Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Check-in: Can I see your passport? Are you checking in any bags? Window or aisle? Did you pack this bag yourself?
- Güvenlik: Put your bag on the belt. Take off your coat. Any liquids or laptops?
- Anonslar: delayed, gate change, now boarding, final call.
- Otel: I have a booking under the name… Is breakfast included? What's the Wi-Fi password? The shower isn't working.
- Çıkış: We'd like to check out. Can we have a late check-out? Can we leave our bags here?
- Türkçedeki "check-in yapmak" = check in; "adına" = under the name; "rötar" = delay; "kapı 22" = gate 22.
Merak sorusu
Cuma akşamı, Londra'da bir havalimanı. Sophie ile Zeynep ellerinde kahveleriyle dev ekranın önünde duruyor. Edinburgh uçuşunun yanında sarı harflerle tek bir sözcük yanıp sönüyor: "Delayed". Zeynep iç çekiyor, ama tam o sırada hoparlörden bir anons geliyor: "Passengers on the flight to Edinburgh, please note there is a gate change. Your flight will now leave from gate 22." Sophie kahvesini kapıp koşmaya başlıyor: "Come on! Gate 22 is at the other end!"
Havalimanı ve otel, İngilizcenin en kalıplaşmış konuştuğu iki yerdir. Görevliler her gün aynı soruları sorar, anonslar aynı kalıplarla yapılır, otel resepsiyonunda aynı birkaç cümle tekrar eder. Bu iyi bir haber: bu kalıpları bir kez öğrenirsen, dünyanın pek çok havalimanında ve otelinde işini görürsün. Seviye 2'nin başında yolculuk sözcüklerini öğrenmiştin. Bu ders o sözcüklerin içinde geçtiği konuşmaları anlatıyor: bankoda, güvenlikte, kapıda ve otel resepsiyonunda.
Anlatım
Check-in bankosunda
Görevli önce kimliğini ya da pasaportunu ister: "Can I see your passport, please?" ya da "Can I see some ID?" Sonra bagajı sorar: "Are you checking in any bags?" Koltuk tercihini de sorabilir: "Window or aisle?" pencere mi, koridor mu? Uzun bir uçuşta bu küçük seçim çok şey değiştirir.
Bazı bankolarda şu soru da duyulur: "Did you pack this bag yourself?" Bu soru bir önceki modülden tanıdığın dönüşlü zamiri kullanır: bavulu kendin mi hazırladın? Cevap kısa ve nettir: "Yes, I did." Uzun bir açıklama beklenmez.
Güvenlik ve anonslar
Güvenlik kontrolünde kısa emir cümleleri duyarsın: "Please put your bag on the belt." "Take off your coat, please." "Any liquids or laptops?" Bu cümleler kaba değildir; güvenlikte hızlı ve kısa konuşmak alışkanlıktır.
Anonslar da kalıplaşmıştır. "Your flight is delayed" uçuşun gecikti, "There is a gate change" kapı değişti, "Now boarding" biniş başladı, "Final call" son çağrı. "Final call for passengers to Edinburgh" duyduysan koşman gerekebilir!
Otel resepsiyonunda
Otele vardığında kendini ve rezervasyonunu tanıtırsın: "Hi, I have a booking under the name Zeynep." ya da "We have a reservation for two nights." Görevli genellikle şunları söyler ya da sorar: "Can I see your ID, please?" "Here's your key card. You're in room 305." "Breakfast is from seven to ten." Bu cümleleri önceden bilirsen, yorgun bir gecede bile rahatça anlarsın.
Senin soracakların da kalıplaşmıştır: "What time is check-out?" "Is breakfast included?" "What's the Wi-Fi password?" Bir sorun olduğunda: "Sorry, the shower in our room isn't working." "Can we have some extra towels, please?" Kibar bir "please" ve kısa bir cümle, resepsiyonda çoğu sorunu çözer.
Ayrılırken: check-out
Ayrılırken resepsiyona dönüp "We'd like to check out, please" ya da kısaca "Check-out, please" dersin. Daha geç çıkmak istiyorsan sorabilirsin: "Can we have a late check-out?" Bavullarını bir süre bırakmak için "Can we leave our bags here until four?" diye sorarsın. Bu hizmet otelden otele değişir, bu yüzden önceden sormak gerekir.
Türkçe köprüsü
Havalimanı ve otel sözcüklerinin bir kısmını Türkçe zaten İngilizceden almıştır: "check-in", "check-out", "rezervasyon", "resepsiyon". Bu bir avantajdır, ama bir tuzağı da vardır. Türkçede "check-in yapmak" deriz; İngilizcede ise fiil zaten "check in"dir, "do check-in" denmez: "I checked in online." Aynı durum "check out" için de geçerlidir.
"Rezervasyonum var" cümlesi İngilizcede "I have a reservation" ya da İngiliz İngilizcesinde daha sık "I've got a booking" olur. Rezervasyonun kimin adına olduğunu söylerken Türkçedeki "adına" sözcüğü İngilizcede "under the name" ile karşılanır: "a booking under the name Zeynep". "On the name" demek, Türkçedeki "adı üzerine" kalıbının kelime kelime aktarımıdır.
Türkçedeki "rötar" sözcüğü de İngilizcede "delay" olur; uçuş için "The flight is delayed" denir. "Kapı 22" ise "gate 22" olur ve önünde "the" ya da "number" gerekmez: "Our flight leaves from gate 22."
Gerçek hayattan örnekler
Uçak kırk dakika gecikmeyle kalkıyor ve kızlar gece geç saatte Edinburgh'daki küçük otele varıyor. Resepsiyonda yorgun ama güler yüzlü bir görevli, Alistair, onları karşılıyor.
Zeynep hem rezervasyonunu tanıttı, hem gecikmeyi açıkladı, hem de en önemli soruyu sordu. Alistair'in cevapları kısa ve kalıplaşmıştı.
Pazar sabahı ayrılırken Sophie resepsiyona gidiyor. Treni öğleden sonra olduğu için bavullarını bırakmak istiyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "I have a reservation on the name Zeynep." ✓ "I have a reservation under the name Zeynep." Rezervasyonun kimin adına olduğu "under the name" ile söylenir.
Hata, Türkçedeki "adı üzerine" ya da "adına" kalıbını kelime kelime "on the name" diye taşımaktan gelir.
Bir başka sık kayma da "do check-in" ya da "make check-in" demektir. İngilizcede "check in" zaten bir fiildir: "I checked in at the desk", "We need to check out at eleven". Önüne ayrıca "do" ya da "make" eklenmez.
Mini alıştırma
- Check-in bankosunda pencere kenarı istemek için ne dersin?
- "Uçuşumuz rötar yaptı" cümlesini İngilizceye çevir.
- "Final call" anonsu ne anlama gelir?
- Otelde kahvaltının fiyata dahil olup olmadığını nasıl sorarsın?
- "We want to do check-out" cümlesini düzelt.
Cevaplar
- "Can I have a window seat, please?"
- "Our flight was delayed."
- Son çağrı: kapıya hemen gitmen gerekiyor.
- "Is breakfast included?"
- "We'd like to check out, please."
Sesli tekrar görevi
Ardından otel resepsiyonuna geç: rezervasyonunu "under the name…" ile tanıt, kahvaltı saatini ve Wi-Fi şifresini sor, odandaki küçük bir sorunu kibarca bildir. Son olarak çıkış yap ve bavulunu bir süre bırakmak iste. Kaydını dinlerken "check in" ve "check out" fiillerinin önüne "do" koymadığından emin ol.
Özet kartı
- Check-in: Can I see your passport? Are you checking in any bags? Window or aisle? Did you pack this bag yourself?
- Güvenlik: Put your bag on the belt. Take off your coat. Any liquids or laptops?
- Anonslar: delayed, gate change, now boarding, final call.
- Otel: I have a booking under the name… Is breakfast included? What's the Wi-Fi password? The shower isn't working.
- Çıkış: We'd like to check out. Can we have a late check-out? Can we leave our bags here?
- Türkçedeki "check-in yapmak" = check in; "adına" = under the name; "rötar" = delay; "kapı 22" = gate 22.
Sonraki derse köprü
Cumartesi sabahı kahvaltıda Zeynep, Alistair'e şehirde bir fotoğraf sergisi olup olmadığını soruyor. Alistair önce anlamıyor, sonra gülümsüyor: "Ah, a phoTOgraphy exhibition! Yes, there's one near the castle." Zeynep şaşırıyor: sözcüğü doğru söylemişti ama vurguyu yanlış heceye koymuştu. İngilizcede aynı köke sahip sözcüklerde bile vurgu yer değiştirebilir ve anlaşılmayı doğrudan etkiler. Sıradaki derste kelime vurgusunu öğreneceksin.