İçeriğe geç

Ders EN2.12 · A2 · Modül 2.2

Too ve enough

1.144 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Too + sıfat ya da zarf: gerekenden fazla, bir sorun: too thin, too fast.
  2. Too … to + fiil, too … for + kişi: too hot to drink, too small for me.
  3. Too much + sayılamayan, too many + sayılabilen çoğul: too much sugar, too many people.
  4. Sıfat + enough: thick enough, old enough; enough + isim: enough flour, enough time.
  5. Very övgü ya da vurgu, too sorun: very nice ama too hot.
  6. Türkçedeki "çok" iki anlama gelir; "fazla" genellikle too; "yeterince kalın" İngilizcede "thick enough" olur.

Merak sorusu

Zeynep oklavayı eline alıp babaannesini taklit etmeye çalışıyor. Birkaç hamleden sonra hamur ortasından yırtılıyor. Babaanne gülerek bakıyor: "Kızım, hamur fazla inceldi; biraz da acele ettin." Zeynep olayı Daniel'e yazarken duraksıyor: "The dough was very thin and I worked very fast." Sonra düşünüyor: "very" bir sorun olduğunu anlatıyor mu?

Anlatmıyordu. "Very thin" çok ince demektir ama bunun iyi mi kötü mü olduğunu söylemez; ince bir hamur pekâlâ istenen şey olabilir. Zeynep'in anlatmak istediği ise bir sorundu: hamur gerekenden inceydi ve bu yüzden yırtıldı. İngilizce bu "gerekenden fazla" anlamı için ayrı bir sözcük kullanır: "too". Tersini, yani "istenen kadar" anlamını ise "enough" taşır. Bu ders, bu iki küçük sözcüğü ve cümledeki yerlerini anlatıyor.

Anlatım

Too: gerekenden fazla

"Too" bir sıfatın ya da zarfın önüne gelir ve bir şeyin gerekenden, istenenden fazla olduğunu, yani bir sorun yarattığını anlatır: "The dough is too thin" hamur fazla ince, "You're working too fast" fazla hızlı çalışıyorsun, "This coffee is too hot" bu kahve fazla sıcak.

"Too" ile "very" arasındaki fark önemlidir. "The coffee is very hot" kahve çok sıcak demektir; belki tam da istediğin gibidir. "The coffee is too hot" ise kahvenin içilemeyecek kadar sıcak olduğunu söyler. "Too" her zaman bir sorunun, bir engelin habercisidir.

Too ile sonuç: to ve for

"Too" çoğu zaman sonucunu da söyler. Neyin yapılamadığını anlatmak için "to" ve bir fiil gelir: "The coffee is too hot to drink" kahve içilemeyecek kadar sıcak, "I'm too tired to go out" dışarı çıkamayacak kadar yorgunum. Kimin için sorun olduğunu söylemek için "for" gelir: "These shoes are too small for me" bu ayakkabılar bana küçük.

Too much ve too many

Bir isimden önce "too" tek başına kullanılmaz; miktar sözcükleriyle birleşir. Sayılamayan isimlerle "too much", sayılabilen çoğul isimlerle "too many" gelir: "too much sugar" fazla şeker, "too many people" fazla insan. Bu, miktarlar dersindeki "much" ve "many" ayrımının aynısıdır.

Enough: yeterince

"Enough" yeterli ölçüyü anlatır, ama cümledeki yeri "too" ile terstir. Bir sıfat ya da zarfla kullanıldığında onun arkasına gelir: "thick enough" yeterince kalın, "old enough" yeterince büyük, "fast enough" yeterince hızlı. Bir isimle kullanıldığında ise ismin önüne gelir: "enough flour" yeterli un, "enough time" yeterli zaman.

Olumsuz cümlede "not … enough" bir eksikliği anlatır: "The dough isn't thick enough" hamur yeterince kalın değil. Sonucu söylemek için yine "to" gelebilir: "She's old enough to drive" araba kullanacak yaşta.

Türkçe köprüsü

Türkçede "çok" sözcüğü hem "very" hem "too" anlamında kullanılabilir. "Kahve çok sıcak" cümlesi, kahvenin güzel sıcak olduğunu da, içilemeyecek kadar sıcak olduğunu da anlatabilir; hangisi olduğunu tondan ve bağlamdan anlarız. İngilizce bu iki anlamı iki sözcüğe ayırır. Türkçe konuşanlar bu yüzden bazen "The hotel was too nice" gibi cümleler kurar; oysa bu, otelin rahatsız edecek kadar güzel olduğunu söyler. Övgü için "very" gerekir: "The hotel was very nice".

"Fazla" sözcüğü ise "too" ile daha iyi örtüşür: "fazla ince", "fazla hızlı", "fazla şeker". Bir sorun anlatırken Türkçede "fazla" diyebiliyorsan, İngilizcede büyük olasılıkla "too" gelir. "İçilemeyecek kadar sıcak" gibi "-emeyecek kadar" kalıpları da İngilizcedeki "too … to" yapısının tam karşılığıdır.

"Yeterince" sözcüğünün sırası ise iki dilde farklıdır. Türkçede "yeterince" sıfattan önce gelir: "yeterince kalın". İngilizcede "enough" sıfattan sonra gelir: "thick enough". İsimlerle ise iki dil aynı sırayı izler: "yeterli un" ve "enough flour". Bu yüzden asıl tuzak sıfatlarladır: "enough thick" yanlış, "thick enough" doğrudur.

Gerçek hayattan örnekler

Babaanne hamuru yeniden yoğuruyor ve Zeynep'e sabırla anlatıyor. Zeynep de her şeyi İngilizceye çevirip Daniel'e gönderiyor.

Zeynep'in mesajında "enough" iki kez sıfattan sonra geldi: "thick enough", "patient enough". "Too" ise iki kez sıfattan önce: "too fast", "too nervous". Türkçe çevirideki "-miş" eklerine dikkat et; Zeynep babaannesinin sözlerini aktarıyor, İngilizce ise bunu "Grandma says" ile gösteriyor.

Daniel gülerek cevap veriyor.

Daniel'in cümlesinde iki "too" var ve anlamları farklı: "too impatient" fazla sabırsız, cümlenin sonundaki "too" ise "de, da" anlamında. İkinci kullanım cümlenin sonunda durur ve bir sorun anlatmaz.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "The dough isn't enough thick." ✓ "The dough isn't thick enough." "Enough" bir sıfattan sonra gelir.
Doğrusu

Hata, Türkçedeki "yeterince kalın" dizilişini İngilizceye olduğu gibi taşımaktan gelir.

Övgü cümlelerinde de bir tuzak var: "The film was too good" demek, filmin rahatsız edecek kadar iyi olduğu gibi tuhaf bir anlam taşır. Bir şeyi övmek için "very" kullanılır: "The film was very good". Türkçedeki "çok" sözcüğü her iki anlama da geldiği için bu karışıklık sık yaşanır.

Mini alıştırma

  1. "Bu çanta bana fazla ağır" cümlesini İngilizceye çevir.
  2. "The tea is very hot" ile "The tea is too hot" arasındaki fark nedir?
  3. "Yeterince zamanımız yok" nasıl söylenir?
  4. "She isn't enough tall" cümlesini düzelt.
  5. "Fazla insan" ve "fazla su" nasıl söylenir?

Cevaplar

  1. "This bag is too heavy for me."
  2. Birincisi çay çok sıcak, ikincisi çay içilemeyecek kadar sıcak; bir sorun var.
  3. "We don't have enough time."
  4. "She isn't tall enough."
  5. "Too many people" ve "too much water".

Sesli tekrar görevi

Ardından "enough" ile dört cümle kur: ikisi sıfatla, "My flat isn't big enough", "I'm old enough to…"; ikisi isimle, "I don't have enough time", "We have enough food". Son olarak bir şeyi "very" ile öv ve aynı cümleyi "too" ile söyleyip anlam farkını dinle. Kaydında "enough" sözcüğünün sıfatlardan sonra geldiğinden emin ol.

Özet kartı

  1. Too + sıfat ya da zarf: gerekenden fazla, bir sorun: too thin, too fast.
  2. Too … to + fiil, too … for + kişi: too hot to drink, too small for me.
  3. Too much + sayılamayan, too many + sayılabilen çoğul: too much sugar, too many people.
  4. Sıfat + enough: thick enough, old enough; enough + isim: enough flour, enough time.
  5. Very övgü ya da vurgu, too sorun: very nice ama too hot.
  6. Türkçedeki "çok" iki anlama gelir; "fazla" genellikle too; "yeterince kalın" İngilizcede "thick enough" olur.

Sonraki derse köprü

Akşam babaannenin böreği fırından çıkıyor ve Zeynep'in ağzından bir cümle kaçıyor: "It's so delicious!" Birkaç dakika sonra Daniel'e yazıyor: "My grandmother is such a good cook!" İki cümle de bir duyguyu, bir hayranlığı güçlendiriyor, ama biri bir sıfatla, öteki bir isimle birlikte geliyor. Türkçede ikisi de "öyle" ya da "ne kadar" ile söylenebilir. Sıradaki derste bu iki vurgu sözcüğünü öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: tezgâhta un serpilmiş bir tahta; Zeynep'in elindeki oklava hızla gidip gelir ve hamur ortadan yırtılır. Babaannenin gülen yüzü belirir.
  • Too ve very: iki termometre; "very hot" termometresi yeşil bölgede, "too hot" termometresi kırmızı bölgenin de üstünde, yanında içilemeyen bir fincan.
  • Enough bölümü: bir ölçü çizgisi; "thick enough" söylendiğinde hamurun kalınlığı çizgiye tam ulaşır. "Enough" sözcüğü sıfattan sonra, isimle birlikteyse isimden önce kutusuna yerleşir.
  • Türkçe köprüsü: "çok" sözcüğü ikiye ayrılır; bir yanda gülen bir yüzle "very", öbür yanda kaşları çatılmış bir yüzle "too".
  • Seslendirmenin Türkçe kısmı Matilda'dan. Babaanne sabırlı ve şefkatli, Daniel şakacı bir tonla.
  • Kişiler kurgu.

Modül 2.2 — Karşılaştırma

Hedef: İnsanları, yerleri ve eşyaları karşılaştırır.