İçeriğe geç

Ders EN2.2 · A2 · Modül 2.1

Will: anlık kararlar ve tahminler

1.199 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kalıp: will + yalın fiil; bütün kişiler için aynı; kısaltma 'll: I'll, she'll, it'll.
  2. Anlık kararlar: I'll get it. I'll have the soup.
  3. Teklif ve söz: I'll carry it for you. I'll call you tomorrow.
  4. Fikre dayanan tahmin: I think you'll love it. He'll probably be late.
  5. Olumsuz won't ("vownt"), soru Will you…? Kısa cevap: Yes, I will. No, I won't.
  6. Türkçedeki "Ben açarım", "Yardım edeyim" gibi anlık teklifler İngilizcede "I'll" olur.

Merak sorusu

Sophie telefonda sütün bittiğini söyleyince Zeynep hiç düşünmeden cevap veriyor: "Don't worry, I'll get milk before I come back." Birkaç dakika önce aklında böyle bir plan yoktu; karar tam o anda, konuşurken doğdu. Aynı akşam Daniel, Zeynep'in İzmir planını duyunca heyecanla yazıyor: "You'll have a great time! The weather will be perfect."

Bir önceki derste, önceden verilmiş kararları "going to" ile anlattın. Ama Zeynep'in süt kararı öyle değildi: konuşma sırasında verildi. Daniel'in cümleleri de bir plan değil, bir tahmindi; kendi düşüncesine dayanıyordu. İngilizce bu iki durumu çoğu zaman tek bir küçük sözcükle anlatır: "will". Bu ders "will" kalıbını, kuruluşunu ve kullanım alanlarını anlatıyor.

Anlatım

Kalıp: will + yalın fiil

"Will" hiçbir kişide biçim değiştirmez; arkasındaki fiil de ek almaz: "I will help", "she will come", "they will call". Konuşmada neredeyse her zaman kısalır: "I'll", "you'll", "he'll", "she'll", "we'll", "they'll". "It will" ise "it'll" diye kısalır ve "itıl" gibi okunur.

"Can" gibi, "will" de bir yardımcı fiildir: fiile "-s" gelmez, araya "to" girmez. "She will comes" ya da "I will to help" yanlıştır; doğrusu "She will come", "I will help".

Anlık kararlar, teklifler, sözler

"Will" en çok, konuşma sırasında verilen kararlar için kullanılır. Telefon çalar ve "I'll get it!" dersin, yani ben bakarım. Bir kafede menüye bakıp karar verirsin: "I'll have the soup." Karar önceden yoktu; o anda doğdu.

Aynı kalıp birine yardım teklif etmek ve söz vermek için de kullanılır. Arkadaşının elleri doluysa "I'll open the door for you" dersin. Bir arkadaşına söz verirken "I'll call you tomorrow" ya da "I'll send you the photos" dersin. Teklif ve söz de konuşma anında verilen birer karardır.

Tahminler

"Will" ayrıca gelecekle ilgili bir düşünceyi, bir inancı ya da bir beklentiyi anlatır: "You'll love İzmir", "It will be cold tomorrow", "She'll be a great teacher". Bu tahminler çoğu zaman görünen bir kanıta değil, konuşanın kendi fikrine dayanır. Bu yüzden sık sık "I think" bence, "probably" muhtemelen ya da "maybe" belki ile birlikte gelir: "I think it'll rain tomorrow", "He'll probably be late".

Kesin gelecek bilgiler de "will" ile söylenir: "I'll be twenty-nine next year" gelecek yıl yirmi dokuz yaşında olacağım. Bu bir karar ya da tahmin değil, takvimin getireceği bir gerçektir.

Olumsuz ve soru

Olumsuz biçim "will not", kısaca "won't"tur: "I won't be late" geç kalmayacağım, "It won't rain" yağmur yağmayacak. "Won't" sözcüğü "vownt" diye okunur; "want", yani "vont" ile karıştırılmamalıdır. "I won't go" gitmeyeceğim, "I want to go" gitmek istiyorum demektir.

Soru için "will" öznenin önüne geçer: "Will you help me?" bana yardım eder misin, "Will it be expensive?" pahalı olur mu. Kısa cevaplar: "Yes, I will", "No, it won't". "Will you…?" sorusu çoğu zaman bir rica da taşır: "Will you close the window, please?"

Türkçe köprüsü

Türkçede "will" cümlelerinin karşılığı her zaman "-ecek" değildir. Anlık bir karar ya da teklif verirken Türkçe çoğu zaman geniş zamanı ya da istek kipini kullanır: "Ben açarım", "Ben alırım", "Ben bakayım", "Yardım edeyim". "I'll get it" cümlesinin en doğal Türkçesi "Ben bakarım"dır, "Ben bakacağım" değil. Bu yüzden Türkçedeki "-ır", "-eyim" ekleri, İngilizcede çoğu zaman "I'll" olur.

Tahminlerde ise Türkçe "-ecek" ile "-ır" arasında gidip gelir: "Bence yağmur yağacak" ya da "Herhalde geç kalır". İngilizcede ikisi de "will" ile söylenir: "I think it'll rain", "He'll probably be late". Türkçedeki "herhalde" ve "bence" sözcükleri, İngilizcedeki "probably" ve "I think" ile iyi örtüşür.

"Going to" ile "will" arasındaki fark Türkçede tek bir ekle kaybolur: "Süt alacağım" hem önceden planlanmış bir alışverişi hem de o anki bir kararı anlatabilir. İngilizce ise sorar: bu kararı ne zaman verdin? Konuşmadan önce verdiysen "going to", konuşurken verdiysen "will". Bu ayrımı Türkçe ve İngilizce gelecek zamanlarının bütününe ayrılan bir derste daha yakından karşılaştıracağız.

Gerçek hayattan örnekler

Zeynep eve dönerken Sophie'ye bir mesaj daha yazıyor.

Zeynep'in bütün kararları o anda verildi: sütü, bisküviyi, elmayı konuşurken seçti. "I'll be home in twenty minutes" ise yakın geleceğe dair bir bilgiydi. Türkçe çeviride aynı "will" bir yerde "-ecek", bir yerde "-ır", bir yerde de şimdiki zamanla karşılandı.

Akşam Daniel'le konuşmaları sürüyor.

Daniel'in sorusu bir rica, Zeynep'in cevabı bir söz, Daniel'in son cümlesi ise "I think" ile başlayan bir tahmindi. Üçü de "will" ile kuruldu.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "The phone is ringing. I'm going to answer it." (karar o anda verildiyse) ✓ "The phone is ringing. I'll answer it." Konuşma anında verilen kararlar "will" ile söylenir.
Doğrusu

Hata, Türkçedeki "Açacağım" sözcüğünün her gelecek anlamını tek ekle taşımasından ve "going to" kalıbını geleceğin tek biçimi sanmaktan gelir.

"Won't" ile "want" de sık karışır: "I want go" ya da "I won't to go". "Won't" "will not" demektir ve yalın fiil ister: "I won't go". "Want" istemek demektir ve "to" ister: "I want to go". Söylerken de "vownt" ile "vont" arasındaki ünlü farkına dikkat et.

Mini alıştırma

  1. Kapı çalıyor. "Ben açarım" cümlesini İngilizce söyle.
  2. "Bence yarın güneşli olacak" cümlesini İngilizceye çevir.
  3. "She will helps you" cümlesini düzelt.
  4. "Won't" ile "want" arasındaki fark nedir?
  5. "Bana yardım eder misin?" sorusunu "will" ile kur ve olumlu kısa cevap ver.

Cevaplar

  1. "I'll get it." ya da "I'll open it."
  2. "I think it'll be sunny tomorrow."
  3. "She will help you."
  4. "Won't" "will not" demektir ve "vownt" okunur; "want" istemek demektir ve "vont" okunur.
  5. "Will you help me?" — "Yes, I will."

Sesli tekrar görevi

Ardından gelecek yıl için "I think" ya da "probably" ile dört tahmin yap: kendin, ailen, şehrin ve hava hakkında. En az birinde "won't" kullan: "It won't be easy". Kaydını dinlerken "won't" sözcüğünün "want" gibi duyulmadığını, "will" arkasındaki fiillerin de hiç ek almadığını kontrol et.

Özet kartı

  1. Kalıp: will + yalın fiil; bütün kişiler için aynı; kısaltma 'll: I'll, she'll, it'll.
  2. Anlık kararlar: I'll get it. I'll have the soup.
  3. Teklif ve söz: I'll carry it for you. I'll call you tomorrow.
  4. Fikre dayanan tahmin: I think you'll love it. He'll probably be late.
  5. Olumsuz won't ("vownt"), soru Will you…? Kısa cevap: Yes, I will. No, I won't.
  6. Türkçedeki "Ben açarım", "Yardım edeyim" gibi anlık teklifler İngilizcede "I'll" olur.

Sonraki derse köprü

Zeynep mesajını bitirirken Sophie'ye son bir şey ekliyor: "By the way, I'm meeting Daniel for coffee on Saturday." Bu cümlede ne "will" ne de "going to" var; üstelik şimdiki zaman kullanılmış, ama olay cumartesi günü olacak. Saati, yeri ve karşıdaki kişi belli olan bir buluşmayı anlatırken İngilizce şimdiki zamanı geleceğe taşır. Sıradaki derste randevuları anlatan bu kullanımı öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: Zeynep'in telefonu; Sophie'nin "no milk" mesajı gelir, Zeynep'in üstünde bir ampul yanar ve "I'll buy some" balonu anında belirir.
  • Anlık karar sahnesi: yan yana bir takvim ve bir saat. "Going to" cümlelerinde takvimde önceden çizilmiş bir daire, "will" cümlelerinde ise saatin tam o anki konumunda parlayan bir kıvılcım.
  • Tahmin bölümü: bir düşünce balonu içinde güneşli bir İzmir; balonun üstünde "I think" ve "probably" etiketleri.
  • Won't ve want: iki ses dalgası yan yana; "vownt" uzun ve yuvarlak, "vont" kısa.
  • Türkçe köprüsü: "Ben açarım", "Yardım edeyim" balonları "I'll" kutusuna akar.
  • Matilda Türkçe anlatımı üstlenir. Sophie telefonda aceleci, Daniel neşeli ve şakacı bir sesle.
  • Sahnedeki herkes ve her olay hayal ürünü; dükkânın adı söylenmez.

Modül 2.1 — Gelecek

Hedef: Planlarını, tahminlerini ve randevularını anlatır.