İçeriğe geç

Ders EN3.10 · B1 · Modül 3.2 · Türkçe Köprüsü

Türkçedeki "-se" eki İngilizcede neden dörde bölünüyor?

1.232 kelime · yaklaşık 6 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. İngilizce dört soru sorar: her zaman mı, gerçek bir olasılık mı, şimdiki bir hayal mi, geçmişteki bir hayal mi?
  2. Zero: koşulda ve sonuçta geniş zaman; first: koşulda geniş zaman, sonuçta will.
  3. Second: if + geçmiş zaman, would; third: if + past perfect, would have + üçüncü hâl.
  4. Türkçede "-rsa" zero ve first'ü, "-sa" second'ı, "-saydı" third'ü karşılar.
  5. "-rsa" iki yapıyı taşıdığı için İngilizcede sonuç kısmına bak: geniş zaman mı, "will" mi?
  6. Günlük Türkçedeki "-saydı" çoğu zaman şimdiki bir hayaldir; İngilizcede second conditional olur.

Merak sorusu

Bu kez soruyu Daniel soruyor. Türkçe çalışırken bir cümlede takılmış ve Zeynep'e mesaj atmış: "Your language is amazing. 'Gelirse', 'gelse', 'gelseydi'… One little '-se' does so much! But why do we need four different structures in English for the same thing?" Zeynep gülüyor, çünkü tam tersini düşünüyordu: İngilizcede neden dört ayrı koşul yapısı var?

İki dil aslında aynı dört soruyu soruyor, ama cevabı farklı yerlere yazıyor. Türkçe koşulu çoğu zaman tek bir ekin küçük değişiklikleriyle kurar: "-rsa", "-sa", "-saydı". İngilizce ise koşul kısmındaki zamanı ve sonuç kısmındaki yardımcı fiili değiştirerek dört ayrı yapı kurar. Bu Türkçe Köprüsü dersi, iki dilin koşulları nasıl böldüğünü yan yana koyuyor ve hangi Türkçe biçimin hangi İngilizce yapıya denk geldiğini gösteriyor.

Anlatım

İngilizcenin sorduğu dört soru

İngilizcede bir koşul cümlesi kurmadan önce konuşan kişi kendine dört sorudan birini sorar. Bu her zaman mı doğru? O zaman zero conditional: "If you drop a glass, it breaks." Gelecekte gerçekten olabilir mi? O zaman first conditional: "If the bus is late, I'll text you." Şu an gerçek değil mi, yalnızca bir hayal mi? O zaman second conditional: "If I had a boat, I'd sail to Greece."

Dördüncü soru geçmişe bakar: bu geçmişte olmadı, ama olsaydı ne olurdu? Bunun için third conditional kullanılır: "If it had rained, we would have stayed inside" yağmur yağsaydı içeride kalırdık. Bu yapıyı ileride ayrıntısıyla öğreneceksin; şimdilik haritadaki yerini görmen yeter.

Dört yapı yan yana

Aynı fiille dört yapıyı sırala. Zero: "If it rains, the grass gets wet." First: "If it rains tomorrow, we'll cancel the picnic." Second: "If it rained here more often, the garden would be greener." Third: "If it had rained yesterday, we would have cancelled the picnic."

Koşul kısmında zaman her basamakta bir adım geriye kayar: geniş zaman, geniş zaman, geçmiş zaman, past perfect. Sonuç kısmında ise gerçeklikten uzaklık artar: geniş zaman, "will", "would", "would have".

Türkçenin üç biçimi

Türkçe bu dört yapıyı çoğu zaman üç biçimle karşılar. "-rsa / -rse", yani geniş zamanın şart hâli, hem zero hem first conditional'ı taşır: "Bardağı düşürürsen kırılır" ve "Otobüs gecikirse sana yazarım". Hangisi olduğunu sonuç kısmı ve bağlam söyler.

"-sa / -se", yani yalın şart kipi, hayali durumları anlatır ve second conditional'a denk gelir: "Teknem olsa Yunanistan'a giderdim." "-saydı / -seydi" ise geçmişte olmamış bir durumu anlatır ve third conditional'a denk gelir: "Yağmur yağsaydı içeride kalırdık."

Neden İngilizce böler?

İngilizce koşulu ekle değil, zaman ve yardımcı fiillerle kurar. Bu yüzden gerçeklik derecesini fiil zamanlarının kendisiyle göstermek zorundadır: gerçek bir olasılık şimdiki zamana yakın durur, bir hayal geçmiş biçimle uzaklaşır, geçmişteki bir hayal ise bir adım daha geriye kayar. Türkçede bu uzaklığı eklerin küçük farkları taşır; İngilizcede ise cümlenin iki yarısındaki zamanlar.

Türkçe köprüsü

Tablo hâlinde düşünürsen eşleşme şöyledir. "Düşürürsen kırılır" genel bir gerçek, İngilizcede zero. "Gecikirse yazarım" gerçek bir olasılık, İngilizcede first. "Teknem olsa giderdim" şimdiki bir hayal, İngilizcede second. "Yağsaydı kalırdık" geçmişteki bir hayal, İngilizcede third: "If it had rained, we would have stayed."

Asıl tuzak, "-rsa" biçiminin iki yapıyı birden taşımasıdır. Türkçede "yağarsa" hem her zaman geçerli bir kuralda hem yarına dair bir planda kullanılır. İngilizcede ise sonuç kısmına bakman gerekir: sonuç her zaman geçerliyse geniş zaman, belli bir gelecek durumsa "will". Türkçe cümlenin sonundaki "-r" ile "-ecek" farkı burada iyi bir ipucudur.

İkinci tuzak, günlük Türkçedeki "-saydı" kullanımıdır. "Param olsaydı alırdım" cümlesi genellikle bugüne dair bir hayali anlatır, ama biçim olarak geçmişe benzer. İngilizceye çevirirken kendine sor: bu durum geçmişte mi olmadı, yoksa şu anda mı gerçek değil? Şu anda gerçek değilse second conditional yeter: "If I had money, I'd buy it."

Gerçek hayattan örnekler

Zeynep, Daniel'e dört cümlelik bir cevap yazıyor ve her birinin yanına Türkçesini ekliyor.

Dört cümle dört basamağın her birinden geldi: genel bir gerçek, gerçek bir plan, bir hayal ve geçmişe dair bir hayal. Türkçe tarafta ise üç biçim bu işi gördü: "-rsa" iki kez, "-sa" ve "-saydı" birer kez.

Daniel hemen cevap veriyor: "So Turkish packs four boxes into three! If I'd known that, I would have started with Turkish conditionals." Zeynep son cümledeki "If I'd known" yapısını fark ediyor: bu da dördüncü basamak.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "If I will have time, I would help you." ✓ "If I have time, I'll help you." ya da "If I had time, I'd help you." Bu cümle iki farklı basamağı karıştırıyor: koşul kısmında gelecek, sonuç kısmında hayal.
Doğrusu

Önce durumun gerçek bir olasılık mı yoksa bir hayal mi olduğuna karar ver, sonra iki yarıyı aynı basamaktan kur.

"-saydı" biçimini her zaman geçmişe çevirmek de sık görülür: "Zengin olsaydım dünyayı gezerdim" cümlesini "If I had been rich, I would have travelled" diye çevirmek. Konuşan kişi şimdiki bir hayali anlatıyorsa doğru biçim "If I were rich, I'd travel the world" olur.

Mini alıştırma

  1. "Buzu güneşte bırakırsan erir" hangi İngilizce koşul yapısına denk gelir?
  2. "Yarın erken çıkarsam seni ararım" cümlesini İngilizceye çevir.
  3. "Kanatlarım olsa uçardım" cümlesini İngilizceye çevir.
  4. "Türkçedeki -rsa biçimi hangi iki İngilizce yapıyı taşıyabilir?"
  5. "If I will see her, I would tell her" cümlesini gerçek bir olasılık olarak düzelt.

Cevaplar

  1. Zero conditional: "If you leave ice in the sun, it melts."
  2. "If I leave early tomorrow, I'll call you."
  3. "If I had wings, I would fly."
  4. Zero conditional ve first conditional.
  5. "If I see her, I'll tell her."

Sesli tekrar görevi

Ardından second ile bir hayal kur: "If I lived near the sea, I'd swim every day." Son olarak third conditional'ı yalnızca bir kez, kalıbı tekrar eder gibi dene: "If I had known, I would have come." Her cümleden sonra Türkçesini de söyle ve hangi Türkçe biçimin hangi yapıya denk geldiğini sesli olarak belirt. Bu eşleştirme, iki dil arasındaki köprüyü sağlamlaştırır.

Özet kartı

  1. İngilizce dört soru sorar: her zaman mı, gerçek bir olasılık mı, şimdiki bir hayal mi, geçmişteki bir hayal mi?
  2. Zero: koşulda ve sonuçta geniş zaman; first: koşulda geniş zaman, sonuçta will.
  3. Second: if + geçmiş zaman, would; third: if + past perfect, would have + üçüncü hâl.
  4. Türkçede "-rsa" zero ve first'ü, "-sa" second'ı, "-saydı" third'ü karşılar.
  5. "-rsa" iki yapıyı taşıdığı için İngilizcede sonuç kısmına bak: geniş zaman mı, "will" mi?
  6. Günlük Türkçedeki "-saydı" çoğu zaman şimdiki bir hayaldir; İngilizcede second conditional olur.

Sonraki derse köprü

Daniel bir mesaj daha yazıyor: "I'll come to London next month, unless my boss changes the dates. I can stay with you as long as Ryan doesn't mind. I'll bring a Turkish dictionary in case I need it!" Zeynep üç yeni sözcük fark ediyor: "unless", "as long as" ve "in case". Üçü de bir koşul anlatıyor, ama "if" kadar düz değil: biri "-mezse", biri "yeter ki", biri "diye, ne olur ne olmaz" anlamı taşıyor. Sıradaki derste bu üç koşul bağlacını öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: Daniel'in telefonunda üç Türkçe sözcük: "gelirse", "gelse", "gelseydi"; her birinin "-se" parçası parlar. Zeynep'in ekranında dört İngilizce yapı sırayla belirir.
  • Dört basamaklı merdiven: en altta "zero", en üstte "third"; her basamakta koşul kısmındaki zaman bir adım geriye kayar ve sonuç kısmındaki yardımcı fiil değişir.
  • Eşleştirme: sol tarafta üç Türkçe kutu, sağ tarafta dört İngilizce kutu; "-rsa" kutusundan iki ok, öbür kutulardan birer ok çıkar.
  • Uzaklık çizgisi: gerçeklik noktasından uzaklaştıkça renkler soluklaşır; zero en canlı, third en soluk.
  • Seslendirmede Türkçe kısımlar Matilda'ya ait. Daniel'in Türkçesi yavaş ve dikkatli, Zeynep sabırlı ve keyifli.
  • Kişiler kurgu; telefon ekranları markasızdır.

Modül 3.2 — Koşul Cümleleri

Hedef: Gerçek ve hayali durumları anlatır.