İçeriğe geç

Ders EN2.14 · A2 · Modül 2.2 · Tekrar

Tekrar — Karşılaştırma

1.186 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Sıfat sırası: a beautiful old city; aynı türden iki sıfat arasında virgül: a huge, busy capital.
  2. Karşılaştırma: bigger, sunnier, more expensive; much ile vurgu; than ile ikinci taraf.
  3. Üstünlük: the best, the most relaxing; grup: in the city, of the year.
  4. Eşitlik: as good as, just as interesting; olumsuzu nazik bir fark anlatır.
  5. Too sorun, enough yeterlilik; so sıfatla, such isim grubuyla.
  6. Karşılaştırma metni dört adım: giriş, farklar, en iyiler ve eşitlikler, sorunlar ve kapanış.

Merak sorusu

Dönüş uçağında Zeynep, Daniel'in sorusunu düşünüyor: hangi şehri daha çok seviyor? Kısa bir cevap vermek yerine not defterini açıyor ve bir paragraf yazmaya karar veriyor. Başlığı basit: "İzmir and London". Uçak Londra'ya indiğinde metin hazır; Zeynep onu Daniel'e gönderiyor.

Aşağıda bu metni parça parça açıyoruz. Metnin her cümlesinde modülden bir araç var ve hepsi tek bir sayfaya sığıyor. Modülün beceri görevi de burada: dersin sonunda kendi karşılaştırma metnini sen kaleme alacaksın.

Anlatım

Giriş: iki şehri tanıtmak

Zeynep metnine iki şehri kısaca tanıtarak başlıyor: "İzmir is a beautiful old city by the sea. London is a huge, busy capital." İlk cümlede iki sıfat doğru sırayla dizildi: görüş "beautiful", yaş "old". İkinci cümlede "huge" ve "busy" arasına bir virgül girdi; aynı türden iki görüş sıfatı yan yana geldiğinde İngilizce çoğu zaman bir virgül koyar. Giriş cümleleri, okuyana hangi iki şeyin karşılaştırılacağını söyler; kısa ve net olmaları yeter.

Farklar: karşılaştırma

İkinci bölümde Zeynep farkları sıralıyor: "London is much bigger than İzmir, and it's more expensive. But İzmir is sunnier and warmer." Kısa sıfatlar "-er" aldı: "bigger", "sunnier", "warmer". Uzun sıfat "more" ile geldi: "more expensive". "Much" farkın büyüklüğünü vurguladı.

Ardından ulaşımı karşılaştırıyor: "The trains in London run more often, but people in İzmir walk more slowly and enjoy the sea." Burada zarflar iş başında: "often" ve "slowly", eylemin nasıl yapıldığını anlatıyor. Zarfların karşılaştırması da sıfatlarınkine benzer: "more slowly", "more often".

Üstünlük ve eşitlik

Üçüncü bölümde Zeynep her şehrin en iyi yanını söylüyor: "For me, the best thing about London is the parks, and the most relaxing spot in İzmir is the seafront." Üstünlük "the best" ve "the most relaxing" ile kuruldu; grup "in İzmir" ile söylendi.

Sonra bir eşitlik ekliyor: "The food in London isn't as tasty as in İzmir, but the museums are just as interesting." Olumsuz eşitlik bir farkı nazikçe söyledi; "just as" ise tam bir eşitliği vurguladı.

Sorunlar ve vurgu

Dördüncü bölüm iki şehrin de zayıf yanlarını anlatıyor: "In summer, İzmir is sometimes too hot, and in London there isn't enough sun." "Too hot" bir sorunu, "isn't enough sun" bir eksikliği anlattı. "Enough" isimden önce geldi.

Zeynep metnini bir vurguyla bitiriyor: "Both cities are so different, and I'm such a lucky person because I can live in one and visit the other." "So different" bir sıfatı, "such a lucky person" bir isim grubunu güçlendirdi.

Türkçe köprüsü

Zeynep metni önce Türkçe düşünerek yazmaya çalıştı ve birkaç yerde Türkçenin kalıplarına takıldı. "Londra İzmir'e göre çok daha büyük" diye düşünüp "London is much more big from İzmir" yazmak üzereydi; sonra kuralları hatırladı: tek heceli sıfat "-er" alır, "-den" eki "than" olur. Türkçedeki tek "daha" sözcüğü, İngilizcede sıfatın uzunluğuna göre iki yola ayrılır.

Eşitlikte de benzer bir düzeltme yaptı. Türkçedeki "İzmir'deki kadar iyi değil" cümlesinde "kadar" sözcüğü sonda durur; İngilizcede ise "as good as" kalıbı sıfatın iki yanına yerleşir. "Çok sıcak" derken de durdu: bir sorun mu anlatıyordu, yoksa bir övgü mü? Sorun olduğu için "too hot" yazdı.

Metnin sonundaki vurgular ise Türkçedeki "o kadar farklı ki" ve "öyle şanslıyım ki" cümlelerinden geliyor. Türkçede ikisi de aynı sözcüklerle kurulur; İngilizcede sıfat tek başına olduğu için "so", arkasında bir isim olduğu için "such" seçildi.

Gerçek hayattan örnekler

Aşağıda Zeynep'in metni tek parça hâlinde var. Bu, modülün beceri görevi için bir örnek metindir: önce oku, sonra kendi metnini yazarken bir kalıp olarak kullan.

Metin dört adımda ilerliyor: giriş, farklar, her şehrin en iyi yanı ve eşitlikler, sorunlar ve bir kapanış. Her adım iki üç cümleden oluşuyor. Daniel metni okuyunca kısa bir cevap yazıyor: "What a lovely text! I want to visit İzmir now."

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "London is more big and more expensive than İzmir." ✓ "London is bigger and more expensive than İzmir." Aynı cümlede iki sıfat karşılaştırılırken her biri kendi kuralına uyar: kısa sıfat "-er", uzun sıfat "more" alır.
Doğrusu

Hata, "more" sözcüğünü cümledeki bütün sıfatlara birden uygulamaktan gelir.

Uzun bir metin yazarken bir başka yaygın kayma, "too" sözcüğünü övgü için kullanmaktır: "İzmir is too beautiful." Övgü için "very", "so" ya da "really" gerekir: "İzmir is so beautiful." "Too" yalnızca bir sorun anlatırken kullanılır.

Mini alıştırma

  1. Zeynep'e göre İzmir'in en huzurlu köşesi neresi?
  2. "Londra, İzmir'e göre çok daha büyük" cümlesini İngilizceye çevir.
  3. "The food in London isn't as tasty as in İzmir" diyerek Zeynep ne söylemek istiyor?
  4. "İzmir is too beautiful" cümlesini bir övgü olarak düzelt.
  5. "Such a lucky person" ifadesinde neden "so" değil "such" kullanıldı?

Cevaplar

  1. Kordon: "the seafront".
  2. "London is much bigger than İzmir."
  3. Londra'daki yemekler İzmir'deki kadar iyi değil; İzmir'dekiler daha iyi.
  4. "İzmir is so beautiful." ya da "İzmir is very beautiful."
  5. Çünkü arkasında bir isim var: "person".

Sesli tekrar görevi

Metni yazdıktan sonra yüksek sesle oku ve kaydet. Dinlerken her sıfatın doğru biçimde olup olmadığını kontrol et: kısa mı, uzun mu, düzensiz mi? Sonra metni bir arkadaşına göster ya da gönder; tıpkı Zeynep'in Daniel'e yaptığı gibi.

Özet kartı

  1. Sıfat sırası: a beautiful old city; aynı türden iki sıfat arasında virgül: a huge, busy capital.
  2. Karşılaştırma: bigger, sunnier, more expensive; much ile vurgu; than ile ikinci taraf.
  3. Üstünlük: the best, the most relaxing; grup: in the city, of the year.
  4. Eşitlik: as good as, just as interesting; olumsuzu nazik bir fark anlatır.
  5. Too sorun, enough yeterlilik; so sıfatla, such isim grubuyla.
  6. Karşılaştırma metni dört adım: giriş, farklar, en iyiler ve eşitlikler, sorunlar ve kapanış.

Sonraki derse köprü

Zeynep Londra'daki eve dönüp valizini açıyor ve Sophie hayretle bakıyor: "How many boxes of Turkish delight did you bring? And how much baklava?" Zeynep gülüyor: "A lot! A lot of boxes and a lot of baklava!" "A lot of" hem sayılabilen hem sayılamayan isimlerle çalışıyor, ama "much" ve "many" daha seçici. Sıradaki modülde miktarları daha ayrıntılı anlatmayı öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: bir uçağın penceresi, bulutların üstü. Zeynep'in dizlerinde açık bir defter; başlıkta "İzmir and London" yazar.
  • Her alt başlık metnin bir adımı: giriş, farklar, en iyiler ve eşitlikler, sorunlar ve kapanış. Ekranın kenarında modülün konu rozetleri, yani sıfat sırası, karşılaştırma, üstünlük, eşitlik, zarf, too ve enough, so ve such, ilgili cümlede yanar; ders kodu yazılmaz.
  • İki şehir görseli: sol yarıda güneşli bir sahil şeridi, sağ yarıda yağmurlu bir park ve kırmızı otobüsler. Karşılaştırma cümleleri söylendikçe iki yarı arasında oklar belirir.
  • Metin bölümünde defter sayfası tam görünür, cümleler okundukça altları çizilir.
  • Türkçe anlatım Matilda. Zeynep metnini sakin ve düşünceli bir sesle okur; Daniel'in kısa cevabı sıcak bir tonla.
  • Kişiler kurgu; şehirlerle ilgili hiçbir istatistik ya da sayı verilmez.

Modül 2.2 — Karşılaştırma

Hedef: İnsanları, yerleri ve eşyaları karşılaştırır.