İçeriğe geç

Ders EN2.7 · A2 · Modül 2.2

A big red car: sıfatlar hangi sırayla dizilir?

1.080 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 7 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Temel sıra: görüş, boyut, yaş, şekil, renk, köken, malzeme, tür, isim.
  2. Günlük dilde iki ya da üç sıfat yeter: a nice small café, a big red car, an old white house.
  3. Kişisel görüş öne, ölçülebilir gerçekler isme yakın.
  4. Tür sözcüğü isme yapışır: new running shoes, a black leather name tag.
  5. A / an seçimini ilk sözcük belirler: an old car, a big old car.
  6. Türkçede sıra serbest ve "bir" sıfattan sonra gelebilir; İngilizcede sıra kalıplı ve "a" hep en başta.

Merak sorusu

İzmir havalimanında bavul bandı durdu ve Zeynep'in valizi hâlâ görünmüyor. "Yine mi?" diye düşünüyor; Londra'ya ilk geldiği gün de bavulu kaybolmuştu. Kayıp eşya bürosundaki görevli İngilizce soruyor: "What does your suitcase look like?" Zeynep aklına geleni söylüyor: "It's blue, old and big. A blue old big one." Görevli formu doldururken gülümseyerek tekrar ediyor: "So, a big old blue one. OK."

Zeynep'in sözcüklerinin hepsi doğruydu, ama sırası değildi. Türkçede "mavi, eski, büyük bir valiz" de, "büyük, eski, mavi bir valiz" de söylenebilir; kulağa ikisi de tuhaf gelmez. İngilizcede ise bir isim birkaç sıfatla nitelendiğinde, bu sıfatlar büyük ölçüde belirli bir sırayla dizilir. Anadili İngilizce olan biri bu sırayı hiçbir zaman ezberlemez ama yanlış sırayı hemen duyar. Bu ders o sırayı anlatıyor.

Anlatım

Temel sıra

İngilizcede sıfatlar genellikle şu sırayla dizilir: önce bir görüş ya da değerlendirme, sonra boyut, sonra yaş, sonra şekil, sonra renk, sonra köken, sonra malzeme ve en sonda ismin türünü ya da amacını söyleyen sözcük. Ardından isim gelir.

Bir örnekle: "a lovely big old round blue Turkish wooden coffee table". Bu kadar uzun bir dizi günlük konuşmada neredeyse hiç kullanılmaz; ama sıranın mantığını gösterir. Görüş "lovely", boyut "big", yaş "old", şekil "round", renk "blue", köken "Turkish", malzeme "wooden", tür "coffee" ve isim "table".

Gerçek hayatta iki ya da üç sıfat

Günlük konuşmada bir ismin önüne çoğu zaman en fazla iki ya da üç sıfat gelir. Bu yüzden bütün diziyi ezberlemek yerine en sık karşılaşılan birkaç çifti tanımak yeter. Görüş boyuttan önce gelir: "a nice small café". Boyut renkten önce gelir: "a big red car". Yaş renkten önce gelir: "an old white house". Renk malzemeden önce gelir: "a black leather bag".

Bir ipucu da işe yarar: kişisel bir görüş bildiren sıfatlar, yani "nice", "beautiful", "ugly", "boring" gibi herkesin farklı düşünebileceği sözcükler en öne gelir. Ölçülebilir, kişiye göre değişmeyen gerçekler, yani renk, köken ve malzeme ise isme en yakın durur.

Tür sözcüğü isme yapışır

Sıranın en sonunda, ismin hemen önünde duran sözcük çoğu zaman aslında bir sıfat değil, ismin türünü söyleyen başka bir isimdir: "running shoes" koşu ayakkabısı, "travel bag" seyahat çantası, "coffee table" sehpa. Bu sözcük isme o kadar sıkı bağlıdır ki, araya hiçbir sıfat giremez: "new running shoes", "running new shoes" değil.

A mı, an mı?

Sıfatlar ismin önüne geldiğinde "a" ile "an" arasındaki seçimi artık isim değil, ilk sıfat belirler. "An old car" dersin, çünkü "old" bir ünlüyle başlar; ama "a big old car" dersin, çünkü ilk sözcük artık "big". Aynı şekilde "an umbrella" ama "a red umbrella".

Türkçe köprüsü

Türkçede sıfatların sırası İngilizceye göre daha serbesttir. "Büyük eski mavi bir valiz", "eski büyük mavi bir valiz" ya da "mavi, büyük, eski bir valiz" diyebiliriz; vurgu biraz değişir ama cümle yanlış olmaz. Bu serbestlik, Türkçe konuşanların İngilizcede sıfatları aklına geldiği sırayla dizmesine yol açar. İngilizcede ise sıra değiştiğinde cümle yanlış olmasa bile yabancı duyulur.

Bir başka önemli fark, belirsizlik sözcüğünün yeridir. Türkçede "bir" sözcüğü sıfatlardan sonra, isme yakın durabilir: "büyük bir ev", "güzel bir gün". İngilizcede ise "a" ya da "an" her zaman en başa gelir: "a big house", "a beautiful day". Türkçedeki "büyük bir ev" dizilişini İngilizceye taşıyıp "big a house" demek sık yapılan bir hatadır.

Sıfatların çoğul almaması da iki dilde ortaktır. Türkçede "büyük evler" deriz, "büyükler evler" demeyiz. İngilizcede de "big houses" denir, "bigs houses" değil. Bu kuralı renklerle ilgili ilk derslerden hatırlıyorsun; bütün sıfatlar için geçerlidir.

Gerçek hayattan örnekler

Görevli formu doldurmaya devam ediyor ve ayrıntılar soruyor.

Zeynep'in tarifi sıraya uydu. "A small red ribbon": boyut, sonra renk. "A black leather name tag": renk, malzeme, sonra tür sözcüğü "name" ve isim "tag".

Bir saat sonra telefonu çalıyor.

Görevli valizi bu kez yalnızca kurdelesiyle tanıdı: "a small red ribbon", yani önce boyut, sonra renk. Zeynep'in doğru sırayla verdiği ayrıntı, valizi bulmayı kolaylaştırdı.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "I have a blue big bag." ✓ "I have a big blue bag." Boyut, renkten önce gelir.
Doğrusu

Hata, Türkçede sıfatların sırasının serbest olmasından ve akla ilk gelen sıfatı öne koyma alışkanlığından gelir.

Belirsizlik sözcüğünün yerinde de sık bir kayma görülür: "It's big a problem." Türkçedeki "büyük bir sorun" dizilişini taşımak yerine "a" en başa gelmelidir: "It's a big problem."

Mini alıştırma

  1. "Old", "a", "car", "red" sözcüklerini doğru sıraya koy.
  2. "Güzel küçük bir kafe" İngilizcede nasıl söylenir?
  3. "An old big house" ifadesini düzelt.
  4. "Running shoes" ifadesindeki "running" neden isme en yakın durur?
  5. "Umbrella" sözcüğünün önüne "red" eklenince "a" mı, "an" mı gelir?

Cevaplar

  1. "An old red car."
  2. "A nice small café." ya da "A lovely little café."
  3. "A big old house."
  4. Çünkü bir sıfat değil, ayakkabının türünü söyleyen bir sözcüktür ve isme sıkıca bağlıdır.
  5. "A": "a red umbrella."

Sesli tekrar görevi

Ardından kaybettiğin bir eşyayı bir görevliye anlatıyormuş gibi kısa bir konuşma kur ve "I can't find my…" diye başla. Eşyayı üç sıfatla tarif et ve bir ayrıntı ekle: "It has a small…". Kaydını dinlerken sıfatların sırası kulağına doğal geliyor mu, kontrol et.

Özet kartı

  1. Temel sıra: görüş, boyut, yaş, şekil, renk, köken, malzeme, tür, isim.
  2. Günlük dilde iki ya da üç sıfat yeter: a nice small café, a big red car, an old white house.
  3. Kişisel görüş öne, ölçülebilir gerçekler isme yakın.
  4. Tür sözcüğü isme yapışır: new running shoes, a black leather name tag.
  5. A / an seçimini ilk sözcük belirler: an old car, a big old car.
  6. Türkçede sıra serbest ve "bir" sıfattan sonra gelebilir; İngilizcede sıra kalıplı ve "a" hep en başta.

Sonraki derse köprü

Zeynep valizini aldıktan sonra babasının arabasına biniyor ve İzmir yollarında Londra'yı düşünüyor. Hangisi daha büyük, hangisi daha sıcak, hangisi daha pahalı? İki şeyi birbiriyle karşılaştırmak için İngilizce sıfatın biçimini değiştirir: kısa sıfatlara bir ek gelir, uzun sıfatların önüne ise ayrı bir sözcük eklenir. Türkçede bu işi "daha" sözcüğü tek başına yapar. Sıradaki derste karşılaştırma yapmayı öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: İzmir havalimanında duran bir bavul bandı; Zeynep'in yüzünde bir "yine mi" ifadesi. Kayıp eşya bürosunda bir form ve görevlinin kalemi.
  • Sıra bölümü: soldan sağa dizilmiş renkli vagonlardan oluşan bir tren; her vagonda bir sıfat türü yazar: görüş, boyut, yaş, şekil, renk, köken, malzeme, tür; lokomotif isimdir.
  • Zeynep'in yanlış dizisi: "blue old big" kartları karışık gelir, sonra doğru vagonlara kayarak "big old blue" olur.
  • A / an bölümü: "an old car" ve "a big old car" yan yana; ilk sözcüğün baş harfi parlar.
  • Türkçe köprüsü: "büyük bir ev" dizilişinde "bir" sözcüğü sıfattan sonra durur; İngilizce tarafta "a" en başa kayar.
  • Türkçe anlatım için Matilda'nın sesi. Görevli sakin ve profesyonel bir tonla, Zeynep önce endişeli, sonra rahatlamış.
  • Kişiler ve olay kurgu; havalimanı ve havayolu adı geçmez.

Modül 2.2 — Karşılaştırma

Hedef: İnsanları, yerleri ve eşyaları karşılaştırır.