Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Be used to + isim ya da -ing: alışkın olmak: I'm used to the rain; I'm used to getting up early.
- Get used to + isim ya da -ing: alışmak: You'll get used to it; I'm getting used to the food.
- "To" burada edat: arkasından yalın fiil değil, -ing gelir.
- Zaman "be" ya da "get" üzerinde değişir: I was used to, I got used to, I've got used to.
- Used to + yalın fiil ise eski alışkanlık: I used to drive; önünde be ya da get yoksa bu kalıp.
- Türkçedeki "alışkınım" = be used to, "alışıyorum / alıştım" = get used to; "-maya" ekinin karşılığı -ing.
Merak sorusu
Cumartesi öğleden sonra Ryan ile Zeynep markete yürüyor. Kaldırımın kenarında Ryan sola bakıp adımını atmak üzereyken Zeynep onu kolundan çekiyor; araba sağdan geliyordu. Ryan derin bir nefes alıyor: "Thanks! I've been in England for a year, but I'm still not used to cars on the left." Zeynep gülüyor: "Don't worry. You'll get used to it. I'm used to it now, but in my first month I nearly got hit twice!"
Bu kısa konuşmada "used to" sözcükleri üç ayrı yerde duyuldu, ama bir önceki dersteki "used to" ile karıştırılmamalı. "I'm not used to" alışkın değilim demekti, "you'll get used to it" alışacaksın, "I'm used to it" alışkınım. Burada "used to" bir eski alışkanlığı değil, bir şeyin artık tuhaf ya da zor gelmemesini anlatıyor. İngilizce bunun için iki kalıp kullanır: alışkın olma hâli için "be used to", alışma süreci için "get used to". Bu ders iki kalıbı ve onları bir önceki dersteki "used to" kalıbından ayırmayı anlatıyor.
Anlatım
Be used to: alışkın olmak
"Be used to" bir şeyin artık tanıdık, doğal, zorlamasız geldiğini anlatır: "I'm used to the rain" yağmura alışkınım, "She's used to London" Londra'ya alışkın. "Be" fiili zamana göre değişir: "I was used to it", "I'll be used to it soon". Olumsuzda "not" "be" ile gelir: "I'm not used to cars on the left."
Burada "to" bir edattır, fiilin parçası değildir. Bu yüzden arkasından bir isim, bir zamir ya da fiilin "-ing" hâli gelir, yalın fiil gelmez: "I'm used to getting up early" erken kalkmaya alışkınım.
Get used to: alışmak
"Get used to" alışma sürecini, yani bir şeyin zamanla tanıdık hâle gelmesini anlatır: "You'll get used to it" alışacaksın, "I'm getting used to the food" yemeklere alışıyorum, "It took me a year to get used to the weather" havaya alışmam bir yıl sürdü.
"Get" de zamana göre değişir: "I got used to it quickly" çabuk alıştım, "I've got used to it" alıştım, "I'm getting used to it" alışıyorum. Arkasından yine isim ya da "-ing" gelir: "I'm getting used to cooking for three people."
Üç "used to" yan yana
Üç kalıp yazılışta birbirine benzer, ama anlamları ve yapıları farklıdır. "I used to drive" eskiden araba kullanırdım, artık kullanmıyorum: eski bir alışkanlık, arkasından yalın fiil. "I'm used to driving on the left" solda araba kullanmaya alışkınım: bir hâl, arkasından "-ing". "I'm getting used to driving on the left" solda araba kullanmaya alışıyorum: bir süreç, arkasından "-ing".
Ayırmanın en kolay yolu "used" sözcüğünün önüne bakmaktır. Önünde "be" ya da "get" varsa alışkanlık değil, alışkınlık vardır ve arkasından "-ing" gelir.
Okunuş
Üç kalıpta da "used to" aynı biçimde okunur: yaklaşık "yuustı". Yani fark kulakta değil, önceki sözcükte ve sonraki biçimdedir: "I'm used to it", "I used to do it".
Türkçe köprüsü
Türkçede bu iki kalıbın çok net karşılıkları var: "alışkın olmak" = "be used to", "alışmak" = "get used to". "Yağmura alışkınım" = "I'm used to the rain", "Yağmura alışıyorum" = "I'm getting used to the rain". Türkçe konuşan biri için anlam farkı zor değildir; zorluk yapıdadır.
Türkçede "erken kalkmaya alışkınım" derken fiil "-mak, -maya" ekiyle isimleşir. İngilizcede aynı işi "-ing" görür: "I'm used to getting up early". Burada "to" sözcüğü bir edat olduğu için arkasından yalın fiil gelmez; "I'm used to get up early" kulağa yanlış gelir. Türkçedeki "-maya" ekini akılda tutmak iyi bir ipucudur: Türkçede fiil isimleşiyorsa, İngilizcede de "-ing" ile isimleşir.
Bir de önceki dersten gelen bir karışıklık var. Türkçede "eskiden araba kullanırdım" ile "araba kullanmaya alışkınım" hiç benzemez. İngilizcede ise ikisi de "used to" içerir: "I used to drive" ve "I'm used to driving". Türkçe bu iki anlamı karıştırmaz; İngilizceyi öğrenirken de karıştırmamak için önceki sözcüğe, "be" ve "get" var mı diye bak.
Gerçek hayattan örnekler
Marketten dönerken Ryan, Amerika'dan geldiği ilk haftaları anlatıyor. Her şeyin ona ne kadar yabancı geldiğini hatırlayıp gülüyor.
Ryan geçmişteki alışkınsızlığı "wasn't used to", biten alışma sürecini "got used to", hâlâ süren alışmayı "am getting used to" ile anlattı. Üç kalıp, alışmanın üç aşaması gibi.
Akşam Zeynep, Türkiye'deki annesiyle konuşuyor. Annesi İngilizce pratik yapmak istediği için Zeynep bir cümleyi İngilizce yazıp çevirisini de ekliyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "I'm used to get up early." ✓ "I'm used to getting up early." "Be used to" kalıbındaki "to" bir edattır; arkasından fiilin "-ing" hâli gelir.
Hata, "used to" ve "want to" gibi kalıplardaki "to + yalın fiil" alışkanlığını bu kalıba da taşımaktan gelir.
"Be" fiilini atlamak da sık görülür: "I used to the weather now." Bu cümle yarım kalmıştır. Alışkınlık anlatıyorsan "I'm used to the weather now", eski bir alışkanlık anlatıyorsan "I used to love the weather" gibi tam bir cümle gerekir.
Mini alıştırma
- "Soğuğa alışkınım" cümlesini İngilizceye çevir.
- "Yeni işime alışıyorum" nasıl söylenir?
- "She is used to work at night" cümlesini düzelt.
- "I used to live alone" ile "I'm used to living alone" arasındaki fark nedir?
- "Buradaki yemeklere alışman uzun sürer mi?" sorusunu "get used to" ile kur.
Cevaplar
- "I'm used to the cold."
- "I'm getting used to my new job."
- "She is used to working at night."
- İlkinde eskiden yalnız yaşıyordum, artık değil; ikincisinde yalnız yaşamaya alışkınım.
- "Will it take long to get used to the food here?"
Sesli tekrar görevi
Ardından alışmakta olduğun bir şeyi "I'm getting used to…" ile, geçmişte alıştığın bir şeyi "I got used to… in a few weeks" ile anlat. Son olarak bir önceki dersteki "I used to…" kalıbıyla eski bir alışkanlığını söyle ve iki kalıbın farkını kulağınla ayırt et. Kaydını dinlerken "be used to" ve "get used to" sonrasında fiile "-ing" eklediğinden emin ol.
Özet kartı
- Be used to + isim ya da -ing: alışkın olmak: I'm used to the rain; I'm used to getting up early.
- Get used to + isim ya da -ing: alışmak: You'll get used to it; I'm getting used to the food.
- "To" burada edat: arkasından yalın fiil değil, -ing gelir.
- Zaman "be" ya da "get" üzerinde değişir: I was used to, I got used to, I've got used to.
- Used to + yalın fiil ise eski alışkanlık: I used to drive; önünde be ya da get yoksa bu kalıp.
- Türkçedeki "alışkınım" = be used to, "alışıyorum / alıştım" = get used to; "-maya" ekinin karşılığı -ing.
Sonraki derse köprü
Akşam Sophie takvime bakıp gülüyor: "Do you know what day it is tomorrow? It's your London birthday! Two years since you arrived." Zeynep şaşırıyor ve o iki yılı düşünmeye başlıyor: gelmeden önce neleri hiç yapmamıştı, ilk aylarda nelere alışkın değildi, eskiden neler yapardı, iki yıldır neler yapıyor. Sıradaki tekrar dersinde bu modülün bütün zamanlarını, Zeynep'in Londra'daki iki yılını anlatırken bir arada kullanacaksın.