Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İlişkiler: get along with anlaşmak, fall out küsmek, make up barışmak, look up to örnek almak.
- Aile: grow up büyümek, bring up bir çocuğu yetiştirmek.
- Zorluklar: give up pes etmek ya da bırakmak, get over atlatmak, put up with katlanmak.
- İş: run out of tükenmek, come up with fikir bulmak, set up kurmak, take over devralmak, call back geri aramak.
- Üç parçalı yapılar hiç ayrılmaz: get along with her, run out of it.
- Türkçedeki "sütümüz bitti" = we've run out of milk ya da the milk has run out; "of" kişi öznede gelir.
Merak sorusu
Cumartesi kahvaltısında Sophie yeni ekibini anlatıyor. Ekibe iki hafta önce Maya adında bir tasarımcı katılmış. "Maya and I get along really well. She comes up with brilliant ideas, and she never gives up, even when the client says no." Sonra iç çekiyor: "The only problem is time. We always run out of time before the deadline." Ryan kahvesini bırakıyor: "Sounds like my swimming lessons. I always run out of breath, but I'm not giving up!"
Bu kahvaltı sohbetinde geçen phrasal verb'ler bir önceki konudakilerden farklıydı. Işık açıp kapatmak ya da sabah kalkmak gibi hareketleri değil, insanların birbirleriyle ilişkisini, zorluklar karşısındaki tavırlarını ve iş hayatını anlatıyorlardı. Bir kısmında da fiilin arkasında bir değil iki küçük sözcük vardı: "get along with", "run out of", "come up with". Şimdi insanlar arasındaki bağları ve çalışma hayatını anlatan bu yapılara bakalım.
Anlatım
İlişkiler: get along, fall out, make up, look up to
"Get along" iyi anlaşmaktır: "Sophie and Maya get along really well." Anlaşılan kişiyi söylemek için "with" eklenir: "I get along with my neighbours." İngiliz İngilizcesinde aynı anlamda "get on with" da çok kullanılır. "Fall out" iki kişinin küsmesi ya da kavga etmesidir: "They fell out over money." "Make up" ise barışmaktır: "They had a big argument, but they made up the next day." "Look up to" birine hayranlık duyup onu örnek almaktır: "I've always looked up to my grandmother." Aile hayatında "grow up" büyümek, "bring up" bir çocuğu yetiştirmek anlamına gelir: "Tom grew up in Bristol. His grandparents brought him up."
Zorluklar: give up, get over, put up with
"Give up" pes etmek ya da bir alışkanlığı bırakmaktır: "Don't give up!", "He gave up coffee last year." "Get over" bir hastalığı, bir üzüntüyü ya da bir hayal kırıklığını atlatmaktır: "It took her a month to get over the flu." "Put up with" hoşlanmadığın bir şeye katlanmaktır: "I can't put up with this noise any longer." Bu iki yapı bölünmez; zamir de ismin durduğu yerde, en arkada kalır: "She got over it", "I can't put up with him." Üçü de insanın bir güçlükle kurduğu ilişkiyi anlatır.
İş hayatı: run out of, come up with, set up, take over, call back
"Run out of" bir şeyin bitmesi, tükenmesidir: "We've run out of milk", "We always run out of time." Bittiği söylenen şey özne olursa "of" düşer: "The milk has run out." "Come up with" bir fikir bulmaktır: "Maya came up with a great idea." "Set up" bir işi ya da bir sistemi kurmaktır: "She set up her own company in 2020." "Take over" bir işi ya da bir sorumluluğu devralmaktır: "Mrs Patel took over the shop from her grandparents." "Call back" birine telefonla geri dönmektir: "Can I call you back in ten minutes?" Bu beş yapı bir ofiste her gün duyulur.
Üç parçalı phrasal verb'ler
"Get along with", "run out of", "come up with", "put up with", "look up to" gibi yapılar üç parçalıdır: bir fiil, bir küçük sözcük ve bir edat. Bu tür yapılar hiç bölünmez; nesne, zamir bile olsa, edatın arkasında durur: "I get along with her", "We've run out of it", "She came up with it." Üç parçayı tek bir sözcük gibi, birlikte öğrenmek gerekir.
Türkçe köprüsü
Türkçede bu phrasal verb'lerin çoğu için tek bir fiil ya da bir deyim vardır: "anlaşmak", "küsmek", "barışmak", "pes etmek", "atlatmak", "katlanmak", "tükenmek", "devralmak". İngilizce bu anlamları sıradan fiillerle küçük sözcükleri birleştirerek kurar. "Get" almak, "over" üstünden demektir; ama "get over" birlikte bir üzüntüyü atlatmak olur. Türkçedeki "atlatmak" fiilinde de benzer bir hareket imgesi var: engelin üstünden geçmek.
Türkçe ile İngilizce arasında bir yön farkı da var. "Sütümüz bitti" cümlesinde Türkçede biten şey öznedir. İngilizcede aynı anlam çoğu zaman kişiyi özne yaparak kurulur: "We've run out of milk." İstersen Türkçedeki gibi de kurabilirsin: "The milk has run out." Ama iki yapıyı karıştırıp "The milk has run out of" ya da "We've run out milk" demek yanlıştır.
"Kavga etmek" ile "küsmek" arasındaki fark da İngilizcede görünür. "They argued" tartışmayı anlatır, "They fell out" ise tartışmanın ardından ilişkinin bozulmasını. "Barışmak" da "make up" olur. "Make" yapmak, "up" yukarı demektir; ama birlikte bir ilişkiyi yeniden kurmayı anlatır.
Gerçek hayattan örnekler
Pazar öğleden sonra Zeynep, Mrs Patel'in dükkânında son menü taslağını teslim ediyor. Mrs Patel dükkânın geçmişinden bir anı anlatıyor.
Mrs Patel'in kısa anısında dört phrasal verb vardı: "took over", "fell out", "put up with" ve "made up". Dördü de bir ailenin ve bir işin hikâyesini, tek bir sözcük değiştirmeden, doğal bir akışla anlattı.
Akşam Ryan, Jess'le yaptığı telefon konuşmasını anlatıyor. Jess ona bir plan önermiş.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "We've run out milk." ✓ "We've run out of milk." Kişi özne olduğunda "run out" yapısına "of" gerekir; biten şey "of" sözcüğünün arkasına gelir.
Hata, Türkçedeki "sütümüz bitti" cümlesinin tek fiilli yapısını İngilizceye taşırken edatı unutmaktan gelir.
Üç parçalı phrasal verb'lerde nesneyi ortaya sokmak da sık görülür: "I get along her with." Bu yapılar hiç ayrılmaz: "I get along with her." "Give up" ise ayrılabilir ve zamir ortaya girer: "I gave it up", "I gave up it" değil. Ayrılıp ayrılmadığını öğrenmenin en kolay yolu, fiili bir zamirle birlikte ezberlemektir.
Mini alıştırma
- Boşluğu doldur: "I don't get along ___ my new flatmate."
- "Kahvemiz bitti" cümlesini "run out of" ile kur.
- "Grip'i atlatmak bir hafta sürdü" cümlesini "get over" ile çevir.
- "She came up a great idea with" cümlesini düzelt.
- "Look up to" ne demektir? Bir örnek cümle kur.
Cevaplar
- I don't get along with my new flatmate.
- We've run out of coffee.
- It took a week to get over the flu.
- She came up with a great idea.
- Birine hayranlık duyup onu örnek almak: "I've always looked up to my older sister."
Sesli tekrar görevi
Ardından işinden ya da okulundan söz et: bir fikir bulduğun anı "came up with", zamanın tükendiği bir günü "ran out of time", pes etmediğin bir işi "didn't give up" ile anlat. Son olarak katlanmak zorunda kaldığın bir şeyi "put up with" ile söyle. Kaydını dinlerken üç parçalı yapıları ayırmadığından ve "run out" sonrasında "of" eklediğinden emin ol.
Özet kartı
- İlişkiler: get along with anlaşmak, fall out küsmek, make up barışmak, look up to örnek almak.
- Aile: grow up büyümek, bring up bir çocuğu yetiştirmek.
- Zorluklar: give up pes etmek ya da bırakmak, get over atlatmak, put up with katlanmak.
- İş: run out of tükenmek, come up with fikir bulmak, set up kurmak, take over devralmak, call back geri aramak.
- Üç parçalı yapılar hiç ayrılmaz: get along with her, run out of it.
- Türkçedeki "sütümüz bitti" = we've run out of milk ya da the milk has run out; "of" kişi öznede gelir.
Sonraki derse köprü
Pazartesi sabahı Sophie'nin telefonu çalıyor: müşteri, sunumun tarihini yine değiştirmek istiyor. Sophie emin değil: belki perşembe olur, belki cuma, belki de bir sonraki hafta. Maya ise müşterinin fikrini tamamen değiştirebileceğini düşünüyor. Bu konuşmada kesin bilgi yok; her şey bir olasılık. İngilizce, bir şeyin olabileceğini ama kesin olmadığını anlatmak için üç yardımcı fiil kullanır. Sıradaki derste "might", "may" ve "could" ile olasılık anlatmayı öğreneceksin.