Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Ayarlanmış buluşmalar için şimdiki zaman + gelecek ifadesi: I'm meeting Daniel on Saturday.
- Takvime yazılabilecek her şey: randevu, bilet, rezervasyon, ziyaret.
- Zaman ifadesi ya da açık bağlam şarttır; yoksa cümle şimdiyi anlatır.
- Going to niyet, şimdiki zaman ayarlanmış iş; çoğu zaman ikisi de doğrudur.
- Hava ve kontrol dışı olaylar için kullanılmaz: It will rain tomorrow.
- Türkçedeki "Yarın gidiyorum" aynı mantıkla çalışır; İngilizcede "am / is / are" asla düşmez.
Merak sorusu
Cuma akşamı Sophie mutfakta Zeynep'e soruyor: "What are you doing on Saturday?" Zeynep telefonundaki takvime bakıyor: "I'm meeting Daniel at eleven, near the station. Then I'm having lunch with Edith and Tom." Sophie şaşırmış gibi yapıyor: "Busy weekend!"
İki kadın da şimdiki zamanı kullandı, ama hiçbiri o anda olan bir şeyden söz etmiyordu. Sophie'nin sorusu cumartesiyi, Zeynep'in cevabı da cumartesi günü olacak iki buluşmayı anlatıyordu. İngilizce, saati, yeri ve karşıdaki kişisi belli olan buluşmaları anlatırken şimdiki zamanı geleceğe taşır. Türkçe konuşanlar için bu kullanım aslında hiç yabancı değildir. Bu ders, randevular için kullanılan şimdiki zamanı anlatıyor.
Anlatım
Kalıp: şimdiki zaman + gelecek zaman ifadesi
Randevuları anlatırken şimdiki zamanın bildiğin kalıbı kullanılır: özneye uyan "to be" biçimi ve "-ing" alan fiil. Farkı yaratan, cümleye eklenen gelecek zaman ifadesidir: "I'm meeting Daniel on Saturday" cumartesi Daniel'le buluşuyorum, "We're having dinner with Edith tomorrow" yarın Edith'le akşam yemeği yiyoruz, "She's flying to Rome next week" gelecek hafta Roma'ya uçuyor.
Zaman ifadesi ya da açık bir bağlam şarttır. "I'm meeting Daniel" cümlesi tek başına kalırsa, dinleyen bunu şu anda olan bir şey sanabilir. "On Saturday" ya da "tomorrow" eklendiğinde cümle geleceğe geçer.
Ne anlatır: ayarlanmış buluşmalar
Bu kullanım, başka insanlarla ya da bir kurumla önceden ayarlanmış, günü ve çoğu zaman saati belli olan etkinlikler için seçilir. Bir arkadaşla sözleşmiş, bir restoranda yer ayırtmış, bir bilet almış ya da bir doktordan randevu almışsan, bu zamanı kullanabilirsin: "I'm seeing the doctor on Tuesday", "We're going to a concert tonight", "My parents are arriving at six."
Bu yüzden bu zamana bazen "takvim zamanı" da denebilir: ajandana ya da telefonundaki takvime yazdığın bir şeyse, şimdiki zamanla anlatman çok doğaldır.
Going to ile farkı
"Going to" bir niyeti ve kararı anlatır: "I'm going to take Spanish lessons" dediğinde kararını vermişsin, ama belki henüz bir kursa yazılmamışsındır. Şimdiki zaman ise işin ayarlandığını anlatır: "I'm starting a Spanish course on Monday" dediğinde kurs belli, gün belli, kayıt yapılmış.
Pek çok durumda iki kalıp da doğrudur ve anlam çok az değişir: "I'm going to meet Daniel on Saturday" ile "I'm meeting Daniel on Saturday" arasındaki fark ince bir tondur. Şimdiki zaman, buluşmanın ayarlandığını biraz daha vurgular.
Nerede kullanılmaz?
Kimsenin ayarlamadığı, kişilerin kontrolünde olmayan olaylar için bu kullanım uygun değildir. Hava durumu bunun en iyi örneğidir: "It's raining tomorrow" doğal duyulmaz; tahmin için "It will rain tomorrow" dersin; gökyüzünde kara bulutlar varsa "going to" ile kurulan tahmin de uygundur. Durum fiilleri, yani "like", "know", "want" gibi fiiller de "-ing" almadığı için bu kalıba girmez.
Soru: What are you doing…?
Birinin gelecek planlarını sormanın en yaygın yollarından biri bu kalıptır: "What are you doing at the weekend?" hafta sonu ne yapıyorsun, "Are you doing anything tonight?" bu akşam bir şey yapıyor musun. Bu soru çoğu zaman bir davetin habercisidir: cevap "No, nothing" ise ardından "Would you like to come to the cinema?" gibi bir teklif gelir.
Türkçe köprüsü
Bu kullanım Türkçede de vardır ve tam olarak aynı mantıkla işler. "Yarın İzmir'e gidiyorum", "Cumartesi Daniel'le buluşuyorum", "Annemler akşam geliyor" cümlelerinde "-yor" eki, şu anda değil, ayarlanmış bir gelecekte olacak şeyleri anlatır. Türkçe konuşanlar bu yüzden "I'm meeting Daniel on Saturday" cümlesini son derece doğal bulur; kendi dillerinde her gün yaptıkları bir şeyi İngilizcede de yaparlar.
Sınır da iki dilde benzerdir. Türkçede "Yarın yağmur yağıyor" demek tuhaf gelir; "Yarın yağmur yağacakmış" ya da "Yarın yağmur yağacak" deriz. İngilizcede de "It's raining tomorrow" aynı tuhaflığı taşır. İki dil de şimdiki zamanı, insanların ayarladığı olaylar için geleceğe taşır, doğanın getireceği olaylar için değil.
Tek fark yazılışta ve parçalardadır. Türkçede "buluşuyorum" tek sözcüktür; İngilizcede "I'm meeting" üç parçadır ve "am" asla düşmez. Bir de zaman ifadesi İngilizcede daha gerekli bir ipucudur: Türkçede bağlam çoğu zaman yeter, İngilizcede ise "on Saturday" ya da "tomorrow" cümleyi şimdiden geleceğe taşıyan asıl işarettir.
Gerçek hayattan örnekler
Sophie cumartesi planını duyunca bir öneride bulunuyor.
Sophie'nin sorusu "Are you doing anything…?" kalıbıyla kuruldu ve bir davete dönüştü. Ryan'la yaptıkları ayarlanmış bir planı anlatırken yine şimdiki zamanı kullandı: "are going".
Zeynep takvimini Daniel'le de paylaşıyor.
İki randevu da takvimde yazılı, günü ve çoğu zaman saati belliydi: "I'm working late", "I'm seeing the dentist". Türkçe çeviride de aynı işi "-yor" eki gördü.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "I meet Daniel on Saturday." ✓ "I'm meeting Daniel on Saturday." Ayarlanmış bir buluşma için şimdiki zaman kullanılır; geniş zaman burada ya bir alışkanlık gibi ya da bir tarifeyi okur gibi duyulur.
Hata, Türkçedeki "buluşurum" ile "buluşuyorum" arasındaki farkı İngilizceye taşımamaktan gelir.
Ters yönde de bir kayma görülür: kontrol edilemeyen olayları bu kalıpla anlatmak: "It's snowing next week". Hava ve doğa olayları için tahmin kalıpları kullanılır: "It will snow next week" ya da "It's going to snow".
Mini alıştırma
- "Yarın akşam annemle yemek yiyorum" cümlesini İngilizce kur.
- "What are you doing tonight?" sorusu ne anlama gelir?
- "I'm meeting Daniel" cümlesini geleceğe taşıyan ne olabilir?
- "It's raining tomorrow" cümlesini düzelt.
- "Pazartesi dişçiye gidiyorum" cümlesini İngilizceye çevir.
Cevaplar
- "I'm having dinner with my mother tomorrow evening."
- Bu akşam ne yapıyorsun; bu akşam için bir planın var mı?
- Bir zaman ifadesi: "tomorrow", "on Saturday", "next week".
- "It will rain tomorrow."
- "I'm seeing the dentist on Monday." ya da "I'm going to the dentist on Monday."
Sesli tekrar görevi
Ardından bir arkadaşına "Are you doing anything on Saturday?" diye sor, iki farklı cevap ver: biri meşgul, biri boş. Boş olan cevabın ardından bir davet ekle. Son olarak iki cümle kur: biri bir niyet, "I'm going to…", öteki ayarlanmış bir buluşma, "I'm…-ing". Kaydını dinlerken şimdiki zaman cümlelerinde "to be" parçasının hiçbir yerde düşmediğinden emin ol.
Özet kartı
- Ayarlanmış buluşmalar için şimdiki zaman + gelecek ifadesi: I'm meeting Daniel on Saturday.
- Takvime yazılabilecek her şey: randevu, bilet, rezervasyon, ziyaret.
- Zaman ifadesi ya da açık bağlam şarttır; yoksa cümle şimdiyi anlatır.
- Going to niyet, şimdiki zaman ayarlanmış iş; çoğu zaman ikisi de doğrudur.
- Hava ve kontrol dışı olaylar için kullanılmaz: It will rain tomorrow.
- Türkçedeki "Yarın gidiyorum" aynı mantıkla çalışır; İngilizcede "am / is / are" asla düşmez.
Sonraki derse köprü
Zeynep'in hafta sonu takviminde üç ayrı gelecek kalıbı yan yana duruyor: "going to" ile bir karar, "will" ile anlık bir teklif, şimdiki zamanla bir randevu. Türkçede bunların hepsini "-ecek" ya da "-yor" ile, bazen de geniş zamanla söyleyebiliriz. Neden İngilizce geleceği üçe bölüyor, Türkçe ise tek bir ekle yetiniyor? Sıradaki Türkçe Köprüsü dersinde iki dilin geleceğe bakışını yan yana koyacağız.