Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Past continuous = was / were + fiil-ing: I was reading, they were running.
- Olumsuz: wasn't / weren't; soru: Was it raining? What were you doing?
- Geçmişte belli bir anda süren iş: At eight I was cooking dinner.
- Hikâyenin arka planı: hava, insanlar, sahne; asıl olaylar past simple ile gelir.
- Durum fiilleri genellikle -ing almaz: I knew him, I wanted to go.
- Türkçedeki "-iyordu" çoğu zaman past continuous; ama alışkanlık ve durum anlatıyorsa past simple olur.
Merak sorusu
Pazar öğleden sonra Tom ile Zeynep, Edith'in salonunda çay içiyor. Pencerede yağmur. Tom gülümseyerek soruyor: "Grandma, tell Zeynep how you met Grandpa Walter." Edith fincanını bırakıyor, gözleri uzaklara dalıyor: "It was a cold day in York. It was raining hard, and everyone was running home. I was standing in my uncle's little shop. I was reading a magazine and I was trying to stay warm."
Edith henüz asıl olayı anlatmadı. Önce bir resim çizdi: yağmur yağıyordu, insanlar koşuyordu, kendisi dükkânda duruyor ve dergi okuyordu. Bu cümlelerin hiçbiri "ne oldu?" sorusuna cevap vermiyor; hepsi o anın arka planını, süren hâlini anlatıyor. İngilizce bunun için "past continuous" adı verilen bir zaman kullanır. Türkçede aynı işi "-iyordu" eki görür. Bu ders, hikâyenin sahnesini kuran bu zamanı anlatıyor.
Anlatım
Yapı: was ya da were, sonra -ing
Past continuous iki parçadan oluşur: "be" fiilinin geçmiş hâli ve fiilin "-ing" hâli. "I, he, she, it" ile "was", "you, we, they" ile "were" gelir: "I was reading", "She was standing", "They were running".
"-ing" ekini şimdiki zamandan tanıyorsun: "read, reading", "run, running", "try, trying". Aynı yazım kuralları burada da geçerlidir. Tek fark, "am, is, are" yerine "was, were" gelmesidir.
Olumsuz ve soru
Olumsuzda "not" eklenir ve konuşmada kısalır: "wasn't", "weren't". "I wasn't working that day", "The buses weren't running". Soruda "was" ya da "were" özneden önce gelir: "Was it raining?", "What were you doing?".
Kısa cevaplarda "-ing" tekrarlanmaz: "Yes, it was." "No, they weren't."
Kullanım 1: geçmişte bir anda süren iş
Past continuous, geçmişte belli bir anda sürmekte olan bir işi anlatır. O anda iş başlamıştı ama henüz bitmemişti: "At eight o'clock last night, I was cooking dinner" dün akşam saat sekizde yemek pişiriyordum. Soru da aynı mantıkla kurulur: "What were you doing at ten yesterday?" dün saat onda ne yapıyordun?
Burada past simple ile fark önemlidir. "At eight I cooked dinner" sekizde yemeği yaptım, yani iş o saatte başlayıp bitti. "At eight I was cooking dinner" ise saat sekizde iş sürüyordu, belki yedi buçukta başlamıştı.
Kullanım 2: hikâyenin arka planı
Hikâye anlatırken past continuous sahneyi kurar: hava nasıldı, insanlar ne yapıyordu, anlatıcı nerede duruyordu? Asıl olaylar ise past simple ile gelir. Edith'in anlatısında arka plan böyle kuruldu: "It was raining. Everyone was running home. I was standing in the shop." Birazdan asıl olay gelecek ve o, past simple olacak.
Türkçe köprüsü
Bu zaman için Türkçenin çok iyi bir karşılığı var: "-iyordu" eki. "Yağmur yağıyordu", "Herkes koşuyordu", "Dergi okuyordum" cümleleri, İngilizcedeki "It was raining", "Everyone was running", "I was reading a magazine" cümlelerine neredeyse birebir karşılık gelir. İki dil de hikâyenin arka planını bu yapıyla kurar.
Yine de "-iyordu" her zaman past continuous değildir. Türkçede bu ek, geçmişteki alışkanlıkları da anlatır: "Çocukken her yaz denize giriyordum". İngilizcede bu cümle genellikle past simple ile kurulur: "As a child, I swam in the sea every summer". Tekrar eden bir alışkanlık, belli bir anda süren bir iş değildir.
İkinci fark, durum fiillerinde görülür. Türkçede "Onu tanıyordum", "Bu şarkıyı seviyordum", "Eve gitmek istiyordum" deriz. İngilizcede "know", "like", "love", "want" gibi durum fiilleri genellikle "-ing" almaz: "I knew him", "I loved this song", "I wanted to go home". Türkçedeki "-iyordu" burada past simple'a dönüşür.
Gerçek hayattan örnekler
Edith anlatısına bir cümle daha ekliyor, sonra Tom'a dönüyor.
Üç cümlenin üçü de arka planı çizdi: radyo, amca ve sessizlik. Edith henüz olayın kendisine gelmedi; dinleyiciyi sahnenin içine yerleştirdi.
Akşam Zeynep, Daniel'e Edith'in hikâyesinden söz ediyor. Daniel ise başka bir şey soruyor.
Daniel'in sorusu geçmişte belli bir anı, saat altıyı hedef aldı. Zeynep'in cevabı o anda süren işi anlattı. "I called you twice" ise tamamlanmış bir olaydı ve past simple ile geldi.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "I was knowing him very well." ✓ "I knew him very well." "Know" bir durum fiilidir ve genellikle "-ing" almaz.
Hata, Türkçedeki "onu çok iyi tanıyordum" cümlesindeki "-iyordu" ekini her durumda past continuous ile karşılamaktan gelir.
Yardımcı fiil de sık unutulur: "I reading a magazine" ya da "They running home". Past continuous her zaman "was" ya da "were" ister: "I was reading", "They were running". Özneyle uyum da önemlidir: "they was" değil, "they were".
Mini alıştırma
- "Dün saat dokuzda kahvaltı ediyordum" cümlesini İngilizceye çevir.
- "We was watching TV" cümlesini düzelt.
- "Saat beşte ne yapıyordun?" sorusunu İngilizce kur.
- "Çocukken her gün bisiklete biniyordum" cümlesi İngilizcede neden past continuous ile kurulmaz?
- "I was wanting a coffee" cümlesini düzelt.
Cevaplar
- "At nine o'clock yesterday, I was having breakfast."
- "We were watching TV."
- "What were you doing at five o'clock?"
- Tekrar eden bir alışkanlık anlatıyor, belli bir anda süren bir işi değil: "As a child, I rode my bike every day."
- "I wanted a coffee."
Sesli tekrar görevi
Ardından bir hikâyenin sahnesini kur: hatırladığın bir günü seç ve üç arka plan cümlesi söyle. Hava nasıldı, çevrendeki insanlar ne yapıyordu, sen neredeydin: "It was snowing. People were buying bread. I was sitting at the bus stop." Kaydını dinlerken "I, he, she" ile "was", "we, they, you" ile "were" kullandığından ve durum fiillerine "-ing" eklemediğinden emin ol.
Özet kartı
- Past continuous = was / were + fiil-ing: I was reading, they were running.
- Olumsuz: wasn't / weren't; soru: Was it raining? What were you doing?
- Geçmişte belli bir anda süren iş: At eight I was cooking dinner.
- Hikâyenin arka planı: hava, insanlar, sahne; asıl olaylar past simple ile gelir.
- Durum fiilleri genellikle -ing almaz: I knew him, I wanted to go.
- Türkçedeki "-iyordu" çoğu zaman past continuous; ama alışkanlık ve durum anlatıyorsa past simple olur.
Sonraki derse köprü
Edith hikâyenin asıl anına geliyor: dükkânda beklerken kapı açılıyor ve elinde kırık bir şemsiyeyle genç bir adam içeri giriyor. Sonra ikisi konuşurken yağmur diniyor. Bu iki cümlede farklı bir şey oluyor: birinde süren bir işin ortasına ansızın kısa bir olay düşüyor, ötekinde iki uzun iş aynı anda yan yana akıyor. Sıradaki derste "when" ve "while" ile iki olayı tek cümlede birleştirmeyi öğreneceksin.