Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Uzun iş + kısa olay: I was reading when the door opened.
- Aynı sahne while ile: While I was reading, the door opened.
- İki uzun iş yan yana: While he was talking, I was laughing.
- İki kısa olay art arda: When he came in, I stood up.
- When cümlenin başındaysa virgül: When the door opened, I was reading.
- Türkçedeki "-ken" = while + past continuous; "-ınca, -dığında" ve "…-yordum ki" = when.
Merak sorusu
Edith çayından bir yudum alıyor ve hikâyenin en sevdiği yerine geliyor: "I was reading my magazine when the door opened. A tall young man came in. His umbrella was completely broken!" Tom kahkahayı basıyor. Edith devam ediyor: "While he was shaking the water off his coat, I was trying very hard not to laugh."
Bu kez Edith yalnızca arka planı anlatmadı; olayları birbirine bağladı. İlk cümlede uzun süren bir işin, dergi okumanın ortasına kısa ve ani bir olay düştü: kapı açıldı. İkinci cümlede ise iki uzun iş paralel ilerledi: adam paltosunu silkeliyordu, Edith de gülmemeye çalışıyordu. İki olayı tek cümlede birleştirmek için İngilizce iki küçük sözcük kullanır: "when" ve "while". Bu ders, hangisinin ne zaman seçildiğini anlatıyor.
Anlatım
Uzun iş, kısa olay: when
En sık kalıp şudur: uzun süren bir iş past continuous ile, onu kesen kısa olay past simple ile gelir. Kısa olayın önüne "when" konur: "I was reading when the door opened" dergi okuyordum ki kapı açıldı. Uzun iş sahneyi kurar, kısa olay sahneye girer.
Cümlenin sırası değişebilir: "When the door opened, I was reading." "When" cümlenin başındaysa iki parça arasına virgül konur; ortadaysa genellikle virgül gerekmez.
Uzun iş, kısa olay: while
Aynı durum "while" ile de anlatılabilir, ama bu kez "while" uzun işin önüne gelir: "While I was reading, the door opened" ben dergi okurken kapı açıldı. "While" bir süreyi işaret eder, bu yüzden arkasından çoğunlukla past continuous gelir.
Kısaca: "when" genellikle kısa olayın önünde, "while" uzun işin önünde durur. İki cümle de aynı sahneyi anlatır; yalnızca bakış açısı değişir.
İki uzun iş: while
İki iş aynı zaman diliminde birlikte sürüyorsa, ikisi de past continuous olur ve aralarını "while" bağlar: "While he was shaking his coat, I was trying not to laugh." "While I was cooking, Tom was setting the table" ben yemek yaparken Tom sofrayı kuruyordu. Burada kimse kimseyi kesmez; iki iş paralel akar.
İki kısa olay: when
İki olay da kısaysa ve biri ötekinin hemen ardından geliyorsa, ikisi de past simple olur: "When he came in, I stood up" o içeri girince ayağa kalktım. Önce o girdi, sonra ben kalktım. Bu cümle, "When he came in, I was standing" cümlesinden farklıdır: orada Edith zaten ayaktaydı.
Türkçe köprüsü
Türkçe bu iki anlamı iki ekle karşılar. "-ken" eki "while" anlamındadır: "okurken", "konuşurken", "yemek yaparken". "-ınca, -dığında" ekleri ise "when" anlamındadır: "kapı açılınca", "o içeri girdiğinde". Bu yüzden Türkçeden çevirirken eki dinlemek iyi bir ipucu verir.
Ancak Türkçenin "-ken" eki fiilin zamanını taşımaz; "okurken" sözcüğü geçmişte de, şimdide de, gelecekte de kullanılabilir. İngilizcede ise "while" sonrasındaki fiil zamanı açıkça gösterir: geçmişte süren bir iş için "while I was reading". Türkçe konuşanların sık yaptığı hata, "-ken" ekindeki sadeliği taşıyıp "While I read" demektir. Doğal olan, geçmişte süren bir iş için past continuous kullanmaktır.
Bir de Türkçenin sevdiği bir kalıp var: "Dergi okuyordum ki kapı açıldı." Buradaki "ki", İngilizcedeki "when" ile çok iyi örtüşür: "I was reading when the door opened." İki dilde de önce uzun iş, sonra onu kesen olay gelir.
Gerçek hayattan örnekler
Edith hikâyeyi sürdürüyor. Tom ise dedesinin ilk sözlerini merak ediyor.
Tom'un sorusunda "when" iki kısa olayı bağladı: gördü, dedi. Edith'in cevabında ise "while" iki uzun işi yan yana koydu: Edith arıyordu, Walter espri anlatıyordu.
Akşam Zeynep, Daniel'e kendi gününden küçük bir olay yazıyor. Eve dönerken beklenmedik bir misafirle karşılaşmış.
İlk cümlede uzun bir iş kısa bir olayla kesildi. İkinci cümlede uzun işin önüne "while" geldi ve kısa olaylar past simple ile sıralandı.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "While I read, the door opened." ✓ "While I was reading, the door opened." Geçmişte süren uzun iş past continuous ister.
Hata, Türkçedeki "okurken" sözcüğünün zamansız sadeliğini İngilizceye taşımaktan gelir.
Bir de sözcüklerin yeri karışabilir: "While the door opened, I was reading." Kapının açılması kısa ve ani bir olaydır; "while" ise bir süreyi işaret eder. Kısa olayın önüne "when" gelir: "When the door opened, I was reading."
Mini alıştırma
- "Duş alıyordum ki telefon çaldı" cümlesini "when" ile İngilizceye çevir.
- Aynı cümleyi "while" ile yeniden kur.
- "Ben kitap okurken Sophie yemek yapıyordu" cümlesini İngilizceye çevir.
- "When he arrived, we ate" ile "When he arrived, we were eating" arasındaki fark nedir?
- "While I cooked, the lights went out" cümlesini düzelt.
Cevaplar
- "I was having a shower when the phone rang."
- "While I was having a shower, the phone rang."
- "While I was reading, Sophie was cooking."
- İlkinde önce o geldi, sonra yemeğe başladık; ikincisinde o geldiğinde yemek zaten sürüyordu.
- "While I was cooking, the lights went out."
Sesli tekrar görevi
Ardından aynı anı "while" ile yeniden söyle: "While I was watching TV, I heard a strange noise." Son olarak aynı anda süren iki işi "while" ile birleştir ve iki kısa olayı "when" ile sıraya koy. Kaydını dinlerken "while" sonrasında past continuous kullandığından ve kısa olayları past simple ile verdiğinden emin ol.
Özet kartı
- Uzun iş + kısa olay: I was reading when the door opened.
- Aynı sahne while ile: While I was reading, the door opened.
- İki uzun iş yan yana: While he was talking, I was laughing.
- İki kısa olay art arda: When he came in, I stood up.
- When cümlenin başındaysa virgül: When the door opened, I was reading.
- Türkçedeki "-ken" = while + past continuous; "-ınca, -dığında" ve "…-yordum ki" = when.
Sonraki derse köprü
Edith hikâyenin sonuna yaklaşıyor: "He was wet and cold, so I made him a cup of tea. I wanted to sell him an umbrella, but he didn't buy one. He came back the next day, because he wanted to see me again!" Tom ve Zeynep gülüyor. Bu cümlelerde olayları birbirine bağlayan dört küçük sözcük var: biri ekliyor, biri karşı çıkıyor, biri sonucu, biri nedeni söylüyor. Sıradaki derste "and", "but", "so" ve "because" ile cümleleri bağlamayı öğreneceksin.