Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Get + isim = almak, edinmek: I got an email; Can I get a coffee?
- Get to + yer = varmak; get home, get here, get there ("to" yok).
- Get + sıfat = olmak, değişmek: get tired, get dark, get better, get married.
- Get on / off: otobüs, tren, uçak; get in / out of: araba, taksi; get up: kalkmak.
- Get it = anlamak: I don't get it; Got it!
- Türkçede beş ayrı fiil: almak, varmak, -laşmak, binmek / inmek, anlamak; hepsi İngilizcede "get" olabilir.
Merak sorusu
Salı akşamı Zeynep ofisten dönüyor ve Sophie'ye gününü anlatıyor: "What a day! I got an email from my boss at seven. I got to the office late because the bus was full. In the afternoon the room got really hot, and my colleague told a joke, but I didn't get it. Then I got off the bus at the wrong stop!" Sophie gülüyor: "Five 'gets' in one story. That's very English!"
Sophie haklı. Zeynep'in kısa anlatısında "get" fiili beş kez geçti ve her seferinde başka bir şey anlattı: bir e-postayı almak, ofise varmak, odanın ısınması, bir espriyi anlamak, otobüsten inmek. Türkçede bu beş iş için beş ayrı fiil kullanırız: almak, varmak, olmak, anlamak, inmek. İngilizcede ise günlük konuşmada hepsini tek bir fiil üstlenebilir. Bu ders "get" fiilinin en sık kullanılan beş anlamını ve her birini nasıl tanıyacağını anlatıyor.
Anlatım
1. Almak, edinmek: get + isim
"Get" arkasından bir isim gelince çoğu zaman "almak, edinmek" demektir: "I got an email" bir e-posta aldım, "Can I get a coffee, please?" bir kahve alabilir miyim, "She got a new job" yeni bir iş buldu. Satın almak, teslim almak ya da elde etmek; bağlam hangisi olduğunu söyler.
Fiilin biçimleri düzensizdir: "get, got, got". Amerikan İngilizcesinde üçüncü hâl çoğu zaman "gotten" olur: "I've gotten a message".
2. Varmak: get to, get home
"Get" bir yerle birlikte gelince "varmak, ulaşmak" demektir: "I got to the office at nine" ofise dokuzda vardım, "What time did you get home?" eve kaçta vardın? "Home", "here" ve "there" sözcüklerinden önce "to" gelmez: "get home", "get here", "get there".
Yol sormak için de çok kullanılır: "How do I get to the station?" istasyona nasıl giderim?
3. Olmak, değişmek: get + sıfat
"Get" arkasından bir sıfat gelince, bir durumun değiştiğini anlatır: "It's getting dark" hava kararıyor, "The room got hot" oda ısındı, "I'm getting tired" yoruluyorum, "Get well soon!" geçmiş olsun, çabuk iyileş. Burada "get", Türkçedeki "-laşmak, -leşmek" ya da "olmak" fiilinin işini görür.
Bazı sık kalıplar: "get married" evlenmek, "get lost" kaybolmak, "get ready" hazırlanmak, "get better" iyileşmek.
4. Binmek, inmek, kalkmak: get on, get off, get up
"Get" küçük bir yön sözcüğüyle birleşince hareket anlatır. Otobüs, tren ve uçak gibi büyük araçlar için "get on" binmek, "get off" inmek kullanılır. Araba ve taksi için ise "get in" binmek, "get out of" inmek gelir. "Get up" yataktan kalkmak demektir: "I got up at half past six".
5. Anlamak: get it
Günlük konuşmada "get" bir şeyi anlamak anlamına da gelir: "I don't get it" anlamadım, "Do you get the joke?" espriyi anladın mı? "Got it!" anladım, tamam. Bu kullanım gayriresmîdir; resmî bir yazıda "understand" tercih edilir.
Türkçe köprüsü
Türkçede "get" fiilinin tek bir karşılığı yoktur; her anlamı ayrı bir fiil karşılar. "Almak" = "get" + isim, "varmak" = "get to", "olmak, -laşmak" = "get" + sıfat, "binmek, inmek" = "get on, get off", "anlamak" = "get it". İngilizce bir cümlede "get" gördüğünde, arkasından ne geldiğine bak: isim mi, yer mi, sıfat mı, küçük bir yön sözcüğü mü?
Türkçenin "-laşmak, -leşmek" eki ile "get" arasındaki bağ özellikle kullanışlıdır. "Soğumak", "karanlık olmak", "yorulmak", "iyileşmek" gibi değişim fiilleri İngilizcede çoğu zaman "get" ile kurulur: "get cold", "get dark", "get tired", "get better". Tek bir sözcük arayıp bulamadığında "get + sıfat" kalıbını dene.
Bir tuzak da binmek ve inmek fiillerinde. Türkçede her araca "binilir", her araçtan "inilir". İngilizcede ise aracın büyüklüğüne göre sözcük değişir: otobüse "get on", taksiye "get in". Otobüsün içinde ayakta durabilirsin; taksiye ise eğilerek girersin. Bu küçük ayrım hangisinin seçileceğini hatırlatır.
Gerçek hayattan örnekler
Sophie de kendi gününü "get" ile anlatıyor. Bir yarışma yapıyorlarmış gibi, her cümlede bir tane kullanmaya çalışıyor.
Sophie'nin anlatısında "get" altı kez, beş farklı anlamda çalıştı: kalkmak, almak, binmek, kaybolmak, varmak ve yine almak. "Got a taxi" burada taksi tutmak anlamındaydı.
Ertesi sabah Ryan otobüs durağında Zeynep'e mesaj yazıyor. Zeynep'in dünkü hatasını hatırlıyor.
"Got it?" ve "Got it!" kalıpları, "anladın mı?" ve "anladım" anlamında kısa, gündelik bir onaylaşma oldu.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "I got to home at eight." ✓ "I got home at eight." "Home" sözcüğünden önce "to" gelmez.
Hata, Türkçedeki "eve vardım" yönelme ekini İngilizcede her yerde "to" ile karşılamaktan gelir. "Here" ve "there" için de aynı kural geçerlidir: "get here", "get there".
Araç sözcüklerinde de bir karışıklık sık görülür: "I got in the bus" ya da "I got on the taxi". Otobüs, tren ve uçak için "get on / get off", araba ve taksi için "get in / get out of" kullanılır.
Mini alıştırma
- "Eve kaçta vardın?" sorusunu İngilizce kur.
- "Hava soğuyor" cümlesini "get" ile İngilizceye çevir.
- "Müzenin önünde ineceğim" cümlesini İngilizce söyle.
- "I don't get it" ne anlama gelir?
- "She got in the train" cümlesini düzelt.
Cevaplar
- "What time did you get home?"
- "It's getting cold."
- "I'll get off at the museum."
- "Anlamadım."
- "She got on the train."
Sesli tekrar görevi
Ardından bir arkadaşına kısa bir yönerge ver ve "Got it?" diye sor. Kaydını dinlerken "home" önüne "to" koymadığından ve otobüs ile taksi için doğru sözcükleri seçtiğinden emin ol.
Özet kartı
- Get + isim = almak, edinmek: I got an email; Can I get a coffee?
- Get to + yer = varmak; get home, get here, get there ("to" yok).
- Get + sıfat = olmak, değişmek: get tired, get dark, get better, get married.
- Get on / off: otobüs, tren, uçak; get in / out of: araba, taksi; get up: kalkmak.
- Get it = anlamak: I don't get it; Got it!
- Türkçede beş ayrı fiil: almak, varmak, -laşmak, binmek / inmek, anlamak; hepsi İngilizcede "get" olabilir.
Sonraki derse köprü
Zeynep akşam yemeğini hazırlarken telefonu çalıyor. Ekranda tanımadığı bir numara var. Açıyor ve bir ses soruyor: "Hello, may I speak to Zeynep, please?" Zeynep bir an duraksıyor: "I am Zeynep" mi demeli, yoksa başka bir kalıp mı var? Telefonda İngilizce, yüz yüze konuşmadan biraz farklı kurallarla işler: kendini tanıtmanın, beklemeyi istemenin ve mesaj bırakmanın kendi kalıpları vardır. Sıradaki derste telefonda konuşmayı öğreneceksin.