Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Doğrudan söz tırnak içinde; aktarılan söz tırnaksız, "that" isteğe bağlı: She said (that) she was tired.
- Geçmişte aktarınca zaman bir adım geri: am → was, work → worked, have done → had done.
- Will → would, can → could, must → had to; would, could, should, might değişmez.
- Zamirler ve zaman sözcükleri değişir: today → that day, tomorrow → the next day, here → there.
- Said + that; told + kişi + that: She told me she was busy; "said me" değil.
- Türkçe genellikle zaman kaydırmaz, "-dığını söyledi" ve "-mış" kullanır; İngilizcede aktarırken zamanı geri almak doğal alışkanlıktır.
Merak sorusu
Pazartesi akşamı Sophie kapıdan heyecanla giriyor ve çantasını kanepeye atıyor. Zeynep ile Ryan mutfakta. Sophie anlatmaya başlıyor: "You won't believe it! My boss called me into her office. She said I was doing a fantastic job. She told me she wanted me to lead the new project, and she said I would get a pay rise next month!" Ryan alkışlıyor: "What exactly did she say?" Sophie gülüyor: "Exactly? 'You're doing a fantastic job, Sophie.'"
Sophie iki farklı biçimde konuştu. İlkinde patronunun sözlerini kendi cümleleriyle aktardı: "She said I was doing a fantastic job." İkincisinde, Ryan ısrar edince, sözleri olduğu gibi, tırnak içinde tekrarladı: "You're doing a fantastic job." Birincisine "reported speech", yani aktarılan söz denir. Dikkat edersen, aktarırken zamanlar bir adım geriye kaydı ve "you" sözcüğü "I" oldu. Türkçede sözleri aktarmanın kendi yolları vardır ve çoğu zaman zaman kaydırmaz. Bu ders, bir cümleyi İngilizcede nasıl aktaracağını anlatıyor.
Anlatım
Doğrudan ve aktarılan söz
Doğrudan anlatımda, İngilizce adıyla "direct speech", sözler tırnak içinde, söylendiği gibi verilir: She said, "I'm tired." Aktarılan sözde ise tırnak kalkar ve sözler konuşanın bakış açısından yeniden kurulur: She said (that) she was tired. "That" sözcüğü isteğe bağlıdır; günlük konuşmada çoğu zaman düşer: "She said she was tired." Aktarma fiili olarak en sık "said" ve "told" kullanılır; "told" her zaman bir kişi ister: "She told me she was tired." Bu küçük fark bir sonraki derslerde yeniden karşına çıkacak.
Zaman bir adım geriye
Aktarma fiili geçmişteyse, yani "said" ya da "told" ise, aktarılan cümlenin zamanı genellikle bir adım geriye kayar. Geniş zaman geçmiş zamana döner: "I work here" → he said he worked there. Şimdiki zaman geçmişte süreklilik olur: "I'm doing a great job" → she said I was doing a great job.
Present perfect ve past simple, past perfect'e kayar: "I've finished" → she said she had finished; "I saw him" → she said she had seen him. Günlük konuşmada past simple çoğu zaman olduğu gibi kalabilir: she said she saw him.
Yardımcı fiiller de kayar
"Will" "would" olur: "You'll get a pay rise" → she said I would get a pay rise. "Can" "could" olur: "I can help" → he said he could help. "Must" çoğu zaman "had to" olur, ama "must" olarak da kalabilir: "You must be careful" → she said I had to be careful. "Would", "could", "should" ve "might" ise zaten geçmiş biçimlerdir ve değişmez: "I might come" → he said he might come.
Zamirler, zaman ve yer sözcükleri
Aktarırken zamirler konuşanın bakış açısına göre değişir: patronun "you" dediği kişi Sophie'dir, bu yüzden Sophie aktarırken "I" der. Zaman ve yer sözcükleri de çoğu zaman değişir, çünkü aktarma başka bir günde ve başka bir yerde yapılır: "today" → "that day", "tomorrow" → "the next day", "yesterday" → "the day before", "here" → "there", "this" → "that".
Bir de kaydırmanın gerekmediği durumlar vardır. Söylenen şey hâlâ doğruysa zaman korunabilir: "London is expensive" → he said London is expensive. Aktarma fiili şimdiki zamandaysa kayma olmaz: "She says she's tired."
Türkçe köprüsü
Türkçede söz aktarmanın iki yaygın yolu vardır. Birincisi "dedi ki" kalıbıyla sözleri hemen hemen olduğu gibi vermektir: "Patronum dedi ki: Harika iş çıkarıyorsun." İkincisi sözleri bir yan cümleye dönüştürmektir: "Harika iş çıkardığımı söyledi." Her iki durumda da Türkçe genellikle zamanı kaydırmaz; "-dığını söyledi" yapısı zaman bakımından oldukça esnektir.
Bu yüzden Türkçe konuşanlar İngilizcede zamanı kaydırmayı sık sık unutur: "She said I am doing a great job." Bu cümle yanlış sayılmaz, çünkü durum hâlâ sürüyorsa kayma isteğe bağlıdır. Ama bir hikâye anlatırken ya da geçmişte söylenmiş bir sözü aktarırken İngilizcenin doğal alışkanlığı zamanı bir adım geri almaktır: "She said I was doing a great job."
Türkçenin bir başka aracı da "-mış" ekidir: "Patronu onu çok beğeniyormuş." Bu ek, bilginin başkasından duyulduğunu anlatır. İngilizcede bunun tek bir karşılığı yoktur; aynı anlam "She said…", "Apparently…" ya da "I heard that…" gibi sözcüklerle verilir.
Gerçek hayattan örnekler
Akşam Zeynep, telefonda Daniel'e günü anlatıyor. Ona Sophie'nin haberini aktarıyor.
Zeynep'in aktarmasında zamanlar geri kaydı: "are doing" "was doing", "will lead" "would lead", "loved" "had loved" oldu. Türkçe çeviride ise "-mış" eki, bilginin Zeynep'e başkasından geldiğini gösterdi.
Daniel da kendi gününden bir haber veriyor. Zeynep sonradan bunu Sophie'ye aktarıyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "She said me that she was tired." ✓ "She told me that she was tired." ya da "She said that she was tired." "Said" doğrudan bir kişi almaz; bir kişiye söylendiğini belirtmek için "told" kullanılır.
Hata, Türkçedeki "bana söyledi" yapısını "said me" diye kelime kelime taşımaktan gelir.
Zamirleri değiştirmeyi unutmak da sık görülür: Sophie'nin aktardığı söz "She said you were doing a great job" olursa, dinleyen kişiyi övdüğü anlaşılır. Sophie kendinden söz ettiği için "She said I was doing a great job" demelidir.
Mini alıştırma
- "I'm hungry," Tom said. Bu cümleyi aktar.
- "We'll call you tomorrow," they said. Bu cümleyi "the next day" ile aktar.
- "She said me she was busy" cümlesini düzelt.
- "I've lost my keys," Edith said. Bu cümleyi aktar.
- "I can swim," Ryan said. Bu cümleyi aktar.
Cevaplar
- Tom said he was hungry.
- They said they would call me the next day.
- She told me she was busy. ya da She said she was busy.
- Edith said she had lost her keys.
- Ryan said he could swim.
Sesli tekrar görevi
Ardından aktarmalarından birine "told me" ile başla ve bir zaman sözcüğünü değiştir: "He told me he would call me the next day." Kaydını dinlerken zamanları bir adım geri aldığından, zamirleri kendi bakış açına göre değiştirdiğinden ve "said" sözcüğünden sonra doğrudan bir kişi koymadığından emin ol.
Özet kartı
- Doğrudan söz tırnak içinde; aktarılan söz tırnaksız, "that" isteğe bağlı: She said (that) she was tired.
- Geçmişte aktarınca zaman bir adım geri: am → was, work → worked, have done → had done.
- Will → would, can → could, must → had to; would, could, should, might değişmez.
- Zamirler ve zaman sözcükleri değişir: today → that day, tomorrow → the next day, here → there.
- Said + that; told + kişi + that: She told me she was busy; "said me" değil.
- Türkçe genellikle zaman kaydırmaz, "-dığını söyledi" ve "-mış" kullanır; İngilizcede aktarırken zamanı geri almak doğal alışkanlıktır.
Sonraki derse köprü
Zeynep, Sophie'ye patronuyla görüşmesinin nasıl geçtiğini soruyor. Sophie anlatıyor: "She asked me if I was ready for more responsibility. Then she asked me what I wanted to learn next year." Zeynep fark ediyor: patronun soruları aktarılırken soru işaretleri kalkmış, sözcük sırası düz cümleye dönmüş ve bir yerde "if" sözcüğü belirmiş. Sıradaki derste soruları aktarmayı öğreneceksin.