İçeriğe geç

Ders EN2.19 · A2 · Modül 2.3 · Tekrar

Tekrar — Miktarlar

1.113 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 7 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Olumlu cümleye a lot of; olumsuza ve soruya much (sayılamayan) ve many (çoğul).
  2. A few + çoğul, a little + sayılamayan: az ama yeterli; few / little: pek az, yetersiz.
  3. Both ikisi de, either hangisi olsa, neither hiçbiri ve fiil olumlu.
  4. Every + tekil: her, istisnasız; each: her biri, tek tek; all: bütün, tamamı.
  5. How much + sayılamayan, how many + çoğul.
  6. Türkçedeki "çok, birkaç, biraz, her, bütün" İngilizcede ismin türüne ve cümlenin tonuna göre farklı sözcüklere ayrılır.

Merak sorusu

Salı sabahı Tom arıyor: büyükannesi Edith'in dizi ağrıyor ve haftalık alışverişine yardım edecek biri gerekiyor. Zeynep hemen kabul ediyor. Edith'in evine vardığında masada el yazısıyla yazılmış bir liste bekliyor, yanında da bir fincan çay. Edith gülümseyerek listeyi uzatıyor: "It isn't a long list, dear. I don't need much these days."

Bu tekrar dersi, Zeynep ile Edith'in birlikte yaptığı alışverişi izliyor. Listede, markette ve eve dönüşte her konuşma bir miktar anlatıyor: ne kadar, kaç tane, biraz mı, pek az mı, ikisinden hangisi, her biri mi, hepsi mi. Modülün bütün miktar sözcükleri bu kısa sabahta yeniden karşına çıkacak.

Anlatım

Liste: much, many, a lot of

Edith listesini okuyor: "I need a lot of fruit, because the doctor says it's good for me. But I don't eat much meat now, and I don't need many eggs." İlk, olumlu cümle "a lot of" aldı. Olumsuz cümlelerde ise "much" sayılamayan "meat" ile, "many" sayılabilen çoğul "eggs" ile kullanıldı.

Zeynep soruyor: "How much milk do you need? And how many apples?" Sorularda da aynı seçim geçerli: sayılamayan "milk" için "how much", sayılabilen "apples" için "how many".

Markette: a few, a little

Markette Edith raflara bakarak kararlarını söylüyor: "Just a few eggs, maybe six. And a little cheese, not too much." "A few" sayılabilen yumurtalar için, "a little" sayılamayan peynir için geldi; ikisi de "az ama yeterli" anlamı taşıyor.

Sebze reyonunda ise bir hayal kırıklığı var: "Oh dear, there are few tomatoes today, and they look terrible." Burada "a" olmadan gelen "few", yetersiz ve üzücü bir miktarı anlattı. Zeynep çözüm öneriyor: "There are only a few, but these ones look fine."

Seçimler: both, either, neither

Çay rafının önünde Edith iki paket arasında kararsız kalıyor. Zeynep soruyor: "Green tea or black tea?" Edith cevap veriyor: "Either is fine. Actually, let's take both! I like both of them." Sonra iki farklı bisküviye bakıyor ve başını sallıyor: "No, neither of these. They're both too sweet."

Bir dakikada üç seçim kalıbı kullanıldı: "either" fark etmez, "both" ikisi birden, "neither" hiçbiri. "Neither" ile fiil olumlu kaldı: "neither of these" ve arkasından olumlu bir cümle.

Eve dönüş: each, every, all

Eve dönünce Edith, alışveriş torbalarını düzenlerken alışkanlıklarını anlatıyor: "Every Tuesday my grandson helps me, but today you're my hero. Each bag goes in a different cupboard, and all the fruit goes on the table." "Every Tuesday" tekrar eden bir alışkanlığı, "each bag" torbaları tek tek, "all the fruit" meyvelerin tamamını anlattı.

Zeynep çay fincanını kaldırıyor: "Everything is in the right place now!" "Everything" sözcüğü tekil fiil aldı: "is".

Türkçe köprüsü

Edith'in sabahını Türkçeye çevirdiğinde, modülün bütün tuzakları sırayla ortaya çıkar. Türkçedeki "çok" sözcüğü üç yola ayrıldı: olumlu cümleye "a lot of" düştü, olumsuza ve soruya "much" ile "many". "Çok yumurta" derken Türkçede isim tekil kalır; İngilizcede "many eggs", yani çoğul.

"Birkaç" ve "biraz" iki dilde de olumlu bir tonla gelir: "a few eggs", "a little cheese". "Pek az" ise olumsuz bir tondadır: "few tomatoes". İki dil bu ayrımı farklı sözcüklerle ama aynı mantıkla yapar.

Seçimlerde de Türkçe tek sözcüklerle yetinir: "ikisi de", "hangisi olsa olur", "hiçbiri". İngilizce bunları "both", "either" ve "neither" ile ayırır. Son olarak "her" ve "bütün" ayrımı iki dilde de benzerdir: "her salı" every Tuesday, "bütün meyveler" all the fruit. "Her şey yerinde" cümlesi de iki dilde tekildir: "Everything is in the right place".

Gerçek hayattan örnekler

Aşağıda Edith'in alışveriş listesi ve Zeynep'in markette yaptığı küçük konuşma var. Oku ya da dinle ve her miktar sözcüğünün neden seçildiğini fark et.

Listede dört farklı miktar sözcüğü yan yana durdu. Konuşmada ise sorular "how many" ve "how much" ile, cevaplar "a little" ve "not much" ile geldi.

Günün sonunda Edith, Zeynep'e bir kavanoz reçel veriyor: "I made a lot of jam this summer. Take this one, and give a little to each of your flatmates."

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "I need much fruit." ✓ "I need a lot of fruit." Olumlu bir cümlede "much" kulağa resmî ve eski gelir; "a lot of" doğal olandır.
Doğrusu

Hata, Türkçedeki "çok" sözcüğünü her yerde sözlükteki "much" ile karşılamaktan gelir.

Uzun bir alışveriş listesi yazarken sık görülen bir başka kayma da "a few" ile tekil isim kullanmaktır: "a few egg". "A few" her zaman çoğul bir isim ister: "a few eggs". Türkçedeki "birkaç yumurta" dizilişinin tekil ismi bu hataya yol açar.

Mini alıştırma

  1. Edith neden bir sürü meyve alıyor?
  2. "I don't need many eggs" cümlesinde neden "many" kullanıldı?
  3. Edith "There are few tomatoes today" derken memnun mu, hayal kırıklığına mı uğramış?
  4. Edith çaylar için "Either is fine" dediğinde ne demek istiyor?
  5. Edith'in "every Tuesday" sözü ne anlatıyor?

Cevaplar

  1. Doktor meyvenin ona iyi geldiğini söylüyor.
  2. "Eggs" sayılabilen çoğul bir isim ve cümle olumsuz.
  3. Hayal kırıklığına uğramış: domates pek az, yetersiz.
  4. İki paketten hangisi olsa olur; ona fark etmez.
  5. Her salı tekrar eden bir alışkanlığı: torunu her salı ona yardım ediyor.

Sesli tekrar görevi

Sonra iki ürün arasında seçim yaptığın üç cümle ekle; birinde ikisini birden al, birinde hangisi olsa de, birinde hiçbirini isteme. Son olarak alışkanlıklarını "every" ile, eve dönüşte yaptıklarını "each" ve "all" ile anlat. Kaydını dinlerken olumlu cümlelerde "much" kullanmadığını, "a few" sonrasında da isimlere çoğul ekini unutmadığını dinle.

Özet kartı

  1. Olumlu cümleye a lot of; olumsuza ve soruya much (sayılamayan) ve many (çoğul).
  2. A few + çoğul, a little + sayılamayan: az ama yeterli; few / little: pek az, yetersiz.
  3. Both ikisi de, either hangisi olsa, neither hiçbiri ve fiil olumlu.
  4. Every + tekil: her, istisnasız; each: her biri, tek tek; all: bütün, tamamı.
  5. How much + sayılamayan, how many + çoğul.
  6. Türkçedeki "çok, birkaç, biraz, her, bütün" İngilizcede ismin türüne ve cümlenin tonuna göre farklı sözcüklere ayrılır.

Sonraki derse köprü

Reçel kavanozunu verirken Edith bir soru soruyor: "Have you ever made jam, Zeynep?" Zeynep bir an duraksıyor: bu soru ne geçmiş zamana, ne şimdiki zamana benziyor. Türkçede "Hiç reçel yaptın mı?" deriz ve bu soru, zamanı belirsiz bir deneyimi sorar. İngilizce bu tür deneyimler için yeni bir zaman kullanır. Sıradaki modülde deneyimleri anlatmayı ve bu yeni zamanı öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: Edith'in mutfağı, masada el yazısıyla bir liste ve bir fincan çay. Liste yakın plan; miktar sözcükleri farklı renklerle vurgulanır.
  • Her alt başlık sabahın bir durağı: liste, market rafları, çay reyonu, eve dönüş. Köşede dört küçük simge durur: bir terazi, bir avuç, iki ok, bir halka; ilgili sahnede biri parlar. Ders kodu yazılmaz.
  • Market bölümü: bir domates kasasında yalnızca birkaç buruşuk domates; "few" söylendiğinde kasa soluklaşır.
  • Eve dönüş: torbalar tek tek dolaplara yerleşir ("each"), meyveler topluca masaya dökülür ("all").
  • Türkçe anlatıyı Matilda seslendirir. Edith yavaş, sıcak ve biraz yaşlı bir İngiliz sesiyle; Zeynep sabırlı ve neşeli.
  • Kişiler kurgu; market ve ürünlerde marka görünmez.

Modül 2.3 — Miktarlar

Hedef: Miktarları doğru ifade eder.