Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Yapı: have / has been + -ing: I've been painting; soru: How long have you been…?
- Hâlâ süren iş: I've been learning English for three years.
- Az önce biten işin izi: I've been running, so I'm out of breath.
- Süreç ve emek continuous; sonuç, miktar ve sayı present perfect: I've painted half.
- Durum fiilleri continuous almaz: I've known her for a year.
- Türkçedeki "üç yıldır öğreniyorum" = I've been learning for three years; iz anlatan "koşuyordum" = I've been running.
Merak sorusu
Cumartesi akşamı Zeynep eve dönüyor; elleri yeşil boya içinde, saçında da küçük bir yeşil leke var. Sophie kanepeden doğrulup gülüyor: "Look at you! Have you been painting?" Zeynep yorgun ama gururlu: "Yes! I've been painting Edith's garden fence all afternoon. I've painted about half of it." Sophie kaşlarını kaldırıyor: "Only half? After five hours?"
Zeynep'in iki cümlesi haritanın birbirine komşu iki kutusundan geldi. "I've been painting" emeği, süreyi ve sonuçta ortaya çıkan izi anlattı: saatlerdir boya yapıyordu, elleri de bunu gösteriyor. "I've painted about half" ise yapılanın ne kadar olduğunu, yani sonucu anlattı. Bir önceki dersteki haritada bu yeni kutunun adı "present perfect continuous" idi. Bu ders onun nasıl kurulduğunu ve present perfect'ten nasıl ayrıldığını anlatıyor.
Anlatım
Yapı: have been ya da has been, sonra -ing
Present perfect continuous üç parçadan oluşur: "have" ya da "has", "been" ve fiilin "-ing" hâli. "I've been painting", "She's been working", "They've been waiting". Olumsuzda "not" ilk yardımcıya eklenir: "I haven't been sleeping well". Soruda "have" ya da "has" özneden önce gelir: "Have you been painting?", "How long has she been working here?"
"How long…?" sorusu bu zamanın en sık arkadaşıdır. Cevap çoğu zaman "for" ya da "since" ile gelir: "I've been painting for five hours", "since two o'clock".
Kullanım 1: hâlâ süren bir iş
Bu zaman, geçmişte başlayıp şimdiye kadar süren ve belki hâlâ devam eden bir işi anlatır: "I've been learning English for three years" üç yıldır İngilizce öğreniyorum, ve öğrenmeye devam ediyorum. "It's been raining since the morning" sabahtan beri yağmur yağıyor.
Burada vurgu, işin kendisinde ve süresindedir. Konuşan kişi, emeğin ne kadar uzun sürdüğünü öne çıkarmak ister.
Kullanım 2: az önce biten işin izi
Bu zaman, az önce biten ama izi hâlâ görülen bir işi de anlatır. Zeynep'in boyalı elleri böyle bir izdir: "I've been painting." Başka örnekler: "Why are you out of breath? — I've been running." "Your eyes are red. Have you been crying?"
Bu kullanımda iş bitmiş olabilir, ama sonucu şu anda gözle görülür: nefes nefese kalmak, kırmızı gözler, boyalı eller.
Present perfect ile farkı: süreç mi, sonuç mu?
İki zaman birbirine çok yakındır ve fark çoğu zaman vurgudadır. Süreç, emek ve süre öne çıkıyorsa continuous seçilir: "I've been painting the fence." Sonuç, miktar ya da kaç kez yapıldığı öne çıkıyorsa present perfect seçilir: "I've painted half of the fence", "I've painted three fences this year".
Sayı ve miktar bildiren cümlelerde continuous kullanılmaz: "I've been painting three fences" denmez. Bir de durum fiilleri, yani "know", "like", "believe" gibi fiiller, genellikle continuous almaz: "I've known Edith for a year", "been knowing" değil.
Türkçe köprüsü
Türkçede süren bir işi çoğu zaman şimdiki zaman ve "-dır" ekiyle anlatırız: "Üç yıldır İngilizce öğreniyorum", "İki saattir bekliyorum". İngilizcede bu cümleler present perfect continuous ile kurulur: "I've been learning English for three years", "I've been waiting for two hours". Türkçedeki "öğreniyorum" sözcüğünü "I am learning" diye aktarmak, en sık görülen hatanın kaynağıdır.
Az önce biten işin izini anlatırken ise Türkçe çoğu zaman geçmişte süreklilik kullanır: "Neden nefes nefesesin? Koşuyordum." Buradaki "koşuyordum", İngilizcede "I was running" değil, "I've been running" olur; çünkü koşmanın etkisi şu anda sürüyor. Türkçe aynı anlamı "Koştum" ile de verebilir; ama İngilizce, izin şimdiye uzandığını continuous ile vurgular.
Türkçede süreç ile sonuç arasındaki farkı çoğu zaman bağlam taşır: "Çiti boyuyordum" ve "Çitin yarısını boyadım". İngilizce bu farkı iki komşu kutuyla gösterir: "I've been painting" ve "I've painted half".
Gerçek hayattan örnekler
Pazar sabahı Zeynep çitin geri kalanını boyamak için Edith'e dönüyor. Edith çay tepsisiyle bahçeye çıkıyor.
Zeynep'in cevabında iki kutu yan yana çalıştı: bitmiş sonuç için "I've finished the front", süren emek için "I've been doing the back".
Akşam Zeynep, Daniel'e kısa bir mesaj yazıyor. Satırlarından hem yorgunluk hem mutluluk okunuyor.
İlk cümlede emeğin izi, yani ağrıyan kollar, continuous ile; ikinci cümlede bitmiş iş present perfect ile anlatıldı.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "I am waiting for you since two o'clock." ✓ "I've been waiting for you since two o'clock." Geçmişte başlayıp şimdiye kadar süren bir iş, şimdiki zamanla değil, present perfect continuous ile anlatılır.
Hata, Türkçedeki "ikiden beri bekliyorum" cümlesindeki şimdiki zamanı kelime kelime taşımaktan gelir.
Sayı ve miktarla continuous kullanmak da sık görülür: "I've been reading three books this month." Kaç tane okunduğu bir sonuçtur; bu yüzden "I've read three books this month" denir. Kitap okuma sürecini anlatacaksan: "I've been reading a lot this month."
Mini alıştırma
- "Bir saattir seni bekliyorum" cümlesini İngilizceye çevir.
- "Neden bu kadar yorgunsun?" sorusuna "Bütün gün çalışıyordum" diye İngilizce cevap ver.
- "I've been writing five emails today" cümlesini düzelt.
- "How long have you been living here?" sorusuna "since" ile cevap ver.
- "I've been knowing him for years" cümlesini düzelt.
Cevaplar
- "I've been waiting for you for an hour."
- "I've been working all day."
- "I've written five emails today."
- "Since 2024." ya da kendi başlangıç noktanla bir cevap.
- "I've known him for years."
Sesli tekrar görevi
Ardından bugün yaptığın bir işin izini anlatan bir soru-cevap kur: "Why are your hands dirty? — I've been gardening." Kaydını dinlerken süreç cümlelerinde "been + -ing", sayı ve sonuç cümlelerinde yalnızca "have + üçüncü hâl" kullandığından emin ol.
Özet kartı
- Yapı: have / has been + -ing: I've been painting; soru: How long have you been…?
- Hâlâ süren iş: I've been learning English for three years.
- Az önce biten işin izi: I've been running, so I'm out of breath.
- Süreç ve emek continuous; sonuç, miktar ve sayı present perfect: I've painted half.
- Durum fiilleri continuous almaz: I've known her for a year.
- Türkçedeki "üç yıldır öğreniyorum" = I've been learning for three years; iz anlatan "koşuyordum" = I've been running.
Sonraki derse köprü
Çit bittikten sonra Edith, Zeynep'e bahçedeki kısa çimleri gösteriyor: "When I got up this morning, Tom had already cut the grass. He had come at seven, before I woke up!" Zeynep bir an duraksıyor: "had cut", "had come"… Bu yapı, geçmişteki bir andan daha önce olmuş bir şeyi anlatıyor. Sıradaki derste haritanın bir başka yeni kutusunu, geçmişin geçmişini anlatan past perfect'i öğreneceksin.