İçeriğe geç

Ders EN3.34 · B1 · Modül 3.6

Could you…? Would you mind…? Kibar ricalar

1.246 kelime · yaklaşık 6 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kibarlık merdiveni: Can you…? < Could you…? < Would you…? < Would you mind…? < I was wondering if you could…
  2. Would you mind + -ing: Would you mind opening the window?
  3. Kabul: No, not at all / Of course not; "Yes" sakıncası var demektir.
  4. İzin: Could I…?, May I…?, Do you mind if I…?
  5. Siparişte emir değil soru: Could I have a tea, please?
  6. Türkçede kibarlık "-ebilir misiniz" ve "siz" ile; İngilizcede could, would, mind ve cümlenin uzunluğuyla.

Merak sorusu

Toplantı dağılırken Helen defterini açıyor ve görevleri paylaştırmaya başlıyor. Ama hiç emir vermiyor. Edith'e dönüyor: "Edith, could you choose ten photos for the permanent corner?" Zeynep'e gülümsüyor: "Zeynep, would you mind designing a small poster?" Zeynep hemen cevap veriyor: "Not at all, I'll start tomorrow!" Helen bir an duraksıyor, sonra gülüyor: bu "hayır" aslında bir "evet". En son Mrs Patel'e biraz çekinerek dönüyor: "And I was wondering if you could bring some cakes to the opening."

Helen'in üç ricası üç farklı kibarlık derecesindeydi. "Could you…?" rahat ve nazikti, "Would you mind…?" biraz daha özenliydi, "I was wondering if you could…" ise en yumuşak olanıydı. Zeynep'in "Not at all" cevabı da ilginçti: "hiç sakıncası yok" anlamında bir "hayır", ricayı kabul ediyordu. "Can you…?" kalıbını ilk basamaklarda öğrenmiştin; şimdi bir ricayı durumun ve kişinin gerektirdiği kadar yumuşatmayı öğreneceksin.

Anlatım

Kibarlık merdiveni

Ricalar bir merdivenin basamakları gibi düşünülebilir. En altta "Can you…?" vardır: arkadaşlar ve aile arasında doğaldır: "Can you pass the salt?" Bir basamak yukarıda "Could you…?" durur: günlük hayatın en güvenli kibar kalıbıdır ve hemen her yerde kullanılabilir: "Could you choose ten photos?" Bu iki basamak, günlük ricaların çoğunu karşılar.

Daha yukarıda "Would you…?" ve "Would you mind…?" gelir. En üstte ise "I was wondering if you could…" vardır: büyük bir iyilik isterken, tanımadığın biriyle ya da resmî bir ortamda kullanılır. Merdivende yukarı çıktıkça cümle uzar ve karşındakine "hayır" deme alanı genişler.

Would you mind + -ing

"Would you mind" kalıbının arkasından fiil "-ing" alır, çünkü "mind" fiili "-ing" ister: "Would you mind designing a poster?", "Would you mind opening the window?" Buradaki "mind" "sakıncası olmak, rahatsız olmak" anlamındadır; kalıbın tam anlamı "… yapmanın bir sakıncası var mı?" demektir.

Bu yüzden cevaplar da ters çalışır. Ricayı kabul ediyorsan "No, not at all", "No, of course not" ya da "Not at all, it's no trouble" dersin: sakıncası yok. "Yes, I do mind" ise ricayı reddetmek olur ve oldukça sert duyulur. Reddederken "I'm sorry, I can't right now" gibi yumuşak bir cevap daha yaygındır.

İzin istemek: Could I…?, Do you mind if I…?

Kendin bir şey yapmak için izin isterken "Could I…?" ve "May I…?" kullanılır: "Could I use your phone?", "May I sit here?" "May" biraz daha resmîdir. "Do you mind if I…?" ve "Would you mind if I…?" kalıpları ise izni daha özenli ister: "Do you mind if I open the window?" Bu kalıplarda da cevap "mind" mantığıyla işler.

I was wondering if you could…

En yumuşak kalıp geçmiş zamanlı görünür, ama bir geçmişi anlatmaz: "I was wondering if you could bring some cakes." Geçmiş zaman burada bir mesafe yaratır: ricayı daha az zorlayıcı, daha çekingen yapar. Bu kalıp özellikle büyük bir iyilikte, bir öğretmenden, bir müdürden ya da bir yabancıdan bir şey isterken kullanılır.

Türkçe köprüsü

Türkçede de kibarlık bir merdivenle kurulur: "Tuzu uzat", "Tuzu uzatır mısın?", "Tuzu uzatabilir misin?", "Zahmet olmazsa tuzu uzatabilir misiniz?" Basamak arttıkça cümle uzuyor. Türkçe çoğu zaman "-ebilir misiniz" ekiyle ve "siz" hitabıyla kibarlaşır; İngilizcede ise "you" hep aynı kalır, kibarlık "could", "would", "mind" gibi sözcüklerle ve cümlenin uzunluğuyla kurulur.

Türkçede bir kafede "Bir çay lütfen" ya da "Bir çay alabilir miyim?" demek doğaldır. İngilizcede "Give me a tea" ise, sonuna "please" eklense bile, çoğu zaman sert duyulur. Bir şey isterken "Could I have a tea, please?" ya da "Can I get a tea, please?" demek daha güvenlidir. Emir kipi İngilizcede genellikle bir yol tarifi, bir talimat ya da çok yakın ilişkiler içindir.

"Would you mind" cevabı Türkçe konuşanlar için ayrı bir tuzaktır. Türkçede "Pencereyi açmanın sakıncası var mı?" sorusuna "Yok, açarım" deriz; İngilizcede de aynı mantıkla "No, not at all" denir. Ama soruyu "Pencereyi açar mısın?" diye düşünen biri refleksle "Yes" der ve farkında olmadan ricayı reddetmiş gibi duyulur.

Gerçek hayattan örnekler

Pazartesi sabahı Zeynep, afiş için eski bir fotoğrafa ihtiyacı olduğunu fark ediyor. Edith'in kapısını çalıyor.

Zeynep'in üç cümlesinde üç kibarlık aracı vardı: bir özür, "Sorry to bother you"; en yumuşak rica kalıbı, "I was wondering if you could…"; bir izin isteği, "Would you mind if I…?". Edith'in fotoğrafı çok değerliydi; bu yüzden Zeynep merdivenin en üst basamağını seçti.

Öğleden sonra kafede Ryan, Mrs Patel'e sipariş veriyor. Emir kipini hiç kullanmıyor.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "Would you mind to open the window?" ✓ "Would you mind opening the window?" "Mind" fiili arkasından "-ing" ister; "to" gelmez.
Doğrusu

Hata, "Would you like to…?" kalıbıyla karıştırmaktan doğar: "like" "to" alır, "mind" almaz.

Cevapta da bir kayma sık görülür. "Would you mind helping me?" sorusuna yardım etmek isteyen biri "Yes, of course" derse, karşısındaki bir an duraksayabilir, çünkü "yes" teknik olarak "evet, sakıncası var" anlamına gelir. Günlük konuşmada bağlam çoğu zaman anlamı kurtarır, ama en açık cevap "No, not at all" ya da "Of course not"tır.

Mini alıştırma

  1. "Can you help me?" ricasını daha kibar bir kalıpla yeniden yaz.
  2. Doğru biçimi seç: "Would you mind to wait / waiting outside?"
  3. "Would you mind waiting a moment?" sorusuna kabul eden bir cevap ver.
  4. "Give me the menu" cümlesini bir restoranda kibarca söyle.
  5. "Pencereyi açmamın sakıncası var mı?" cümlesini "Do you mind if…" ile çevir.

Cevaplar

  1. Could you help me? ya da Would you mind helping me? ya da I was wondering if you could help me.
  2. Would you mind waiting outside?
  3. No, not at all. ya da Of course not.
  4. Could I have the menu, please? ya da Could you bring me the menu, please?
  5. Do you mind if I open the window?

Sesli tekrar görevi

Ardından iki izin isteği ekle: "Could I leave a bit early today?", "Do you mind if I sit here?" İzin isterken özne "I" olur. Son olarak birinin "Would you mind…?" ricasına iki farklı cevap ver: bir kabul, "No, not at all", ve kibar bir ret, "I'm sorry, I can't right now." Kaydını dinlerken "mind" sonrasında "-ing" kullandığından ve kabul ederken "no" dediğinden emin ol.

Özet kartı

  1. Kibarlık merdiveni: Can you…? < Could you…? < Would you…? < Would you mind…? < I was wondering if you could…
  2. Would you mind + -ing: Would you mind opening the window?
  3. Kabul: No, not at all / Of course not; "Yes" sakıncası var demektir.
  4. İzin: Could I…?, May I…?, Do you mind if I…?
  5. Siparişte emir değil soru: Could I have a tea, please?
  6. Türkçede kibarlık "-ebilir misiniz" ve "siz" ile; İngilizcede could, would, mind ve cümlenin uzunluğuyla.

Sonraki derse köprü

Akşam Zeynep iki mesaj yazıyor: biri Helen'e afişin ilk taslağını gönderen bir e-posta, öbürü Sophie'ye aynı haberi veren kısa bir telefon mesajı. İki metin aynı şeyi söylüyor, ama sözcükleri, selamlaşmaları, kısaltmaları, cümle uzunlukları tamamen farklı. Hangi durumda hangi dili seçeceğini bilmek, İngilizcede doğru sözcükleri bilmek kadar önemli. Sıradaki derste resmî ve günlük dil arasındaki farkı öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: toplantı odası dağılıyor; Helen elinde bir defterle masanın etrafında dolaşıyor, her kişinin önüne bir görev kartı bırakıyor.
  • Kibarlık merdiveni: beş basamaklı bir merdiven; en altta "Can you…?", en üstte "I was wondering if you could…". Her basamak yukarı çıktıkça cümle kartı uzar ve rengi yumuşar.
  • Ters cevap: "Would you mind…?" sorusuna "No!" diyen Zeynep'in üstünde önce bir kırmızı çarpı belirir, sonra dönüp yeşil bir onay işaretine dönüşür.
  • Kafe sahnesi: "Give me a latte" kartı buruşur; yerine "Could I have a latte, please?" kartı gelir ve Mrs Patel gülümser.
  • Seslendiren: Matilda. Helen nazik ve düzenli, Edith cömert, Zeynep saygılı, Ryan rahat, Mrs Patel sıcak.
  • Kişiler ve kafe kurgu; kahve bardakları markasızdır.

Modül 3.6 — İletişim Becerileri

Hedef: Fikrini bildirir, kibarca rica eder, bir paragraf yazar.