Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Say + söylenen şey: Jess said (that) the pool was cold; kişi gerekirse "said to me".
- Tell + kişi: Jess told me (that) the pool was cold; "told that" tek başına kurulmaz.
- Say hello, say sorry, say yes; tell the truth, tell a lie, tell a story, tell a joke.
- Ask + soru: asked me if / what…; ask + rica: asked me to…
- Ask for + istenen şey: We asked for the bill; ask about + konu.
- Türkçedeki "söylemek" = say ya da tell; "sormak", "rica etmek", "istemek" = ask, ask to, ask for.
Merak sorusu
Pazartesi akşamı Sophie mutfak masasına bir peçete koyuyor ve üstüne üç sözcük yazıyor: SAY, TELL, ASK. Zeynep'in takıldığı cümleyi hatırlıyor ve gülümsüyor: "It's easy to mix them up. Listen to Ryan when he comes in. He'll use all three." Tam o sırada Ryan yüzme dersinden dönüyor, saçları ıslak: "Guess what! Jess told me I'm getting better. She said my arms were fine but my legs were too slow. So I asked her if I could try the deep end next time."
Ryan'ın üç cümlesinde üç farklı fiil vardı ve her biri cümleye başka bir biçimde bağlandı. "Told" hemen arkasından bir kişi aldı: "told me". "Said" kişi almadı, doğrudan söylenen şeye geçti. "Asked" ise bir soruyu taşıdı: "asked her if…". Türkçede "söylemek" tek başına hem "say" hem "tell" işini görür; "sormak" ve "istemek" de "ask" fiilinin iki ayrı yüzünü paylaşır. Bu yüzden Türkçe konuşanlar bu üç fiili sık sık karıştırır. Şimdi hangisinin ne zaman seçildiğine bakalım.
Anlatım
Say: söylenen şeye odaklanır
"Say" fiilinin arkasında söylenen şeyin kendisi durur: "She said my legs were too slow", "He said nothing", "Say hello to Edith for me." Konuşmanın kime yapıldığını belirtmek istersen kişi doğrudan gelmez; araya "to" girer: "She said something to me." Tırnak içindeki doğrudan sözlerde de en sık kullanılan fiil budur: "I'm cold," Ryan said. Tırnaktan sonra gelen bu kısa ek, sözün sahibini gösterir.
"Say" ile kalıplaşmış bazı ifadeler vardır: "say hello", "say goodbye", "say sorry", "say yes", "say no", "say a word". Bu ifadelerde sözün kendisi, yani "merhaba", "evet" ya da "özür", cümlenin nesnesidir.
Tell: dinleyene odaklanır
"Tell" fiili dinleyen kişiyi hemen arkasına alır: "Jess told me I was getting better", "Tell Sophie the news." Bilgi aktarılırken kişi neredeyse her zaman oradadır; "She told that I was better" gibi kişisiz bir cümle kurulmaz. Bir önceki konudan hatırlayacağın gibi, emir aktarırken de aynı fiil kullanılır: "She told me to kick harder." İki kullanımda da dinleyen, fiilin hemen yanındadır.
"Tell" ile de sabit ifadeler vardır ve bunların bir kısmında kişi gerekmez: "tell the truth", "tell a lie", "tell a story", "tell a joke", "tell the time", "tell the difference". Bu ifadeler ezberlenir, çünkü anlamları "söylemek" fiilinin sınırlarını aşar.
Ask: soru, rica ve istek
"Ask" üç işi görür. Soru sorar: "I asked her if I could try the deep end", "Can I ask you a question?" Rica eder: "She asked me to bring a towel." Bir şey ister: burada "for" gelir: "We asked for the bill", "He asked for help." Bir konu hakkında soru sorulduğunda ise "about" kullanılır: "Edith asked about my swimming lessons." Hangi anlamın kastedildiğini arkadan gelen sözcük belirler.
"Ask" kişiyi doğrudan alabilir, ama zorunlu değildir: "She asked me", "She asked." İlkinde soru belli birine yöneltilmiştir, ikincisinde yalnızca sorulduğu bilinir. Bu yönüyle "tell" ile "say" arasında bir yerde durur.
Türkçe köprüsü
Türkçedeki "söylemek" fiili iki İngilizce fiile bölünür. Söylenen şey öne çıkıyorsa "say": "Merhaba dedi" → "She said hello." Dinleyen öne çıkıyorsa "tell": "Bana haberi söyledi" → "She told me the news." Pratik bir yol şu: Türkçe cümlede "bana", "ona", "Ryan'a" gibi bir kişi varsa ve hemen fiilin yanına gelecekse, İngilizcede çoğu zaman "tell" seçilir.
Türkçenin "yalan söylemek" ve "doğruyu söylemek" ifadeleri de tuzaktır. Kelime kelime çevrilince "say a lie" ya da "say the truth" çıkar; İngilizcede ikisi de "tell" ile kurulur: "tell a lie", "tell the truth." "Fıkra anlatmak" ve "hikâye anlatmak" da "tell a joke", "tell a story" olur.
"Ask" tarafında Türkçe üç ayrı fiil kullanır: "sormak", "rica etmek" ve "istemek". Soru için "ask", rica için "ask someone to", bir nesne istemek için "ask for": "Hesabı istedik" → "We asked for the bill." Buradaki "for" sözcüğü sık unutulur ve "We asked the bill" gibi eksik bir cümle ortaya çıkar.
Gerçek hayattan örnekler
Salı sabahı Zeynep menü taslaklarını çantasına koyup Mrs Patel'in dükkânına uğruyor. Dönüşte Sophie'ye mesaj atıyor.
Zeynep'in mesajında dört ayrı yapı vardı: "said" arkasında kişisiz bir bilgi, "told me" arkasında dinleyen kişi, "asked for" bir istek, "asked me about" bir konu hakkında soru. Mesajın hiçbir yerinde "said me" geçmedi.
Akşam Edith, Zeynep'e bahçe çitinin başında eski bir anısını anlatıyor. Zeynep ertesi gün bunu Ryan'a aktarıyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "Ryan said me the lesson was hard." ✓ "Ryan told me the lesson was hard." — "Ryan said to me the lesson was hard" da kurulabilir, ama daha seyrek duyulur.
"Say" fiili dinleyeni doğrudan almaz; kişi gerekiyorsa ya "tell" seçilir ya da araya "to" girer. Kayma, Türkçede "bana söyledi" diye tek fiille kurulan anlamın İngilizceye aynen geçirilmesinden doğar.
Ters yönde de bir kayma var: "He told that he was tired." Burada dinleyen eksik. Kişi yoksa "tell" yalnız kalamaz; cümle ya "He said that he was tired" ya da "He told us that he was tired" olur. Üçüncü tuzak ise istek bildiren "ask" fiilinden sonra "for" sözcüğünü atlamaktır: "I asked the menu" değil, "I asked for the menu."
Mini alıştırma
- Boşluğu doldur: "Jess ___ me I was getting better."
- Boşluğu doldur: "Ryan ___ goodbye and left."
- "Garsondan su istedik" cümlesini İngilizceye çevir.
- "Don't say a lie!" cümlesini düzelt.
- "She said me the answer" cümlesini iki farklı doğru biçimde yaz.
Cevaplar
- Jess told me I was getting better.
- Ryan said goodbye and left.
- We asked the waiter for some water.
- Don't tell a lie!
- She told me the answer. ya da She said the answer to me.
Sesli tekrar görevi
Kalan iki cümleden biri "asked me if" ya da "asked me what" ile bir soruyu, öbürü "asked for" ile bir isteği aktarsın. Son olarak "tell the truth", "tell a joke" ya da "tell a story" ifadelerinden birini kendi hayatından bir örnekle kullan. Kaydını dinlerken "said" sözcüğünün arkasına doğrudan bir kişi koymadığından ve "told" sözcüğünün arkasında her zaman birinin durduğundan emin ol.
Özet kartı
- Say + söylenen şey: Jess said (that) the pool was cold; kişi gerekirse "said to me".
- Tell + kişi: Jess told me (that) the pool was cold; "told that" tek başına kurulmaz.
- Say hello, say sorry, say yes; tell the truth, tell a lie, tell a story, tell a joke.
- Ask + soru: asked me if / what…; ask + rica: asked me to…
- Ask for + istenen şey: We asked for the bill; ask about + konu.
- Türkçedeki "söylemek" = say ya da tell; "sormak", "rica etmek", "istemek" = ask, ask to, ask for.
Sonraki derse köprü
Toplum merkezi, aylık bülteni için Zeynep'ten bir röportaj istiyor: Mrs Patel'le çay dükkânının geçmişi üzerine konuşacak. Röportajdan sonra Zeynep, konuşmayı bültene aktarmak zorunda. Mrs Patel'in anlattıkları, Zeynep'in sorduğu sorular ve Mrs Patel'in okurlardan rica ettiği şey aynı yazıda buluşacak. Sıradaki tekrar dersinde söz aktarmanın bütün parçalarını bir röportaj üzerinde birlikte kullanacaksın.