Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Present perfect: geçmiş olay + şu anla bağ; past simple: bitmiş zamanın içinde kalan olay.
- Bitmiş zaman sözcükleri past simple ister: yesterday, last week, in 2020, ago, When…?
- Bitmemiş dönemler present perfect ile anlaşır: today, this week, so far, ever, yet, for, since.
- Konuşmada konu present perfect ile açılır, ayrıntılar past simple ile gelir.
- Türkçe bu işleri üç araca dağıtır: "-dı" sonuç, "-iyor + -dır" süren durum, "-mış" yeni fark edilen sonuç.
- Kendine sor: cümlede bitmiş bir zaman noktası var mı? Varsa past simple.
Merak sorusu
Zeynep defterindeki Londra cümlesiyle İzmir cümlesine hâlâ bakıyor: İngilizce fiillerin ikisi de "lived" içeriyor, Türkçede biri "yaşıyorum", öteki "yaşadım" çıkıyor. Tam o sırada Daniel'den bir mesaj geliyor. Türkçe çalışıyor ve takılmış: "How do I say 'I've lost my keys' in Turkish? And 'I lost my keys yesterday'?" Zeynep cevap yazıyor: "Anahtarlarımı kaybettim. Dün anahtarlarımı kaybettim." Daniel şaşırıyor: "The same verb? So Turkish has no present perfect?"
Daniel'in sorusu iki yönlü bir merakı açıyor. Türkçe konuşan biri İngilizcede neden iki geçmişe ihtiyaç olduğunu merak eder; İngilizce konuşan biri Türkçenin nasıl tek geçmişle yetindiğini. Aslında Türkçe yetinmiyor: present perfect'in işlerini birkaç farklı araca dağıtıyor. Bu Türkçe Köprüsü dersi, iki dilin geçmişi nasıl paylaştırdığını karşılaştırıyor.
Anlatım
İngilizcenin sorduğu soru: bağ var mı?
İngilizcede iki geçmiş arasında seçim yaparken asıl soru "olay ne zaman oldu?" değildir; iki durumda da olay geçmişte. Asıl soru şudur: bu geçmiş olay şu ana bağlı mı? Sonucu hâlâ ortada mı, hayatın bugüne kadarki bölümüne mi ait, yoksa kapanmış bir zamanın içinde mi kaldı?
Bağ varsa present perfect gelir: "I've lost my keys" anahtarlarım hâlâ kayıp, eve giremiyorum. Olay kapanmış bir zamana, yani dün, geçen yıl ya da 2020 gibi bir noktaya bağlanıyorsa past simple gelir: "I lost my keys yesterday". Belki anahtarlar bulundu bile; cümle yalnızca dünü anlatıyor.
Zaman sözcükleri yol gösterir
Hangi geçmişin seçileceğini çoğu zaman cümledeki zaman sözcüğü belli eder. Bitmiş bir zamanı gösteren sözcükler past simple ister: "yesterday", "last week", "in 2020", "two years ago", "when I was a child". "When…?" sorusu da past simple ile sorulur: "When did you lose them?".
Henüz bitmemiş bir dönemi gösteren sözcükler ise present perfect ile iyi anlaşır: "today", "this week", "this year", "so far" şimdiye kadar. Önceki derslerden tanıdığın "just", "yet", "already", "since", "for", "ever" ve "never" de bu gruba girer.
Konuşmanın akışı
Günlük konuşmada iki zaman çoğu zaman yan yana çalışır. Bir konu present perfect ile açılır, ayrıntılar past simple ile gelir. "Have you ever tried rakı?" diye başlayan bir sohbet, "Yes, I have. I tried it in İzmir last summer" diye devam eder. İlk cümle deneyimin var olduğunu söyler; ikinci cümle o deneyimi takvimde bir yere koyar.
Türkçe köprüsü
Türkçe, present perfect'in üç ana işini üç farklı yoldan yapar. Birincisi, sonucu şu ana uzanan olaylar: Türkçede bunları "-dı" ekiyle söyleriz: "Anahtarlarımı kaybettim", "Yemeği bitirdim". İngilizcede aynı cümleler present perfect ister. Türkçede sonucun hâlâ sürdüğünü bağlam anlatır; İngilizcede fiilin kendisi anlatır.
İkincisi, geçmişte başlayıp süren durumlar: Türkçede bunları şimdiki zaman ve "-dır" ekiyle kurarız: "Sophie'yi bir yıldır tanıyorum". İngilizcede aynı anlam present perfect ile gelir: "I've known Sophie for a year". Üçüncüsü, yeni fark edilen sonuçlar: Türkçede burada "-mış" eki devreye girer: "Çok değişmişsin!", "Anahtarlarımı kaybetmişim!". İngilizce bu cümleleri de present perfect ile kurar: "You've changed a lot!", "I've lost my keys!".
Yani Türkçede present perfect adında tek bir zaman yok, ama o zamanın anlattığı şeylerin hepsi Türkçede de anlatılabiliyor. Fark, İngilizcenin bunları tek bir yapıda toplaması. Türkçeden İngilizceye geçerken kendine şu soruyu sor: cümlemde bitmiş bir zaman noktası var mı? Varsa past simple, yoksa ve olay bugüne bir biçimde bağlıysa present perfect.
Gerçek hayattan örnekler
Zeynep sesli bir mesaj kaydedip Daniel'e gönderiyor; mesajda iki zaman bir arada.
İlk cümle genel bir deneyimi açtı ve tarih vermedi. İkinci cümle "last month" ile takvimde bir noktaya indi, bu yüzden past simple geldi. Üçüncü cümle "yet" ile hâlâ açık bir beklentiye döndü.
Daniel Türkçe cevap yazmaya çalışıyor, sonra İngilizce ekliyor.
Türkçe çeviride iki cümlede de "-dı" eki kullanıldı. İngilizcede ise ilk cümlenin etkisi bugün sürüyor, ikinci cümle geçen haftaya kilitli.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "I have seen him yesterday." ✓ "I saw him yesterday." "Yesterday" bitmiş bir zamanı gösterir; bitmiş zamanla present perfect kullanılmaz.
Hata, iki dilin farklı işlediğini unutup "gördüm" fiilinin sonuç anlamını İngilizceye her durumda taşımaktan gelir.
Ters yönde de bir kayma var: "Look! I lost my keys" demek hatalı sayılmaz, özellikle Amerikan İngilizcesinde duyulur. Ama İngiliz İngilizcesinde, sonucu şu an ortada olan bir olay için daha doğal olan "I've lost my keys!" cümlesidir.
Mini alıştırma
- "Dün sinemaya gittim" cümlesinde hangi İngilizce zaman kullanılır?
- "Çok değişmişsin!" cümlesini İngilizceye çevir.
- "I have finished my homework last night" cümlesini düzelt.
- "Bu hafta üç kitap okudum" cümlesinde neden present perfect kullanılabilir?
- "Have you ever tried sushi?" sorusuna evet de ve ne zaman denediğini ekle.
Cevaplar
- Past simple: "I went to the cinema yesterday."
- "You've changed a lot!"
- "I finished my homework last night."
- "This week" henüz bitmemiş bir dönem: "I've read three books this week."
- "Yes, I have. I tried it in London last year."
Sesli tekrar görevi
Ardından bu hafta yaptığın bir şeyi "this week" ile, dün yaptığın bir şeyi "yesterday" ile söyle ve iki cümlede farklı zaman kullandığını dinle. Kaydını dinlerken "yesterday", "last" ve "ago" içeren hiçbir cümlede "have" kullanmadığından emin ol.
Özet kartı
- Present perfect: geçmiş olay + şu anla bağ; past simple: bitmiş zamanın içinde kalan olay.
- Bitmiş zaman sözcükleri past simple ister: yesterday, last week, in 2020, ago, When…?
- Bitmemiş dönemler present perfect ile anlaşır: today, this week, so far, ever, yet, for, since.
- Konuşmada konu present perfect ile açılır, ayrıntılar past simple ile gelir.
- Türkçe bu işleri üç araca dağıtır: "-dı" sonuç, "-iyor + -dır" süren durum, "-mış" yeni fark edilen sonuç.
- Kendine sor: cümlede bitmiş bir zaman noktası var mı? Varsa past simple.
Sonraki derse köprü
Pazartesi sabahı Tom merdivende Ryan'a Sophie'yi soruyor. Ryan cevap veriyor: "Sophie has gone to Lisbon." Tom başını sallıyor: "Lovely! Has she been to Lisbon before?" İki cümlede de present perfect var ve iki cümlede de aynı şehir geçiyor, ama "gone" ile "been" çok farklı şeyler söylüyor: biri Sophie'nin şu an nerede olduğunu, öteki bir deneyimi anlatıyor. Sıradaki derste "been" ile "gone" arasındaki farkı öğreneceksin.