Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Zero conditional: if + geniş zaman, geniş zaman: If roses don't get sun, they don't flower.
- Genel gerçekler, kurallar ve kişisel alışkanlıklar için: If I drink coffee late, I don't sleep.
- "If" çoğu zaman "when" ile yer değiştirir: When it rains, I take the bus.
- If kısmı önce gelirse virgül; sonra gelirse virgül yok.
- Sonuç kısmı emir olabilir: If the soil is dry, water it.
- Türkçedeki "-rsa … -r" ve "-ınca" = zero conditional; "will" yok, özne her iki parçada açık.
Merak sorusu
Edith'in bahçesinde, bahar sabahı. Edith bir kova toprağın başında, Zeynep'e gül dikmeyi öğretiyor. Zeynep fidanı ağacın gölgesine koymak üzereyken Edith onu durduruyor: "Not there, dear. If roses don't get enough sun, they don't flower." Sonra sulama kabını gösteriyor: "And if the soil feels dry, you water it. Simple." Zeynep gülüyor: "Your garden has more rules than my office!"
Edith'in cümleleri bir tahmin ya da bir plan değildi. Bu bahçede, bu yıl ya da gelecek yıl, her zaman geçerli olan gerçeklerdi: güneş almayan gül açmaz, kuruyan toprak sulanır. İngilizce böyle genel gerçekleri, kuralları ve tekrarlanan sonuçları anlatmak için en sade koşul cümlesini kullanır: "zero conditional". Adındaki "sıfır", içinde hiçbir belirsizlik olmamasından gelir. Türkçede aynı işi çoğu zaman "-rsa … -r" kalıbı görür: "Gül güneş almazsa açmaz." Bu ders koşul cümlelerinin ilk basamağını anlatıyor.
Anlatım
Yapı: if + geniş zaman, geniş zaman
Zero conditional iki parçadan oluşur ve iki parçada da geniş zaman, yani present simple kullanılır: "If roses don't get enough sun, they don't flower." Birinci parça koşulu, ikinci parça her zaman ortaya çıkan sonucu söyler. "If" ile başlayan parça önce gelirse, iki parça arasına virgül konur. Sonuç önce gelirse virgül gerekmez: "Roses don't flower if they don't get enough sun." Anlam iki sırada da aynıdır.
Ne anlatır? Gerçekler, kurallar, alışkanlıklar
Zero conditional üç tür bilgiyi taşır. Birincisi bilimsel ya da doğal gerçeklerdir: "If you heat ice, it melts" buzu ısıtırsan erir, "If plants don't get water, they die" bitkiler su almazsa ölür.
İkincisi kurallardır: "If you're late for work, you lose half an hour's pay" işe geç kalırsan yarım saatlik ücretini kaybedersin. Üçüncüsü kişisel alışkanlıklar ve tekrarlanan sonuçlardır: "If I drink coffee after six, I don't sleep" saat altıdan sonra kahve içersem uyuyamam.
If mi, when mi?
Zero conditional'da "if" çoğu zaman "when" ile yer değiştirebilir, anlam neredeyse aynı kalır: "When you press this button, the light comes on" bu düğmeye bastığında ışık yanar. İkisi de "her ne zaman… olursa" anlamı taşır, çünkü sonuç her seferinde aynıdır.
Fark küçük bir tondadır: "when" olayın mutlaka gerçekleşeceğini, "if" ise gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin belirsiz olabileceğini ima eder. "When it rains, I take the bus" yağmur yağdığında otobüse binerim; yağmur zaten sık yağıyor.
Talimat vermek
Sonuç kısmı bir emir cümlesi de olabilir. Bu, talimatlarda ve kullanım kılavuzlarında çok sık görülür: "If the soil feels dry, water it." "If you feel dizzy, sit down." Koşul kısmı yine geniş zamandadır.
Türkçe köprüsü
Türkçede genel gerçekler çoğu zaman "-rsa / -rse" ile başlayan ve geniş zamanla biten cümlelerle anlatılır: "Buzu ısıtırsan erir", "Kahve içersem uyuyamam". Bu kalıp İngilizcedeki zero conditional ile çok iyi örtüşür: iki dilde de iki parça geniş zamandadır ve sonuç her zaman geçerlidir.
"-ınca, -dığında" ekleri de aynı işi görür ve İngilizcedeki "when" ile karşılanır: "Düğmeye basınca ışık yanar" = "When you press the button, the light comes on." Türkçe konuşanlar için bu yapı genellikle kolaydır; asıl dikkat edilecek şey, koşul kısmında fiile gerekli öznenin eklenmesidir. Türkçede özne çoğu zaman düşer: "Isıtırsan erir." İngilizcede ise iki parçada da özne gerekir: "If you heat it, it melts."
Tuzak, koşul kısmına bir gelecek anlamı eklemektir. Türkçede genel bir gerçeği bazen "ısıtırsan eriyecek" diye de söyleriz. Ama genel bir gerçek her zaman geçerli olduğu için İngilizcede "will" kullanılmaz: "If you heat ice, it melts." Gelecekteki belirli bir durum anlatılacaksa, o farklı bir koşul yapısıdır ve bir sonraki derste karşına çıkacak.
Gerçek hayattan örnekler
Gül dikildikten sonra Edith, Zeynep'e bahçenin başka sırlarını da anlatıyor. Her kuralın arkasında altmış yıllık bir tecrübe var.
Edith'in üç cümlesinin üçü de her yıl, her bahçede geçerli olan bahçıvan kurallarıydı. Birinde "if" yerine "when" geldi, çünkü yaprakların sararması bahçede zaten olağan bir olaydır.
Akşam Ryan kendi alışkanlıklarını sayıyor. Sophie'nin hepsine gülmesi, bu kuralların ev halkınca iyi bilindiğini gösteriyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "If you will heat ice, it will melt." ✓ "If you heat ice, it melts." Genel bir gerçek her zaman geçerlidir; bu yüzden iki parçada da geniş zaman kullanılır.
Hata, Türkçedeki "ısıtırsan eriyecek" gibi gelecek zaman katılmış konuşma biçimlerini İngilizceye taşımaktan gelir.
Özneyi atlamak da sık görülür: "If heat ice, melts." Türkçede ek özneyi taşıdığı için "ısıtırsan erir" tam bir cümledir. İngilizcede ise her iki parçada da açık bir özne gerekir: "If you heat ice, it melts."
Mini alıştırma
- "Suyu ısıtırsan kaynar" cümlesini İngilizceye çevir.
- "Yorgunsam erken yatarım" nasıl söylenir?
- "If you mix red and white, you will get pink" cümlesini genel bir gerçek olarak düzelt.
- "When you press this button, the door opens" cümlesinde "when" yerine "if" kullanılabilir mi?
- "Başın dönerse otur" talimatını İngilizceye çevir.
Cevaplar
- "If you heat water, it boils."
- "If I'm tired, I go to bed early."
- "If you mix red and white, you get pink."
- Evet, anlam neredeyse aynı kalır; "when" sonucun kesin, düzenli olduğunu biraz daha vurgular.
- "If you feel dizzy, sit down."
Sesli tekrar görevi
Ardından aynı cümlelerden birini "when" ile yeniden söyle. Sonra bir talimat cümlesi ekle: "If the plant looks dry, water it." Kaydını dinlerken iki parçada da geniş zaman kullandığından ve "will" eklemediğinden emin ol.
Özet kartı
- Zero conditional: if + geniş zaman, geniş zaman: If roses don't get sun, they don't flower.
- Genel gerçekler, kurallar ve kişisel alışkanlıklar için: If I drink coffee late, I don't sleep.
- "If" çoğu zaman "when" ile yer değiştirir: When it rains, I take the bus.
- If kısmı önce gelirse virgül; sonra gelirse virgül yok.
- Sonuç kısmı emir olabilir: If the soil is dry, water it.
- Türkçedeki "-rsa … -r" ve "-ınca" = zero conditional; "will" yok, özne her iki parçada açık.
Sonraki derse köprü
Edith bahçe kapısında Zeynep'i uğurlarken havaya bakıyor: "They say it might rain on Saturday. If it rains, Tom will have to cancel his barbecue." Zeynep düşünüyor: bu cümle bir genel gerçek değil, gelecekteki belli bir güne dair gerçek bir olasılık. Koşul kısmı yine geniş zamanda, ama sonuç kısmında "will" var. Sıradaki derste gerçek olasılıkları anlatan first conditional'ı öğreneceksin.