Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kalıp: am / is / are + going to + yalın fiil: I'm going to visit my parents.
- Önceden verilmiş kararlar ve planlar için kullanılır.
- Görünen bir işarete dayanan tahmin: Look at those clouds. It's going to rain.
- Olumsuz: I'm not going to… Soru: Are you going to…? What are you going to do?
- Zaman: tomorrow, this weekend, next week, next month; "next" edat almaz. In two weeks = iki hafta sonra.
- Türkçedeki "-ecek" ekinin "karar verdim" anlamı; konuşmada "gonna" duyulur ama yazıda "going to" kullanılır.
Merak sorusu
Daniel'in mesajı hâlâ ekranda duruyor; gelecek ay için ne planladığını merak ediyor. Zeynep cevap yazmaya başlıyor: "Next month I go to İzmir. I visit my parents." Sonra duraksıyor; bu cümleler geniş zamanda, yani her ay İzmir'e gidiyormuş gibi okunuyor. Siliyor ve yeniden yazıyor: "Next month I'm going to visit my parents in İzmir!"
Türkçe "Gelecek ay İzmir'e gideceğim" cümlesinde bütün yükü "-eceğim" ekine bırakır. İngilizcede ise geleceği anlatmanın birkaç yolu vardır ve her biri geleceğe farklı bir açıdan bakar. İlki, önceden düşünülmüş, karar verilmiş planları anlatan "going to" kalıbıdır. Bu ders o kalıbı, kuruluşunu ve ne zaman kullanıldığını anlatıyor.
Anlatım
Kalıp: am/is/are + going to + yalın fiil
"Going to" kalıbı üç parçadan kurulur: "to be" fiilinin şimdiki biçimi, "going to" ve fiilin yalın hâli. "I'm going to visit my parents" annemle babamı ziyaret edeceğim, "She's going to start a new job" yeni bir işe başlayacak, "We're going to move house" taşınacağız.
"To be" parçası özneye göre seçilir: "I am", "he is", "they are". Konuşmada hemen her zaman kısalır: "I'm going to", "he's going to", "they're going to". "Going to" ise hiç değişmez; arkasındaki fiil de her zaman yalındır.
Ne anlatır: önceden verilmiş kararlar
"Going to", konuşmadan önce düşünülmüş ve karar verilmiş bir planı anlatır. Zeynep İzmir'e gitmeye haftalar önce karar vermiş, belki bileti bile almıştır. "I'm going to visit my parents" dediğinde, bu kararın zaten verilmiş olduğunu söyler.
Bu kalıbın ikinci bir kullanımı da vardır: şu anda gördüğün bir işarete dayanan tahmin. Gökyüzü kararıyorsa "Look at those clouds. It's going to rain" dersin. Tahmin, gözünün önündeki bir kanıta dayanır. Bu iki kullanımı birbirinden ayıran şey bağlamdır; ikisinde de gelecekteki olay bugünden görünür durumdadır.
Olumsuz ve soru
Olumsuz için "to be" fiilinin arkasına "not" gelir: "I'm not going to buy a car" araba almayacağım, "He isn't going to come" gelmeyecek. Soru için "to be" öznenin önüne geçer: "Are you going to travel this summer?" bu yaz seyahat edecek misin. Kısa cevaplar da "to be" ile verilir: "Yes, I am", "No, she isn't".
Bilgi sorularında soru sözcüğü en başa gelir: "What are you going to do?" ne yapacaksın, "Where are they going to live?" nerede yaşayacaklar, "When is she going to call?" ne zaman arayacak. Bu yapı, şimdiki zamandaki soruların iskeletiyle aynıdır; yalnızca fiilin yerine "going to" ve yalın fiil gelir.
Gelecek zaman ifadeleri
Planlar çoğu zaman bir zaman ifadesiyle gelir: "tomorrow" yarın, "this weekend" bu hafta sonu, "next week" gelecek hafta, "next month" gelecek ay, "next year" gelecek yıl. "Next", geçmişteki "last" gibi davranır: önüne ne "the" ne de bir zaman edatı alır. "Next Monday" doğrudur, "on next Monday" yanlıştır.
Bir süre sonrasını anlatmak için "in" kullanılır: "in two weeks" iki hafta sonra, "in a month" bir ay sonra. Geçmişte "ago" nasıl şimdiden geriye sayıyorsa, "in" de şimdiden ileriye sayar: "two weeks ago" iki hafta önce, "in two weeks" iki hafta sonra.
Türkçe köprüsü
Türkçede gelecek için tek bir ek vardır: "-ecek, -acak". "Gideceğim", "yağmur yağacak", "yarın arayacağım"; hepsinde aynı ek iş görür. İngilizce ise geleceği niyete, tahmine ve kesinliğe göre ayırır. "Going to" bunların ilkidir ve Türkçedeki "-ecek" ekinin özellikle "karar verdim, yapacağım" anlamına denk gelir. Türkçede bu anlamı vurgulamak istediğimizde bazen "gitmeyi düşünüyorum" ya da "gitmeye karar verdim" deriz; "going to" bu anlamı kendi içinde taşır.
"Going" sözcüğü Türkçe konuşanı bir an şaşırtabilir, çünkü "go" gitmek demektir ve "going to" sanki "bir yere gidiyorum" gibi okunur. Oysa burada "going to" artık bir hareket anlatmaz; geleceği gösteren kalıplaşmış bir parçadır. Bu yüzden "I'm going to go to İzmir" cümlesinde iki "go" yan yana gelebilir ve bu tamamen doğaldır: ilki kalıbın parçası, ikincisi asıl fiildir.
Konuşmada "going to" çoğu zaman kısalır ve "gonna" gibi duyulur: "I'm gonna visit my parents". Bu söyleyişi dizilerde, şarkılarda ve günlük konuşmada sık duyacaksın. Anlamak için tanıman yeter; ama resmî yazıda ve sınavda "going to" biçimini kullan.
Gerçek hayattan örnekler
Zeynep, Daniel'e planlarını ayrıntılı olarak yazıyor.
Zeynep'in bütün planları "going to" ile kuruldu: karar verilmiş, bileti alınmış bir tatil. "In two weeks" ileriye doğru bir süre ölçtü; "I'm not going to work" ise olumsuz bir kararı anlattı.
Daniel de kendi planlarını paylaşıyor.
Daniel'in sorusu "Are you going to…?" ile, kendi planı "I'm going to…" ile kuruldu. İki cümlede de "going to" sonrasındaki fiiller yalın kaldı: "bring", "learn".
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "I going to visit my parents." ✓ "I'm going to visit my parents." "Going to" kalıbında "to be" fiili zorunludur.
Hata, Türkçedeki "ziyaret edeceğim" sözcüğünün tek parça olmasından ve "going to" sözcüklerinin geleceği tek başına göstereceğini sanmaktan gelir.
Bir başka yaygın hata da "going to" sonrasına fiilin başka bir biçimini koymaktır: "I'm going to visited" ya da "She's going to visits". "Going to" sonrasında fiil her zaman yalındır: "I'm going to visit", "She's going to visit".
Mini alıştırma
- "Gelecek yıl İspanyolca öğreneceğim" cümlesini "going to" ile kur.
- "Bu hafta sonu ne yapacaksın?" sorusunu İngilizce sor.
- "On next Friday" ifadesini düzelt.
- "Two weeks ago" ile "in two weeks" arasındaki fark nedir?
- "He not going to come" cümlesini düzelt.
Cevaplar
- "I'm going to learn Spanish next year."
- "What are you going to do this weekend?"
- "Next Friday"; "next" ile edat kullanılmaz.
- Birincisi iki hafta önce, ikincisi iki hafta sonra.
- "He isn't going to come."
Sesli tekrar görevi
Ardından bir arkadaşına planlarıyla ilgili üç soru sor ve cevaplarını da kendin ver: "Are you going to travel this summer?", "What are you going to do next weekend?". Son olarak pencereden bak ve gördüğün bir işarete dayanan bir tahmin söyle: "It's going to be sunny", "It's going to rain". Kaydını dinlerken her cümlede "am", "is" ya da "are" parçasının yerinde olduğundan emin ol.
Özet kartı
- Kalıp: am / is / are + going to + yalın fiil: I'm going to visit my parents.
- Önceden verilmiş kararlar ve planlar için kullanılır.
- Görünen bir işarete dayanan tahmin: Look at those clouds. It's going to rain.
- Olumsuz: I'm not going to… Soru: Are you going to…? What are you going to do?
- Zaman: tomorrow, this weekend, next week, next month; "next" edat almaz. In two weeks = iki hafta sonra.
- Türkçedeki "-ecek" ekinin "karar verdim" anlamı; konuşmada "gonna" duyulur ama yazıda "going to" kullanılır.
Sonraki derse köprü
Zeynep mesajını gönderirken telefonu çalıyor. Arayan Sophie: "I'm making tea, but there isn't any milk!" Zeynep düşünmeden cevap veriyor: "Oh, don't worry. I'll buy some on my way home." Bu karar önceden verilmedi; tam o anda, konuşma sırasında doğdu. İngilizce, bu tür anlık kararları "going to" ile değil, başka küçük bir sözcükle anlatır. Sıradaki derste o sözcüğü ve tahminlerdeki kullanımını öğreneceksin.