Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Must + yalın fiil, "to" yok, "-s" yok: I must go, she must call.
- Have to + yalın fiil; üçüncü tekil kişide has to; soru ve olumsuzda do / does.
- Must çoğu zaman konuşanın kendi zorunluluğu; have to dışarıdan gelen kural.
- Geçmiş: had to; gelecek: will have to. Must geçmiş hâl almaz.
- Tabela ve resmî kurallarda must sık; günlük konuşmada have to, İngiliz İngilizcesinde have got to.
- Türkçedeki "zorundayım" çoğu zaman have to, "-malıyım" çoğu zaman must; ama "-malı" bazen yalnızca tavsiyedir.
Merak sorusu
Pazar gecesi Sophie mutfak masasında pazartesi için bir liste yazıyor. Zeynep omzunun üstünden okuyor: "Monday: I have to be at the office at eight. I have to wear my new badge. I must water the plants before I leave!" Zeynep gülüyor: "Why 'have to' for the office and 'must' for the plants?" Sophie kalemi bırakıp düşünüyor: "Hmm. The office is my boss's rule. The plants are my rule. They're dying!"
Sophie farkında olmadan İngilizcenin iki zorunluluk kalıbını ayırdı. "Have to" dışarıdan gelen bir kuralı anlattı: iş yerinin saati, şirketin kartı. "Must" ise Sophie'nin kendi kararını, kendi içinden gelen bir zorunluluğu anlattı. Türkçede ikisini de çoğu zaman "-malıyım" ya da "zorundayım" ile söyleriz. Bu ders "must" ile "have to" kalıplarının nasıl kurulduğunu ve aralarındaki ince farkı anlatıyor.
Anlatım
Must: yalın fiille, eksiz
"Must" bir yardımcı fiildir ve arkasından fiilin yalın hâli gelir, "to" gelmez: "I must go", "You must try this". Bütün kişilerde aynı kalır; üçüncü tekil kişide "-s" almaz: "She must call her mum", "He must study".
"Must" çoğu zaman konuşanın kendi fikrini, kendi hissettiği zorunluluğu anlatır: "I must water the plants" bitkileri sulamalıyım, ben öyle düşünüyorum. Başkasına söylendiğinde de güçlü bir öneri gibi duyulur: "You must visit İzmir!" İzmir'i mutlaka görmelisin.
Have to: dışarıdan gelen kural
"Have to" da fiilin yalın hâlini alır: "I have to work". Ama "must" gibi değil, sıradan bir fiil gibi davranır. Üçüncü tekil kişide "has to" olur: "Sophie has to wear a badge". Soru ve olumsuzda "do" ya da "does" yardımcı fiilini ister: "Do you have to work on Saturday?", "Does she have to wear a uniform?".
"Have to" çoğunlukla dışarıdan gelen bir zorunluluğu anlatır: iş yerinin kuralı, okulun saati, bir yasa, bir takvim. "I have to be at the office at eight" diyen kişi bu saati kendisi seçmemiştir; iş öyle gerektiriyor.
Geçmiş ve gelecek
"Must" yalnızca şimdi ve yakın gelecek için kullanılır; geçmiş hâli yoktur. Geçmişteki bir zorunluluk için her durumda "had to" gelir: "Yesterday I had to wait for the bus for forty minutes". Gelecekteki bir zorunluluk için ise "will have to" kullanılır: "Next year we'll have to find a bigger flat".
Yazılı kurallar ve günlük konuşma
Tabelalarda, formlarda ve kurallarda "must" sık görülür: "Passengers must show their tickets", "All visitors must sign in". Yazılı kural dili resmî olduğu için "must" tercih edilir. Günlük konuşmada ise, özellikle Amerikan İngilizcesinde, "have to" çok daha sık duyulur. İngiliz İngilizcesinde konuşmada "have got to" da yaygındır: "I've got to go!" gitmem lazım.
Türkçe köprüsü
Türkçede zorunluluğu anlatmanın birkaç yolu var: "-malı / -meli" eki, "zorunda olmak", "gerek" ve "lazım". "Gitmeliyim", "gitmek zorundayım", "gitmem gerek", "gitmem lazım" cümleleri çoğu zaman aynı anlama yakındır. İngilizce ise zorunluluğun kaynağına bakar: kural dışarıdan geliyorsa "have to", içeriden geliyorsa "must".
Kaba bir eşleşme işe yarar. "Zorundayım" dışarıdan bir baskıyı anlattığı için çoğu zaman "have to" ile iyi örtüşür: "Sekizde işte olmak zorundayım", "I have to be at work at eight". "-malıyım" ise konuşanın kendi değerlendirmesini daha çok taşıdığı için "must" ile örtüşür: "Bu akşam erken yatmalıyım", "I must go to bed early tonight".
Bir uyarı: Türkçedeki "-malı" eki bazen çok daha yumuşak bir anlam taşır, bir tavsiye gibi: "Biraz dinlenmelisin". İngilizcede bu yumuşak anlam için "must" değil, ayrı bir sözcük kullanılır; onu bu modülün ilerisinde göreceksin. "-malı" duyduğunda önce zorunluluğun ne kadar güçlü olduğunu düşün.
Gerçek hayattan örnekler
Pazartesi akşamı Sophie işten dönüyor ve gününü anlatıyor.
Sophie'nin anlatısında zorunluluk üç zamanda göründü: geçmişte "had to", gelecekte "will have to", şimdi ise kendi isteğini anlatan "must".
Ryan mutfaktan sesleniyor ve Zeynep'e bir soru soruyor.
Soru "do" ile kuruldu, çünkü "have to" sıradan bir fiil gibi davranıyor. Zeynep'in cevabındaki "don't have to" ise bir zorunluluğun olmadığını söyledi; bu kalıbı bir sonraki derste yakından inceleyeceksin.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "I must to go now." ✓ "I must go now." "Must" bir yardımcı fiildir ve arkasından "to" almaz.
Hata, "have to" kalıbındaki "to" sözcüğünü "must" kalıbına da taşımaktan gelir.
Bir de geçmiş zaman kayması var: "Yesterday I must work late" ya da "I musted". "Must" geçmiş hâl almaz; geçmişteki zorunluluk için "had to" kullanılır: "Yesterday I had to work late". Üçüncü tekil kişide de sık bir hata görülür: "She musts" değil, "She must"; ama "She haves to" değil, "She has to".
Mini alıştırma
- "Sekizde işte olmak zorundayım" cümlesini İngilizceye çevir.
- "He must studies tonight" cümlesini düzelt.
- "Dün erken kalkmak zorunda kaldım" nasıl söylenir?
- "Does Sophie have to wear a badge?" sorusunda neden "does" kullanıldı?
- Bir müze tabelasında "Visitors must leave their bags at the entrance" yazıyor. Bu cümle ne anlatıyor?
Cevaplar
- "I have to be at work at eight."
- "He must study tonight."
- "Yesterday I had to get up early."
- "Have to" sıradan bir fiil gibi davranır; üçüncü tekil kişide soru "does" ile kurulur.
- Resmî bir kuralı: ziyaretçiler çantalarını girişte bırakmak zorunda.
Sesli tekrar görevi
Ardından dün yapmak zorunda kaldığın iki şeyi "had to" ile, gelecek ay yapmak zorunda kalacağın bir şeyi "will have to" ile anlat. Kaydını dinlerken "must" sonrasında "to" kullanmadığından ve "he, she" ile "has to" dediğinden emin ol.
Özet kartı
- Must + yalın fiil, "to" yok, "-s" yok: I must go, she must call.
- Have to + yalın fiil; üçüncü tekil kişide has to; soru ve olumsuzda do / does.
- Must çoğu zaman konuşanın kendi zorunluluğu; have to dışarıdan gelen kural.
- Geçmiş: had to; gelecek: will have to. Must geçmiş hâl almaz.
- Tabela ve resmî kurallarda must sık; günlük konuşmada have to, İngiliz İngilizcesinde have got to.
- Türkçedeki "zorundayım" çoğu zaman have to, "-malıyım" çoğu zaman must; ama "-malı" bazen yalnızca tavsiyedir.
Sonraki derse köprü
Ryan sonunda yüzme öğrenmeye karar veriyor ve ilk dersine gidiyor. Havuzun girişinde iki tabela var: birinde "You mustn't run near the pool", ötekinde "You don't have to bring a towel, we have them here" yazıyor. İki cümle de olumsuz ve ikisi de bu derste gördüğün kalıplardan geliyor. Ama anlamları neredeyse tam tersi: biri bir yasak, öteki bir serbestlik. Sıradaki derste "mustn't" ile "don't have to" arasındaki bu büyük farkı öğreneceksin.