köprüsü
Türkçe hayali durumları "-sa / -se" ile başlayan ve "-rdı" ile biten cümlelerle anlatır: "Bahçem olsa domates yetiştirirdim", "Senin yerinde olsam işi kabul ederdim". Bu kalıp İngilizcedeki second conditional'a neredeyse birebir denk düşer: "-sa" koşulun hayali olduğunu, "-rdı" ise sonucun da hayali olduğunu söyler. "-rdı" eki, İngilizcedeki "would" sözcüğünün en yakın akrabasıdır.
Tuzak, Türkçenin "-saydı" biçiminde. Türkçede günlük konuşmada "Bahçem olsaydı domates yetiştirirdim" de denir ve bu cümle çoğu zaman şimdiki bir hayali anlatır. İngilizcede ise "-saydı" duygusu, Türkçe konuşanları "If I had had a garden" gibi bir geçmiş hayale iter. Şimdiki bir hayal için İngilizce hep aynı biçimi kullanır: "If I had my own garden, I'd grow tomatoes." Geçmişe dair hayaller ise daha ileri bir seviyede ayrı bir yapıyla anlatılacak.
Bir de "would" sözcüğünün yeri var. Türkçede "-rdı" eki yalnızca sonuç kısmında durur; koşul kısmında olmaz. İngilizcede de öyle: "would" koşul kısmına girmez. "If I would have a garden" demek, Türkçedeki "-rdı" ekini iki yere birden koymak gibidir.
Gerçek hayattan örnekler
Oyun devam ediyor. Sıra Sophie'ye geliyor; Zeynep ona aynı soruyu yöneltiyor.
Sophie'nin koşul kısmında "could" geçti: "If I could speak Portuguese". "Can" fiilinin geçmiş hâli burada da gerçek dışılığı taşıdı. Sonuç kısmında üç kez "would", biri olumsuz, arka arkaya geldi.
Gece Ryan balkona çıkıp oyuna katılıyor. Onun cevabı herkesi güldürüyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "If I would have more money, I would buy a house." ✓ "If I had more money, I would buy a house." "Would" yalnızca sonuç kısmında kullanılır; koşul kısmında geçmiş zaman gelir.
Hata, Türkçedeki "-rdı" duygusunu cümlenin iki yarısına birden taşımaktan gelir.
Koşul ve sonucun zamanlarını karıştırmak da sık görülür: "If I had more money, I will buy a house." Hayali bir koşula gerçek bir gelecek eklenmiş olur. Hayali bir koşulun sonucu da hayalidir ve "would" ister.
Mini alıştırma
- "Arabam olsa hafta sonları denize giderdim" cümlesini İngilizceye çevir.
- "Senin yerinde olsam ona söylerdim" nasıl söylenir?
- "If I would know the answer, I would tell you" cümlesini düzelt.
- "If I get the job, I'll celebrate" ile "If I got the job, I'd celebrate" arasındaki fark nedir?
- "Uçabilsen nereye giderdin?" sorusunu İngilizce kur.
Cevaplar
- "If I had a car, I would go to the seaside at weekends."
- "If I were you, I'd tell him." ya da "…I'd tell her."
- "If I knew the answer, I would tell you."
- İlkinde iş gerçek bir olasılık; ikincisinde konuşan kişi işi alacağını pek düşünmüyor ya da hayal ediyor.
- "If you could fly, where would you go?"
Sesli tekrar görevi
Ardından bir arkadaşının küçük bir sorununu düşün ve ona iki tavsiye ver: "If I were you, I'd…", "If I were you, I wouldn't…". Kaydını dinlerken koşul kısmında geçmiş zaman kullandığından ve "would" sözcüğünü yalnızca sonuç kısmına koyduğundan emin ol. Bu iki kural, bütün yapının iskeletini oluşturur.
Özet kartı
- Second conditional: if + geçmiş zaman, would + yalın fiil: If I had a bigger kitchen, I'd bake bread.
- Geçmiş zaman burada zamanı değil, gerçek dışılığı gösterir; anlam şimdi ya da gelecek.
- If I were you, I'd… tavsiye kalıbı; "were" bütün kişilerde kullanılabilir.
- Sonuçta could ve might de olur; soru: What would you do if…?
- First conditional gerçek olasılık, second conditional hayal ya da düşük ihtimal.
- Türkçedeki "-sa … -rdı" = second conditional; "would" koşul kısmına girmez, "-saydı" duygusu şimdiki hayali geçmişe taşımamalı.
Sonraki derse köprü
Balkondan içeri girerken Zeynep defterine üç Türkçe cümle yazıyor: "Yağmur yağarsa ıslanırsın." "Yağmur yağarsa mangalı mutfağa taşırız." "Yağmur yağsa bahçeyi sulamazdık." Üç cümlede de aynı "-se" eki var, ama İngilizceye çevirince üç ayrı yapı çıkıyor. Türkçenin tek bir ekle yaptığı işi İngilizce neden böyle bölüyor? Sıradaki Türkçe köprüsü dersinde "-se" ekinin İngilizcede neden dörde bölündüğünü göreceksin.