Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Süren durum ve süreç: present perfect continuous: I've been sharing this flat for a few months.
- Geçmişin geçmişi: past perfect: Before I came, I had never lived abroad.
- Eski alışkanlık ve durum: used to + yalın fiil; tekrar eden anı: would + yalın fiil.
- Alışkınlık: be used to + isim / -ing; alışma süreci: get used to + isim / -ing.
- Sonuç ve sayı için present perfect: I've made wonderful friends.
- Türkçedeki "-dır", "-mıştı", "-rdı", "alışkın olmak / alışmak" modülün yapılarıyla karşılanır.
Merak sorusu
Pazar akşamı dairede küçük bir kutlama var: Zeynep'in "Londra doğum günü". Sophie pasta yapmış, Ryan masayı süslemiş, Tom ile Edith de gelmiş. Tatlıdan sonra Sophie kadehini kaldırıyor: "Speech! Speech!" Zeynep kızarıyor, sonra ayağa kalkıyor. Ne diyeceğini tam bilmiyor, ama iki yılı anlatmak için elinde artık bir zaman haritası var.
Bu tekrar dersi, Zeynep'in o akşamki kısa konuşmasını izliyor. Konuşmanın her bölümü haritanın başka bir kutusundan geliyor: gelmeden önceki hayat, ilk aylar, eski alışkanlıklar, alışılan ve hâlâ alışılmakta olan şeyler, iki yıldır süren bir hayat. Modülün bütün yapıları, yani present perfect continuous, past perfect, eski alışkanlıklar ve alışma kalıpları, tek bir konuşmada birbirine bağlanacak.
Anlatım
Başlangıç: iki yıldır süren bir hayat
Zeynep söze iki yıllık bir süreyle başlıyor: "I've been living in London for two years now, and I've been sharing this flat with you for a few months." Bu cümleler hâlâ süren bir durumu, emeği ve süreyi öne çıkarıyor. Hemen ardından bir sonuç ekliyor: "I've made wonderful friends." Süreç için present perfect continuous, sonuç için present perfect.
Geçmişin geçmişi: gelmeden önce
Sonra Zeynep geriye, gelişinden de önceki zamana dönüyor: "Before I came here, I had never lived abroad. I had never taken a bus on the left side of the road, and I had never tried a proper cup of English tea!" Gelişi past simple, ondan önceki deneyimsizlik past perfect ile anlatıldı.
Eski alışkanlıklar: used to ve would
Konuşmanın ortası gülümsemelerle dolu: "In İzmir, I used to walk by the sea every Sunday. My mum would call me every evening at seven, and she would always ask the same question: 'Have you eaten?'" Eski alışkanlık ve eski durum "used to" ile, tekrar eden sevimli bir eylem "would" ile geldi.
Alışkın olmak ve alışmak
Sonra Zeynep masadakilere dönüyor: "In my first winter, the grey sky and the milky tea felt so strange. These days I'm used to both, and slowly I'm getting used to Ryan's jokes!" Herkes gülüyor. Bugünkü alışkınlık "be used to", hâlâ süren bir süreç "get used to" ile anlatıldı.
Kapanış: bir teşekkür
Zeynep konuşmayı bir teşekkürle bitiriyor: "When I arrived, I had only one suitcase, and even that got lost! Now I have a home, a family of friends and a fence that I painted myself. Thank you all." Edith gözlerini siliyor.
Türkçe köprüsü
Zeynep'in konuşmasını Türkçeye çevirdiğinde modülün bütün köprüleri bir arada görünür. "İki yıldır Londra'da yaşıyorum" cümlesi Türkçede şimdiki zaman ve "-dır" ile kurulur; İngilizcede "I've been living in London for two years" olur. "Buraya gelmeden önce hiç yurt dışında yaşamamıştım" cümlesindeki "-mamıştım", İngilizcede "I had never lived abroad" olur.
"İzmir'de her pazar deniz kenarında yürürdüm" cümlesindeki "-rdı" eki eski bir alışkanlığı anlatıyor; İngilizcede "used to" ya da "would" ile karşılanır. "Annem beni her akşam arardı" da tekrar eden bir eylem olduğu için "would" ile rahatça kurulabilir. "Eskiden İzmir'de yaşardım" ise bir durum olduğu için yalnızca "used to" ile kurulur.
"Gri gökyüzüne artık alışkınım" cümlesi "I'm used to London's grey sky now", "Ryan'ın esprilerine alışıyorum" cümlesi ise süren bir süreç olduğu için "get used to" ile kurulur. Türkçedeki "alışkın olmak" ve "alışmak" ayrımı, İngilizcede "be used to" ve "get used to" ayrımıyla birebir örtüşür.
Gerçek hayattan örnekler
Konuşmadan sonra Edith de söz alıyor. Sesinde sıcak bir şaka var.
Edith'in kısa konuşmasında da harita çalıştı: "had just lost" geçmişin geçmişi, "has been helping" süren bir yardım, "I'm used to her" bir alışkınlık.
Gece herkes gittikten sonra Zeynep, Daniel'e bir mesaj yazıyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "I am living in London since two years." ✓ "I've been living in London for two years." Geçmişte başlayıp süren bir durum present perfect continuous ister; sayıyla verilen süre de "for" alır.
Hata, Türkçedeki "iki yıldan beri yaşıyorum" cümlesini kelime kelime taşımaktan gelir.
Modülün başka bir tuzağı da "used to" kalıplarını karıştırmaktır: "I'm used to walk to work" ya da "I used to living in İzmir". Eski alışkanlık için "used to + yalın fiil", alışkınlık için "be used to + -ing" kullanılır: "I used to walk", "I'm used to walking".
Mini alıştırma
- "I've been living in London for two years" cümlesi hangi zamanda ve neyi vurguluyor?
- "Buraya gelmeden önce hiç çay içmemiştim" cümlesini İngilizceye çevir.
- "My mum would call me every evening" cümlesinde "would" neden kullanıldı?
- "Gürültülü sokağımıza alışıyorum" nasıl söylenir?
- "I would be very shy as a child" cümlesini düzelt.
Cevaplar
- Present perfect continuous; hâlâ süren bir durumu ve süresini vurguluyor.
- "Before I came here, I had never drunk tea."
- Geçmişte tekrar eden bir eylemi, bir anı tonunda anlatıyor.
- "I'm getting used to our noisy street."
- "I used to be very shy as a child." Utangaçlık bir durumdur; durumlar için "would" kullanılmaz.
Sesli tekrar görevi
Ardından bugün alışkın olduğun bir şeyle, hâlâ alışma sürecinde olduğun başka bir şeyi yan yana anlat. Konuşmayı bir teşekkürle bitir. Kaydını dinlerken her "used to" kalıbının arkasına doğru biçimi koyduğundan emin ol.
Özet kartı
- Süren durum ve süreç: present perfect continuous: I've been sharing this flat for a few months.
- Geçmişin geçmişi: past perfect: Before I came, I had never lived abroad.
- Eski alışkanlık ve durum: used to + yalın fiil; tekrar eden anı: would + yalın fiil.
- Alışkınlık: be used to + isim / -ing; alışma süreci: get used to + isim / -ing.
- Sonuç ve sayı için present perfect: I've made wonderful friends.
- Türkçedeki "-dır", "-mıştı", "-rdı", "alışkın olmak / alışmak" modülün yapılarıyla karşılanır.
Sonraki derse köprü
Kutlamadan sonra Sophie pastanın kalanını buzdolabına koyarken Edith bir uyarıda bulunuyor: "If you leave cream in a warm kitchen, it goes sour. Everyone knows that, dear." Sophie gülüyor: "And if you put Ryan near a cake, it disappears!" İki cümlenin de başında "if" var ve ikisi de her zaman doğru olan bir sonucu, genel bir gerçeği anlatıyor. Sıradaki modülde koşul cümlelerini öğreneceksin; ilk durak genel gerçekleri anlatan zero conditional.