İçeriğe geç

Ders EN2.13 · A2 · Modül 2.2

So ve such

1.161 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. So + sıfat ya da zarf: so delicious, so kind, so quickly.
  2. Such a / an + sıfat + tekil isim: such a good cook, such an old house.
  3. Such + sıfat + çoğul ya da sayılamayan isim, "a" yok: such nice people, such good weather.
  4. So much + sayılamayan, so many + çoğul: so much food, so many people.
  5. Sonuç: so … that, such … that; konuşmada "that" düşebilir.
  6. Türkçedeki "o kadar" ve "öyle" İngilizcede sıfatla "so", isim grubuyla "such" olur; "ki" = that; "Ne güzel bir gün!" = What a beautiful day!

Merak sorusu

Fırının kapağı açılıyor, mutfağı tereyağı kokusu sarıyor. Zeynep ilk lokmayı alıyor, gözlerini kapatıyor ve telefonuna konuşuyor: "This börek is so delicious! Grandma is so a good cook!" Daniel'in cevabı her zamanki gibi nazik bir düzeltme: "I can hear how happy you are! She's such a good cook!"

Zeynep'in ilk cümlesi kusursuzdu, ikincisi değil. İkisi de aynı duyguyu taşıyordu, aynı hayranlığı güçlendiriyordu; ne var ki ilkinde vurgu yalnız bir sıfata, ikincisinde bir isim grubuna yöneldi. İngilizce bir sıfatı güçlendirirken "so", bir isim grubunu güçlendirirken "such" kullanır. Türkçede ikisinin yerini çoğu zaman "öyle", "o kadar" ya da "çok" alır. Bu ders, duyguyu ve vurguyu güçlendiren bu iki sözcüğü anlatıyor.

Anlatım

So + sıfat ya da zarf

"So", güçlendireceği sıfatın ya da zarfın hemen önünde durur: "It's so delicious" öyle lezzetli ki, "She's so kind" o kadar nazik ki, "You speak so quickly" o kadar hızlı konuşuyorsun ki. "Very" sözcüğüne benzer, ama daha duygusal ve daha konuşma diline özgüdür. Çoğu zaman bir hayranlık, bir şaşkınlık ya da bir yakınma taşır.

"So" ile güçlendirilen sıfatın arkasında bir isim yoktur. "So delicious börek" diye bir dizi kurulmaz; "so" doğrudan bir sıfata ya da zarfa bağlanır ve genellikle cümlenin sonunda ya da "is", "was" gibi bir fiilin arkasında durur.

Such + isim grubu

"Such" bir isim grubunu güçlendirir. Tekil sayılabilen bir isimle "such a" ya da "such an" gelir ve ardından sıfat ile isim: "such a good cook" öyle iyi bir aşçı, "such an old house" öyle eski bir ev. Çoğul ya da sayılamayan isimlerle "a" kullanılmaz: "such nice people" öyle iyi insanlar, "such good weather" öyle güzel bir hava.

"Such" ile "a" arasındaki sıraya dikkat et: "such a", tersi değil. "A such good cook" yanlıştır. Bu sıra, Türkçedeki "öyle iyi bir aşçı" dizisine de benzer: güçlendirici önde, "bir" ya da "a" onun arkasında.

So much, so many

Bir miktarı güçlendirmek için "so much" ve "so many" kullanılır. Sayılamayan isimlerle "so much", sayılabilen çoğul isimlerle "so many": "There's so much food!" o kadar çok yemek var ki, "There are so many people!" o kadar çok insan var ki. Bu, miktarlarda gördüğün "much" ve "many" ayrımının güçlendirilmiş biçimidir.

Sonuç: so … that, such … that

"So" ve "such" çoğu zaman bir sonucu da taşır. Sonuç "that" ile gelir: "The börek was so good that I ate three pieces" börek o kadar güzeldi ki üç dilim yedim, "It was such a hot day that we stayed inside" öyle sıcak bir gündü ki içeride kaldık. Günlük konuşmada "that" sık sık düşer: "It was so good I ate three pieces".

Türkçe köprüsü

Türkçede bu tür vurgular "o kadar", "öyle" ve "çok" sözcükleriyle yapılır ve bunlar hem sıfatlarla hem isim gruplarıyla aynı biçimde kullanılır: "o kadar lezzetli", "o kadar iyi bir aşçı". İngilizce ise bir ayrım yapar: sıfat tek başınaysa "so", arkasında bir isim varsa "such". Bu yüzden Türkçeden gelen biri kolayca "so a good cook" ya da "such delicious" gibi karışık biçimler kurar.

Sonuç cümlelerinde iki dil birbirine şaşırtıcı biçimde yakındır. Türkçede "O kadar lezzetliydi ki üç dilim yedim" deriz; İngilizcede "It was so delicious that I ate three pieces". Türkçedeki "ki" sözcüğü İngilizcedeki "that" ile aynı yerde durur ve aynı işi görür. Türkçede "ki" düşmez, İngilizcede ise "that" konuşmada sık sık atlanır.

Ünlem cümlelerinde de bir karşılık vardır. Türkçede "Ne güzel bir gün!" deriz. İngilizcede bunun en doğal karşılığı "What a beautiful day!" ya da "It's such a beautiful day!" olur. "What a" kalıbı da, tıpkı "such a" gibi, tekil sayılabilen bir isimle gelir.

Gerçek hayattan örnekler

Yemekten sonra Zeynep, babaannesinin evindeki akşamı Daniel'e anlatıyor.

Zeynep'in anlatımında dört vurgu farklı biçimlerde geldi: isim grubuyla "such a lovely evening", sayılamayan isimle "so much food", sıfatla "so friendly", bir de sonuçla "so full that". Türkçe çeviride hepsinin yerini "öyle" ve "o kadar" aldı.

Daniel'in aklına İzmir'in havası takılıyor.

Daniel'in sorusunda "so hot" bir sıfatı vurguladı; Zeynep'in cevabı ise "so … that" ile bir sonuç kurdu.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "She's so a good cook." ✓ "She's such a good cook." Arkasında bir isim olan bir grubu güçlendirmek için "such" kullanılır.
Doğrusu

Hata, Türkçedeki "o kadar" sözcüğünün hem sıfatla hem isimle aynı kalmasından gelir.

Ters yönde de bir kayma olur: "The weather is such good." Sıfat tek başınaysa "so" gerekir: "The weather is so good". Ya da isimle: "It's such good weather". Karar vermek için sıfatın arkasına bak: bir isim varsa "such", yoksa "so".

Mini alıştırma

  1. "Bu film o kadar sıkıcı ki" cümlesinde "so" mu, "such" mı kullanılır?
  2. "Öyle güzel bir ev" İngilizcede nasıl söylenir?
  3. "O kadar çok insan vardı ki" cümlesinin başını İngilizce kur.
  4. "They are such a nice people" cümlesini düzelt.
  5. "O kadar yorgundum ki erken yattım" cümlesini İngilizceye çevir.

Cevaplar

  1. "So": "This film is so boring."
  2. "Such a beautiful house."
  3. "There were so many people…"
  4. "They are such nice people."
  5. "I was so tired that I went to bed early."

Sesli tekrar görevi

Son olarak iki sonuç cümlesi kur: biri "so … that", biri "such … that" ile: "It was so cold that…", "It was such a good film that…". Kaydını dinlerken her "so" ve "such" sonrasına bak: bir isim varsa "such", yoksa "so" kullandığından emin ol.

Özet kartı

  1. So + sıfat ya da zarf: so delicious, so kind, so quickly.
  2. Such a / an + sıfat + tekil isim: such a good cook, such an old house.
  3. Such + sıfat + çoğul ya da sayılamayan isim, "a" yok: such nice people, such good weather.
  4. So much + sayılamayan, so many + çoğul: so much food, so many people.
  5. Sonuç: so … that, such … that; konuşmada "that" düşebilir.
  6. Türkçedeki "o kadar" ve "öyle" İngilizcede sıfatla "so", isim grubuyla "such" olur; "ki" = that; "Ne güzel bir gün!" = What a beautiful day!

Sonraki derse köprü

İzmir'deki son gününde Zeynep, Daniel'den bir mesaj alıyor: "So, which city do you prefer? İzmir or London?" Zeynep bir anda cevap veremiyor; iki şehrin de sevdiği ve sevmediği yanları var. Bu modülde öğrendiğin her şey, yani sıfatların sırası, karşılaştırma, üstünlük, eşitlik, zarflar, "too", "enough", "so" ve "such", tam böyle bir soruyu cevaplamak için vardır. Sıradaki tekrar dersinde iki şehri karşılaştıran kısa bir metin yazacaksın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: fırından yeni çıkmış, üstü kızarmış bir börek; buharı yükselir. Zeynep'in mesajında "so a good cook" kırmızıya döner; Daniel'in düzeltmesinde "such a good cook" yeşil belirir.
  • So ve such bölümü: iki yol ayrımı; sıfat tek başınaysa "so" yoluna, arkasında bir isim varsa "such" yoluna gider. Her yolun sonunda örnek bir cümle belirir.
  • Such a sırası: "such", "a", "good", "cook" kartları sırayla dizilir; "a such" dizisi kırmızı bir çarpıyla düşer.
  • Sonuç bölümü: "so full that" cümlesinde bir tabak ve yanında kıpırdayamayan, gülen bir figür.
  • Türkçe köprüsü: "o kadar lezzetli ki" cümlesindeki "ki" sözcüğü, İngilizce tarafta "that" ile aynı renkte yanar.
  • Türkçe metinler Matilda'nın sesiyle. Zeynep coşkulu, Daniel sıcak ve şakacı bir tonla.
  • Kişiler ve akşam yemeği kurgu.

Modül 2.2 — Karşılaştırma

Hedef: İnsanları, yerleri ve eşyaları karşılaştırır.