Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Past perfect = had + üçüncü hâl; bütün kişilerde aynı; kısaltma 'd: I'd finished.
- İki geçmiş olay: sonraki past simple, önceki past perfect: When I arrived, the meeting had started.
- Tek bir "had" sırayı değiştirir: the meeting started / had started.
- Sık arkadaşları: already, just, never… before, by the time.
- Before ve after sırayı zaten gösteriyorsa past simple de yeterlidir.
- Türkçedeki "-mıştı" = past perfect; ama yalnızca anı anlatıyorsa, "geçen yaz gitmiştim", İngilizcede past simple olur.
Merak sorusu
Salı sabahı Zeynep ofise koşarak giriyor. Otobüs yine gecikmiş. Toplantı odasının camından içeri bakınca kalbi hızlanıyor: masadaki herkes not alıyor, ekranda üçüncü slayt açık. Öğle arasında iş arkadaşı Leo'ya dert yanıyor: "When I arrived, the meeting had already started. They had discussed the first two points, and my boss had already asked about my designs!"
Zeynep'in anlattığı her şey geçmişte oldu. Ama bu geçmişin içinde iki katman var. Birinci katman Zeynep'in ofise vardığı an: "When I arrived". İkinci katman ise o andan daha önce olmuş şeyler: toplantının başlaması, iki maddenin konuşulması, patronun sorusu. İngilizce bu daha eski katmanı "past perfect" ile, yani "had" ve fiilin üçüncü hâliyle anlatır. Türkçede aynı işi çok tanıdık bir ek, "-mıştı" görür. Bu ders geçmişin geçmişini anlatmayı öğretiyor.
Anlatım
Yapı: had + üçüncü hâl
Past perfect bütün kişilerde aynıdır: "had" ve fiilin üçüncü hâli. "I had finished", "She had left", "They had started". Konuşmada "had" çoğu zaman "'d" diye kısalır: "I'd finished", "She'd left". Bu kısaltma "would" için de kullanılır, ama arkasından üçüncü hâl geliyorsa "had" demektir.
Olumsuzda "hadn't" kullanılır: "I hadn't seen the email." Soruda "had" özneden önce gelir: "Had the meeting started when you arrived?"
Ne zaman gerekir? İki geçmiş olay yan yana
Past perfect, geçmişte iki olay olduğunda ve bunlardan birinin daha önce olduğunu açıkça göstermek istediğinde kullanılır. Sonraki olay past simple, önceki olay past perfect olur: "When I arrived, the meeting had started" vardığımda toplantı başlamıştı.
Farkı görmek için şu iki cümleyi karşılaştır: "When I arrived, the meeting started" ben varınca toplantı başladı, yani toplantı benim için bekledi. "When I arrived, the meeting had started" ben vardığımda toplantı çoktan başlamıştı. Tek bir "had", olayların sırasını tamamen değiştirir.
Sık arkadaşları: already, just, never, by the time
"Already" ve "just" past perfect ile çok kullanılır: "The train had already left", "She had just finished her coffee". "Never… before" ise geçmişteki bir ana kadarki deneyimi anlatır: "I had never been to Scotland before that weekend" o hafta sonundan önce hiç İskoçya'ya gitmemiştim.
"By the time" kalıbı da bu zamanla iyi anlaşır: "By the time I reached my desk, everyone had gone home" masama vardığımda herkes çoktan eve gitmişti.
Her zaman gerekli değil
"Before" ya da "after" gibi sözcükler olayların sırasını zaten gösteriyorsa, past simple da yeterlidir: "I had breakfast before I left" ya da "I had had breakfast before I left". İkisi de doğrudur; birincisi günlük konuşmada daha sık duyulur. Past perfect'i, sıra karışabilecekken ya da önceki olayı özellikle vurgulamak istediğinde kullan.
Türkçe köprüsü
Bu zamanın Türkçede çok iyi bir karşılığı var: "-mıştı" eki. "Toplantı başlamıştı", "Tren kalkmıştı", "Daha önce hiç görmemiştim" cümleleri, İngilizcedeki "The meeting had started", "The train had left", "I had never seen it before" cümleleriyle neredeyse birebir örtüşür. İki dil de geçmişin içindeki daha eski katmanı aynı mantıkla işaretler.
Ancak Türkçede "-mıştı" eki bazen başka bir iş de görür: bir anıyı anlatırken, önünde başka bir geçmiş olay olmadan kullanılır. "Geçen yaz Bodrum'a gitmiştim" ya da "Ben o filmi izlemiştim" cümleleri, konuşma dilinde "gittim" ve "izledim" anlamına çok yakındır. İngilizcede bu cümleler past simple ile kurulur: "I went to Bodrum last summer." "I had gone to Bodrum last summer" demek, bir başka geçmiş an olmadan tuhaf duyulur.
Kısacası: "-mıştı" dediğinde kendine sor, cümlede ondan sonra gelen bir geçmiş an var mı? Varsa, past perfect doğru seçimdir; yoksa ve yalnızca bir anı anlatıyorsan, past simple yeterlidir.
Gerçek hayattan örnekler
Leo, Zeynep'i dinledikten sonra kendi sabahını anlatıyor.
Leo'nun anlatısında iki geçmiş an vardı: istasyona varması ve eve dönmesi. Her birinden önce olan şeyler past perfect ile geldi: trenin kalkması ve bilgisayarın unutulması. Türkçede ikinci bilgi "unuttuğumu" diye bir yan cümleyle verildi.
Akşam Zeynep, Edith'e günü anlatıyor. Edith gülümseyerek kendi sabahından söz ediyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "I had visited Bodrum last summer." ✓ "I visited Bodrum last summer." Cümlede önünde başka bir geçmiş an yok; yalnızca bir anı anlatılıyor.
Bu durumda past simple yeterlidir. Hata, Türkçedeki anı anlatan "gitmiştim, ziyaret etmiştim" kullanımını İngilizceye her durumda past perfect olarak taşımaktan gelir.
Tersine bir kayma da sık görülür: sıra önemliyken past perfect'i atlamak. "When I arrived, the meeting started" cümlesi, toplantının seni beklediğini söyler. Toplantı senden önce başladıysa "had" gerekir: "When I arrived, the meeting had started."
Mini alıştırma
- "Vardığımda film çoktan başlamıştı" cümlesini İngilizceye çevir.
- "When she called, I left" ile "When she called, I had left" arasındaki fark nedir?
- "O güne kadar hiç kar görmemiştim" nasıl söylenir?
- "I had gone to the cinema yesterday" cümlesini düzelt.
- "By the time we arrived, the shop ___ " boşluğu "close" fiiliyle doldur.
Cevaplar
- "When I arrived, the film had already started."
- İlkinde o aradıktan sonra çıktım; ikincisinde o aradığında ben çoktan çıkmıştım.
- "I had never seen snow before that day."
- "I went to the cinema yesterday."
- "had closed."
Sesli tekrar görevi
Ardından "never… before" ile bir ilk deneyimini anlat: "I had never tried sushi before I went to Japan." Son olarak geçen yıldan bir anıyı yalnızca past simple ile söyle ve "had" kullanmadığına dikkat et. Kaydını dinlerken "had" kullandığın her cümlede ondan sonra gelen bir geçmiş an bulunduğundan emin ol.
Özet kartı
- Past perfect = had + üçüncü hâl; bütün kişilerde aynı; kısaltma 'd: I'd finished.
- İki geçmiş olay: sonraki past simple, önceki past perfect: When I arrived, the meeting had started.
- Tek bir "had" sırayı değiştirir: the meeting started / had started.
- Sık arkadaşları: already, just, never… before, by the time.
- Before ve after sırayı zaten gösteriyorsa past simple de yeterlidir.
- Türkçedeki "-mıştı" = past perfect; ama yalnızca anı anlatıyorsa, "geçen yaz gitmiştim", İngilizcede past simple olur.
Sonraki derse köprü
Edith gazetesini katlayıp duvardaki eski bir dans salonu fotoğrafını gösteriyor: "When I was young, we used to go dancing every Saturday. Walter would always step on my feet!" Zeynep gülüyor: bu cümleler geçmişte tek bir olayı değil, yıllarca tekrar eden bir alışkanlığı anlatıyor, ve artık sürmüyor. Türkçede bunu çoğu zaman "-rdı" ya da "-ıyordu" ile söyleriz. Sıradaki derste eski alışkanlıkları anlatan "used to" ve "would" yapılarını öğreneceksin.