Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Dinlemeden önce tahmin et: kim, nerede, ne?
- Vurgulu sözcükleri yakala: isimler, fiiller, sayılar, adlar; küçük sözcükler zayıf geçer.
- Bilinmeyen sözcükte durma; akışı izle, anlamı bağlamdan çıkar.
- Genel anlam için konu ve ana fikir, ayrıntı için belirli bir bilgi.
- İşaret sözcükleri yol gösterir: first, but, so, the main thing is.
- Türkçede heceler eşit netlikte, İngilizcede vurgusuz sözcükler neredeyse kaybolur; boşlukları bağlamla doldur.
Merak sorusu
Cumartesi sabahı mutfakta radyo açık. Yerel istasyonun sunucusu hızlı ve neşeli konuşuyor: "…and now we're off to the community centre, where the photo exhibition has been a huge hit…" Sonra Helen'in sesi geliyor, arkasında çocuk sesleri ve bir çay kaşığının şıngırtısı. Zeynep dikkat kesiliyor. Bazı sözcükler kayboluyor, bir iki cümle tamamen anlaşılmaz geçiyor. Ama röportaj bittiğinde Zeynep, Sophie'ye her şeyi özetleyebiliyor: sergi çok ilgi görmüş, okurlar köşe için oy verecek, merkez gönüllü arıyor.
Zeynep her kelimeyi anlamadı, ama anlaması gerekeni anladı. Eskiden böyle bir röportajda ilk bilinmeyen sözcükte takılır, geri kalanını kaçırırdı. Şimdi farklı bir yol izliyor: önce konuyu tahmin ediyor, vurgulu sözcükleri yakalıyor, anlamadığı yerde durmadan akışı izliyor. Dinlemek yalnızca kulakla değil, bir stratejiyle yapılır. Şimdi bu stratejileri tek tek görelim.
Anlatım
Dinlemeden önce: tahmin et
İyi bir dinleyici, dinlemeye başlamadan önce ne duyacağını tahmin eder. Kim konuşuyor? Nerede? Konu ne olabilir? Zeynep radyoda "community centre" sözcüklerini duyunca sergiyi, oylamayı ve Helen'i düşündü; böylece hangi sözcüklerin geleceğini aşağı yukarı biliyordu.
Bir anonsu, bir podcast'i ya da bir telefon mesajını dinlemeden önce başlığa, duruma ve konuşan kişiye bakmak, beynin doğru sözcükleri beklemesini sağlar. Bu tahmin yanlış çıksa bile, dinlemeyi pasif bir işten aktif bir işe çevirir.
Vurgulu sözcükleri yakala
İngilizcede anlamı taşıyan sözcükler, yani isimler, fiiller, sıfatlar, sayılar ve adlar, cümle içinde vurgulu, uzun ve net söylenir. "The, a, to, of, and" gibi küçük sözcükler ise hızlı ve zayıf geçer. Radyodaki "the exhibition has been a huge hit" cümlesinde Zeynep'in kulağına en çok "exhibition", "huge" ve "hit" takıldı; anlam da tam bu sözcüklerdeydi.
Bu yüzden her kelimeyi yakalamaya çalışmak yerine vurgulu sözcüklere odaklanmak daha verimlidir. Onları bir araya getirdiğinde, çoğu zaman cümlenin iskeleti ortaya çıkar.
Takıldığın yerde durma
Bilmediğin bir sözcük duyduğunda durup onu düşünmek, arkasından gelen cümleleri kaçırmana neden olur. Onun yerine akışı izlemeye devam et; sözcüğün anlamı çoğu zaman bağlamdan çıkar ya da hiç gerekmez. Helen bir yerde "volunteers" dedi; Zeynep sözcüğü tanıyordu, ama tanımasaydı bile "we need people to help on Saturdays" cümlesinden anlamı çıkarabilirdi.
Genel anlam ve ayrıntı
Dinlemenin iki farklı hedefi vardır. Genel anlam için dinlerken, İngilizce adıyla "gist", konuyu ve ana fikri ararsın: kim, ne, neden. Ayrıntı için dinlerken ise belirli bir bilgiyi ararsın: bir saat, bir peron numarası, bir fiyat. Bir tren anonsunda bütün cümleyi değil, yalnızca kendi treninin adını ve peron numarasını beklemek yeterlidir.
Konuşmacıların kullandığı işaret sözcükleri de yol gösterir: "first", "but", "so", "the main thing is", "anyway". "But" bir karşıtlığın, "so" bir sonucun geleceğini haber verir.
Türkçe köprüsü
Türkçe büyük ölçüde yazıldığı gibi okunur ve hecelerin çoğu aşağı yukarı eşit netlikte söylenir. Türkçe konuşanlar bu yüzden İngilizce dinlerken de her sözcüğü aynı netlikte duymayı bekler. Oysa İngilizcede vurgulu hecelerle vurgusuz heceler arasındaki fark çok büyüktür: "to" /tə/, "for" /fə/, "and" /ən/ gibi sözcükler neredeyse kaybolur.
Bu fark, "anlamıyorum" duygusunun önemli bir kaynağıdır. Aslında dinleyici çoğu sözcüğü biliyordur, ama zayıf söylendikleri için tanıyamaz. Çözüm, küçük sözcükleri duymaya çalışmak değil, vurgulu sözcüklere odaklanıp boşlukları bağlamla doldurmaktır.
Türkçede kendi dilimizi dinlerken bunu zaten yaparız. Kalabalık bir çay bahçesinde yan masadaki konuşmanın her sözcüğünü duymayız, ama ne konuşulduğunu anlarız. İngilizce dinlerken de aynı beceriyi kullanmak gerekir: anlamı sözcüklerden değil, sözcüklerin oluşturduğu bütünden çıkarmak.
Gerçek hayattan örnekler
Pazartesi sabahı Ryan istasyonda tren bekliyor. Hoparlörden hızlı bir anons geliyor ve Ryan yalnızca birkaç sözcük yakalıyor.
Ryan'ın kulağına "eight fifteen", "Leeds", "platform four" ve "delay" takıldı. Bu dört sözcük, onun için gereken bütün bilgiyi taşıyordu. "Service" ve "depart" gibi resmî sözcükleri tam yakalayamasa da doğru perona yürüdü.
Akşam Zeynep, Jess'ten Ryan'a gelen bir sesli mesajı yanlışlıkla dinliyor. Jess hızlı konuşuyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ İlk bilinmeyen sözcükte durmak: "Wait, what does 'depart' mean?" diye düşünürken anonsun geri kalanını kaçırmak.
✓ Akışı izlemek: "depart" sözcüğünü atlayıp "platform four" bilgisini yakalamak. Bilinmeyen bir sözcüğe takılmak, dinleyiciyi cümlenin geri kalanından koparır.
İkinci sık hata, dinlemeden önce hiçbir tahmin yapmamaktır. Boş bir zihinle dinlemeye başlayan kişi, her sözcüğü sıfırdan çözmek zorunda kalır. Konuyu, konuşanı ve durumu önceden düşünmek, dinleme yükünü büyük ölçüde hafifletir.
Mini alıştırma
- Dinlemeden önce hangi üç soruyu sorarak tahmin yapabilirsin?
- "The meeting has been moved to Thursday afternoon" cümlesindeki vurgulu sözcükler hangileri olabilir?
- Genel anlam için dinlemek ile ayrıntı için dinlemek arasındaki fark nedir?
- "But" ve "so" işaret sözcükleri dinleyiciye ne haber verir?
- Bilmediğin bir sözcük duyduğunda ne yapmalısın?
Cevaplar
- Kim konuşuyor? Nerede? Konu ne olabilir?
- "Meeting", "moved", "Thursday", "afternoon".
- Genel anlamda konuyu ve ana fikri, ayrıntıda belirli bir bilgiyi, örneğin bir saati ya da bir numarayı ararsın.
- "But" bir karşıtlık, "so" bir sonuç geleceğini haber verir.
- Durmadan dinlemeye devam et; anlamı bağlamdan çıkarmaya çalış.
Sesli tekrar görevi
İkinci dinlemede bir ayrıntı seç: bir sayı, bir ad ya da bir tarih; yalnızca onu yakalamaya çalış. Son olarak kayıtta duyduğun ama anlamadığın bir sözcüğü söyle ve bağlamdan ne anlama gelebileceğini tahmin et. Kaydını dinlerken özetinin vurgulu sözcüklerden kurulduğuna dikkat et.
Özet kartı
- Dinlemeden önce tahmin et: kim, nerede, ne?
- Vurgulu sözcükleri yakala: isimler, fiiller, sayılar, adlar; küçük sözcükler zayıf geçer.
- Bilinmeyen sözcükte durma; akışı izle, anlamı bağlamdan çıkar.
- Genel anlam için konu ve ana fikir, ayrıntı için belirli bir bilgi.
- İşaret sözcükleri yol gösterir: first, but, so, the main thing is.
- Türkçede heceler eşit netlikte, İngilizcede vurgusuz sözcükler neredeyse kaybolur; boşlukları bağlamla doldur.
Sonraki derse köprü
Zeynep radyo röportajını bir kez daha dinliyor ve Helen'in bir cümlesine takılıyor: "We need people to help us." Helen "to" sözcüğünü neredeyse yutmuş; "tə" gibi kısa bir ses çıkmış. "For" ve "and" sözcükleri de aynı şekilde küçülmüş. Bu küçük sözcüklerin İngilizcede neden böyle söylendiğini ve kendin konuşurken nasıl kullanacağını bilmek, hem dinlemeni hem konuşmanı değiştirir. Sıradaki derste zayıf formları öğreneceksin.