Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Where bir yeri, orada olan bir şeyle tanımlar: the shop where I met Walter.
- Fiil yeri nesne olarak alıyorsa which ya da that gelir: the city which I visited.
- Sınama yolu: "there" ile doğru bir cümle kurulabiliyorsa where; "it" gerekiyorsa which.
- Whose + isim sahipliği anlatır: the boy whose bike had a flat tyre.
- Whose ile who's farklıdır: who's = who is ya da who has.
- Türkçedeki "tanıştığım dükkân" = the shop where I met; "lastiği patlak bisikletin sahibi çocuk" = the boy whose bike had a flat tyre; ikinci bir iyelik sözcüğü eklenmez.
Merak sorusu
Serginin son gününde Edith, duvarın köşesindeki küçük bir fotoğrafın önünde duruyor. Karede yağmurdan ıslanmış bir kaldırım, tahta kapılı bir dükkân ve kapının önünde bisikletini iten bir çocuk var. Edith parmağıyla dükkânı gösteriyor: "That's the shop where I met Walter. My uncle ran it for thirty years." Sonra çocuğu gösteriyor: "And that's Tommy, the boy whose bike always had a flat tyre. He came in every Saturday for glue."
Edith iki yeni bağlaç kullandı. "Where" bir yeri tanımladı: Walter'la tanıştığı dükkân. "Whose" bir sahipliği anlattı: Tommy'nin bisikleti. Önceki bağlaçlarla bu cümleleri kurmak zorlaşırdı, çünkü ne yer ne de sahiplik onların asıl işi. Türkçe bu işi yine ortaçlarla yapar: "Walter'la tanıştığım dükkân", "lastiği sürekli inik bisikletli çocuk". Şimdi İngilizcenin yer ve sahiplik için kullandığı bu iki sözcüğe bakalım.
Anlatım
Where: bir yerde olan şey
Bir yeri tanımlarken, o yerde olan bir şeyi anlatıyorsan "where" kullanılır: "the shop where I met Walter", "the town where Sophie grew up", "the café where we had lunch". "Where" burada "orada" anlamını taşır; cümlenin içinde bir yer bilgisinin yerini tutar.
"Where" sözcüğünden sonra tam bir cümle gelir: bir özne ve bir fiil. "The shop where I met Walter" cümlesinde "I" özne, "met" fiil, "Walter" nesnedir; dükkân ise olayın geçtiği yerdir.
Where mi, which mi?
Her yer adından sonra "where" gelmez. Yer, fiilin nesnesiyse, yani fiil doğrudan o yeri alıyorsa "which" ya da "that" kullanılır: "the museum which we visited", "the city that I love". Burada "visit" ve "love" fiilleri yeri doğrudan nesne olarak alır; "where" kullanılmaz.
Bir ayırma yolu şu: bağlacın yerine "there" koyup cümleyi düz kurmayı dene. "I met Walter there" doğru bir cümle, bu yüzden "where" seçilir. "We visited there" ise yanlış bir cümle; doğrusu "We visited it", bu yüzden "which" ya da "that" seçilir.
Whose: kime ait olduğunu söylemek
"Whose" bir sahiplik ilişkisi kurar ve arkasından her zaman bir isim gelir: "the boy whose bike had a flat tyre", "the woman whose shop opened in 1962", "my friend whose sister lives in York". Türkçedeki "-ının / -inin" iyelik bağının İngilizcedeki karşılığı gibi düşünülebilir: çocuğun bisikleti, kadının dükkânı.
"Whose" insanlar için en sık kullanılır, ama eşyalar ve yerler için de geçerlidir: "a house whose windows face the river", "a town whose main street is very old". Günlük konuşmada eşyalar için bu yapı biraz resmî duyulur; yine de yazıda sık görülür.
Whose ile who's karışmasın
"Whose" ile "who's" aynı okunur, ama anlamları farklıdır. "Who's" iki sözcüğün kısaltmasıdır: "who is" ya da "who has". "Who's that boy?" "o çocuk kim?" demektir; "the boy whose bike" ise "bisikleti … olan çocuk" anlamına gelir. Yazarken bu ikisini karıştırmak çok yaygındır.
Türkçe köprüsü
Türkçede yer bilgisi yine ortaçla ismin önüne gelir: "büyüdüğüm kasaba", "Walter'la tanıştığım dükkân", "öğle yemeği yediğimiz kafe". Türkçe "-da" bulunma ekini burada söylemez; "kasabada büyüdüm" cümlesi "büyüdüğüm kasaba" olurken yer bilgisi ortacın içine saklanır. İngilizcede bu saklı yer bilgisini "where" açıkça gösterir: "the town where I grew up".
Sahiplikte Türkçenin kalıbı daha uzundur: "bisikleti bozuk olan çocuk", "babası doktor olan kız". Burada Türkçe iyelik ekini sahip olunan şeye koyar, "bisiklet-i", sonra "olan" ortacıyla cümleyi çocuğa bağlar. İngilizce aynı bilgiyi tek sözcükle, "whose" ile verir: "the boy whose bike", "the girl whose father is a doctor".
Türkçe konuşanların bu noktada kurduğu tipik cümle şudur: "the boy who his bike was broken". Türkçedeki iyelik eki, İngilizceye "his" olarak taşınır ve "who" ile yan yana gelir. Oysa "whose" hem bağlaç hem iyelik işini birlikte görür; arkasına ikinci bir iyelik sözcüğü eklenmez.
Gerçek hayattan örnekler
Serginin ardından Zeynep, toplum merkezinin internet sayfası için fotoğraflara kısa açıklamalar yazıyor.
Açıklamaların ikisi de iki fotoğrafı bugüne bağladı. "Where" köşeyi, orada olan şeyle tanımladı; "whose" ise evin kime ait olduğunu, ailenin kendisini öne çıkararak anlattı.
Akşam mutfakta Sophie ve Ryan kendi çocukluk yerlerini anlatıyor.
Sophie'nin ikinci cümlesi virgüllüydü, çünkü "my best friend" zaten belli bir kişiydi; "whose dad was a farmer" yalnızca bir bilgi ekledi. Ryan gülerek ekledi: "The town where I grew up had a big pool, and I never learned to swim there!" Herkes gülüyor; Ryan'ın cümlesinde de "where" kasabayı, onun orada büyümüş olmasıyla tanımladı.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "This is the city where I visited last year." ✓ "This is the city which I visited last year." ya da "This is the city I visited last year." "Visit" fiili yeri doğrudan nesne olarak alır; bu yüzden "where" değil, "which", "that" ya da hiç bağlaç gerekmez.
Hata, Türkçede "ziyaret ettiğim şehir" ile "yaşadığım şehir" arasında bir ayrım yapılmamasından doğar.
Sahiplikte de iki kayma sık görülür. Birincisi, iyeliği iki kez söylemektir: "the boy who his bike was broken" yerine "the boy whose bike was broken". İkincisi yazımla ilgilidir: "the boy who's bike" yazmak, "who is bike" gibi anlamsız bir cümle ortaya çıkarır.
Mini alıştırma
- Boşluğu "where" ya da "whose" ile doldur: "That's the café ___ we met for the first time."
- Boşluğu "where" ya da "whose" ile doldur: "I know a woman ___ son plays for a football team."
- "The hotel where we stayed" ile "the hotel which we booked" arasındaki fark nedir?
- "He's the man who his car was stolen" cümlesini düzelt.
- "Annesi öğretmen olan çocuk" ifadesini İngilizceye çevir.
Cevaplar
- That's the café where we met for the first time.
- I know a woman whose son plays for a football team.
- "Stay" fiili yeri nesne olarak almaz, "we stayed there" denir; bu yüzden "where" gelir. "Book" ise yeri nesne olarak alır, "we booked it" denir; bu yüzden "which" gelir.
- He's the man whose car was stolen.
- The child whose mother is a teacher.
Sesli tekrar görevi
Ardından bir yeri "which" ile tanımladığın bir cümle kur ve farkı yüksek sesle açıkla: "the city which I visited last summer", çünkü "I visited it" denir. Son olarak virgüllü bir "whose" cümlesiyle ailenden birini anlat: "My uncle, whose house is by the sea, invites us every summer." Kaydını dinlerken "whose" sözcüğünden sonra "his" ya da "her" eklemediğinden emin ol.
Özet kartı
- Where bir yeri, orada olan bir şeyle tanımlar: the shop where I met Walter.
- Fiil yeri nesne olarak alıyorsa which ya da that gelir: the city which I visited.
- Sınama yolu: "there" ile doğru bir cümle kurulabiliyorsa where; "it" gerekiyorsa which.
- Whose + isim sahipliği anlatır: the boy whose bike had a flat tyre.
- Whose ile who's farklıdır: who's = who is ya da who has.
- Türkçedeki "tanıştığım dükkân" = the shop where I met; "lastiği patlak bisikletin sahibi çocuk" = the boy whose bike had a flat tyre; ikinci bir iyelik sözcüğü eklenmez.
Sonraki derse köprü
Hafta sonu Ryan yüzme dersinden neşeyle dönüyor. Jess ona derin tarafta ilk kez yüzdürmüş. Mutfakta anlatırken iki farklı kalıp art arda kullanıyor: bir fiilden sonra "-ing" ile biten bir sözcük, bir başka fiilden sonra ise "to" ile başlayan bir fiil geliyor. Zeynep bu seçimin neye göre yapıldığını merak ediyor: bazı fiiller neden "-ing" biçimini, bazıları neden "to" biçimini istiyor? Sıradaki derste bu iki biçimi, gerund ve infinitive yapılarını öğreneceksin.