İçeriğe geç

Ders EN3.11 · B1 · Modül 3.2

Unless, as long as, in case

1.286 kelime · yaklaşık 6 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Unless = if … not: I'll come unless I'm tired; arkasından gelen fiil olumlu.
  2. As long as / provided that = yalnızca şu şartla: You can stay as long as you don't snore.
  3. In case = … diye, önlem olarak: I'll take a jacket in case it's cold; just in case = ne olur ne olmaz.
  4. If ile in case farkı: if sonucu koşula bağlar, in case önlemi şimdiden alır.
  5. Üç bağlaçta da gelecek anlamına rağmen geniş zaman: unless it rains, in case it rains.
  6. Türkçede unless = "-mezse / -madıkça", as long as = "-dığı sürece / yeter ki", in case = "… diye", just in case = "ne olur ne olmaz".

Merak sorusu

Daniel'in Londra ziyareti kesinleşiyor ve Zeynep ev arkadaşlarına soruyor. Salonda küçük bir toplantı yapılıyor. Ryan kanepeyi gösteriyor: "He can sleep on the sofa as long as he doesn't snore." Sophie ekliyor: "And he can use my bike, unless it's raining. I don't want it rusty." Zeynep ise dolaptan fazladan iki battaniye çıkarıyor: "I'll put these in the living room in case it gets cold at night."

Üç ev arkadaşı üç ayrı koşul koydu, ama hiçbiri "if" kullanmadı. Ryan bir şart koştu: horlamadığı sürece. Sophie bir istisna söyledi: yağmur yağmıyorsa. Zeynep ise bir önlem aldı: soğuk olabilir diye battaniyeleri hazırladı. İngilizce "if" dışında koşulları daha ince anlatan birkaç bağlaç kullanır: "unless", "in case" ve "as long as". Türkçede bunların karşılıkları "-mezse", "yeter ki" ve "diye" gibi farklı yollarla gelir. Bu ders üç bağlacın anlamını ve özellikle "in case" ile "if" arasındaki önemli farkı anlatıyor.

Anlatım

Unless: -mezse, olmadıkça

"Unless" aşağı yukarı "if … not" demektir: "He can use my bike unless it's raining" yağmur yağmıyorsa bisikletimi kullanabilir. Aynı cümle "if" ile de kurulabilir: "He can use my bike if it isn't raining." İkisi aynı anlamı taşır, ama "unless" daha kısa ve daha doğal duyulur.

"Unless" kendisi olumsuz anlam taşıdığı için arkasından gelen fiil olumlu olur: "unless it rains", "unless it doesn't rain" değil. Gelecekten söz edilse bile, "if" kalıbında olduğu gibi, geniş zaman kullanılır: "I'll come unless I'm very tired."

As long as: yeter ki, sürece

"As long as" bir şartı vurgular: sonuç ancak bu şart yerine gelirse olur. "He can sleep on the sofa as long as he doesn't snore" horlamadığı sürece kanepede uyuyabilir. Anlam "only if" yani "yalnızca … ise"ye yakındır.

Daha resmî bir karşılığı da vardır: "provided that". "You can borrow the car provided that you fill the tank." Günlük konuşmada ise "as long as" çok daha sık duyulur. Bu kalıpta da, gelecek anlamı olsa bile, geniş zaman kullanılır.

In case: önceden tedbir almak

"In case" bir önlemi anlatır: bir şey olabilir diye şimdiden bir şey yaparsın. "I'll put these blankets in the living room in case it gets cold" soğuk olabilir diye bu battaniyeleri salona koyacağım. Battaniyeler soğuk olsa da olmasa da salona konur; önlem baştan alınır.

"Just in case" kalıbı "ne olur ne olmaz" anlamında tek başına da kullanılır: "Take an umbrella, just in case." Bu kalıpta da gelecek anlamına rağmen geniş zaman gelir: "in case it rains", "in case it will rain" değil.

In case ile if: en önemli fark

İki cümleyi karşılaştır. "I'll take an umbrella if it rains" yağmur yağarsa şemsiye alacağım: önce yağmurun yağması beklenir, ancak o zaman şemsiye alınır. "I'll take an umbrella in case it rains" yağmur yağabilir diye şemsiye alacağım: şemsiye şimdi alınır, yağmur yağsa da yağmasa da.

"If" bir sonucu koşula bağlar; "in case" ise bir önlemi bir ihtimale bağlar. Bu fark İngilizce konuşanlar için çok belirgindir ve cümlenin anlamını tamamen değiştirir.

Türkçe köprüsü

"Unless" Türkçede çoğu zaman olumsuz şart ekiyle karşılanır: "yağmur yağmazsa", "çok yorulmazsam". Bazen "-madıkça" ya da "-medikçe" de kullanılır: "Sen söylemedikçe kimse bilmeyecek" = "Nobody will know unless you tell them." Buradaki tuzak, Türkçedeki olumsuzluğu iki kez aktarmaktır. Olumsuzluğu "unless" taşıdığı için fiil olumlu kalır.

"As long as" Türkçede "yeter ki", "-dığı sürece", "-mak şartıyla" gibi kalıplarla gelir: "Horlamadığı sürece kanepede uyuyabilir", "Geri getirmek şartıyla alabilirsin". Bu kalıplar anlamca İngilizceyle çok iyi örtüşür; yalnızca sözcük sırası değişir.

"In case" ise Türkçede çoğu zaman "diye" ile kurulur: "Soğuk olur diye battaniye koydum", "Yağmur yağar diye şemsiye aldım". "Ne olur ne olmaz" deyimi de "just in case" ile birebir örtüşür. Türkçedeki "diye" bir önlem duygusu taşıdığı için bu eşleşme sağlamdır. Asıl tehlike, "in case" kalıbını Türkçedeki "-rsa" gibi, yani bir koşul gibi kullanmaktır.

Gerçek hayattan örnekler

Daniel geliyor. Zeynep ona bir karşılama mesajı yazıyor ve evin kurallarını esprili bir dille anlatıyor.

Tek bir mesajda üç bağlaç da çalıştı. "As long as you like" burada "istediğin kadar" anlamında esnek bir kullanımdı. "Unless Ryan eats…" bir istisna, "in case you arrive before me" ise bir önlemdi.

Akşam Daniel sokakta yürürken Zeynep'i arıyor ve iki koşulu karıştırıyor. Zeynep gülerek düzeltiyor.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "I'll call you unless I don't finish early." ✓ "I'll call you unless I finish late." ya da "I'll call you if I don't finish early." "Unless" olumsuzluğu kendisi taşır; arkasından ikinci bir olumsuzluk gelirse anlam karışır.
Doğrusu

Hata, Türkçedeki olumsuz şart ekini ve "unless" sözcüğünü aynı cümlede birlikte kullanmaktan gelir.

"In case" kalıbını "if" gibi kullanmak da sık görülür: "In case you are hungry, there's soup in the fridge" cümlesi doğaldır, çünkü çorba zaten hazırdır. Ama "I'll cook dinner in case you are hungry" demek, açsan değil, belki acıkırsın diye şimdiden yemek yapacağını söyler. Yalnızca açsan yemek yapacaksan "if" gerekir: "I'll cook dinner if you're hungry."

Mini alıştırma

  1. "Acele etmezsek treni kaçıracağız" cümlesini "unless" ile İngilizceye çevir.
  2. "Dikkatli sürdüğün sürece arabamı alabilirsin" nasıl söylenir?
  3. "Yağmur yağar diye şemsiye aldım" cümlesini İngilizceye çevir.
  4. "I'll take a jacket if it's cold" ile "I'll take a jacket in case it's cold" arasındaki fark nedir?
  5. "We'll go to the beach unless it doesn't rain" cümlesini düzelt.

Cevaplar

  1. "We'll miss the train unless we hurry."
  2. "You can take my car as long as you drive carefully."
  3. "I took an umbrella in case it rained."
  4. İlkinde ceket yalnızca hava soğuksa alınır; ikincisinde hava soğuk olabilir diye şimdiden alınır.
  5. "We'll go to the beach unless it rains."

Sesli tekrar görevi

Ardından iki önlemi "in case" ile anlat: "I've put some towels on the bed in case you need them", "Here's my number, just in case." Son olarak bir cümleyi hem "if" hem "in case" ile kur ve farkı sesli olarak açıkla. Kaydını dinlerken "unless" ve "in case" sonrasında fiili olumlu ve geniş zamanda bıraktığından emin ol. Bu iki kural, bağlaçların doğru çalışmasının anahtarıdır.

Özet kartı

  1. Unless = if … not: I'll come unless I'm tired; arkasından gelen fiil olumlu.
  2. As long as / provided that = yalnızca şu şartla: You can stay as long as you don't snore.
  3. In case = … diye, önlem olarak: I'll take a jacket in case it's cold; just in case = ne olur ne olmaz.
  4. If ile in case farkı: if sonucu koşula bağlar, in case önlemi şimdiden alır.
  5. Üç bağlaçta da gelecek anlamına rağmen geniş zaman: unless it rains, in case it rains.
  6. Türkçede unless = "-mezse / -madıkça", as long as = "-dığı sürece / yeter ki", in case = "… diye", just in case = "ne olur ne olmaz".

Sonraki derse köprü

Daniel'in geldiği ilk akşam ev arkadaşları yemekte bir oyun oynuyor. Ryan soruyor: "OK, everyone: if you won the lottery, what would you buy first?" Herkes gülüyor ve cevaplar sırayla geliyor: kimi dünyayı gezer, kimi bir fırın açar, kimi hiçbir şeyi değiştirmez. Bu soru, modülün bütün koşul yapılarını bir araya getirmek için iyi bir kapı. Sıradaki tekrar dersinde bu modülde öğrendiğin koşul cümlelerini bir arada kullanacak ve "Piyangoyu kazansaydım…" diye başlayan kendi konuşmanı kaydedeceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: dairenin salonu; Ryan kanepeyi, Sophie bisikleti gösteriyor, Zeynep elinde iki katlanmış battaniyeyle geliyor.
  • Üç kapı: "unless" kapısında bir istisna işareti, "as long as" kapısında bir şart kilidi, "in case" kapısında bir tedbir şemsiyesi belirir.
  • Zaman çizgisi: "if" söylendiğinde önce yağmur bulutu, sonra şemsiye; "in case" söylendiğinde önce şemsiye, sonra belki bir bulut, belki güneş.
  • Türkçe köprüsü: "diye" sözcüğü "in case" kutusuna, "-dığı sürece" "as long as" kutusuna, "-mezse" "unless" kutusuna yerleşir; "unless" kutusuna ikinci bir olumsuzluk girmeye çalışınca kırmızıya döner.
  • Matilda Türkçe anlatımı üstlenir. Ryan esprili, Sophie titiz, Zeynep düzenli ve sıcak, Daniel meraklı.
  • Kişiler kurgu; daire, bisiklet ve anahtar çizimdir.

Modül 3.2 — Koşul Cümleleri

Hedef: Gerçek ve hayali durumları anlatır.